<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Burdur Haberleri, Burdur Son Dakika Haber | Burdur Yenigün</title>
    <link>https://www.burduryenigun.com</link>
    <description>Burdur'dan en son dakika haberleri, güncel gelişmeler, siyaset, spor ve ekonomi haberleri anında Burdur Yenigün'de. Burdur'u etkileyen her şeyden ilk siz haberdar olun!</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.burduryenigun.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© 2025 Burdur Yenigün. Tüm hakları saklıdır. Burdur'un tarafsız ve güncel haber kaynağı.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 04 Jun 2026 07:09:13 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.burduryenigun.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[NE KADAR UYUYORUZ? Uyku Sürelerimiz...]]></title>
      <link>https://www.burduryenigun.com/ne-kadar-uyuyoruz-uyku-surelerimiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.burduryenigun.com/ne-kadar-uyuyoruz-uyku-surelerimiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapılan araştırmaya göre; Türkiye’de ortalama uyku süresi 6 saat 45 dakika oldu. Katılımcıların %55,5’i 7 saatten az uyurken, Türkiye’nin en büyük metropolleri İstanbul, Ankara, İzmir ve Kocaeli ortalamanın altında kaldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><strong>Türkiye’de ortalama uyku süresi 6 saat 45 dakika</strong></span></p>

<h4><span><strong>Onlinealarmkur.com tarafından yapılan araştırmaya göre Türkiye’de ortalama uyku süresi 6 saat 45 dakika oldu. Katılımcıların %55,5’i 7 saatten az uyurken, Türkiye’nin en büyük metropolleri İstanbul, Ankara, İzmir ve Kocaeli ortalamanın altında kaldı.</strong></span></h4>

<p><br />
Onlinealarmkur.com tarafından yapılan “Türkiye’de İnsanlar Kaç Saat Uyuyor” başlıklı araştırma, özellikle metropollerde uyku süresinin ülke ortalamasının altında kaldığını ortaya koydu. 79 ilden toplanan 1.005 geçerli yanıtla gerçekleştirilen araştırmaya göre, Türkiye’de gece ortalama uyku süresi 6 saat 45 dakika olarak ölçüldü. Araştırma, büyükşehirlerde yaşayanların daha az uyuduğunu ve ülke genelinde dikkat çekici bir uyku açığı oluştuğunu gösterdi.</p>

<p>Araştırmaya katılanların %31,3’ü geceleri 6 saatten az, %12,4’ü ise 5 saatten az uyuduğunu söyledi. Diğer bir deyişle her sekiz kişiden biri uyku açığı yaşıyor. Katılımcıların %55,5’i ise geceleri 7 saatten az uyuduğunu belirtti. Yetişkinler için önerilen, ortalama 8 saatlik uyku süresinin referans alındığı düşünüldüğünde, araştırma Türkiye’nin yıllık toplam uyku açığının yaklaşık 19 güne ulaştığını ortaya koydu.</p>

<p><strong>En uykusuz Mersin</strong></p>

<p>Şehir bazlı sonuçlarda, 6 saat 14 dakika ile en az uyuyan ilin Mersin olduğu görüldü. Türkiye’nin en yoğun nüfuslu şehirleri arasında yer alan İstanbul (6 saat 38 dakika), Ankara (6 saat 43 dakika), İzmir (6 saat 32 dakika) ve Kocaeli’nin (6 saat 16 dakika) ise ortalama uyku süresinde ülke ortalamasının altında kaldığı belirlendi. Araştırma sonuçları, metropol yaşamı ile uyku süresi arasında dikkat çekici bir ilişki olduğunu gösterdi.</p>

<p>En çok uyuyan il ise 7 saat 25 dakika ile Konya oldu. Onu Van (7 saat 8 dakika), Denizli (6 saat 57 dakika), Kahramanmaraş (6 saat 54 dakika), Manisa (6 saat 53 dakika) ve Bursa (6 saat 53 dakika) izledi.</p>

<p><strong>En çok Karadenizliler uyudu</strong></p>

<p>Bölgesel dağılımda Karadeniz, 7 saat 4 dakika ile en çok uyuyan bölge olarak öne çıktı. Onu Ege (6 saat 44 dakika), Güneydoğu Anadolu (6 saat 43 dakika) ve Marmara (6 saat 41 dakika) bölgeleri izledi. Akdeniz ise 6 saat 39 dakika ile en düşük uyku süresine sahip bölge oldu. Sonuçlar, yaşam temposu ve şehir yoğunluğunun uyku alışkanlıkları üzerinde belirleyici rol oynadığını gösterdi.</p>

<p>Araştırma sonuçları, Türkiye’de uyku süresinin yalnızca bireysel alışkanlıklarla değil, şehir yaşamının temposuyla da şekillendiğini ortaya koyuyor. Özellikle büyükşehirlerde ortalamanın altında kalan uyku süreleri, kentli yaşamının etkisini görünür hale getiriyor.</p>

<p><strong>“Asıl mesele uyumaya zaman bulmak!”</strong></p>

<p>Onlinealarmkur.com Kurucusu Burak Özdemir, araştırmaya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Yaptığımız araştırma, büyükşehirlerde yaşayanların uyku süresinin giderek azaldığını gösteriyor. Özellikle metropollerde ortaya çıkan tablo, günlük yaşam temposunun uyku düzeni üzerindeki etkisini net biçimde ortaya koyuyor. Trafik, iş ve okul saatleri, gece ekran kullanımı gibi unsurların hepsi bir araya geldiğinde, milyonlarca insanın güne yetersiz uykuyla başladığını gösterdi.</p>

<p>Online Alarm Kur sitesini, üniversitede bilgisayar mühendisliği eğitimi aldığı dönemde, sabah uyanma sorununa çözüm olarak kurduğunu söyleyen Burak Özdemir, “Çıkış noktam uykunun uyanma kısmını güvenceye almaktı ama yaptığımız araştırma bize asıl meselenin uyumaya zaman bulmak olduğunu söylüyor” dedi.</p>

<p><strong>Sayılarla “Türkiye’de İnsanlar Kaç Saat Uyuyor” Araştırması</strong></p>

<p>Toplam yanıt: 1.005 kişi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İl sayısı: 79 il</p>

