ManşetSiyasetNEJDET İLGÜN, 15 YIL SONRA İLK KEZ AÇIKLAMA YAPTI: “Senir Suyu ve Arıtma Tesisi geç bitirildiği için, İller Bankası borçları arttı”

2 ay ago

31 Mart 2019 yerel seçimlerine son dört gün kala, şehrimizde de seçim heyecanı giderek artıyor. Büyük bir rekabete sahne olan Burdur Belediye Başkanlığı yarışında karşılıklı açıklamalar, eleştiriler, suçlamalar, son düzlükte revaçta…

Burdur siyasetinin güçlü isimlerinden, şehrimizde sol-sosyal demokrat camiada karşılığı, ağırlığı olan 1999-2004 yılları arasında Burdur Belediye Başkanlığı görevini yürüten Elektrik Mühendisi Ahmet Nejdet İlgün, uzun senelerdir süren suskunluğuna son vererek, dün ilk kez yazılı bir açıklama yaptı.

Burdur merkezde 31 Mart 2019 yerel seçim kampanyasında sıkça tartışılan, öne çıkan konu başlıklarından ‘Senir suyu yatırımı ile Arıtma Tesisi projesi’ hakkında kapsamlı bir açıklama yapan İlgün, eleştirilere açıklık getirdi.

Senir suyu ve Arıtma tesisi projelerinin, kendisinin belediye başkanlığı döneminde başlatıldığını hatırlatan İlgün, bu iki yatırımın aradan geçen 15 yılılk süreden sonra 2019 yerel seçim kampanyasında çok speküle edildiğini, özellikle de İller Bankası borçları sözkonusu olduğunda, yanlış bir şekilde dile getirilerek kamuoyunun, seçmenin yanıltılmaya çalışıldığını ileri sürerek, % 25’ler seviyesinde devrettiği bu iki yatırımda, İller Bankasına olan borç miktarının, 2004-2014 yılları arasında geçen 10 yıl içinde bitirilemediği için 25 milyon TL seviyesine eriştiğine dikkat çekti.

AK Partililerin seçim çalışmalarında Burdur Belediyesi’nin İller Bankası’na borçları ile ilgili konularda ‘Senir suyunun ve biyolojik arıtma tesislerinin %25’i bitmiş şekilde A.Nejdet İlgün’den devir aldık. 25.000.000 TL borç bunların bitirilmesiyle oluşmuş borç’ açıklamalarının eksik olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını belirten İlgün, başkanlık görevinden ayrıldıktan 15 yıl sonra ilk kez kamuoyuna açıklama yaptı.

Açıklamasının başında; “bu şehre Belediye Başkanı olarak hizmet etme şansına sahip olabilen isimlerden biriyim. Seçimi kaybettiğimiz 01.04.2004 tarihinden bu güne kadar hiç konuşmadım, hiçbir açıklama yapmadım. Bunun sebebi hergün biraz daha çirkinleşen siyaset oyunlarına alet olmak istemeyişimdir. Kendi siyasi görüşümden hiç sapma göstermeden, bu sahneden çekilmeyi tercih ettim. Ancak son zamanlarda ismim geçen bir takım açıklamaların, bilgi edinilmeden fikir yürütülerek yapıldığını ve bu süreçteki söylemlerde kantarın topuzunun kaçtığını üzülerek görüyorum. Bu sebeplerden dolayı, hedef alınan ilk ağız olarak (belgeleri ile ispat edebileceğim) doğruları açıklayıp, ilgilenen herkesi ve kamuoyunu aydınlatmak istedim” diyen A. Nejdet İlgün şu bilgileri açıkladı:

“AKP il yönetiminden yetkili bir ağızın yaptığı “Senir suyunun ve biyolojik arıtma tesislerinin % 25’i bitmiş şekilde A.Nejdet İlgün’den devir aldık. 25.000.000 TL borç bunların bitirilmesiyle oluşmuş borçtur.” açıklaması eksik anlatıldığı için, maalesef gerçeği yansıtmıyor. Çünkü %25 tamamlanmış olan Senir suyunun taşınması ve biyolojik arıtma tesisi, 2004-2014 yılları arasında geçen 10 yıl içinde bitirilemediği için, borç 25.000.000 TL’ye ulaşmıştır.

