GenelYENİ GÜN RÖPORTAJ: Belediye Başkanı Ercengiz gazetemize konuştu

3 sene ago

Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Gazetemiz Muhabiri Hacer Zeren’le gerçekleştirdiği söyleşide ilginç değerlendirmelerde bulundu. Başkan Ercengiz, süt’te oluştuğu öne sürülen krize, Depremevleri mevkii’nde yapılması beklenen Toplu Konut’ların şartlarına, İstasyon Caddesi’nin ticari bir cadde olduğuna dair eleştirilere, köyden kente göçlerle ilgili farklı görüşlerle ilgili düşüncelerine kadar şehrin gündeminde olan her konuda Muhabirimiz Hacer Zeren’in sorularını yanıtladı.

Süt’teki krizle ilgili olarak, üretici birliklerinin, üreticiyi değil, rantiyeyi destekler nitelikte açıklamalar yaptıklarını söyleyen Başkan Ercengiz, ‘Vatandaş süt’e değer veriyorsa neden 70 kuruya satıyor?’ diye sordu. İstasyon Caddesi’nin ticari bir proje olduğu ile ilgili eleştiriler hakkında ‘biz orayı kimsenin kesesine para girsin diye yapmadık’ açıklaması yaptı.

Hacer Zeren: Biz Bozkurt Mahallesi’nde, vatandaşlarla görüştük. Oradaki vatandaşlar TOKİ haberinden çok memnunlar. Zaten harabe vaziyetteymiş o evler. Fakat, orada toplu konut sahibi olmanın şartlarını çok iyi bilmediklerini dile getirdiler. Ne zaman açıklanacak yeni şartlar?

Başkan Ercengiz: Biz başında da söyledik. Bu işi Toplu Konut İdaresinin yapması doğru olanıdır. Bizim asıl istediğmiz; bu işin devlet eliyle, kâr amacı gütmeden, dar gelirli vatandaşın konut sahibi yapılmasıdır. Özellikle TOKİ’yi ısrarla istememizin nedeni buydu. Bununla ilgili daha önce bir girişimde bulunmuştuk. Bununla ilgili herhalde Toplu Konut İdaresi’nde iş yoğunluğu ve koşullar oluşmaması nedeniyle bu çağrımıza bir yant bulamamıştık. Çünkü; 1971 yılında yapılan Depremevleri Afet konutları, şu an zaten kendi genel görüntüsü itibariyle de afet görmüş gibi. Binaların durumu çok iyi değil. Yaşanabilir binalar değil. Şunu hep söylüyorum; Burdur Belediye Başkanı olmasaydım da Burdur için kaygı taşıyan bir insanım ben. İnsanların insanca yaşaması gerektiğine savunan, insanların en iyisine, en güzeline lâyık olduğunu düşünen bir insanım. Arıtma, içme suyuna el attık. Bizim hedefimiz; daha yaşanılabilir, çağdaş bir kent oluşturmak. Burdur, istenildiğinde çok çabuk toparlanabilecek bir şehir. Burada, 100-155-200 milyon liralık bir yatırım, Burdur için yapılıyorsa, beş senede bu yatırımlar tamamlanırsa Burdur, Türkiye’nin en çağdaş şehirlerinden biri olur. Biz Burdur’un hem insan yapısını, hem şehir alt yapısını, hem de en önemlisi Burdur’un buna yatkınlığını bilen bir insanız. Burdur, yenilikleri çok kolay sindirebilen, özümseyebilen ve bunu sürdürebilen bir şehir. Biz burada bu değişimin, dönüşümün –adı ne olursa olsun- kelimeler takıldığımız yok. Adı ne olursa olsun, yeter ki vatandaşımızın yaşam koşullarını bu kötü halinden daha iyiye dönüştürebilelim, değiştirelim. Bizim hedefimiz o.

‘İSTASYON CADDESİ’Nİ BİRİLERİNİN CEBİNE PARA GİRSİN DİYE YAPMADIK’

Sayın Başkan İstasyon Caddesi’nin tamamen ticari bir yatırım olduğuna dair eleştiriler var?