<p>Türkiye ortalaması: 6 saat 45 dakika (6,75 saat)</p>

<p>7 saatten az uyuyanlar: %55,5 (558 kişi)</p>

<p>6 saatten az uyuyanlar: %31,3 (315 kişi)</p>

<p>5 saatten az uyuyanlar: %12,4 (125 kişi)</p>

<p>En az uyuyan il: Mersin (6 saat 14 dakika)</p>

<p>En çok uyuyan il: Konya (7 saat 25 dakika)</p>

<p>En az uyuyan bölge: Akdeniz (6 saat 39 dakika)</p>

<p>En çok uyuyan bölge: Karadeniz (7 saat 4 dakika)</p>

<p><strong>Metodoloji notu: </strong><i>Anket, onlinealarmkur.com kullanıcıları arasında anonim olarak yapılmıştır. Katılımcılara yaşadıkları şehir ve günlük uyku süresi sorulmuş; isim, iletişim bilgisi veya başka herhangi bir kimlik tanımlayıcı veri toplanmamıştır. Şehir kırılımlarında istatistiksel güvenilirlik için en az 15 yanıt alan iller değerlendirilmiştir.</i></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ŞADİYE ÜNAL</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.burduryenigun.com/ne-kadar-uyuyoruz-uyku-surelerimiz</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://burduryeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/burduryenigun-com/uploads/2026/05/uyku.png" type="image/jpeg" length="67876"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kilometrelerce uzaklıktan Denizli'ye gelen 2 hasta başarılı bypass ameliyatlarıyla sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://www.burduryenigun.com/kilometrelerce-uzakliktan-denizliye-gelen-2-hasta-basarili-bypass-ameliyatlariyla-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.burduryenigun.com/kilometrelerce-uzakliktan-denizliye-gelen-2-hasta-basarili-bypass-ameliyatlariyla-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bolu ve Düzce'den tedavi için Denizli'ye gelen iki hasta, Özel Tekden Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Kemalettin Erdem tarafından gerçekleştirilen farklı yöntemlerdeki bypass ameliyatlarının ardından taburcu edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bolu ve Düzce'den tedavi için Denizli'ye gelen iki hasta, Özel Tekden Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Kemalettin Erdem tarafından gerçekleştirilen farklı yöntemlerdeki bypass ameliyatlarının ardından taburcu edildi. </p><p>Kalp ve damar rahatsızlığı nedeniyle tedavi arayışına giren Yunus Saral (70) ile Cemal Topkara (49), tedavi için Denizli'ye gelerek Özel Tekden Hastanesi'nde ameliyat oldu. Her iki hastaya da yapılan anjiyografi sonrasında bypass operasyonu uygulanmasına karar verildi. </p><p>Bolu'nun Gerede ilçesinden Denizli'ye gelen Yunus Saral'ın, yapılan tetkiklerde aort damarında yaygın kalsifikasyon tespit edilmesi üzerine küçük kesili bypass yöntemi uygun görülmedi. Bunun yerine klasik sternotomi yöntemiyle, ancak kalp durdurulmadan gerçekleştirilen operasyon başarıyla tamamlandı. Ameliyat sonrası iyileşme süreci olumlu seyreden hastanın, operasyonun ardından 6'ncı günde taburcu edildi. </p><p>Düzce'nin Yığılca ilçesinden gelen Cemal Topkara için ise günlük yaşamına kısa sürede dönebilmesi amacıyla küçük kesili bypass yöntemi tercih edildi. Özellikle aktif çalışma hayatı bulunan hastalarda tercih edilen bu yöntemin, hem estetik açıdan hem de iyileşme süresinin kısalığı bakımından avantaj sağladığı belirtildi. Operasyon sonrası hızlı toparlanan Topkara'nın taburcu olduktan sonra Düzce'ye özel aracıyla dönebilecek sağlık durumuna ulaştığı ifade edildi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ameliyatları gerçekleştiren Prof. Dr. Kemalettin Erdem, kalp durdurulmadan yapılan bypass operasyonlarının hastalarda daha az kan kaybı, daha düşük komplikasyon riski ve daha hızlı iyileşme sağladığını belirtti. Özellikle uygun hastalarda küçük kesili yöntemlerin iş ve sosyal yaşama dönüş süresini önemli ölçüde kısalttığını kaydetti. </p><p>Tedavi sürecine ilişkin konuşan Yunus Saral ve Cemal Topkara ise, tavsiyesiyle Denizli'ye geldiklerini ve ameliyat sürecinin beklentilerinin üzerinde olumlu geçtiğini belirterek, Denizli Özel Tekden Hastanesi çalışanlarına teşekkür etti. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Denizli</category>
      <guid>https://www.burduryenigun.com/kilometrelerce-uzakliktan-denizliye-gelen-2-hasta-basarili-bypass-ameliyatlariyla-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 13:17:38 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://burduryeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/burduryenigun-com/uploads/2026/05/agency/iha/kilometrelerce-uzakliktan-denizliye-gelen-2-hasta-basarili-bypass-ameliyatlariyla-sagligina-kavustu.jpg" type="image/jpeg" length="86007"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nijeryalı çift, Antalya'da sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://www.burduryenigun.com/nijeryali-cift-antalyada-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.burduryenigun.com/nijeryali-cift-antalyada-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (AA) - Türkiye'nin sağlık alanındaki başarılarından etkilenen Nijeryalı çift, Antalya'da sağlıklarına kavuştu.</p><p>Nijerya'da yaşayan ve vücut kitle indeksi 55 olan 62 yaşındaki Abdoul Hamid Baba Saliu ile ağrı şikayetleri bulunan eşi 48 yaşındaki Hadikat Baba Salu, sağlık sorunlarına çözüm için kendi imkanlarıyla Antalya'ya geldi.</p><p>Kentteki bir hastaneye başvuran ve tüm tetkikleri yapılan kadına, kapalı yöntemle safra kesesi ameliyatı gerçekleştirildi. Ülkesinde 'yüksek riskli hasta' olarak değerlendirilen eşi Abdoul Hamid Baba Saliu da Yaşam Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Bülent Aydınlı ve beraberindeki ekip tarafından ameliyat edildi.</p><p>Nijerya'dan gelen karı-koca, aynı hastanede aynı uzman ekip tarafından, aynı gün içinde başarıyla ameliyat edildi. Nijeryalı çift, tedavilerinin ardından ülkelerine yolcu edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Prof. Dr. Bülent Aydınlı, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'nin sağlık turizminde küresel güç olduğunu, gerçekleştirdikleri ameliyatların da sağlık turizminin gerçek anlamını yansıttığını vurguladı.</p><p>Hastanın tıbbi durumunu dikkatle inceledikten sonra tedavi sürecini planladıklarını belirten Aydınlı, 'Bu, Türkiye'nin sağlık turizminin farkıdır. Türkiye, Sağlık Bakanlığı verilerine göre her yıl milyonlarca uluslararası hastayı ağırlamaktadır. Gelişmiş tıbbi altyapısı, uzman kadrosu ve rekabetçi tedavi maliyetleriyle küresel sağlık turizminde üst sıralardaki yerini pekiştirmektedir. Antalya, bu alanda İstanbul ile birlikte en fazla uluslararası hasta çeken şehirlerin başında gelmektedir.' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.burduryenigun.com/nijeryali-cift-antalyada-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://burduryeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/burduryenigun-com/uploads/2026/05/agency/aa/nijeryali-cift-antalyada-sagligina-kavustu.jpg" type="image/jpeg" length="92538"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da düzenlenen '3. UJOD Kongresi' 3 bin kadın sağlığı uzmanını buluşturdu]]></title>
      <link>https://www.burduryenigun.com/antalyada-duzenlenen-3-ujod-kongresi-3-bin-kadin-sagligi-uzmanini-bulusturdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.burduryenigun.com/antalyada-duzenlenen-3-ujod-kongresi-3-bin-kadin-sagligi-uzmanini-bulusturdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (AA) - Uluslararası Jinekoloji ve Obstetrik Derneği (UJOD) tarafından Antalya'da bu yıl 3'üncüsü düzenlenen 'UJOD Kongresi'nde 3 bin yerli ve yabancı kadın sağlığı uzmanı bir araya geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Dernekten yapılan açıklamaya göre, Belek Turizm Merkezi'ndeki bir otelde organize edilen kongre, 'Bilim ve Eleştirel Düşünce ile Değişim' temasıyla gerçekleştirildi.</p><p>Kadın sağlığının önde gelen isimlerinin yer aldığı kongrede, kapsamlı bilimsel program sunuldu. Yerli ve yabancı uzmanlar, menopoz döneminde hormon tedavilerinden gebeliğe, kadın hastalıkları tedavilerindeki güncel gelişmelere kadar birçok konuyu ele aldı.</p><p>UJOD Derneği Başkanı Prof. Dr. Eray Çalışkan, kongrede uzun yıllar tartışma konusu olan Hormon Replasman Tedavisine (HRT) ilişkin güncel kılavuzların ve klinik bulguların oturumlarda değerlendirildiğini ifade etti.</p><p>Kongre bünyesindeki meslek kurslarının da katılımcıların yoğun ilgisini çektiğini anlatan Çalışkan, şunları kaydetti:</p><p>'Kadın sağlığında yenilenme, gençleştirme ve fonksiyonel bozuklukların giderilmesine yönelik yeni yaklaşımlar da kongremizin dikkat çeken oturumları arasında yer aldı. Düşük yumurtalık rezervine sahip kadınlarda Eksozom ve PRP (Platelet-Rich Plasma) uygulamalarının birlikte kullanımına ilişkin güncel veriler ve klinik deneyimler paylaşıldı.'</p><p>Çalışkan, derneklerinin ana hedefinin ülkedeki kadın sağlığının geliştirilmesine katkı sunmak olduğunu belirterek, mesleki eğitimde standardizasyon ve kaliteyi ön plana çıkarmak, mesleki sorunlara çözüm üretmek ve en güncel bilimsel yenilikleri hekimlerle buluşturmak amacıyla çalışmaları sürdürdüklerini bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.burduryenigun.com/antalyada-duzenlenen-3-ujod-kongresi-3-bin-kadin-sagligi-uzmanini-bulusturdu</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://burduryeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/burduryenigun-com/uploads/2026/05/agency/aa/antalyada-duzenlenen-3-ujod-kongresi-3-bin-kadin-sagligi-uzmanini-bulusturdu.jpg" type="image/jpeg" length="45353"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tıbbi Cihaz Yönetişim Zirvesi 2.0 Antalya'da başladı]]></title>
      <link>https://www.burduryenigun.com/tibbi-cihaz-yonetisim-zirvesi-20-antalyada-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.burduryenigun.com/tibbi-cihaz-yonetisim-zirvesi-20-antalyada-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (AA) - Bu yıl 'Stratejiden Dönüşüme, İş Birliğinden Küresel Vizyona' mottosuyla düzenlenen Tıbbi Cihaz Yönetişim Zirvesi 2.0, Antalya'da başladı.</p><p>Tıbbi Cihaz Sektörü Platformu tarafından Belek Turizm Bölgesi'ndeki bir otelde düzenlenen zirvenin açılışına, Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi Dr. İhsan Şahin, Devlet Malzeme Ofisi (DMO) Genel Müdürü Şinasi Candan, DMO Genel Müdür Yardımcısı Dr. Mehmet Koca, Tüm Tıbbi Cihaz Üretici ve Tedarikçi Dernekleri Federasyonu (TÜMDEF) Başkanı Kemal Yaz, Sağlık Endüstrisi İşverenleri Sendikası (SEİS) Başkanı Metin Demir, TOBB Türkiye Medikal Meclisi Başkanı Levent Mete Özgürbüz, Ege Tıbbi Cihaz Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği (EGEDER) ve zirve Başkanı Onur Akgün ile kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının başkanları, hastane yöneticileri ve sektör temsilcileri katıldı.</p><p>TÜMDEF Başkan Vekili, EGEDER ve Zirve Düzenleme Kurulu Başkanı Onur Akgün, AA muhabirine, sektörün uzun yıllar kendi kongrelerini düzenlediğini ancak bir süre ara verildiğini söyledi.</p><p>Geçen yıl sağlık ekosisteminin ve ilgili bakanlıkların ihtiyacını görerek zirvenin ilkini gerçekleştirdiklerini belirten Akgün, bu yıl da sektör paydaşlarını yeniden bir araya getirdiklerini ifade etti.</p><p>Zirvelerin sağlık ekosistemindeki tüm bileşenleri ortak hedefler doğrultusunda buluşturduğunu dile getiren Akgün, 'Bu tür organizasyonlar, aynı hedefe farklı fikirlerle ulaşabilme kültürünü yansıtıyor. Finansal süreçler, mevcut yapısal mevzuatlar, tedarik ve satın alma yöntemleri, afet dönemlerinde tıbbi cihaz tedarikinin organizasyonu, Sosyal Güvenlik Kurumu politikalarının sektöre uyumu ve Avrupa Birliği müktesebatına uygun belgelendirme süreçleri gibi çok sayıda başlığı ele alacağız.' dedi.</p><p>Yaklaşık 600 katılımcının yer aldığı zirvede sektör firmalarının yanı sıra şehir, kamu ve üniversite hastanelerinden yöneticiler, hekimler ve idari personelin de bulunduğunu aktaran Akgün, etkinliğin önemli bir fikir alışverişi ortamı oluşturduğunu kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Akgün, yerli üretimin güçlendirilmesinin sektör açısından büyük önem taşıdığına dikkati çekerek, 'Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu da sağ olsun zirvemize canlı yayınla katıldılar. Yerli üretime vurgu yaparak önem verdiğini ilettiler. Elbette bizim de hedefimiz yerli üretimin güçlenmesi, ülkemizin tıbbi cihaz anlamında dünyadaki ülkeler kadar söz sahibi olabilmesi adına bir yarar sağlamak. Bizler de bunun için çaba sarf ediyoruz.' diye konuştu.</p><p>TÜMDEF Başkanı Kemal Yaz da zirvede finansman, tedarik ve regülasyonlarla ilgili sorunları paydaşlarla değerlendirdiklerini söyledi.</p><p>Sağlık sektörünün stratejik öneminin giderek arttığını ifade eden Yaz, savaşlar ve küresel gelişmelerin sağlık alanındaki tedarik süreçlerini daha önemli hale getirdiğini belirtti.</p><p>SEİS Başkanı Metin Demir ise Türkiye'nin tıbbi cihaz sektöründeki ihracatının son yıllarda önemli ölçüde arttığını kaydetti.</p><p>Sağlık sektörünün enerji ve savunma sanayisiyle birlikte stratejik alanlardan biri olduğunu dile getiren Demir, 'Ülkemizin sağlık hizmetleri kapasitesine inanıyoruz. Yapay zeka, biyoteknoloji ve yüksek katma değerli üretim alanlarında yeni yatırımlar yapılıyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>TOBB Türkiye Medikal Meclisi Başkanı Levent Mete Özgürbüz de ticarette güven ve iletişimin önemine işaret ederek, zirvenin sektörün geleceğinin tartışılması açısından önemli bir platform sunduğunu söyledi.</p><p>Kovid-19 salgını, savaşlar, yapay zeka dönüşümü ve küresel ticarette yaşanan değişimlerin sağlık sektörünü doğrudan etkilediğini ifade eden Özgürbüz, kamu kurumlarıyla sektör temsilcilerinin bir araya gelmesinin önemli olduğunu kaydetti.</p><p>OSTİM Medikal Sanayi Kümelenmesi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Fatin Dağçınar, zirvenin sektör tarafından düzenlenmesinin ayrı bir önem taşıdığını belirtti.</p><p>Geçen yılki organizasyonun başarılı geçtiğini, bu yıl da yoğun katılımla verimli bir zirve gerçekleştirilmesini beklediklerini dile getiren Dağçınar, 'Sektörün önemli sivil toplum kuruluşları bir araya geliyor. Sağlık Bakanlığı, SGK ve diğer kamu kurumlarının tam kadro katılım sağlaması zirveye ayrı bir değer katıyor. Biz de bu fırsattan yararlanarak mevcut durumu değerlendiriyor, gelecekte ülkemiz adına neler yapılabileceğini ele alıyoruz.' ifadelerini kullandı.</p><p>Sağlık Gereçleri Üreticileri ve Temsilcileri Derneği (SADER) Başkanı Ayfer Türkoğlu, zirvede sağlık sektöründeki düzenleyici süreçler, yerli üretimin desteklenmesi ve medikal cihaz sektörünün sürdürülebilir büyümesine ilişkin konuların ele alındığını belirtti.</p><p>Cumhurbaşkanı tarafından yerli üretim kapasitesinin desteklenmesine yönelik verilen mesajların sektör açısından önemli olduğunu ifade eden Türkoğlu, firmaların tedarik süreçlerinde yaşadığı regülasyon ve gümrük kaynaklı sorunların çözümüne yönelik ortak çalışma yürütülmesinin hedeflendiğini kaydetti.</p><p>Araştırmacı Tıp Teknolojileri Üreticileri Derneği (ARTED) Başkanı Gürdal Şahin de tıbbi cihaz sektörünün gelişimi için paydaşlar arasındaki işbirliğinin önemine dikkati çekti.</p><p>Diş Malzemeleri Sanayici ve İşadamları Derneği (DİŞSİAD) Başkanı Erkan Uçar, zirvenin paydaşları arasında yer almaktan ve düzenleyici ekipte bulunmaktan onur duyduklarını ifade etti.</p><p>Uçar, diş hekimliği sektöründe faaliyet gösteren firmalar ve üreticilerin mevcut sorunlarının çözümü ile sektörün daha ileri taşınmasına yönelik konuların zirvede ele alındığını söyledi.</p><p>Zirvede 'Türkiye Tıbbi Cihaz Ekosisteminin Bugünü ve Yarını' oturumu gerçekleştirildi.</p><p>Oturumda Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi Dr. İhsan Şahin ile TOBB Türkiye Medikal Meclisi Başkanı Levent Mete Özgürbüz konuşma yaptı. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Başkanı Prof. Dr. Ümit Kervan ise programa çevrim içi katıldı.</p><p>Zirve, 13 Mayıs'a kadar devam edecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.burduryenigun.com/tibbi-cihaz-yonetisim-zirvesi-20-antalyada-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 16:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://burduryeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/burduryenigun-com/uploads/2026/05/agency/aa/tibbi-cihaz-yonetisim-zirvesi-20-antalyada-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="24543"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da 'Her Gebeye Bir Ebe' uygulaması kapsamında ev ziyaretleri başladı]]></title>
      <link>https://www.burduryenigun.com/antalyada-her-gebeye-bir-ebe-uygulamasi-kapsaminda-ev-ziyaretleri-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.burduryenigun.com/antalyada-her-gebeye-bir-ebe-uygulamasi-kapsaminda-ev-ziyaretleri-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (AA) - Antalya'da, Sağlık Bakanlığının anne ve bebek sağlığına yönelik hayata geçirdiği 'Her Gebeye Bir Ebe' uygulaması çerçevesinde koordinatör ebeler, ilk gebeliğini yaşayan anne adaylarını evlerinde ziyaret ediyor. </p><p>İl Sağlık Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Normal Doğum Eylem Planı doğrultusunda, tıbbi zorunluluk bulunmadıkça sezaryen oranlarının azaltılması, normal doğumun teşvik edilmesi, doğum hizmetlerinde kalite artırımı ve dijital takip sistemlerinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda Halk Sağlığı Yönetim Sistemi Gebelik Modülü üzerinden özellikle son üç ayındaki gebeler, ev ziyaretleri ve yüksek riskli gebeler takip ediliyor.</p><p>'Güvenli gebelik, sağlıklı gelecek' anlayışıyla yürütülen uygulamada, anne adaylarına gebelik sürecini daha bilinçli ve sağlıklı geçirmeleri için birebir destek veriliyor. Koordinatör ebeler tarafından yapılan ev ziyaretlerinde, gebelik takibi, sağlıklı beslenme, doğuma hazırlık, doğum sonrası bakım ve anne sütünün önemi gibi konularda bilgilendirme yapılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ziyaretlerde ayrıca Sağlıklı Hayat Merkezi ile Döşemealtı Devlet Hastanesi bünyesindeki Gebe Okulu hizmetleri ve Sağlık Bakanlığının geliştirdiği 'Annelik Yolculuğu Mobil Uygulaması' hakkında da bilgilendirme gerçekleştiriliyor.</p><p>Yetkililer, ilk gebeliğin anne adayları için önemli bir süreç olduğuna dikkat çekerek, 'Koordinatör ebelerimizle sahaya inerek, annelerimizin kendilerini en güvenli hissettikleri ortam olan evlerinde onlara rehberlik ediyor, bu özel süreçte her zaman yanlarında olduğumuzu hissettiriyoruz. Hedefimiz, bilinçli anneler ve sağlıklı nesiller için her gebemize ulaşmak, gebelik sürecini profesyonel destekle daha güvenli ve sağlıklı hale getirmektir.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Bu kapsamda Döşemealtı ilçesi Yeniköy Mahallesi'nde ilk gebeliğini yaşayan bir anne adayına koordinatör ebe tarafından ev ziyareti gerçekleştirilerek danışmanlık hizmeti verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.burduryenigun.com/antalyada-her-gebeye-bir-ebe-uygulamasi-kapsaminda-ev-ziyaretleri-basladi</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://burduryeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/burduryenigun-com/uploads/2026/05/agency/aa/antalyada-her-gebeye-bir-ebe-uygulamasi-kapsaminda-ev-ziyaretleri-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="31061"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güneşten koruyayım derken gözünüze zarar veriyor olabilirsiniz]]></title>
      <link>https://www.burduryenigun.com/gunesten-koruyayim-derken-gozunuze-zarar-veriyor-olabilirsiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.burduryenigun.com/gunesten-koruyayim-derken-gozunuze-zarar-veriyor-olabilirsiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre, kalitesiz güneş gözlükleri göz bebeğini büyüterek zararlı ışınların daha fazla girmesine neden oluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ucuz ve kalitesiz güneş gözlükleri, sanılanın aksine gözü korumak yerine daha fazla zarara açık hale getiriyor; risk çoğu zaman camın kalitesinde saklı.</strong></p>

<p><img alt="Ekran Resmi 2026 04 30 12.04.26" class="detail-photo img-fluid" height="493" src="https://burduryeniguncom.teimg.com/burduryenigun-com/uploads/2026/04/ekran-resmi-2026-04-30-120426.png" width="747" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Havaların ısınmasıyla birlikte güneş gözlüğü kullanımı hızla artıyor. Ancak gözlüğün varlığı tek başına bir koruma anlamına gelmiyor. Özellikle düşük kaliteli ya da taklit ürünlerde kullanılan camlar, gözü güneşten korumak yerine daha savunmasız bırakabiliyor.</p>

<p>Dışarıdan bakıldığında sadece <strong>“koyu cam”</strong> gibi görünen bu ürünler, aslında göz sağlığı açısından fark edilmeyen bir risk taşıyor. Sorun gözlüğün varlığı değil, camın neyi gerçekten filtrelediği.</p>

<p><strong>KOYU CAM HER ZAMAN KORUMA ANLAMINA GELMEZ</strong></p>

<p>Birçok kişi koyu renkli camların güneşi engellediğini düşünür. Oysa asıl koruma, camın renginde değil, ultraviyole (UV) filtre özelliğinde gizlidir. Bu filtre olmadığında koyu cam, göz bebeğinin büyümesine neden olur.<br />
Normalde parlak ışıkta küçülen göz bebeği, camın yarattığı karanlık etkiyle genişler ve zararlı UV ışınları gözün içine daha fazla ulaşır.</p>

<p>Bu nedenle düşük kaliteli bir gözlük, gözü korumak yerine daha fazla riskle karşı karşıya bırakabilir; hatta bazı durumlarda hiç gözlük takmamaktan bile daha zararlı hale gelebilir.</p>

<p><img alt="Ekran Resmi 2026 04 30 12.04.13" class="detail-photo img-fluid" height="509" src="https://burduryeniguncom.teimg.com/burduryenigun-com/uploads/2026/04/ekran-resmi-2026-04-30-120413.png" width="756" /></p>

<p><strong>KALİTESİZ CAMLAR GÖZÜN DOĞAL DENGESİNİ BOZAR</strong></p>

<p>Düşük kalite camlar ışığı düzgün kırmaz ve dağıtmaz. Bu durum, gözün sürekli netlik sağlamak için odaklanmaya çalışmasına neden olur. Kısa sürede baş ağrısı, göz yorgunluğu, bulanık görme ve uzun vadede görme kalitesinde düşüş gibi sorunlar ortaya çıkabilir.</p>

<p><strong>TAKLİT ÜRÜNLER SADECE GÖRMEYİ ETKİLEMEZ</strong></p>

<p>Standartsız üretimle hazırlanan camlar, UV ışınlarını filtrelemediği gibi göz yüzeyinde tahrişe ve hassasiyete de yol açabilir. Özellikle uzun süreli kullanımda göz kuruluğu, yanma hissi ve ışığa karşı aşırı hassasiyet gelişebilir.</p>

