Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Himmet Büke, Vatikan’ın Dijital arşivindeki el yazması eserleri tararken Yunus Emre’ye ait yeni bir divan buldu. Yaklaşık 400 sayfalık divanda Yunus Emre’nin 200’ün üzerinde şiiri bulunuyor.

“Yunus Emre’nin Türk milletinin, Türk kültürünün ve Türk dilinin en önemli simalarından, şahsiyetlerinden birisi olduğunu söyleyen Büke; “gerek dil tarihimiz, gerek kültür tarihimiz açısından Anadolu’daki Türk varlığının en önemli isimlerinden birisi Yunus Emre. Bizim bu nüshaları bulmamızdan hemen bir kaç hafta sonra 2021 yılı UNESCO tarafından Yunus Emre yılı, akabinde de Cumhurbaşkanlığı tarafından Yunus Emre ve Türkçe yılı olarak ilan edildi. Bizim bu nüshayı bulmamız bu açıklamalardan yaklaşık 5 ay önce oldu” dedi.

Çalışmalarının genel itibariyle eski Anadolu Türkçesi ve Klasik Osmanlı Türkçesi dönemleri olduğunu söyleyen Büke; “çalıştığımız eserler genelde el yazması eserler. Türkçe yazılmış el yazması eserler üzerine çalışıyoruz. Daha önce Fransa Milli Kütüphanesi’ndeki el yazması eserleri taramıştık. Daha sonra Vatikan Kütüphanesi’nin erişime açılan Dijital arşivine ulaştık. Bu arşivin Türkçe el yazmaları bölümünde yaklaşık 200’ün üzerinde eseri taradık ve eser taramalarım sırasında bir eserinde Yunus Emre’ye ait olduğunu fark ettik. Çünkü eserin alt kısmında ve giriş kısmında zaten Yunus Emre Divanı ibaresi bulunuyordu. İçeriğine baktığımızda, şiirleri incelediğimizde bu divanın Yunus Emre Divanı olduğunu görmüş olduk. Bu yeni nüsha bu şekilde ortaya çıkmış oldu.” ifadelerini kullandı.

Büke şunları söyledi; “Yunus Emre’nin bugüne kadar Yurt İçi ve Yurt Dışı nüshaları olmak üzere takriben 30’un üzerinde nüshası var. Bunların bir kısmı sağlam, bir kısmı ise daha az şiir veya da eksik durumda. Bizim bulduğumuz nüsha, Mürettep dediğimiz sağlam şekilde duran yani eksiği olmayan nüshalardan bir tanesi. Yunus’a ait takriben 200 şiir var ve 196 varak yaklaşık 400 sayfaya yakın bir eser. İçinde Yunus’un olduğu kesin olan şiirler de var. Bazı şiirlerde şu an için tartışmaya açık. Hangi şiirlerin Yunus’a ait olduğu da yıllardır süregelen bir tartışma. Dolayısıyla bu 200’e yakın şiir bugün ortaya konularak okuyucuların ve araştırmacıların takdirine sunuldu.”

Büke; “Yunus Emre ile alakalı bugün Eskişehir’de düzenlenen çok önemli ve kıymetli bir program vardı. Eskişehir Valiliği, Anadolu Üniversitesi, Osmangazi Üniversitesi, Eskişehir Teknik Üniversitesi, Mihalıççık Kaymakamlığı, Mihalıççık Belediyesi, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, Unesco Türkiye Masası ve Türk Ocakları Eskişehir Şubesi, Osmangazi Üniversitesi Yunus Emre Araştırma Merkezi (YUMER)’nin yürüttüğü çok değerli 50’ye yakın Akademisyenin Yunus hakkında çok değerli bilgiler sunduğu bir sempozyuma katıldık ve bugün Yunus Emre nüshasını açıkladık. Bu nüsha yeni bir nüsha, bu nüshadan daha önce sadece 1991 yılında Hollanda Leiden Üniversitesi öğretim üyesi Barbara Flamel bahsediyor, Vatikan Nüshası diyor ama eserin ne olduğu, kaç sayfa olduğu, içeriği hangi şiirlerinin bulunduğu, yazı tipi, dil özellikleri açısından her hangi bir bilgi verilmemiş. Dolayısıyla bizim bu çalışmamız sonucu bu eser ortaya çıkmış oldu. Yunus Emre ile ilgili pek çok çalışma var. İlk olarak Fuat Köprülü tarafından 1912 yılında yazılan makale ile başlıyor ve devamında yine Fuat Köprülü’nün yazdığı ‘Türk Edebiyatı’nda İlk Mutasavvıflar’ isimli eserle devam ediyor ve bu 110 yıllık süre içerisinde Yunus’la ilgili sayısı binleri bulan yayın vardır. Yunus Emre’nin hayatı da bilinmezliklerle dolu. Ne zaman nerede yaşadığı, ailesi ve hayatıyla ilgili, doğum ve ölüm tarihi konusunda çeşitli bilgiler, farklı iddialar var. Biz bu arşiv taramalarımız sırasında bir yeni belgeye daha ulaştık. Bir el yazma eserde bir sayfalık bölümde önemli şeyhlerin, tarikat büyüklerinin vefat tarihleri verilmiş. Bu belgede Akşemseddin’in vefat tarihi ile Emir Sultan’ın vefat tarihi arasında Yunus Emre’nin de vefat tarihide 842 olarak burada belirtiliyor. Tabiki daha önce Adnan Sadık Erzi’nin Beyazıt Umumi kütüphanesinde bulduğu belgede başka bir tarih var. Dolayısıyla bu belgelerde yeniden araştırmacılar tarafından yapılacak yeni araştırmalara kapı aralayacaktır. Burada bizim Yunus Emre hakkında çok yeni, çok bilinmez bilgilere ulaştık gibi bir iddiamız yok. Mevcut bilgilerle devam ediyoruz ama bu yeni nüsha Yunus Emre Divanı ile ilgili çalışmalarda yeni, müracaat edilecek bir kaynak olarak bir iki ay içerisinde okuyucusuyla buluşacak.” diye konuştu.