Burdur’da en çok şikâyet edilen şey; kaynağın Isparta’ya, Antalya’ya gitmesiyle ilgili bir şikâyet var değil mi? Biz ekonomimizi Burdur’da tutalım diyoruz. Eğer; bir Alış-veriş Merkezimiz yoksa, ticari alanlar yoksa, fabrikalar yoksa… İstasyon Caddesi Burdur’un marka caddesi oldu. 6 ay, 1 sene önce bu caddeye yatırım yaparken, kimsenin kesesine para girsin diye yapmadık. Bizim böyle bir düşüncemiz olmadı. Şu anda Burdur’a yakışanı yapmaya çalışıyoruz. Biz şu anda Namık Kemal Caddesi’nde de kaldırımları yeniledik, ışıklandırmalarını yaptık. Buyursun, orada da ticaret yapsın vatandaşımız.   Orada da güzel dükkânlar açılsın. Esnafımız, önce vitrinini yenilesin. Ben çayı İstasyon Park’ta 1.25’e satarken, İstasyon Caddesi’ndeki herhangi bir kafede 3-5 lira. Vatandaşımız orada oturmayı tercih ediyorsa, orayı tercih ediyorsa, ki bu bir tercih yaratmaktır. Biz tercihleri sunalım da vatandaş tercihini yapsın. Hep bu düşünceyi geniş tutamadığımız için büyütemedik Burdur’u. O zaman gidelim Bağlar Mahallesi’ne cadde yapalım. İnsanlar gider mi oraya?

Kalekapı Caddesi’ni ikinci marka cadde yapma girişimleriniz ne oldu?

Orada bir ihale yapacaktık. Orada bir taş ihalemiz vardı. İhalede sorun çıktı. Orayı da yapacağız.

‘BİZİM KÖYLÜMÜZ ÜRETİR

Sayın Başkan, son zamanlarda köyden kente göçler gündemde. Değişik görüşler var; ‘köyden kente göçü önlemek yerine, göç eden insanların yaşam şartlarını iyileştirelim, ya da köyden kente göçü önleyelim’ şeklinde. Siz hangi görüşe katılıyorsunuz?

Ben tam tersini düşünüyorum. Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük projelerinden biri Köy Enstitüleri idi. Köy Enstitüleri sadece öğretmen yetiştirmedi, köyüne gidip katkı sağlayacak, oraya gidip çobanlığı öğretecek, orada ziraati, hayvancılığı, tarımı öğretecek, insanlığı öğretecek, yaşam koşullarını değiştirecek bir projeydi. 18 bin köy çocuğu eğitildi. Köylü buradan geliyor Başmakçı yumurtası, bulgur, tarhana alıyor. Yanlış. Bu 18 bin köy çocuğunun her birini bir mum olarak değerlendirirseniz, her biri gidip diğer mumları yakıp, aydınlatmak üzere o köyleri, kent yapmak üzere eğitildi, donatıldı. Köylerde üretim daha anlamlı. Bugün interneti, elektriği, suyu olmayan köy yok. Sağlık, eğitim, üretim hizmetlerini eğer yaratırsanız, vatandaş köyünden niye kalkıp gelsin? Köylü 50 dönüm arazisini satıyor, burada 1 dönüm araziyi zor alıyor. Niye satsın? Ben, babamdan köylü çocuğuyum. Köylerdeki üretimi çok seven bir insanım. Köylerdeki üretimin düştüğünü görüyorum. Köylü geliyor Salı Pazarı’ndan alış-veriş yapıyor. Bugün Tunceli Ovacık Belediyesi’nin üretim yaptığını Türkiye konuşuyor. Bizim her yerimiz Ovacık. Benim köylüm kendisi üretebilen bir köylü. Ama siz bu insanın okulunu, sağlık ocağını elinden alırsanız, bu insanı şehirde asgari ücretle çalışacak bir siyasi anlayışı ortaya koyarsanız, bu köylüye siz gel derseniz. Benim köylüm üretken, ben buna inanıyorum. Süt projesinde de bunu yapmaya çalıştık; onlar ürettikçe biz sahip çıkalım, tüketelim. 78 bin nüfuslu şehir, 78 milyon nüfuslu insan 5 milyon insan. Hedef bu olsun sosyal proje olarak. Ben çaresizliği kabullenip, ‘napsın insanlar mecbur geliyor’ demek yerine, o insanlara orada proje üretilmesi taraftarıyım. Bizim köylülerimiz köyünde çok sağlam üretici olmalı.