<p><strong>GERÇEK KORUMA CAMIN İÇERİĞİNDE BAŞLAR</strong></p>

<p>Kaliteli ve standartlara uygun üretilmiş güneş gözlüklerinde UV400 gibi koruyucu filtreler bulunur. Bu filtreler, zararlı ışınların göze ulaşmasını engelleyerek gerçek koruma sağlar. Aynı zamanda camın optik kalitesi yüksek olduğu için göz daha az yorulur ve daha net bir görüş elde edilir. Göz gereksiz efor harcamaz, doğal çalışma düzeni korunur.</p>

<p><strong>DOĞRU GÖZLÜK SADECE KONFOR DEĞİL GÜVENLİKTİR</strong></p>

<p>Güneş gözlüğü yalnızca bir aksesuar değil, doğrudan göz sağlığını etkileyen bir üründür. Bu nedenle ürün seçerken fiyat ya da görünüm kadar, camın koruyucu özelliklerine ve güvenilirliğine dikkat edilmesi gerekir. Aksi halde fark edilmeden yapılan bir tercih, zamanla göz sağlığını geri dönüşü zor bir şekilde etkileyebilir.</p>

<p><img alt="Ekran Resmi 2026 04 30 12.04.19" class="detail-photo img-fluid" height="431" src="https://burduryeniguncom.teimg.com/burduryenigun-com/uploads/2026/04/ekran-resmi-2026-04-30-120419.png" width="760" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.burduryenigun.com/gunesten-koruyayim-derken-gozunuze-zarar-veriyor-olabilirsiniz</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 20:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://burduryeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/burduryenigun-com/uploads/2026/04/g-o-z-l-u-k-1.jpg" type="image/jpeg" length="10078"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Burdur’da Aşı Seferberliği! Anne ve Bebek Sağlığı İçin Kritik Uyarı]]></title>
      <link>https://www.burduryenigun.com/burdurda-asi-seferberligi-anne-ve-bebek-sagligi-icin-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.burduryenigun.com/burdurda-asi-seferberligi-anne-ve-bebek-sagligi-icin-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Burdur’da, 24–30 Nisan Dünya Aşı Haftası kapsamında önemli bir farkındalık etkinliği gerçekleştirildi. Burdur Devlet Hastanesi Kadın Doğum Polikliniği’nde kurulan bilgilendirme standında vatandaşlara aşıların önemi anlatıldı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Burdur’da, 24–30 Nisan Dünya Aşı Haftası kapsamında önemli bir farkındalık etkinliği gerçekleştirildi. Burdur Devlet Hastanesi Kadın Doğum Polikliniği’nde kurulan bilgilendirme standında vatandaşlara aşıların önemi anlatıldı.</p>

<p>Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Ayşen Til, Başkan Yardımcısı Dr. Emine Yılmaz Koç ve ilgili birim sorumlularının katılımıyla düzenlenen etkinlikte, özellikle anne ve bebek sağlığına dikkat çekildi.</p>

<p>Gebeler İçin Hayati Uyarı</p>

<p>Etkinlikte, gebelere yönelik uygulanan Td ve Tdab (Tetanoz-Difteri-aselüler Boğmaca) aşılarının hem anne hem de bebek sağlığı açısından kritik öneme sahip olduğu vurgulandı. Uzmanlar, bu aşıların doğum öncesi koruyuculuğu artırdığına dikkat çekti.</p>

<p>Çocukluk Aşı Takvimi Anlatıldı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayrıca Genişletilmiş Bağışıklama Programı (GBP) kapsamında bebeklik ve çocukluk dönemi aşı takvimi hakkında detaylı bilgiler paylaşıldı. Aşıların, çocukları bulaşıcı hastalıklara karşı koruyan en etkili yöntem olduğu ifade edildi.</p>

<p>“Aşılar Hayat Kurtarır”</p>

<p>Yetkililer, aşıların güvenilirliğine dikkat çekerek, toplum sağlığının korunmasında en güçlü silahlardan biri olduğunu hatırlattı.</p>

<p>Vatandaşlara yapılan çağrıda ise şu mesaj öne çıktı:<br />
“Sağlıklı bir gelecek, zamanında yapılan aşılarla mümkündür. Aşılar sizi ve sevdiklerinizi korur.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>MUHAMMET FATİH BAŞCI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Burdur Haberleri, Sağlık</category>
      <guid>https://www.burduryenigun.com/burdurda-asi-seferberligi-anne-ve-bebek-sagligi-icin-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 19:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://burduryeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/burduryenigun-com/uploads/2026/04/yangin-49.png" type="image/jpeg" length="30765"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Geleceğimizi Aşı ile Koruyoruz”]]></title>
      <link>https://www.burduryenigun.com/gelecegimizi-asi-ile-koruyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.burduryenigun.com/gelecegimizi-asi-ile-koruyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Burdur’da 'Dünya Aşı Haftası' kapsamında kurulan bilgilendirme standında uzmanlar, aşıların hayati önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünya Aşı Haftası (24–30 Nisan) dolayısıyla Burdur Merkez 1 Nolu Aile Sağlığı Merkezi’nde (ASM) vatandaşlara yönelik bilgilendirme etkinliği gerçekleştirildi. Kurulan stantta, aşıların önemi ve toplum sağlığı üzerindeki etkileri hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı.</strong></p>

<p><img alt="Dah1Jpeg-2" class="detail-photo img-fluid" height="750" src="https://burduryeniguncom.teimg.com/burduryenigun-com/uploads/2026/04/dah1jpeg-2.jpg" width="1000" /></p>

<p>Dünya Aşı Haftası (24–30 Nisan) kapsamında Burdur İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Merkez 1 Nolu Aile Sağlığı Merkezi’nde (ASM) vatandaşlara yönelik bilgilendirme etkinliği düzenlendi. Kurulan stantta, aşıların önemi ve toplum sağlığı üzerindeki etkileri anlatıldı.</p>

<p>Gerçekleştirilen etkinliğe, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Ayşen Til ile Başkan Yardımcısı Dr. Emine Yılmaz Koç katıldı. Yetkililer, vatandaşlarla birebir görüşerek aşı konusunda merak edilen soruları yanıtladı.</p>

<p><strong>Her Yaş Grubuna Yönelik Bilgilendirme</strong></p>

<p>Etkinlikte; bebeklik, çocukluk ve yetişkinlik döneminde uygulanması gereken aşılar hakkında kapsamlı bilgiler verildi. Aşı takviminin düzenli takip edilmesinin önemi özellikle vurgulandı.</p>

<p><strong>Aşıların Hayati Rolüne Dikkat Çekildi</strong></p>

<p>Uzmanlar, aşıların bulaşıcı hastalıklara karşı en etkili koruma yöntemi olduğunu belirterek, toplum sağlığının korunmasında aşının kritik bir rol üstlendiğini ifade etti.</p>

<p><strong>Ebeveynlerin Soruları Yanıtlandı</strong></p>

<p>Kurulan bilgilendirme standında ebeveynlerin soruları uzman hekimler tarafından yanıtlandı. Böylece ailelerin aşı konusunda bilinçlenmesine katkı sağlandı.</p>

<p><strong>“Aşı En Güçlü Kalkanımız”</strong></p>

<p>Yetkililer, aşılamanın önemine dikkat çekerek, <i><strong>“Aşı, hastalıklara karşı en güçlü kalkanımızdır”</strong></i> mesajını yineledi. Toplumda aşı bilincinin artırılması gerektiği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Dah2Jpeg-2" class="detail-photo img-fluid" height="750" src="https://burduryeniguncom.teimg.com/burduryenigun-com/uploads/2026/04/dah2jpeg-2.jpg" width="1000" /><img alt="Dah4Jpeg-1" class="detail-photo img-fluid" height="1000" src="https://burduryeniguncom.teimg.com/burduryenigun-com/uploads/2026/04/dah4jpeg-1.jpg" width="750" /><img alt="Dah2Jpeg-1" class="detail-photo img-fluid" height="750" src="https://burduryeniguncom.teimg.com/burduryenigun-com/uploads/2026/04/dah2jpeg-1.jpg" width="1000" /><img alt="Dah3Jpeg-1" class="detail-photo img-fluid" height="750" src="https://burduryeniguncom.teimg.com/burduryenigun-com/uploads/2026/04/dah3jpeg-1.jpg" width="1000" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ŞADİYE ÜNAL</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Burdur Haberleri, Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://www.burduryenigun.com/gelecegimizi-asi-ile-koruyoruz</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://burduryeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/burduryenigun-com/uploads/2026/04/asi-11.jpg" type="image/jpeg" length="93078"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşıyla Güvende, Sağlıkla Geleceğe: Burdur’da Huzurevinde Bilgilendirme]]></title>
      <link>https://www.burduryenigun.com/asiyla-guvende-saglikla-gelecege-burdurda-huzurevinde-bilgilendirme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.burduryenigun.com/asiyla-guvende-saglikla-gelecege-burdurda-huzurevinde-bilgilendirme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Aşı Haftası kapsamında Burdur’da anlamlı bir çalışma gerçekleştirildi. Burdur İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri, yaşlı bireylerin sağlıklı yaşamına dikkat çekmek amacıyla huzurevi sakinleriyle bir araya geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span class="align-baseline cursor-pointer entity-underline hover:entity-accent inline"><span class="whitespace-normal">Dünya Aşı Haftası</span></span> kapsamında Burdur’da anlamlı bir çalışma gerçekleştirildi. <span class="align-baseline cursor-pointer entity-underline hover:entity-accent inline"><span class="whitespace-normal">Burdur İl Sağlık Müdürlüğü</span></span> ekipleri, yaşlı bireylerin sağlıklı yaşamına dikkat çekmek amacıyla huzurevi sakinleriyle bir araya geldi.</strong></p>

<p><img alt="Huzurevi3Jpeg" class="detail-photo img-fluid" height="750" src="https://burduryeniguncom.teimg.com/burduryenigun-com/uploads/2026/04/huzurevi3jpeg.jpg" width="1000" /></p>

<p>Ziyaret, Hilmi-Hafize Evin Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde yapıldı. Programda, ileri yaş grubunda sağlığın korunmasında kritik öneme sahip olan aşılamanın önemi anlatıldı.</p>

<p>Bilgilendirme toplantısına Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı <span class="align-baseline cursor-pointer entity-underline hover:entity-accent inline"><span class="whitespace-normal">Uzm. Dr. Ayşen Til</span></span>, hekimler ve teknik personel katıldı. Sunumlarda özellikle 65 yaş ve üzeri bireylerde:</p>

<ul>
 <li><i><strong>Aşıların koruyucu etkisi</strong></i></li>
 <li><i><strong>Grip ve zatürre aşılarının hayati rolü</strong></i></li>
 <li><i><strong>Aşıların güvenilirliği ve uygulama süreçleri</strong></i></li>
</ul>

<p>detaylı şekilde ele alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Huzurevi sakinlerinin sorularının da yanıtlandığı programda, aşıların yalnızca bireysel değil, toplumsal sağlık açısından da büyük önem taşıdığı vurgulandı.</p>

<p>Yetkililer,<strong> “Aşı her yaşta korur”</strong> mesajını yineleyerek, özellikle risk grubundaki vatandaşların düzenli aşılarını yaptırmaları gerektiğini hatırlattı.</p>

