Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde başlatılan proje ile çiftçiler ek gelire kavuşacak.

 MAKÜ’de Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından desteklenen Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı kapsamında Ekonomik Değeri Olan Helix aspersa türü Kara Salyangozunun Burdur İli Hayvan Yetiştiriciliği için alternatif canlı olarak değerlendirilecek proje hayata geçirildi. 200 metrekare kuluçkahane, 200 metrekare de sera olmak üzere 400 metrekare alanda yürütülen Proje ile çiftçilere alternatif gelir kaynağı sağlanması hedefleniyor.

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi İstiklâl Yerleşkesi’ndeki Tarım, Hayvancılık ve Gıda Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi çiftliğinde hayata geçirilen, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafıdnan desteklenen, Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı, Burdur İli Sektörel rekabet Gücünün Arttırılması, Tarım ve Hayvancılıkta Farklılaşarak Bütünleşik Kalkınma, Ekonomik değeri olan Helix aspersa türü Kara Salyangozunun Açık ve Kapalı Sistemlerde Üretimi ve Burdur ili Hayvan Yetiştiriciliği İçin Alternatif Canlı olarak Değerlendirilmesi Projesi Makü Öğretim üyesi Prof. Dr. Zeki Yıldırım ve Doç.Dr. Mustafa Emre Gürlek tarafından yürütülüyor.

Proje ile ilgili bilgi veren Prof.Dr. Zeki Yıldırım “Salyangoz yetiştiriciliği çok uzun yıllardır hayalimiz. Bilimsel anlamda araştırıyoruz ama ekonomik anlamda da ülkemize ne katabilirizi araştırıyoruz. Yaklaşık Dört yıldır salyangoz yetiştiriciliği ile ilgili fizibilite çalışmaları yapıyoruz.” dedi.  

Yıldırım şunları söyledi; “en büyük sıkıntımız iç tüketim yok Türkiye’de. Sünni Türkler olarak yemiyoruz ama çevremizde diğer müslüman ülkeler bunu tüketiyor, Avrupa komple tüketiyor. Çok değerli bir besin. Özellikle son yıllarda Afrika’da açlığa karşı FAO’nun desteklediği ciddi salyangoz çiftlikleri kuruluyor. Çünkü balık eti kadar lezzetli eti var bunun. Esansiyel amino asitler bakımından zengin. Böyle olunca insanın yiyebileceği çok değerli bir gıda. Afrika’daki açlığa muhtemelen salyangozla çözüm bulmaya çalışıyorlar.”

Türkiye’de de bunun ekstra bir gelir aynağı olabileceğini anlatan Yıldırım; “biz 100 aileye beşer ton ürettirebilirsek 500 bin Kg. 4 Euro’ya satılıyor ham halde yani yıllık 200 bin Euro getirisi olur. Aile başına 200 bin liralık bir gelir garantisi var bu işin. Ama en gübüyük engelimiz, iç tüketim olmadığı için dışarı bağımlıyız. Dışarıya bağımlı olduğumuz için dışarıya satabilmemiz için 100-200 tona yakın üretimimiz olması lazım. Bizim 5 tonluk üretim tesisimiz gibi 40-50 üretim bandı kurabilirsek dışarıya tırla gönderebilecek hale gelirsek o zaman insanlar bu işten ekmek yemeye başlayacak. Mevzuattan da büyük sıkıntı çekiyoruz. Tarım Bakanlığı’na göre veya genel tarım anlayışıan göre bu bir su ürünü, karasal canlı olmasına rağmen su ürünleri bağlamında  değerlendiriyor ve su ürünleri muamelesi görüyor. Diğer taraftan karasal yaşadığı için kara hayvanı muamelesi görüyor. Yani balık veya keçi gibi muamele görüyor. Bu mevzuatın arasında sıkıştığı için üretici de 1 yılla 3 yıl arasında mevzuata takılıyor. Bu büyük sıkıntı. Üç yıl hiç bir şey üretmeden sadece mevzuatla uğraşmaya dayanamıyor insanlar, bir çok insan buna başladı ama bitiremedi. Gerek bakanlığımızdan gerek bu işe gönül vermiş insanlarımızdan bu işe bir el atmalarını istiyoruz. Bakanlığa bunu bir şekilde iletiyoruz ama henüz çözümlenmedi. Su ürünleri ihracatının en önemli kısmını salyangoz oluşturuyor, sadece piyasadan toplanmayla bu oluyor. Ama isteriz ki biz üretelim, hem doğaya zarar vermeyelim hem daha sağlıklı ürünler olsun ama mevzuatın mutlaka değişmesi lazım. Hayvancılığın her sektörüne destek var ama bu işe bir destek yok.  İç tüketimi olmasa bile satılması için bir teşviğe ihtiyacı var bu insanların. Bakanlık bugün özel bir sübvanse çıkarsa bu işe bine yakın insan başlayacak. Mevzuat düzenlenirse ülke için ciddi bir gelir kaynağı olacağına inanıyoruz” dedi.

            Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nin hayvancılık alanında pilot üniversitelerden birisi olduğunu söyleyen Doç.Dr. Mustafa Emre Gürlek ise “bu kapsamda Üniversitemiz Salyangoz çiftliği kurduk. Dört yıldır çalışmalarımız yürüyordu. Son iki yıldır da 200 metrekare kuluçkahane, 200 metrekarede sera olmak üzere kurduğumuz kompakt salyangoz çiftliğinde üretimlerimiz devam etmekte. Amacımız insanlara danışmanlık hizmeti, çiftçilere bu işin nasıl yapılacağını öğretmek ilk etapta” dedi.

             Gürlek; “Projemiz kapsamında Burdur’da 3 çiftçiye yavru ve yem desteği verdik. Şu anda onların üretimleri devam ediyor. Burdurlu çiftçilere bu yılda destek vereceğiz” diye konuştu.

            Salyangoz üreticiliğinin bayanlara uygun olduğunu anlatan Gürlek “daha çok bayanlara yönelik eğitim verdik. Kadın girişimcilerinde bu doğrultuda çok istekleri var. Günlük olarak çok zorlayıcı işler yok. Sabah gelip temizliğini yapıp, daha sonra yumurtaları alıp inkübasyona bırakıp daha önce alınmış yumurtalardan çıkan yavruları seraya koymak şeklinde günlük bir rutin var. Akşam üzeri de güneş batımına yakın yemlemesini yapacaklar. Aslında bakıldığında çok güzel bir ikinci iş. Bir köy de büyükbaş, küçükbaş yetiştiriciliğinin yanında yıllık ortalama 5 tonluk güzel bir çiftlik kurulup, 100 aileye kadar çıktığımızda yıllık 5-10 bin tonlara ulaşıldığında, kooperatifleşildiğinde çok güzel bir yan gelir olacak, çok güzel bir döviz girdisi olacak. Çifçtilere çok güzel bir alternatif gelir kaynağı. Mevzuatlardaki sıkışıklık aşıldığında çok güzel bir birinci iş olacak ama şu anda güzel bir alternatif yetiştiricilik olarak düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

            Dünyada Salyangoz üretim sektörünün önemli olduğuna dikkat çeken Gürlek; “şu anda İtalya Afrika’nın Kuzey ülkelerinde ürettirip tekrar satın alıp dünyaya satıyor, fason üretim yaptırıyor. Fransa ve Doğa Avrupa ülkeleri çok güzel üretimler yapıyor. Türk çiftçisinin bunu çok daha iyi yapacağını düşünüyorum. Yeter ki işi öğrensinler ve mevzuat önünü açsın. Salyangoz üretiminde Türkiye olarak şu anda sıralamaya girecek durumda değiliz. Kurmak isteyen yüzlerce insan var ama kredilendirmesi, yem desteği, anaç desteği var mı diye soruyorlar. Biz bilimsel anlamda üretim olarak desteğimizi veriyoruz ama kredilendirme ve destek geldiğinde bu işin önünün açılacağını düşünüyorum” diye konuştu.

            “Bu proje Burdur için büyük bir şans” diyen Gürlek “Burdur özelinde Türkiye geneli için bir şans olduğunu düşünüyorum. Üniversite özelinde bakıldığında Burdur’un bu işin merkezi olduğunu söyleyebiliriz. Tabi başka Üniversitelerde de çalışmalar sürüyor ama bu kapasitede böyle bir çiftlik kurup bu kapasiteye ulaşmış Türkiye’dkei ilk üniversite diyebiliriz. O yüzden bu şansı değerlendirip ulaşabildiğmiz kadar çiftçiye ulaşıp onları da bu fırsattan yararlandırmak istiyoruz” dedi.