Burdur Jeoloji Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Hüseyin Tarhan, 22 mart dünya su günü ile ilgili basın açıklaması yaptı.

Tarhan, “Yüzyıllar boyunca medeniyetin beşiği olarak adlandırılan bölgeler hep su havzalarının yakınında kurulmuş, sulu topraklarda gelişmişlerdir. Ülkelerin doğal zenginliği olan suya  ihtiyaç arttıkça, daha fazla gereksinim olmaya başlayan tatlı su kaynaklarının korunarak, verimli ve planlı kullanımı daha önemli bir hale gelmiştir.” dedi.

Burdur Jeoloji Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Hüseyin Tarhan‘ın açıklaması şöyle; “Jeoloji Mühendisleri Odası olarak mesleğimizin uğraşı alanlarından birisi belki önem derecesinden ilk üçe girecek olan ‘SU’ insanlığın en önemli yaşamsal gereksinimiyle ilgili olarak 22 mart dünya su gününe kayıtsız kalmadığımızı bu açıklamayla gösterdiğimizi düşünüyoruz.

            Yerkürenin 3/4’ü su ile kaplı olmasına rağmen tatlı su miktarı ancak %2,5-3 kadardır. Yararlanılabilecek tatlı su miktarının %80’ninden fazlasının buzullarda olduğu dikkate alındığında geriye kalan %20’lik kısım yüzey ve yer altı sularının ancak %1-2 kadarının kullanma imkanı mevcuttur.

            Yüzyıllar boyunca medeniyetin beşiği olarak adlandırılan bölgeler hep su havzalarının yakınında kurulmuş, sulu topraklarda gelişmişlerdir. Ülkelerin doğal zenginliği olan suya  ihtiyaç arttıkça, daha fazla gereksinim olmaya başlayan tatlı su kaynaklarının korunarak, verimli ve planlı kullanımı daha önemli bir hale gelmiştir.

2007 yılı başlarında 6 yıl boyunca 2500 bilim adamının katkılarıyla hazırlanan ve Paris’te 100’den fazla hükümet temsilcisinin katılımıyla da tartışılarak onaylanan küresel iklim raporunda en önemli vurgunun ‘SU KITLIĞI ‘olduğu görülmüştür.

             Türkiye su kaynakları ve  bu su kaynaklarının kullanımı ve değerlendirilmesi konusundaki faaliyetleriyle çoğu  sorunlu ülkeye göre sorunsuz ülkelerden biri yada su miktarı açısından yeterli bir ülke olarak görünmesine rağmen özellikle kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 10000 m3 üstündeki ülkeler su zengini ülke, 3000 ile10000  m3 arasındaki su ‘yeterli suyu olan ülke’ye, 1000 ile 3000 m3 arasındaki su ‘su sıkıntısı olan ülke’ye, miktarı 1000 m3 ün altındaki ülkeler ise su fakiri ülkeye karşılık gelmektedir. Ülkemizde kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı ise yılda yaklaşık 1570 m3dür . Nüfusumuzun sürekli artacağı ve kullanılabilir su miktarı artmaması hatta azalacağı düşünülürse ileriki yıllarda su fakiri ülke gurubuna gireceğiz. Dünya su gelişme raporunda kullanılabilir su miktarına göre Türkiye dünyada 45. sırada yer almaktadır.

    Bu nedenle evde tasarruf küçümsenmeyecek kadar önemli ve şunları dikkat etmeliyiz.

    1-Musluk ve sifonlar bakımlı olmalı. Saniyede bir damla su, yılda 3 tonluk tüketime eşit.

    2-Çamaşır ve bulaşık makinaları tam doldurularak çalıştırılmalı

    3-150 litre su harcanan banyo yerine 50 litre su harcanan duş tercih edilmeli.

    4-Tıraş, el yıkama, diş fırçalama gibi işler sırasında açık bırakılan musluklardan dakikada yaklaşık 15-20 litre suyu boşa akıyor, kapalı tutulmalı.

    5-İçme suyu dışındaki suları birkaç kez kullanmaya çalışmalıyız

    6-Otomobil ve balkonları hortumla yıkamak yerine kova ve bez ile silerek yıkamak gerekir.

    7-Bahçeyi sulamak için buharlaşmanın az olduğu sabah yada akşamüstü saatleri seçilmeli.

            Dünya su formunun bu sene ülkemizde yapılıyor olması üç tarafı sularla çevrili ülkemizin ve katılan yetkililerin su konusunda ne kadar hassas oldukları görülmektedir.

             İlimizde ise en önemli sıkıntılardan biriside mevcut yer altı su seviyelerinin yer yer 6-10 m arası düştüğü göz önüne alınırsa bu düşüm iklim koşulları ile beraber çok sayıda izinsiz ve ehliyetsiz kişiler tarafından jeolojik ve hidrojeolojik etütlerin yapılmadan açılan sondajlardır. Tabi ki su sondaj kuyularının açılması gerekliliğini kabul ediyoruz ancak doğru etüt ve doğru kişiler tarafından yapılmasını savunuyoruz.

             Tarımsal sulamada da vahşi sulamanın önlenerek damlama ve yağmurlama sitemine geçiş ivedilikle sağlanmalı.

             Entegre su yönetimi anlayışıyla bir havzada yer alan tüm su kaynakları (yüzey, yer altı,ve kaynaklı su havza) bazında hidrojeolojik çalışmalar yapılmalı ve o havza için en uygun SU YÖNETİMİ modeli oluşturulmalıdır.