<p><img alt="Huzurevi1Jpeg" class="detail-photo img-fluid" height="750" src="https://burduryeniguncom.teimg.com/burduryenigun-com/uploads/2026/04/huzurevi1jpeg.jpg" width="1000" /><img alt="Huzurevi2Jpeg" class="detail-photo img-fluid" height="750" src="https://burduryeniguncom.teimg.com/burduryenigun-com/uploads/2026/04/huzurevi2jpeg.jpg" width="1000" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>ŞADİYE ÜNAL</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Burdur Haberleri, Sağlık</category>
      <guid>https://www.burduryenigun.com/asiyla-guvende-saglikla-gelecege-burdurda-huzurevinde-bilgilendirme</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://burduryeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/burduryenigun-com/uploads/2026/04/asi-1.jpg" type="image/jpeg" length="36581"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi Antalya'da düzenlendi: Onkologlardan kemoterapi mesajı]]></title>
      <link>https://www.burduryenigun.com/turk-tibbi-onkoloji-kongresi-antalyada-duzenlendi-onkologlardan-kemoterapi-mesaji</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.burduryenigun.com/turk-tibbi-onkoloji-kongresi-antalyada-duzenlendi-onkologlardan-kemoterapi-mesaji" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Tıbbi Onkoloji Derneği tarafından Antalya'da düzenlenen 13. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi'nde kanser tedavisindeki son gelişmeler, immünoterapi, hedefe yönelik tedaviler, mRNA aşıları, yapay zekanın sağlıkta kullanımı ve kanserden korunma yolları ele alındı. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, kemoterapinin kanser tedavisindeki yerini koruduğuna dikkat çekerek, 'Kemoterapi gerçekten bir öcü değil, yeniliklerin bile yeniden doğurduğu çok önemli bir tedavi ajanı, ezeli ve ebedi bir partner' dedi. Derneğin Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Karabulut ise, 'Kanser eşittir ölüm değil. İkincisi, 'kemoterapi süründürür' algısı da doğru değil. Artık kanser kemoterapileri de hastaları süründürmüyor. Hastalarımız sosyal ortamlarında kendi hayatlarını yaşayabiliyorlar' ifadelerini kullandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği tarafından Antalya'da düzenlenen 13. Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi'nde kanser tedavisindeki son gelişmeler, immünoterapi, hedefe yönelik tedaviler, mRNA aşıları, yapay zekanın sağlıkta kullanımı ve kanserden korunma yolları ele alındı. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, kemoterapinin kanser tedavisindeki yerini koruduğuna dikkat çekerek, 'Kemoterapi gerçekten bir öcü değil, yeniliklerin bile yeniden doğurduğu çok önemli bir tedavi ajanı, ezeli ve ebedi bir partner' dedi. Derneğin Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Karabulut ise, 'Kanser eşittir ölüm değil. İkincisi, 'kemoterapi süründürür' algısı da doğru değil. Artık kanser kemoterapileri de hastaları süründürmüyor. Hastalarımız sosyal ortamlarında kendi hayatlarını yaşayabiliyorlar' ifadelerini kullandı. </p><p>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği tarafından bu yıl 13'üncüsü düzenlenen 'Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi', Antalya'nın Serik ilçesi Belek Turizm Merkezi'nde gerçekleştirildi. Yaklaşık bin 500 katılımcının yer aldığı kongrede, 60 bilimsel oturumda, 11'i yurt dışından olmak üzere toplam 355 oturum başkanı ve konuşmacı yer aldı. Kongre kapsamında 8 uydu sempozyumu düzenlenirken, 8 oturumda 91 sözel bildiri ve 107 poster bildiri sunuldu. </p><p>Kongre dolayısıyla Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, Derneğin Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Karabulut, Yönetim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur ve Prof. Dr. Gökşen İnanç İmamoğlu basın toplantısı düzenledi. </p><p>'Ülkemizde her yıl 250 bin kişi kanser tanısı alıyor' </p><p>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, Türkiye'de her yıl yaklaşık 250 bin kişinin kanser tanısı aldığını, 25 bine yakın kişinin de aynı tanı nedeniyle yaşamını yitirdiğini belirtti. Kanser tanısının hasta ve yakınları için ağır bir süreç olduğunu vurgulayan Karadurmuş, onkoloji alanında ise önemli gelişmeler yaşandığını ifade etti. Karadurmuş, 'Ülkemizde her yıl 250 bin insanımız kanser tanısı alıyor. Ne yazık ki 25 bine yakını da aynı tanı nedeniyle hayatını kaybediyor. Dolayısıyla çok dinamik bir süreç. Erken dönemde bile kanser tanısını duymak hastamızın ve hasta yakınlarının dünyasını alt üst edebiliyor. Ama bir yandan sevindirici olan şu ki, onkoloji dünyasında, özellikle tıbbi onkoloji camiasında çok önemli dinamik gelişmeler var' dedi. </p><p>Tedavi seçeneklerinin artık yalnızca klasik yöntemlerle sınırlı olmadığını kaydeden Karadurmuş, kemoterapinin yanı sıra immünoterapiler, hedefe yönelik akıllı ilaçlar ve antikor-ilaç konjugatlarıyla kanser tedavisinde daha uzun sağ kalım sürelerine ulaşıldığını belirtti. </p><p>'Kemoterapi kanser savaşında çok önemli bir partnerimiz' </p><p>Kanser tedavisinde kemoterapinin önemini koruduğunu vurgulayan Prof. Dr. Karadurmuş, yeni tedavi seçeneklerinin kemoterapiyi dışlamadığını, aksine birçok durumda tedavi başarısını artırmak için birlikte kullanıldığını söyledi. Karadurmuş, 'Tedaviler artık kemoterapilerin hala ezeli ve ebedi dost olduğunu gösterirken, immünoterapiler, akıllı hedefleyici ilaç dediğimiz haplar ve antikor-ilaç konjugatları dediğimiz kemoterapi ile akıllı ilaçların kombinasyonuna kadar yansıyan çok önemli gelişmeleri ve uzamış sağ kalımları beraberinde getirdi' ifadelerini kullandı. </p><p>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği'nin bin 359 üyesiyle hastalara hizmet verdiğini belirten Karadurmuş, tıbbi onkologların tanıdan tedavi sürecine, yan etkilerin yönetiminden beslenmeye, yaşam kalitesinden hastalığın son evresine kadar hastaların yanında olduğunu dile getirdi. Kongrenin 22-26 Nisan tarihleri arasında düzenlendiğini kaydeden Karadurmuş, '3 ana salon, toplamda 6 salonda, 60 büyük oturum, 315 ulusal ve 11 uluslararası konuşmacıyla kongremizi gerçekleştiriyoruz. Kongremizde 91 sözel bildiri sunuluyor. Bunların arasında kanser hastalarının tedavisinde ufuk açacak, çığır açacak projeler de yer alıyor' diye konuştu. </p><p>'İmmünoterapiler uyuyan lenfositleri uyandırıyor' </p><p>Kanser tedavisindeki en önemli gelişmelerden birinin immünoterapi olduğunu belirten Karadurmuş, bu tedavilerin halk arasında çoğu zaman 'akıllı ilaç' olarak bilindiğini, ancak immünoterapilerin serum şeklinde uygulandığını ifade etti. Karadurmuş, immünoterapilerin bağışıklık sistemini kanser hücrelerine karşı harekete geçirdiğini belirterek, 'Hastalarımızın aklında hep 'akıllı ilaç mı hocam' sorusu oluyor. İmmünoterapiler aslında akıllı serumlar. Aynı kemoterapi gibi serum şeklinde veriliyor. Vücudumuzun savaşan lenfositlerinin kanserde uyuduğunu, yeterince yanıt veremediğini kabul ediyoruz. İşte bu uyuyan lenfositleri uyandıran, 'vücudunda düşman var, bu düşmana yeniden savaş aç ve vücudu kurtar' denilen tedavilerdir' dedi. </p><p>İmmünoterapilerin Sağlık Bakanlığı, SGK geri ödeme sistemi ve Türk Tıbbi Onkoloji Derneği'nin katkılarıyla bugün 5 farklı ajanla 25 kanser türünde geri ödeme kapsamında olduğunu aktaran Karadurmuş, akciğer, meme, böbrek, cilt, kalın bağırsak, mide ve yemek borusu kanserlerinde bu tedavilerin kullanılabildiğini söyledi. </p><p>'İmmünoterapi önemli ama tek başına kesin çözüm değil' </p><p>İmmünoterapilerin yaşam kalitesi açısından hastalara konfor sağladığını belirten Karadurmuş, tedavi sürelerinin yaklaşık 45-50 dakika olduğunu, saç dökülmesine yol açmadığını, bulantı ve yorgunluk gibi etkilerin ise nadir görüldüğünü dile getirdi. </p><p>Buna rağmen kanserin direnç geliştirebilen bir hastalık olduğuna dikkat çeken Karadurmuş, 'İmmünoterapi çok iyi ama net bir çözüm mü, hala henüz değil. Kanserle mücadelede başarılıyız ama yeni tedavi ajanlarına da ihtiyacımız var. Aslında bu yenilikçi gelişmeler bile geçmişin hakkını verdi. İmmünoterapiyle ya da akıllı haplarla direnç geliştiğinde, yanına kemoterapi eklediğinizde bu direnci yenebiliyorsunuz. Bu da kemoterapinin kanser tedavisi tarihinde neden kalıcı bir yeri olacağının kanıtı oldu. Kemoterapi gerçekten bir öcü değil. Yeniliklerin bile yeniden doğurduğu çok önemli bir tedavi ajanı, ezeli ve ebedi bir partner. Kanser savaşında bizim çok önemli bir partnerimiz. Bunu göstermiş olduk' dedi. </p><p>'Kanserde 5 yıllık yaşam süresi ikiye katlanıyor' </p><p>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur, kanser tedavisinde son yıllarda yaşanan gelişmelerin baş döndürücü olduğunu belirtti. Hedefe yönelik tedavilerle başlayan başarının immünoterapilerle daha da ileri taşındığını kaydeden Şendur, araştırmaların devam ettiğini ve her zaman daha iyisinin mümkün olduğunu söyledi. Şendur, 'Kanserde son yıllardaki gelişmeler baş döndürücü. Özellikle hedefli tedavilerle başlayan, kemoterapiden sonraki başarı immünoterapilerle tartışıldı. Ama araştırma devam ediyor. Çünkü her zaman bir adım ötesi için çaba sarf ediyoruz. Daha iyisi hep mümkün. Son zamanlarda yapılan çalışmalar gösterdi ki kanserde 5 yıllık yaşam net olarak ikiye katlanıyor. Son 30 yıla baktığınız zaman hem dünyada hem ülkemizde gerçekten bir farkındalık oluştu. Artık hastalarımız başarılı tedavilerle, kişiye özel tedavilerle daha uzun yaşıyor' diye konuştu. </p><p>'mRNA aşıları immünoterapilerle birlikte umut verici sonuçlar veriyor' </p><p>Kanser tedavisinde mRNA aşılarının da önemli bir araştırma alanı haline geldiğini aktaran Şendur, bu tedavilerin özellikle immünoterapilerle birlikte kullanımında olumlu sonuçların görüldüğünü belirtti. İlk çalışmaların cilt kanseriyle başladığını, bugün akciğer kanseri ve böbrek tümörleri dahil birçok kanser türünde umut verici sonuçların gündeme geldiğini kaydetti. Şendur, 'mRNA aşıları gerek tek başına gerekse immünoterapilerle kombine kullanıldığında ilk çalışma sonuçlarının pozitif olduğunu söyleyebilirim. İlk etapta cilt kanseriyle başlayan bu yarış, bugün akciğer kanseri, böbrek tümörü ve birçok kanserde gerçekten de çığır açacak gibi görünüyor' dedi. </p><p>Henüz bu tedavilerin yaygın kullanıma girmediğini belirten Şendur, 'Yakın zamanda, 2-4 yıl sonra kemoterapisiz bir hasta grubunu mRNA aşılarıyla ya tek başına ya da immünoterapilerle tedavi edeceğimizi göreceğiz. Onun için onkoloji hekimleriyle, onkoloji uzmanlarınızla hep irtibatta kalın' ifadelerini kullandı. </p><p>'Kemoterapi bizim her zaman tedavi mücadelesindeki en büyük dostumuz' </p><p>Kemoterapinin tedavi planlamasında hala önemli bir yere sahip olduğunu belirten Şendur, bu yöntemin yeni nesil tedavilerle birlikte farklı şekillerde kullanılabildiğini söyledi. Antikor-ilaç konjugatlarının, kemoterapinin daha hedefli ve daha az sistemik yan etkiyle uygulanmasına imkan sağladığını belirten Şendur, 'Kemoterapi bizim her zaman tedavi mücadelesindeki en büyük dostumuz. Onu farklı şekillerde entegre ederek, antikor-ilaç konjugatlarıyla, teknolojiyle beraber yeni nesil hedefli tedavilerle birleştirerek kullanacağız' dedi. </p><p>İmmünoterapinin her hasta için uygun olmadığının altını çizen Şendur, 'İmmünoterapi tabii ki her hasta için uygun değil. Ama immünoterapinin mantığına baktığımız zaman kişinin kendi savunma sistemini hazırlayarak kanser mücadelesinde rol oynamasını ön planda tuttuğunu görüyoruz. Kemoterapi ile beraber kullanıldığında kemoterapinin etkisini artırıyor. Tek başına kullanıldığında ise bir grup hastada gerçekten çok büyük etki ediyor' ifadelerini kullandı. </p><p>'Doğru tedavi, doğru zamanda, doğru ellerde verilmeli' </p><p>Yenilikçi tedavilerle ileri evre kanserlerde dahi uzun sağ kalımın mümkün hale geldiğini belirten Şendur, cilt kanserinde bazı hastalarda şifanın mümkün olduğunu, akciğer kanserinde ise çok uzun sağ kalım sürelerine ulaşıldığını söyledi. Şendur, 'Bugün cilt kanserinde evre 4 olsa bile şifa mümkün. Akciğer kanserinde şifa demesek de çok uzun sağ kalım mümkün. Özellikle PD-L1 değeri yüzde 50 ve üzerindeki hastaların dörtte biri artık 8 yılı geçen sağ kalıma sahip. Metastatik melanomda 10 yıllık sağ kalım yüzde 50. İleri evrede bir kanser tanısı alındığında üzülüyoruz ama yenilikçi tedavilerle, doğru ellerde çok uzun sağ kalım ve hatta şifa da mümkün diyebiliriz' diye konuştu. </p><p>Pankreas kanserinde immünoterapinin yalnızca seçilmiş hasta gruplarında kullanılabildiğini belirten Şendur, 'Pankreas kanserinde bugün için seçilmiş hastada immünoterapiyi kullanabiliyoruz ama büyük çoğunluğunda immünoterapi etki etmiyor. O yüzden mutlaka tıbbi onkolojinin uzmanlığında, multidisipliner ekip olarak hastalara en doğru tedaviyi vermek için çaba sarf ediyoruz' dedi. </p><p>Gen testlerinin de tedavilere entegre edildiğini kaydeden Şendur, tümör agnostik tedavilerin son dönemin önemli başarılarından biri olduğunu ifade ederek, 'Bir gen haritasındaki, bir yolaktaki anormallik hangi tümörde olursa olsun ona yönelik verdiğimiz ilaç tüm tümörlerde etkili olabiliyor. Bu da son zamanlardaki en büyük başarılarımızdan biri' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Yapay zeka sağlıkta kullanılmalı ama tedavi kararının yerine geçmemeli' </p><p>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Karabulut ise kanser hastalarının sağlık süreçlerinde yapay zekayı kullanırken dikkatli olması gerektiğini söyledi. Yapay zekanın tanı ve tedavi süreçlerinde destekleyici olarak kullanılabildiğini belirten Karabulut, hastaların yalnızca yapay zeka ya da internet kaynaklı bilgilerle tedavi kararı vermemesi gerektiğini vurguladı. Karabulut, 'Sağlığınızı yönetmek için yapay zekayı kullanmamanızı tavsiye ederim. Bizim işimiz, gücümüz kanser hastaları. Onlarla beraber yol haritası çiziyoruz, sevinçlerimizi yaşıyoruz, üzüntülerimizi yaşıyoruz. Onların faydasına olabilecek herhangi bir şey varsa, akademik unvana sahip bizler en ufak tereddüt etmeden mutlaka yaparız' dedi. </p><p>Bitkisel tedaviler ve alternatif yöntemler konusunda hekimlerin tüm seçenekleri bilimsel açıdan değerlendirdiğini belirten Karabulut, 'Biz karşı çıkmıyoruz; güvenli değildir diyoruz. İkisi arasında çok büyük bir fark var. Bir şeyin güvenli olduğunu göstermek zorundasınız, etkin olduğunu göstermek kadar. Çünkü biz Hipokrat yemininden önce başka bir ilkeyi benimseriz: Önce zarar verme' ifadelerini kullandı. </p><p>'Her hasta kendi hikayesini yazıyor' </p><p>Yapay zekanın radyoloji gibi teşhise dair alanlarda hekim hatalarını azaltmak, gözden kaçabilecek küçük ayrıntıları yakalamak için kullanılabildiğini belirten Karabulut, buna rağmen en gelişmiş yapay zeka sistemlerinde bile hatalar olabileceğini söyledi. Karabulut, 'Yapay zekayı biz destekliyoruz, kendi günlük pratiğimize alıyoruz. Ama her hasta kendi hikayesini yazıyor. Yapay zeka bir modelleme ile size fikir verebilir ama hastanın hikayesinin sonuç kısmını veremez. Kulaktan dolma bilgilerle gelmeyin. Şundan duydum, bundan duydum bilgileri ya da televizyonlarda bir takım paralar verilerek çıkılan programlarda yapılan, bilgiye ve bilime uygun olmayan yayınlar hastaları yanlış yönlendirebiliyor. Ne yaparsak yapalım, yapay zeka dahil olmak üzere her hasta kendi hikayesini yazıyor' ifadelerini kullandı. </p><p>'Yapay zeka hata yapabiliyor, hastanın vakti olmayabilir' </p><p>Yapay zekanın yanlış bilgi verebildiğini pratikte de gördüklerini belirten Karabulut, bazı hastaların tetkiklerini yapay zekaya yorumlatıp korkuyla hekime başvurduğunu söyledi. Karabulut, 'Birkaç veriyi giriyoruz, yapay zeka yanlış bilgi veriyor. 'Bu böyle değil' dediğimizde 'özür dilerim, veri tabanımı güncelliyorum' diyor. Ama hastanın veri tabanını güncelleyecek vakti olmayabiliyor' diye konuştu. </p><p>Yapay zekanın tanı, tedavi algoritmalarının belirlenmesi ve erken teşhis alanlarında kullanılabileceğini belirten Karabulut, beyin tümörü, akciğer nodülleri ve mamografilerde önemli gelişmeler olduğunu ancak hasta yönetiminin doğrudan yapay zekaya bırakılmaması gerektiğini ifade etti. </p><p>'Hala günlük pratiğimizde majör tedavimiz kemoterapi' </p><p>Kemoterapinin günümüzde hala kanser tedavisinin ana unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Karabulut, immünoterapi, biyolojik ajanlar ve ağızdan kullanılan akıllı ilaçlara rağmen kemoterapinin önemini koruduğunu söyledi. Karabulut, 'Hala günlük pratiğimizde bizim majör tedavimiz kemoterapi. Biz günlük hayatımızda immünoterapilere, biyolojik ajan dediğimiz damardan uygulanan akıllı serumlara ya da ağızdan kullanılan haplara geçtiğimiz dönemi çok canlı yaşadık. Eskiden sadece 'ömrünü biraz uzatabilir miyim' diye başlayan hikaye, hastalığı kronikleştirme hevesine kadar gelmişti. Şimdi birçok tedavide hayal etmeden öteye geçtik' dedi. </p><p>Kemoterapinin toplumda yanlış algılandığını belirten Karabulut, 'Biz hala kemoterapiyi günlük hayatımızda çok yoğun kullanıyoruz. Kemoterapiyi bir kenara da atmayalım. Geçmişinden ders almayan önünü göremez' ifadelerini kullandı. </p><p>'Kanser eşittir ölüm değil, kemoterapi de süründürmez' </p><p>Kemoterapi alan hastaların yaşam kalitesinin geçmişe göre çok daha iyi yönetilebildiğini söyleyen Karabulut, yeni ilaçlar, yan etki yönetimi, palyatif bakım, bulantı kontrol yöntemleri, saç dökülmesini azaltmaya yönelik sistemler ve nöropatiyi önlemeye dönük yaklaşımlarla tedavi sürecinin daha konforlu hale geldiğini ifade etti. Karabulut, 'Kanser eşittir ölüm değil. İkincisi, 'kemoterapi süründürür' algısı da doğru değil. Artık kanser kemoterapileri de hastaları süründürmüyor. Hastalarımız sosyal ortamlarında kendi hayatlarını yaşayabiliyorlar' dedi. </p><p>Hastaların evcil hayvanları ya da sosyal yaşamları konusunda da hekimleriyle görüşerek doğru bilgi alması gerektiğini belirten Karabulut, 'Birçok kanser türünün kemoterapisinde, hastaların hayatlarında izolasyon gerektirmeden, immün sistemlerini çökertmeden tedavi yapabiliyoruz. Bu mesajları doğru verirsek hastalarımız karşımıza 'bize gareziniz mi var' diye gelmezler' ifadelerini kullandı. </p><p>'Kanserlerin üçte biri yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebilir' </p><p>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gökşen İnanç İmamoğlu ise kanserden korunma yollarına dikkat çekti. Bilimsel çalışmaların kanserlerin yaklaşık üçte birinin yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebildiğini gösterdiğini belirten İmamoğlu, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, obeziteden kaçınma, sigara ve alkolden uzak durma ile güneş ışınlarından korunmanın önemine değindi. İmamoğlu, 'Kanseri önleyebilir miyiz? Evet, kanseri büyük oranda önleyebiliriz. Yapılmış bilimsel çalışmalar, kanserlerin üçte birinin sadece yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebildiğini göstermiştir. Sağlıklı bir yaşam tarzını benimseyerek birçok kanseri önleyebiliyoruz' dedi. </p><p>Beslenmede Akdeniz tipi diyetin önemine dikkat çeken İmamoğlu, 'Beslenmede Akdeniz tipi beslenmenin kanserden korunmada çok önemli bir diyet şekli olduğunu çalışmalar göstermiştir. Obezitenin de kanser riskini oldukça artırdığını, neredeyse sigara kadar risk oluşturduğunu biliyoruz. Özellikle meme kanseri, kadınlarda rahim kanseri ve kolon kanserinde obezite riski artırıyor' diye konuştu. </p><p>Kanserden korunmada yaşam tarzı kadar erken tanı ve tarama testlerinin de önemli olduğunu belirten İmamoğlu, meme kanseri, rahim ağzı kanseri ve kolon kanserinde tarama programlarının hayat kurtardığını ifade etti. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.burduryenigun.com/turk-tibbi-onkoloji-kongresi-antalyada-duzenlendi-onkologlardan-kemoterapi-mesaji</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 09:18:53 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://burduryeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/burduryenigun-com/uploads/2026/04/agency/iha/turk-tibbi-onkoloji-kongresi-antalyada-duzenlendi-onkologlardan-kemoterapi-mesaji.jpg" type="image/jpeg" length="35210"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye Psikiyatri Derneğinin kongresi Antalya'da başladı]]></title>
      <link>https://www.burduryenigun.com/turkiye-psikiyatri-derneginin-kongresi-antalyada-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.burduryenigun.com/turkiye-psikiyatri-derneginin-kongresi-antalyada-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (AA) - Türkiye Psikiyatri Derneği 4. Uluslararası ve 28. Ulusal Klinik Eğitim Sempozyumu, Antalya'nın Serik ilçesinde başladı.</p><p>Derneğin Merkez Yönetim Kurulu Genel Başkanı Prof. Dr. Selçuk Candansayar, Belek Turizm Merkezi'nde düzenledikleri basın toplantısında, 30. yılını dolduran derneğe 7 bin psikiyatrın üye olduğunu söyledi.<br></p><p>Düzenledikleri ulusal ve uluslararası kongrelerin önemine işaret eden Candansayar, kongrede sağlıktan kadına, okullardan eve hayatın her alanındaki şiddet olaylarını masaya yatırdıklarını söyledi.</p><p>Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nalan Kalkan Oğuzhanoğlu, bilimsel program kapsamında 14 kurs, 4 çalışma grubu, 30 panel ve 10 uzmanla buluşma oturumu gerçekleştirdiklerini belirtti.</p><p>Programda 6 konferans, 4 oturum ve 1 forum ile 82 sözlü bildiri, 46 poster bildirisi, 162 konuşmacı ve 441 katılımcının yer aldığını anlatan Oğuzhanoğlu, Almanya, İngiltere, İtalya ve Hollanda'dan 6 yabancı konuşmacının kongreye bilimsel katkı sunduğunu ifade etti.</p><p>Merkez Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Gülin Özdamar Ünal da şiddetin görünür hale gelmesinin ve normalleşmesinin özellikle çocuklar ve gençler üzerinde olumsuz etkiler yarattığını dile getirdi.</p><p>Bu sürecin hem başkalarına yönelik saldırgan davranışları hem de bireyin kendine yönelen yıkıcı eğilimlerini, özellikle intihar düşüncesi ve girişimlerini artırabildiğine değinen Ünal, toplumda şiddet ikliminin azaltılması, güven duygusunun yeniden tesis edilmesinin önemini vurguladı.<br></p><p>Derneğin Genel Sekreteri Dr. Gülsüm Zuhal Kamış, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin yıllardır çözülemediğini belirterek, acil servisler başta olmak üzere tüm sağlık birimlerinin tıbben acil ve gerekli hizmetlerin sunulduğu alanlar haline getirilmesi gerektiğini kaydetti.<br></p><p>Derneğin Saymanı Dr. Hayriye Mihrimah Öztürk, dünya genelinde her üç kadından en az birinin yaşamı boyunca fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kaldığını, salgın ve küresel krizlerle bu oranların arttığını söyledi.</p><p>Derneğin Örgütlenme Sekreteri Uzm. Dr. Ali Gökhan Eşim ise her bireyin, güvenli, kapsayıcı ve bilimsel temelli sağlık hizmetine eşit erişim hakkı olduğunu vurguladı.</p><p>- 'Şiddette medyanın dili önemli'<br></p><p>Eğitim Sekreteri Dr. Şahabettin Çetin de şiddetin yalnızca bireysel eylem ya da anlık bir kriz değil, bireysel, toplumsal, ekonomik, politik ve kültürel boyutları bulunan çok etkenli bir halk sağlığı sorunu olduğunu ifade etti.</p><p>Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre, şiddetle ilişkili nedenlerle her yıl 1 milyondan fazla insanın öldüğünü vurgulayan Çetin, şiddeti yalnızca bir haber olarak değil, önlenmesi gereken ve toplumun bütününü ilgilendiren mesele olarak ele almak gerektiğini kaydetti.</p><p>Medya dilinin önemine dikkati çeken Çetin, 'Sansasyonel anlatım, olayı dramatize eden başlıklar, failin yaşam öyküsünü öne çıkaran haberler taklit riskini artırabilmektedir.' diye konuştu.</p><p>Türkiye Psikiyatri Derneği Asistan Hekimlik Sekreteri Dr. Nur Temizkan ise giderek yaygınlaşan ve çoğu zaman görünmez kalan 'dijital şiddet'e dikkati çekmek istediğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Dijital şiddetin yalnızca teknolojik bir sorun değil, toplumsal, psikolojik ve sistematik katmanları olan çok boyutlu kriz olduğunu dile getiren Temizkan, 'Ayrıca dijital şiddet, bireysel psikopatolojiden ziyade politik, sosyolojik ve kültürel unsurların bir sonucu. Dijital şiddet dediğimizde, internet, sosyal medya, akıllı telefonlar gibi araçlar üzerinden gerçekleştirilen her türlü taciz, tehdit, aşağılama, şantaj ve kontrol davranışını kastediyoruz.' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.burduryenigun.com/turkiye-psikiyatri-derneginin-kongresi-antalyada-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 17:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://burduryeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/burduryenigun-com/uploads/2026/04/agency/aa/turkiye-psikiyatri-derneginin-kongresi-antalyada-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="95540"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bir egzersiz 8 kronik hastalık riskini azaltıyor]]></title>
      <link>https://www.burduryenigun.com/bir-egzersiz-8-kronik-hastalik-riskini-azaltiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.burduryenigun.com/bir-egzersiz-8-kronik-hastalik-riskini-azaltiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim dünyasında uzun süredir kabul gören "daha çok hareket et, daha az otur" tavsiyesi yerini daha spesifik bir yaklaşıma bırakıyor. European Heart Journal'da yayımlanan çalışma, günlük hareketlerin küçük bir kısmını bile "yüksek yoğunluklu" hale getirmenin sekiz farklı kronik hastalık riskini ciddi oranda düşürdüğünü ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bilim dünyasında uzun süredir kabul gören "daha çok hareket et, daha az otur" tavsiyesi yerini daha spesifik bir yaklaşıma bırakıyor. European Heart Journal'da yayımlanan çalışma, günlük hareketlerin küçük bir kısmını bile "yüksek yoğunluklu" hale getirmenin sekiz farklı kronik hastalık riskini ciddi oranda düşürdüğünü ortaya koydu.</strong></p>