Belediye birimlerinin çalışmaları nasıl gidiyor?

Oldukça iyi. Bütün birimlerimiz gibi. Belediyemizin bütün birimleri iyi çalışıyor.

‘DEVLET DESTEK VERİRSE TAŞERON İŞÇİLERİ KADROYA ALIRIZ’

Park ve Bahçelerde çalışan taşeron işçilerin kadroya alınma talebi vardı. Tabii bu merkezi hükümetin yapacağı bir şey…

Şimdi onlar çalışıyor. Biz onları herhangi bir siyasi görüşü, cinsiyeti, baş örtüsü, eteği için ayırmıyoruz. Çalışan başımızın tacı. Devlet bize bu yönde katkı, destek sağlarsa memnuniyetle. Neden olmasın…

Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyareti ile ilgili en çok merak edilen konulardan biri, kendisiyle basına kapalı bölümre ne konuştuğunuz. İçme suyu projesine destek verdiğini duyduk, ama kamuoyu işin gerçeğini merak ediyor. Kapalı kapılar ardında ne konuşulduğunu merak ediyor insanlar?

‘KAPALI KAPILAR ARDINDA SİYASET KONUŞMADIK’

Ne yapacağız yani? Biz Hacivat Karagöz müyüz? Sayın Cumhurbaşkanı geldi. Cümle aynen şu: Sayın Cumhurbaşkanı burada, Veysel Bey de buradaydı. Kendisi bize bu konuda destek verdiler. Bu şehrin en önemli ihtiyçlarından birisi, içilebilir içme suyunun olmayışı. ‘Veysel Bey duydunuz mu?’ dedi. Veysel Bey de ‘ilgileniyorum, takibindeyim’ dedi. Yatırım planına alınması gerektiğini söyledim. ‘Sayın Bakan kendileri takip edebilirler de, yatırım planına alınırsa iyi olur’ dedim. ‘Tamam Veysel Bey ilgilenin bu işle’ dedi. Sayın Cumhurbaşkanı ile kapalı kapılar arkasında herhangi bir görüşme de yapmadık. Biz Burdur’un geleceğine dair, Burdur’un beklenti ve taleplerini ilettik. İçme suyu da dahil. Sonuç itibariyle burada, bir Başbakan Yardımcısı, bölge milletvekilleri de vardı. Bölge milletvekillerine de takipçi olmalarını rica ettim; Burdur, Denizli, Isparta Milletvekillerine…

Doğa Tarihi Müzesi ziyaretçiye açıldı. Bu tür yerlerin ziyaretçiye açılmasını nasıl karşılıyorsunuz?

Restore edilip açılabilir. Olabilir. Fosil Müzesi. Bunlar şehir adına olumlu gelişmeler.

‘VATANDAŞ SÜT’E KIYMET VERSE 70 KURUŞA SATAR MI?’

Süt’teki kriz ve kırmızı et meselesine nasıl bakıyorsunuz?

Eğer arz fazlası yoksa, süt’ün normal satış fiyatı 1.15’in altında olmamalı.   Piyasada 80 kuruşa süt toplandığını duyuyoruz. Nasıl oluyor bu iş? Vatandaşın süt’ü kıymetli olsa 70 kuruşa satar mı süt’ü?

Bu konuda üretici birliklerinin açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Üreticiyi destekler açıklamalar yapılması gerekirken, ranta hizmet eden açıklamalar doğru değil. Biz Köy-Koop mandırasından ilk parti mandırasından ilk parti malzemesinden alıp gelip vatandaşımıza dağıtmaya başlıyoruz. Biz üreteni destekliyoruz. Sonuna kadar yanındayız.

Teşekkürler sayın başkan…

Kodlama : SadeMedia Interactive