<p>Araştırmacılar, Birleşik Krallık Biobank verilerini kullanarak yaklaşık 470 bin kişinin hareketlerini 9 yıl boyunca takip etti.</p>

<p>Sonuçlar, toplam fiziksel aktivitesinin sadece yüzde 4'ünü yüksek yoğunluklu egzersizlere ayıran kişilerin, hiç yapmayanlara kıyasla çok daha sağlıklı olduğunu gösterdi.</p>

<p>Yüksek yoğunluklu egzersizin sağladığı çarpıcı risk azalmaları şöyle:</p>

<p><strong><i>Demans: yüzde 63</i></strong></p>

<p><strong><i>Tip 2 Diyabet: yüzde 60</i></strong></p>

<p><strong><i>Yağlı Karaciğer Hastalığı: yüzde 48</i></strong></p>

<p><strong><i>Ölüm Riski (Tüm nedenler): yüzde 46</i></strong></p>

<p><strong><i>Kronik Solunum Yolu Hastalıkları: yüzde 44</i></strong></p>

<p><strong><i>Kronik Böbrek Hastalığı: yüzde 41</i></strong></p>

<p><strong><i>Bağışıklık Sistemi Hastalıkları: yüzde 39</i></strong></p>

<p><strong><i>Kardiyovasküler Olaylar: yüzde 31</i></strong></p>

<p><strong><i>Atriyal Fibrilasyon (Kalp ritim bozukluğu): yüzde 29</i></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Yüksek yoğunluklu" ne anlama geliyor?</strong></p>

<p>Bir aktivitenin yüksek yoğunluklu olup olmadığını anlamanın en kolay yolu **"konuşma testi"**dir.</p>

<p>Eğer egzersiz yaparken tam cümleler kurabiliyorsanız düşük veya orta yoğunluktasınız demektir.</p>

<p>Sadece birkaç kelime söyleyebilecek kadar nefes nefese kalıyorsanız, bu yüksek yoğunluklu bir aktivitedir.</p>

<p>Koşmak, hızlı bisiklet sürmek, merdivenleri tempolu çıkmak veya ağır alışveriş torbalarını yukarı taşımak bu kapsama girebilir.<br />
Günlük hayata nasıl entegre edilir?</p>

<p>Uzmanlar, bu faydalardan yararlanmak için profesyonel sporcu olmaya gerek olmadığını vurguluyor. Günde sadece birkaç dakikalık yoğun çaba bile fark yaratacaktır:</p>

<p><strong>Kısa Patlamalar:</strong> Asansör yerine merdivenleri hızlıca çıkın.</p>

<p><strong>Hızlı Yürüyüş:</strong> İşe veya markete giderken adımlarınızı hızlandırın.</p>

<p>İnterval Çalışma: Yürüyüş veya yüzme sırasında 30 saniye ile 1 dakika arasında değişen sürelerle tempoyu maksimuma çıkarıp sonra yavaşlayın.</p>

<p>Özellikle yaşlılar veya hareket kısıtlılığı olanlar için<strong> "yoğunluk" </strong>kavramı kişisel kondisyona göre değişir.</p>

<p>Bu kişiler için sandalyeden hızlıca kalkıp oturmak bile yüksek yoğunluklu bir aktivite sayılabilir.</p>

<p>Herhangi bir yeni programa başlamadan önce bir hekime danışılması öneriliyor.</p>

<p><img alt="Spor Sporcu Kosu Egzersiz Getty 1901233" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://burduryeniguncom.teimg.com/burduryenigun-com/uploads/2026/04/spor-sporcu-kosu-egzersiz-getty-1901233.jpg" width="1280" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Sağlık</category>
      <guid>https://www.burduryenigun.com/bir-egzersiz-8-kronik-hastalik-riskini-azaltiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 17:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://burduryeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/burduryenigun-com/uploads/2026/04/e-g-z-e-r-s-i-z.jpg" type="image/jpeg" length="80833"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da 18. Kemik İliği Transplantasyonu ve Hücresel Tedaviler Kongresi başladı]]></title>
      <link>https://www.burduryenigun.com/antalyada-18-kemik-iligi-transplantasyonu-ve-hucresel-tedaviler-kongresi-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.burduryenigun.com/antalyada-18-kemik-iligi-transplantasyonu-ve-hucresel-tedaviler-kongresi-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Türk Hematoloji Derneği ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Özgür Mehtap: - 'CAR-T tedavisinde en önemli sorunlardan birisi yüksek maliyet ve teknolojiye erişim. Ülkemizde son 1 yıl içinde Sağlık Bakanlığımızın girişimleriyle bu tedaviye ulaşım için önemli adımlar atılmıştır']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (AA) - Türk Hematoloji Derneği tarafından düzenlenen '18. Kemik İliği Transplantasyonu ve Hücresel Tedaviler Kongresi' Antalya'da başladı.</p><p>Derneğin kuruluşunun 59. yılı kapsamında Belek Turizm Merkezi'ndeki bir otelde düzenlenen kongreye, 300'ü aşkın erişkin ve pediatrik hematoloğun yanı sıra hematoloji alanında çalışan temel bilimci hekimler ve araştırmacılar katılıyor. Kongrede ayrıca yurt dışından yaklaşık 25 bilim insanı yer alıyor. <br></p><p>Program kapsamında 27 bilimsel oturum, 5 sözlü sunum oturumu ve 6 uydu sempozyumu düzenlenirken, alanındaki güncel bilimsel gelişmeler ele alınıyor.</p><p>Türk Hematoloji Derneği Başkanı ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Özgür Mehtap, yaptığı açıklamada, kök hücre nakli ve hücresel tedavi uygulamalarının güçlü bir ekip çalışması gerektirdiğini belirtti.<br></p><p>Mehtap, 'Bu sürecin vazgeçilmez unsurlarından hemşireler ve teknisyenlere kongre kapsamında bu programlar düzenlenmekte, sahada görev yapan sağlık profesyonellerine güncel bilgi ve uygulamaların aktarılması hedeflenmektedir.' dedi.</p><p>Kongrede öne çıkan başlıklardan birinin de CAR-T hücre tedavileri olduğunu dile getiren Mehtap, şöyle konuştu:<br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'CAR-T tedavisinde en önemli sorunlardan birisi yüksek maliyet ve teknolojiye erişim. Ülkemizde son 1 yıl içinde Sağlık Bakanlığımızın girişimleriyle bu tedaviye ulaşım için önemli adımlar atılmıştır. Mart itibarıyla CAR-T üretebilecek seviyeye gelinmiş bazı hastalar bu tedaviye ulaşmıştır. Önümüzdeki yıllar içerisinde de bu tedavi giderek yaygınlaşacaktır.'</p><p>Türk Hematoloji Derneği Genel Sekreteri ve Kongre Sekreteri Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu ise kök hücrelerin, kemik iliğinde bulunan ve kan hücrelerini üreten ana hücreler olduğunu belirtti.</p><p>Naklin hastanın kendi hücreleriyle yapılması durumunda 'otolog', sağlıklı bir donörden alınan hücrelerle yapılması halinde ise 'allojeneik' olarak adlandırıldığını anlatan Ateşoğlu, bu yöntemin özellikle bazı kan hastalıkları ve kemik iliği yetmezliğinde uygulandığını ifade etti.</p><p>- Türkiye'de nakil sayıları artıyor</p><p>Türk Hematoloji Derneği Saymanı Prof. Dr. Oral Nevruz da Türkiye'de kök hücre nakillerine ilişkin verileri paylaştı.</p><p>Nevruz, Türkiye'de ilk otolog naklin 1984'te, ilk allojeneik naklin ise 1985'te gerçekleştirildiğini kaydederek, 2025 yılında 1681 allojeneik, 2534 otolog nakil sayısına ulaşıldığını dile getirdi.</p><p>Ülkede 115 pediatrik ve erişkin nakil merkezinde hizmet verildiğini belirten Nevruz, nakil sayılarının gelecek yıllarda artmasının beklendiğini ifade etti.</p><p>Türk Hematoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İnci Alacacıoğlu ise CAR-T hücre tedavilerindeki güncel gelişmelere değinerek, özellikle dirençli ve nüks eden kan kanserlerinde önemli başarılar elde edildiğini söyledi.<br></p><p>Alacacıoğlu, yeni nesil yaklaşımlar arasında çoklu hedefli CAR-T hücreleri, daha düşük toksisiteye sahip CAR-NK hücreleri ve in-vivo CAR-T teknolojilerinin yer aldığını anlatarak, bu tedavilerin gelecekte daha geniş hasta gruplarına ulaşmasının hedeflendiğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.burduryenigun.com/antalyada-18-kemik-iligi-transplantasyonu-ve-hucresel-tedaviler-kongresi-basladi</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 12:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://burduryeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/burduryenigun-com/uploads/2026/04/agency/aa/antalyada-18-kemik-iligi-transplantasyonu-ve-hucresel-tedaviler-kongresi-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="75376"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[61. Türk Pediatri Kongresi Antalya'da başladı]]></title>
      <link>https://www.burduryenigun.com/61-turk-pediatri-kongresi-antalyada-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.burduryenigun.com/61-turk-pediatri-kongresi-antalyada-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (AA) - Antalya'nın Kemer ilçesinde 'Umudun adı: Çocuk' temasıyla düzenlenen '61. Türk Pediatri Kongresi', 2 bin 200 uzman hekimin katılımıyla başladı.</p><p>Türk Pediatri Kurumu tarafından düzenlenen kongre, Kurum Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Bülent Karadağ'ın ev sahipliğinde gerçekleştiriliyor. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Organizasyon kapsamında dijital çağın çocuk sağlığı üzerindeki etkileri, beslenme sorunları ve bilinçsiz takviye kullanımı gibi güncel konular masaya yatırılıyor.</p><p>- 'Dijital oyunlar şiddeti körüklüyor'</p><p>Kasapçopur, kongrede yaptığı konuşmada, dijitalleşmenin çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerine dikkati çekti. </p><p>Şiddet içerikli oyunların çocuklar için evrensel bir sorun haline geldiğini belirten Kasapçopur, 'Dijital oyunlar çocuklara şiddet aşılıyor. Bu oyunlarda can aldıkça kazanma algısı oluşturuluyor. Çocuklarımızı bu tip içeriklerden korumak zorundayız.' ifadelerini kullandı.</p><p>Türk Pediatri Kurumu Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Fügen Çullu Çokuğraş da ebeveynlerin vakit geçirmek için çocuklara telefon ve tablet vermesinin gelişimsel riskler taşıdığını vurguladı.</p><p>- Bilinçsiz vitamin kullanımı karaciğer yetmezliği riski taşıyor</p><p>Çocuk Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Kıykım, kontrolsüz gıda takviyesi ve vitamin kullanımının ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını kaydetti.</p><p>Vitamin zehirlenmelerine karşı uyarıda bulunan Kıykım, şu değerlendirmeyi yaptı: </p><p>'Özellikle ABD'de ilaca bağlı karaciğer yetmezliklerinde 10 katına varan bir artış söz konusu. Bunun temel sebebi gıda takviyelerinin bilinçsiz kullanımıdır. Denetimden geçmemiş, 'merdiven altı' olarak tabir edilen ve sadece etiketlenerek piyasaya sürülen ürünler çocuk sağlığını tehdit ediyor. Sosyal medyadaki özendirici yorumlar bu tehlikeli kullanımı artırıyor.'</p><p>Çocuk sağlığına dair geniş bir yelpazede bilimsel oturumların gerçekleştirileceği kongre, 21 Nisan'da sona erecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.burduryenigun.com/61-turk-pediatri-kongresi-antalyada-basladi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 16:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://burduryeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/burduryenigun-com/uploads/2026/04/agency/aa/61-turk-pediatri-kongresi-antalyada-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="80106"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[23. Türkiye Hemofili Kongresi Antalya'da başladı]]></title>
      <link>https://www.burduryenigun.com/23-turkiye-hemofili-kongresi-antalyada-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.burduryenigun.com/23-turkiye-hemofili-kongresi-antalyada-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da başlayan 23. Türkiye Hemofili Kongresi'nde hemofilide kanamayı önlemeye yönelik tedavilerde gelinen aşama, son 15 yılda yaşanan gelişmeler ve deri altı uygulamaların hastaların yaşamına etkisi gündeme geldi. Tedavide profilaksi yaklaşımının son yıllarda belirgin şekilde güç kazandığını belirten Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, 'Yaklaşık 30 senedir kanamanın önlenmesi, yani profilaksi dediğimiz olay üzerinde çalışılıyor. Ama geldiğimiz dönemde artık son beş senedir zirveye ulaştı' dedi. Prof. Dr. Yeşim Dargaud, 'Son 15 yıl içerisinde hemofili konusunda tedaviler, ürünler olağanın üzerinde gelişme kaydetti' derken, Prof. Dr. Kaan Kavaklı ise, 'Deri altı tedaviler hastalarımızın ve ailelerimizin hayat kalitesini oldukça artırdı' ifadelerini kullandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da başlayan 23. Türkiye Hemofili Kongresi'nde hemofilide kanamayı önlemeye yönelik tedavilerde gelinen aşama, son 15 yılda yaşanan gelişmeler ve deri altı uygulamaların hastaların yaşamına etkisi gündeme geldi. Tedavide profilaksi yaklaşımının son yıllarda belirgin şekilde güç kazandığını belirten Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, 'Yaklaşık 30 senedir kanamanın önlenmesi, yani profilaksi dediğimiz olay üzerinde çalışılıyor. Ama geldiğimiz dönemde artık son beş senedir zirveye ulaştı' dedi. Prof. Dr. Yeşim Dargaud, 'Son 15 yıl içerisinde hemofili konusunda tedaviler, ürünler olağanın üzerinde gelişme kaydetti' derken, Prof. Dr. Kaan Kavaklı ise, 'Deri altı tedaviler hastalarımızın ve ailelerimizin hayat kalitesini oldukça artırdı' ifadelerini kullandı. </p><p>Türkiye Hemofili Derneği ile Hemofili Dernekleri Federasyonu iş birliğinde düzenlenen 23. Türkiye Hemofili Kongresi, 15-17 Nisan tarihleri arasında Antalya'nın Belek turizm merkezinde gerçekleştiriliyor. Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında, kalıtsal kanama bozuklukları olan hemofilide farkındalık, yaşam kalitesi ve en güncel tedavi yöntemleri ele alındı. Uzman sağlık profesyonellerinin yanı sıra hasta ve hasta yakınlarının da katıldığı kongrede, hem bilimsel gelişmeler hem de tedaviye erişimde gelinen aşama değerlendirildi. </p><p>Türkiye, dünyada sürdürülen klinik çalışmalarda yüzde 10'un üzerinde yer alıyor </p><p>Açılış konuşmasını yapan İstanbul Üniversitesi Rektörü ve Türkiye Hemofili Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, Türkiye'nin hemofili alanındaki küresel klinik çalışmalarda önemli bir paya sahip olduğunu belirtti. Zülfikar, dünyada halen bin 102 klinik çalışma yürütüldüğünü, Türkiye'nin bunların 121'inde yer aldığını söyleyerek, 'Türkiye dünyada yapılan klinik çalışmalarda yüzde 10'undan daha fazla bulunuyor. Burada öncelik hastaların derdine derman olabilmektir. Şifasına vesile olabilmektir' ifadelerini kullandı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Araştırmaların ikinci amacının bilgiyi derinleştirmek ve yeni bilgi üretmek olduğunu belirten Zülfikar, araştırma geliştirme faaliyetlerinin yayına dönüştürülmesinin ve mümkün olduğunda ürünlerin hastaların kullanımına sunulmasının önem taşıdığını ifade etti. </p><p>'Bugün hastalarımız normal yaşam süreçlerini sürdürüyorlar' </p><p>Lyon Üniversitesi Hemostaz Merkezi Başkanı Prof. Dr. Yeşim Dargaud ise, hemofili tedavisinde son 15 yıl içinde önemli gelişmeler yaşandığını söyledi. Dargaud, 'Son 15 yıl içerisinde hemofili konusunda tedaviler, ürünler olağanın üzerinde gelişme kaydetti. Bunlar hastalar açısından gerçekten ümidimizin üzerinde gelişmeler oldu' dedi. </p><p>Bu gelişmelerin hastaların geleceği açısından umut verici olduğunu kaydeden Dargaud, hemofili hastalığının tarihi seyrine de değindi. 1900'lü yıllarda hemofili hastalarının yaşam süresinin 12-13 yaş civarında olduğunu belirten Dargaud, bugün ise geliştirilen tedaviler sayesinde hastaların 60-70-80 yaşlarına kadar yaşayabildiğini ifade etti. Dargaud, 'Bugün hastalarımız normal yaşam süreçlerini sürdürüyorlar. Sanki hastalığı olmayan insanlar gibi 60-70-80 yaşına kadar devam ediyorlar. Bunlar ürünler ve tedaviler sayesinde oldu' şeklinde konuştu. </p><p>Çocuklarda beyin kanamalarında büyük düşüş </p><p>Yeni tedavi yöntemlerinin özellikle çocuk hastalar açısından önemli sonuçlar doğurduğunu belirten Dargaud, geçmişte yalnızca damardan uygulanabilen faktör tedavilerinin yeni doğan ve küçük yaş grubundaki çocuklarda büyük güçlük oluşturduğunu söyledi. Bu nedenle tüm çabalara rağmen beyin kanamaları görülebildiğini ifade eden Dargaud, cilt altı ilaçlarla birlikte bu tabloda önemli bir değişim yaşandığını dile getirdi. Dargaud, 'Hemofili hastalarında yeni doğan dönemi ve özellikle yaşamın ilk 4-5 yılı en hassas dönemlerden biri. Bu süreçte bizi en çok korkutan tablo ise beyin kanamaları. Yaklaşık 10 yıl öncesine kadar yalnızca damardan uygulanabilen faktör tedavileri vardı. Ancak yeni doğan çocuklara haftada birkaç kez damar yoluyla enjeksiyon yapmak aileler için son derece zordu. Tedavinin uygulamadaki güçlüğü ve ürünlerin etki sürelerinin sınırlı olması nedeniyle, tüm çabalara rağmen beyin kanamaları görülebiliyordu. Cilt altı ilaçların devreye girmesiyle birlikte bu tabloda önemli bir değişim yaşandı. Bugün Avrupa'da bu ilaçlara neredeyse doğumdan itibaren başlanıyor. Bu sayede çocuklarda beyin kanamalarında çok büyük bir düşüş sağlandı. Nitekim ben, cilt altı ilaçların kullanılmaya başlamasından bu yana Fransa'da son 5 yılda bu tür bir vakaya rastlandığını duymadım' dedi. </p><p>'Deri altı tedaviler hayat kalitesini oldukça artırdı' </p><p>Hemofili Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Prof. Dr. Kaan Kavaklı da doğumsal kanama hastalıklarının genetik ve hayat boyu devam eden hastalıklar olduğunu söyledi. Bu nedenle hastaların, ailelerin ve sağlık çalışanlarının uzun süreli bir tedavi sürecinin parçası olduğunu belirten Kavaklı, kongrede doktorlar, hemşireler, hastalar ve dernek yetkililerinin bir araya geldiğini ifade etti. Hastaların geçmişte bebeklikten itibaren haftada 2-3 kez damar yoluyla tedavi almak zorunda kaldığını belirten Kavaklı, '1-2 yaşından başlayarak 10 yaşına, 15 yaşına, 35-40, 50-60 yaşına kadar bu tedaviyi götürmek oldukça zordu. Neyse ki son 5-6 yılda deri altından uygulanan ilaçlar ortaya çıktı. Onlar da Türkiye'ye geldi çok şükür, hastalarımızın ve ailelerimizin hayat kalitesini oldukça artırdı' diye konuştu. </p><p>Özellikle bebek ve çocuk hastalarda bu ilaçların başarılı sonuçlar verdiğini belirten Kavaklı, diğer yaş gruplarındaki hastaların da bu tedavilerden yararlanmasını istediklerini söyledi. </p><p>Geri ödeme sisteminde yeni beklenti </p><p>Kavaklı, Türkiye'de SGK tarafından damar yoluyla kullanılan temel ürünlerin geri ödeme kapsamında karşılandığını, bu ürünlerin hastaların kanamadan ölmesini engellediğini ve ameliyat olmalarını sağladığını kaydetti. Deri altı ürünlerin yeni yeni Türkiye'ye girdiğini belirten Kavaklı, 'Deri altı tedavi seçenekleri Türkiye'de henüz yeni uygulanmaya başlandığı için bu alandaki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Daha fazla hastamızın bu tedavilerden yararlanabilmesi, uzun yıllar kullanabilecekleri daha kolay uygulanan yöntemlere geçebilmesi için geri ödeme sisteminde de önemli katkılar bekliyoruz' dedi. </p><p>'Kanamayı önlemede son 5 yılda zirveye ulaşıldı' </p><p>Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, 17 Nisan Dünya Hemofili Günü kapsamında farkındalığı artırmayı amaçladıklarını belirterek, benzer şikayetleri olan kişilerin hekime ve sağlık kuruluşlarına başvurması gerektiğini söyledi. Kalıtsal kanama bozukluğu olanlarda artık yalnızca kanamayı durdurmanın değil, kanamayı önlemenin ön plana çıktığını belirten Zülfikar, 'Hastalarımızla konuştuğumuzda bir kanama yaşandığında sık sık 'Ne kadar şansım var?' sorusuyla karşılaşıyoruz. Çünkü burada temel mesele kanamayı durdurabilmek. Kanama, hayatın en büyük risklerinden biri; kontrol altına alınamadığında ölümcül sonuçlara yol açabiliyor. Bu nedenle tıp dünyası, kanamanın nasıl durdurulacağı ve nasıl önleneceği üzerine yoğun şekilde çalışıyor. Kalıtsal kanama bozukluğu olan bireylerin ise bu riski hayatın olağan bir parçası olarak her gün hissettiğini unutmamak gerekiyor. Başkaları için savaş ya da cinayet gibi olağanüstü durumlarda akla gelen kanama riski, bu hastalar için günlük yaşamın içinde karşılık bulan bir tehlike. Bu yüzden günümüzde kalıtsal kanama bozukluğu olan hastalarda yalnızca kanamayı durdurmak değil, kanamanın hiç oluşmamasını sağlamak da öncelikli hedef haline geldi. Yaklaşık otuz senedir kanamanın önlenmesi yani profilaksi dediğimiz olay üzerinde çalışılıyor. Ama geldiğimiz dönemde artık son beş senedir zirveye ulaştı. Son 10 senede de tedavi araçlarının, tedavi malzemelerinin daha kolay ulaşılabilir ve daha kolay uygulanabilirliği üzerinde gidiyoruz. Ülkemiz bu ürünlere ulaşımı sağladı, erişilebilir oldu bu ürünler. Ama bu erişilebilir ürünlerden tedaviyi kolaylaştıracak olanlara geçişimiz üzerinde konuşuyoruz' ifadelerini kulandı. </p><p>Tedavideki ilerlemelerin hastanede kalış sürelerini, cerrahi müdahale maliyetlerini ve faktör ücretlerini azalttığını belirten Zülfikar, yeni yöntemlerin maddi açıdan da önemli sonuçlar doğurduğunu söyledi. Zülfikar, 'Hastanede kalma süresi, proteze verilen ücret, ameliyat için harcadığımız faktör ücretleri bir kenara konulduğunda yapılan uygulamalar maddi açıdan da ekonomik tercihlerdir' ifadelerini kullandı. </p><p>Çocuklarda yeni tablo </p><p>Prof. Dr. Kaan Kavaklı, son 15 yılda geliştirilen ilaçlarla birlikte çocukların ve gençlerin eğitim ve sosyal yaşamında önemli değişim görüldüğünü söyledi. Daha önce çocukların evde kalmak zorunda olduğunu, bugün ise ilkokulu bitiren, ortaokul ve üniversiteye başlayan, meslek sahibi olan gençlerle karşılaştıklarını belirten Kavaklı, Türkiye'de yaklaşık 1-2 yıldır deri altı ilaçların kullanıldığını ve özellikle küçük çocuklar ile ailelerinin bu tedavilerden memnun olduğunu ifade etti. Kavaklı, 'Şu anda ilkokulu bitiren, ortaokul ve üniversiteye başlayan, değişik mesleklere kavuşan gençlerle bir aradayız' dedi. </p><p>Kadın taşıyıcılar için dikkat çeken uyarı </p><p>Prof. Dr. Yeşim Dargaud, bugün cilt altı ilaçlarla profilaksi görme şansı bulunan çocuklarda eklemlerin daha iyi korunabildiğini ancak geçmişte yeterli tedavi alamamış erişkin hastalarda eklem içi kanamaların yol açtığı hasarın sürdüğüne işaret etti. Dargaud, 'Bugünkü hemofili çocukları bu cilt altı ilaçlarla profilaksi görme şansı olan çocuklar, eklemlerini gayet güzel koruyabildiğimiz hastalar. Onların inşallah gelecekte böyle eklem problemleri olmayacak, proteze falan ihtiyaçları olmayacak. Ama şunu da bilmek lazım ki bu hastalar eklem içinde kanıyorlar ve kanın eklem içindeki neden olduğu tahribat geri çevrilemeyen bir reaksiyon' dedi. </p><p>Erişkin hastalarda ağrı, artroz ve protez ihtiyacının sürdüğünü belirten Dargaud, 'Şimdi erişkin olan hastalar, eklemleri bu şekilde olan hastalar, ilaçlarımız her ne kadar düzgün olsa da maalesef ağrıları var, maalesef artroz problemleri var ve gene de proteze ihtiyaçları var. Bunun da çaresini bulmuş değiliz' diye konuştu. </p><p>Kadınlarda kanama bozukluğu olanlar mercek altına alınmalı </p><p>Prof. Dr. Yeşim Dargaud, hemofili genini taşıyan kadınların da uzun yıllar göz ardı edildiğine dikkat çekerken, kadın kanama bozukluğu olanların mercek altına alınması gerektiğini dile getirdi. 'Genelde hep hemofiliyi kadınlar veriyor, kendileri hasta değil denirdi. Hayır. Kadınların bir geninde hastalık var, diğerinde yok. Dolayısıyla hafif hemofilik erkek hastalar gibi yaklaşık yüzde 30'u da kanamalı olabilir' dedi. </p><p>Bu kadınların bulunması ve tedavi edilmesi gerektiğini belirten Dargaud, 'Şimdi gidip bu kadınları da bulmak lazım. Çünkü onların da regl olduklarında aşırı kanamaları var, anemileri var. Bunların da tedavisini düzgün yapmamız lazım' ifadelerini kullandı. </p><p>'Hemofili merkezlerinin sayısı artmalı' </p><p>Prof. Dr. Kaan Kavaklı ise yeni tedavilerin gelecekte oluşabilecek hasarları önleyebildiğini, ancak geçmişte eklem kanamaları yaşamış erişkin hastalarda ortopedik sorunların sürdüğünü söyledi. Bu nedenle hemofili hastalarına yönelik ameliyatları yapabilecek uzmanlaşmış merkezlerin sayısının artırılması gerektiğini belirten Kavaklı, 'Hayat boyu devam eden hastalıkta, daha önceki yıllarda imkanlardan yeteri kadar faydalanmayıp son yıllarda bu gelişmeden faydalanan hastalarda daha önceki eklem problemlerinin bir bölümü devam ediyor. Ve bunların ortopedik ameliyatlara ihtiyacı var. Şu anda yeni tanı koyduğumuz 5-10 yıldakiler çok sağlıklı gidiyor, hiçbir eklem kanamaları olmadan. Ama şu anda yaşı 15-20-30 olanlarda eskiden kaynaklanan eklem problemleri var' dedi. </p><p>Türkiye'de bu ameliyatların daha çok İstanbul Üniversitesi ve Ege Üniversitesi'nde yapıldığını ifade eden Kavaklı, 'Türkiye'nin her yerinden gelen hastaların ameliyatlarını yapmaya çalışıyoruz ama bu tabii 80 milyonluk bir ülkede yetmez. Demek ki daha kapsamlı hemofili merkezlerinin de sayısının artması lazım' ifadelerini kullandı. </p><p>'Türkiye'de 120 bin kişilik bir topluluğa hitap ediyor' </p><p>Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, hemofili hastalığına Türkiye'de 10 binde bir rastlandığını söyledi. Tanı konulamamış hastalar, yurt dışına göç etmiş aileler ve diğer kalıtsal kanama bozuklukları da dikkate alındığında çok daha geniş bir topluluğun söz konusu olduğunu belirten Zülfikar, 'Sadece hemofili A değil, B'si, Von Willebrand'ı ve diğerlerini topladığınız zaman bu yaklaşık 120 bin kişilik bir kitleye hitap ediyor' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.burduryenigun.com/23-turkiye-hemofili-kongresi-antalyada-basladi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 12:38:49 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://burduryeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/burduryenigun-com/uploads/2026/04/agency/iha/23-turkiye-hemofili-kongresi-antalyada-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="47372"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da düzenlenen 23. Türkiye Hemofili Kongresi başladı]]></title>
      <link>https://www.burduryenigun.com/antalyada-duzenlenen-23-turkiye-hemofili-kongresi-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.burduryenigun.com/antalyada-duzenlenen-23-turkiye-hemofili-kongresi-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Türkiye Hemofili Derneği Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Zülfikar: - 'Dünyada hemofili alanında 1102 klinik çalışma var, Türkiye bunun 121'inde yer alıyor. Türkiye, dünyada yapılan klinik çalışmaların yüzde 10'undan daha fazlasında bulunuyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (AA) - Türkiye Hemofili Derneği Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Zülfikar, dünyada hemofili alanında yapılan klinik çalışmaların yüzde 10'undan daha fazlasında Türkiye'nin yer aldığını belirterek, yaklaşık 120 bin kişinin bu hastalıktan etkilendiğini söyledi.<br></p><p>Türkiye Hemofili Derneği ve Hemofili Federasyonu tarafından bu yıl 23'üncüsü düzenlenen 'Türkiye Hemofili Kongresi', Antalya'nın Serik ilçesindeki Belek Turizm Merkezi'nde doktorlar, akademisyenler, kalıtsal kanama bozukluğu olan hastalar ve ailelerinin katılımıyla başladı.</p><p>Kongre kapsamında hemofili alanında yeni tedavi olanakları, yapılan bilimsel çalışmalar, hasta öyküleri başta olmak üzere farklı konular ele alınıyor.</p><p>Dernek Başkanı Prof. Dr. Zülfikar, Hemofili Dernekleri Federasyonu Başkanı ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematolojisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kaan Kavaklı ve Lyon Üniversitesi Hemofili Merkezi ve Hemostaz Ünitesi Başkanı Prof. Dr. Yeşim Dargaud, basın toplantısı düzenledi.</p><p>Zülfikar, hemofili konusunda son yıllarda Türkiye'de yapılan toplantıların, sosyal ve bilimsel faaliyetlerin önemine işaret etti. Ülkelerin gelişmişliğinin ölçüsünün, nadir hastalıklar alanındaki çalışmalara ve tedavi olanaklarına verilen önemle ilgili olduğunu vurgulayan Zülfikar, dünyada 7 binden fazla nadir hastalık olduğunu anlattı.</p><p>Yeni tedavi olanaklarının geliştiğine değinen Zülfikar, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'SGK tarafından ilaçların geri ödemesinin olması büyük avantaj sağlıyor. Dünyada hemofili alanında 1102 klinik çalışma yapılıyor ve Türkiye bunun 121'inde yer alıyor. Türkiye, dünyada yapılan klinik çalışmaların yüzde 10'undan daha fazlasında bulunuyor. Türkiye'nin gerçek anlamda klinik araştırmalardaki oranı yüzde 5'in altında. Hemofilide yüzde 10'un üzerine çıkabilmek özgün bir çalışmadır. Hastalara şifa olabilmek, bilgiyi derinleştirmek, yeni bilgiyi üretebilmek önemlidir. Bu araştırma geliştirme çalışmalarını yayına dökebilmek, tıp dünyasına, hastaların kullanımına sunabilmek önemli.'</p><p>Kanamalara zamanında müdahale edilmesinin önemine işaret eden Zülfikar, 'Hemofiliye bağlı kanamayı durdurmak hepimizin sorumluluğundadır. Hemofili 10 binde bir kişide görülüyor. Türkiye'de bu hastalıktan 120 bin civarında hasta etkileniyor.' dedi.</p><p>- 'Yeni tedaviler sayesinde hemofili hastaları futbol bile oynayabiliyor'</p><p>Hemofili Dernekleri Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Kavaklı ise deri altına uygulanan yeni ilaçlar sayesinde hastaların yaşam kalitesinin arttığını söyledi.</p><p>Eskiden hemofili hastası çocukların yasak olduğu için kaçak futbol oynayabildiğini anlatan Kavaklı, 'Eskiden çocuklar kaçak futbol oynar, eklemlerinde kanamalar olurdu. Çocuklar artık sağlıklı şekilde akranları gibi top peşinde koşturabiliyor. Bu önemli bir şey, akranları tarafından dışlanmıyor, daha da sosyalleşiyor.' dedi.<br></p><p>Lyon Üniversitesi Hemofili Merkezi ve Hemostaz Ünitesi Başkanı Prof. Dr. Dargaud da hemofilinin tedavisinde yeni ürünler çıktığını ve bunun çok önemli gelişmeler olduğunu vurguladı.</p><p>Son 10 yılda tedavi olanaklarının çok değiştiğini ifade eden Dargaud, hastanın ilaçlar sayesinde yaşam süresinin uzadığını, gen tedavisi üzerine çalışmalar yapıldığını kaydetti.</p><p>Kongre, yarın sona erecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.burduryenigun.com/antalyada-duzenlenen-23-turkiye-hemofili-kongresi-basladi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 09:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://burduryeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/burduryenigun-com/uploads/2026/04/agency/aa/antalyada-duzenlenen-23-turkiye-hemofili-kongresi-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="24816"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da düzenlenen kongreye 10 ülkeden uzman psikofarmakologlar katıldı]]></title>
      <link>https://www.burduryenigun.com/antalyada-duzenlenen-kongreye-10-ulkeden-uzman-psikofarmakologlar-katildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.burduryenigun.com/antalyada-duzenlenen-kongreye-10-ulkeden-uzman-psikofarmakologlar-katildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Türk Psikofarmakoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Kemal Sayar: - '50'ye yakın bilim insanı yurt dışından katılıyor, bine yakın Türkiye'den katılım var. Her sene çıtayı daha da yukarı koyarak, tedavi alanındaki güncel gelişmeleri ele alıyoruz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANTALYA (AA) - Türk Psikofarmakoloji Derneği (TAP) Başkanı Prof. Dr. Kemal Sayar, 50'si yurt dışından 1000 bilim insanını Psikofarmakoloji Kongresi'nde buluşturduklarını belirterek, tedavi alanındaki güncel gelişmeleri ele aldıklarını söyledi.</p><p>TAP tarafından, 'Tedavi Direncinin Üstesinden Gelmek' ana temasıyla düzenlenen '17. Uluslararası Psikofarmakoloji ve Çocuk-Ergen Psikofarmakolojisi / Psikoterapi Kongresi' Antalya'nın Serik ilçesi Belek Turizm Merkezi'nde başladı.</p><p>Kongrede, biyolojik psikiyatri, sinirbilim ve psikiyatrik nörogörüntüleme alanlarındaki son gelişmeler ele alınıyor.</p><p>TAP Başkanı Prof. Dr. Kemal Sayar, Uluslararası Psikofarmakoloji Kongresi'nin Türkiye'nin en önemli psikiyatri kongrelerinden biri olduğunu belirtti.</p><p>Katılımın da yoğun olduğunu anlatan Sayar, şunları kaydetti:</p><p>'50'ye yakın bilim insanı yurt dışından katılıyor, bine yakın Türkiye'den katılım var. Her sene çıtayı daha da yukarı koyarak, tedavi alanındaki güncel gelişmeleri ele alıyoruz. Dünyada ne yapılıyor, ne çalışılıyor? Dünyada bilgiyi üreten insanlarla genç doktorlarımızı buluşturuyoruz. Kendi ürettiğimiz bilgiyi de sunma imkanı buluyoruz. Burası aslında bilim ziyaretinin olduğu bir yer.'</p><p>Sayar, dernek olarak 200'ün üzerinde kişiye burs verdiklerini, 200 asistana da kongreyi ücretsiz takip etme imkanı sunduklarını vurguladı.</p><p>- 'Kongremiz kültürlerarası etkileşim imkanı sunuyor'</p><p>Kongrenin eş başkanı Doç. Dr. Ayşe Sakallı Kani ise kongrelerinin 2005'ten beri çok sayıda bilim insanına ev sahipliği yaptığını söyledi.</p><p>Kongrenin genç araştırmacılara vizyon sağladığını anlatan Kani, 'Kültürlerarası etkileşim imkanı sunuyor. Yapay zekayla yeni tedavi algoritmaları söz konusu. Böylece kişiye özgü tedavi söz konusu, tedavi direnciyle ilgili çalışmaları da paylaşacağız.' diye konuştu.</p><p>Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Doç. Dr. Alperen Bıkmazer ise kongreye hem yurt içi hem de yurt dışından çok sayıda bildiri ve panel önerisi geldiğini ifade ederek, bu kadar yoğun başvuru olmasının kongrenin bilimsel derinliğine işaret ettiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kongrenin Onursal Başkanı Prof. Dr. Mesut Çetin, özellikle gençlerin alanında uzman bilim insanlarıyla temasa geçmesi, sorular sorarak bilgi alışverişinde bulunmasını hedeflediklerini belirterek, 'Ortaklaşa çalışmalarda yer alabilmeleri de önemli. Kongre kapsamında tüm sunumlar anında tercüme edilecek. Katılımcılar kendi dilinde soru sorabilecek.' diye konuştu.</p><p>Kongre, 18 Nisan'da sona erecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.burduryenigun.com/antalyada-duzenlenen-kongreye-10-ulkeden-uzman-psikofarmakologlar-katildi</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 18:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://burduryeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/burduryenigun-com/uploads/2026/04/agency/aa/antalyada-duzenlenen-kongreye-10-ulkeden-uzman-psikofarmakologlar-katildi.jpg" type="image/jpeg" length="38658"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp krizi kadınlarda bu belirtiyle geliyor]]></title>
      <link>https://www.burduryenigun.com/kalp-krizi-kadinlarda-bu-belirtiyle-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.burduryenigun.com/kalp-krizi-kadinlarda-bu-belirtiyle-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp-damar hastalıklarının küresel ölçekte en önemli ölüm nedenlerinden biri olduğunu belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Elmas Orak, "Dünyada tüm ölümlerin yaklaşık üçte biri kalp-damar hastalıklarından kaynaklanmaktadır. Bu ölümlerin yaklaşık yüzde 40-45'i kalp krizi gibi iskemik kalp hastalıklarına bağlıdır. Kadın ve erkeklerde hastalık belirtileri farklılık gösterebilir. Kadınlarda nefes darlığı, aşırı yorgunluk, mide bulantısı, sırt veya çene ağrısı gibi atipik belirtiler de görülebilir."]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kalp-damar hastalıklarının küresel ölçekte en önemli ölüm nedenlerinden biri olduğunu belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Elmas Orak, "Dünyada tüm ölümlerin yaklaşık üçte biri kalp-damar hastalıklarından kaynaklanmaktadır. Bu ölümlerin yaklaşık yüzde 40-45'i kalp krizi gibi iskemik kalp hastalıklarına bağlıdır. Kadın ve erkeklerde hastalık belirtileri farklılık gösterebilir. Kadınlarda nefes darlığı, aşırı yorgunluk, mide bulantısı, sırt veya çene ağrısı gibi atipik belirtiler de görülebilir" dedi.</strong></p>

<p><img alt="Kadın Kalp 2" class="detail-photo img-fluid" height="750" src="https://burduryeniguncom.teimg.com/burduryenigun-com/uploads/2026/04/kadin-kalp-2.jpg" width="1280" /></p>

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Elmas Orak, kalp-damar hastalıklarının hem dünyada hem de Türkiye’de yaşam süresi ve kalitesini belirleyen en önemli sağlık sorunlarının başında geldiğini söyledi.</p>

<p>Yaşlanan nüfus ve risk faktörlerinin artışıyla kalp-damar hastalıklarının daha yaygın hale geldiğini dile getiren Prof. Dr. Orak, “Dünyada yaklaşık 612 milyon insan aktif olarak kalp-damar hastalığı ile yaşamaktadır. Yaklaşık 254 milyon kişide ise kalbi besleyen damarlar hastadır. Bu durum erkeklerde kadınlara göre daha sık görülmektedir” diye konuştu.</p>

<p>Obezite, diyabet ve hipertansiyon vakalarındaki artışa dikkat çeken Prof. Dr. Orak, bu hastalıkların görülme sıklığının önümüzdeki yıllarda daha da artmasının beklendiğini ifade etti.</p>

<p><strong>"SADECE ÖLÜME DEĞİL, SAKATLIĞA DA YOL AÇIYOR"</strong></p>

<p>Kalp-damar hastalıklarının küresel ölçekte en önemli ölüm nedenlerinden biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Orak, “Dünyada tüm ölümlerin yaklaşık üçte biri kalp-damar hastalıklarından kaynaklanmaktadır. Bu ölümlerin yaklaşık yüzde 40-45’i kalp krizi gibi iskemik kalp hastalıklarına bağlıdır. Yüzde 30-35’i ise inme sonucu meydana gelmektedir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kalp hastalıklarının yalnızca ölüme değil, aynı zamanda iş gücü kaybı ve sakatlığa da yol açtığını belirten Prof. Dr. Orak, bu hastalık grubunun dünya genelinde en fazla sakatlık oluşturan hastalıklar arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Türkiye’de de benzer bir tablonun söz konusu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Orak, “Ülkemizde kalp-damar hastalıkları, ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer almakta ve tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 36’sından sorumlu olmaktadır” dedi.</p>

<p><strong>"ERKEKLERDE 45, KADINLARDA 55 YAŞTA RİSK ARTIYOR"</strong></p>

<p>Kalp hastalıklarının tek bir nedene bağlı olmadığına değinen Prof. Dr. Orak, risk faktörlerinin değiştirilemez ve değiştirilebilir olarak ikiye ayrıldığını belirtti.</p>

<p>Prof. Dr. Orak, “Yaş, cinsiyet ve ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü değiştirilemez risk faktörleridir. Erkeklerde 45 yaş, kadınlarda ise 55 yaş üzeri risk artmaktadır. Bunun dışında sigara kullanımı, hipertansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, obezite, hareketsiz yaşam ve stres gibi faktörler değiştirilebilir riskler arasında yer almaktadır. Risk faktörlerinin birikmesi tehlikeyi artırır. Her bir risk faktörünü sırtta taşınan bir yük gibi düşünebiliriz. Bu yük arttıkça kişinin hastalanma ve hatta hayatını kaybetme riski de artar” dedi.</p>

<p><strong>"YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİĞİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR"</strong></p>

<p>Kalp hastalıklarından korunmada yaşam tarzı değişikliğinin en etkili yöntem olduğunu belirten Prof. Dr. Orak, “Sigarayı bırakmak riski en hızlı düşüren adımdır. Kilo kontrolü sağlanmalı, tuz tüketimi azaltılmalı ve alkol tüketimi sınırlandırılmalıdır. Akdeniz tipi beslenme altın standarttır. Zeytinyağı, tam tahıllar, baklagiller, sebze ve meyveler ile haftada en az iki kez balık tüketimi önerilir. İşlenmiş et ürünleri ve trans yağlardan uzak durulmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"HAFTADA EN AZ 150 DAKİKA EGZERSİZ ÖNERİLİYOR"</strong></p>

<p>Fiziksel aktivitenin kalp sağlığındaki rolüne değinen Prof. Dr. Orak, “Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz yapılmalıdır. Tempolu yürüyüş, yüzme ve bisiklet gibi aktiviteler kalp sağlığını destekler. Ayrıca haftada iki gün yapılacak hafif direnç egzersizleri de faydalıdır” dedi.</p>

<p><strong>"STRES VE UYKU DA KALBİ ETKİLİYOR"</strong></p>

<p>Stres ve uyku düzeninin kalp sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Prof. Dr. Orak, “Yoğun stres kontrol altına alınmalı, gerekirse profesyonel destek alınmalıdır. Günde 7-8 saat kaliteli uyku hayati önem taşır. Uyku apnesi olan kişilerde kalp krizi riski belirgin şekilde artmaktadır” açıklamasında bulundu.</p>

<p><strong>"AİLE ÖYKÜSÜ OLANLAR ERKEN YAŞTA TARANMALI"</strong></p>

<p>Genetik yatkınlığın önemli bir risk faktörü olduğunu söyleyen Prof. Dr. Orak, “Ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü olan bireyler taramalara 20’li yaşlarda başlamalıdır. Kolesterol, kan şekeri ve tansiyon düzenli olarak takip edilmelidir” dedi.</p>

<p><img alt="02 Kalpkrizi 15 4 3 1664933127-1" class="detail-photo img-fluid" height="587" src="https://burduryeniguncom.teimg.com/burduryenigun-com/uploads/2026/04/02-kalpkrizi-15-4-3-1664933127-1.jpg" width="782" /></p>

<p><strong>"KADINLARDA FARKLI BELİRTİLER TANIYI GECİKTİREBİLİR"</strong></p>

<p>Kadın ve erkeklerde hastalık belirtilerinin farklılık gösterebileceğini ifade eden Orak, “Kalp krizinin tipik belirtisi göğüs ağrısıdır. Ancak kadınlarda nefes darlığı, aşırı yorgunluk, mide bulantısı, sırt veya çene ağrısı gibi atipik belirtiler de görülebilir. Bu durum tanının gecikmesine neden olabilir” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Erken tanının önemine vurgu yapan Prof. Dr. Orak, “Düzenli hekim kontrolleri ve kan tahlilleri büyük önem taşır. EKG, efor testi ve ekokardiyografi gibi yöntemler kısa sürede uygulanabilir. Gerekli durumlarda ileri tetkiklere başvurulabilir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Göğüs ağrısı, ani nefes darlığı veya baygınlık hissi durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirten Prof. Dr. Orak, bu belirtilerin hayati risk taşıyabileceğini söyledi.</p>

<p><strong>"EN ETKİLİ TEDAVİ KORUNMAK"</strong></p>

<p>Kalp hastalıklarının geliştikten sonra ciddi sonuçlara yol açtığını belirten Prof. Dr. Orak, “Hastalık oluştuktan sonra hem bedensel hem ekonomik ağır bedeller ödenmektedir. Bu nedenle en etkili tedavi, hastalığın oluşmasını önlemektir” diye konuştu.</p>

<p>Günlük yaşamda alınabilecek basit önlemlere de değinen Orak, “Uzun süre oturmaktan kaçınılmalı, paketli ürünlerin etiketleri okunmalı ve sosyal ilişkiler güçlendirilmelidir. Bu tür alışkanlıklar kalp sağlığını olumlu yönde etkiler” dedi.</p>

<p><strong>"TEDAVİ YÖNTEMLERİ GELİŞİYOR"</strong></p>

<p>Kalp hastalıklarının tedavisinde önemli gelişmeler yaşandığını kaydeden Prof. Dr. Orak, "İlaç tedavileri, stent uygulamaları, bypass cerrahisi, kalp pili ve ritim tedavileri günümüzde başarıyla uygulanmaktadır. Robotik cerrahi ve yapay zekâ destekli uygulamalar da giderek yaygınlaşmaktadır" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.burduryenigun.com/kalp-krizi-kadinlarda-bu-belirtiyle-geliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://burduryeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/burduryenigun-com/uploads/2026/04/kadin-kalp-1.jpg" type="image/jpeg" length="24990"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp krizi aslında 'geliyorum' diyor: Bu sinyallere dikkat]]></title>
      <link>https://www.burduryenigun.com/kalp-krizi-aslinda-geliyorum-diyor-bu-sinyallere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.burduryenigun.com/kalp-krizi-aslinda-geliyorum-diyor-bu-sinyallere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp krizi her ne kadar aniden gelişen bir durum olarak bilinse de aslında aylar öncesinden vücutta çeşitli belirtilerle sinyal verebiliyor. Özellikle eforla gelen göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çabuk yorulma gibi "geliyorum" diyen uyarıların erken fark edilmesi hayati önem taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kalp krizi her ne kadar aniden gelişen bir durum olarak bilinse de aslında aylar öncesinden vücutta çeşitli belirtilerle sinyal verebiliyor. Özellikle eforla gelen göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çabuk yorulma gibi "geliyorum" diyen uyarıların erken fark edilmesi hayati önem taşıyor.</strong></p>

<p><img alt="Kalp 2" class="detail-photo img-fluid" height="450" src="https://burduryeniguncom.teimg.com/burduryenigun-com/uploads/2026/04/kalp-2.jpg" width="1000" /></p>

<p><strong>Kalp krizi aslında 'geliyorum' diyor: Bu sinyallere dikkat</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Okay Abacı, kalp krizinin çoğu zaman aniden gelişen bir durum gibi algılansa da bazı hastalarda aylar öncesinden çeşitli belirtilerle kendini gösterebildiğini belirtti.</p>

<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, kalp ve damar hastalıklarının dünyada ve Türkiye'de en önemli ölüm nedenleri arasında yer aldığını ifade eden Abacı, kalp krizinin çoğu zaman kalbi besleyen koroner damarların ani tıkanmasıyla ortaya çıktığını kaydetti.</p>

<p>Kalp krizinin bazı hastalarda önceden çeşitli belirtilerle kendini gösterebildiğini vurgulayan Abacı, özellikle eforla ortaya çıkan göğüs ağrılarının önemli bir uyarı olabileceğini anlattı.</p>

<p>Abacı, kalp krizinin en önemli belirtilerinden birinin göğüs ağrısı olduğunu belirterek, "Bu ağrı çoğu zaman göğsün ortasında baskı ya da sıkışma şeklinde hissedilir. Özellikle eforla ortaya çıkıp dinlenmekle geçen göğüs ağrıları kalp damarlarında darlık olabileceğinin önemli bir göstergesidir." değerlendirmelerinde bulundu.</p>

<p>Bazı hastalarda ağrının çeneye, sol kola, omuza ya da sırta yayılabildiğine dikkati çeken Abacı, "Bununla birlikte nefes darlığı, çabuk yorulma, terleme ve mide bulantısı gibi belirtiler de kalp damar hastalıklarının habercisi olabilir." ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="02 Kalpkrizi 15 4 3 1664933127" class="detail-photo img-fluid" height="587" src="https://burduryeniguncom.teimg.com/burduryenigun-com/uploads/2026/04/02-kalpkrizi-15-4-3-1664933127.jpg" width="782" /></p>

<p><strong>"Sessiz kalp krizi"</strong></p>

<p>Kalp krizinin her zaman belirgin belirtilerle ortaya çıkmayabileceğine işaret eden Abacı, özellikle diyabet hastalarında "sessiz kalp krizi" olarak adlandırılan durumun görülebildiğini kaydetti.</p>

<p>Abacı, diyabeti olan bazı kişilerde kalp krizinin belirgin göğüs ağrısı olmadan da gelişebildiğini aktararak, bu nedenle risk grubunda bulunan kişilerin düzenli kardiyoloji kontrollerini yaptırmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Kalp ve damar hastalıklarının gelişiminde bazı risk faktörlerinin önemli rol oynadığını belirten Abacı, "Sigara kullanımı, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, hareketsiz yaşam ve aşırı kilo kalp krizi riskini artıran başlıca faktörler arasında yer alıyor. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve risk faktörlerinin kontrol altına alınması kalp sağlığını korumada oldukça önemlidir." değerlendirmelerini yaptı.</p>

<p>Abacı, göğüs ağrısı gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini kaydederek, özellikle eforla ortaya çıkan ve tekrarlayan şikayetlerde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><img alt="Kalp 2174449" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://burduryeniguncom.teimg.com/burduryenigun-com/uploads/2026/04/kalp-2174449.jpg" width="1280" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.burduryenigun.com/kalp-krizi-aslinda-geliyorum-diyor-bu-sinyallere-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://burduryeniguncom.teimg.com/crop/1280x720/burduryenigun-com/uploads/2026/04/kalp-1.jpg" type="image/jpeg" length="69585"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