Şöyle ki;

1-Senir Suyu:Senir suyu, aylarca araştırmalar sonucu Taşkapı, Demirci, Aziziye, Halebi ve çevredeki kaynak suları olmayınca gündeme geldi. Su kalitesi bakımından son derece iyi olan kaynak suyu kalitesindeki Senir suyu için, Senir Belediyesi ile anlaşılarak sözleşme yaptık. İller Bankasının da araştırmalarında bu suyun kalitesinin iyi olduğunu tespit edilerek, Burdura getirilmesi kararı verildi. İller Bankası ile beraber su isale hattının güzergâhını belirledik. 11 km’lik su isale hattının borularının bir kısmı gölün içinden geçecek, burada borular göl tabanına yastıklama ile yatırılarak sabitlenecekti. Bu şartlar altında İller Bankasınca ihaleye çıkarıldı. (Bizden sonra, bu hattın imalatı maalesef böyle yapılmadı ve göl suyunun üzerinden geçirilen borular kırılarak çeşitli arızalar oluştu.) O süreçte, AKP Belediyesi yetkilileri tarafından su hattı güzergâhının yanlış olduğu, gölün çevresinden gelmesi gerektiği söylendi.

Göl çevresinden gelecek hat 54 km idi. Eğer o şekilde yapılacak olsa idi hattın geçiş güzergâhında 4 belediye vardı. (Senir, Kılıç, Keçiborlu, Isparta) Bu hat belediyelerin topraklarından geçerken hattın geçtiği yerler ya kamulaştırılacak veya kullanım hakkı alınacaktı. Hem ÇOK MASRAF hem prosedür anlamına çok zordu, ayrıca 54 km’lik hatta 5 adet terfi istasyonu yapmak gerekiyordu ki buda suyun tonunun oldukça PAHALIYA MAL OLMASI demekti.

Su hattı göl içinden geçmek kaydı ile İller Bankasınca ihale edildi. İhale keşif bedeli 5.700.000 TL olup, %28 kırımla 4.200.000 TL olarak ihale Özimko Şirketinde kaldı. Bu konudaki açıklamalara göre %25 bitmiş şekilde devir alınan Senir suyu projesinin benim tarafımdan borçlanılmış miktarı 4.200.000 x %25 = 1.050.000 TL’dir. Tabi yıllarca bitirilmeyen bu işin borcu da faizleri ile birlikte katlandı.

Ben hâlâ bu kaliteli suyun gelmesinden yanayım. Suyun iyileştirilmesi arıtma tesisi ile olur ise suyun tonu hem çok pahalı olur hem de suni olur.

2-Biyolojik Arıtma: Biyolojik arıtma tesisi, tam biyolojik olarak yapılmadı. Tam biyolojik olarak yapılsaydı tesisten arıtılan sular sulama suyunda kullanılabilecekti. Biyolojik arıtmanın ihale keşif bedeli 3.300.000TL’dir. Bu şartlar altında İller Bankasınca ihale edildi ve aynı Özimko Şirketi ne verildi. Bu tesisinde %25’i benim dönemimde bitti ise 3.300.000 x %25 = 825.000 TL olup tarafımdan borçlanma miktarı 825.000 TL’dir. Tabii, Senir suyu gibi bu Biyolojik arıtma tesisinin bitirilmesinin yıllarca sürmesinden kaynaklanan borçta katlandı.

İşte, yerel yönetimlerle genel yönetimler bir olsun diyenler ivedilikle bitirselerdi borcalar bu kadar katlanmazdı. Bizim zamanımızda öyle söylendiği gibi bu iki tesisten olan borcumuz 25.000.000 TL değil, Senir suyundan 1.050.000 TL artı biyolojik arıtmadan 825.000 TL olup toplamı yaklaşık 2.000.000 TL’dir. Zaten 2004 seçimlerinden sonraki AKP Belediye yönetimi bizden 2.000.000 TL borç devir aldıklarını açıkladılar. (O açıklama belgeleri bende hala mevcuttur.) Bizim bu 2.000.000 TL’lik İller Bankası borcundan başka hiç bir yere, hiçbir resmi kuruma ve hiçbir şahıssa borcumuz yoktu. Hatta yeni yapılacak otobüs terminal binası için belediye kasasında yaklaşık 500.000 TL vardı. Ayrıca 680.000 TL’de belediyenin su alacağı vardı ama bunlar açıklanmadı. (500.000 TL, Pazar yeri cami altındaki dükkânların ihale ile satışından elde edilmişti.)

Bizden sonraki zihniyetin belediyenin borcu, çalıştığının ve iş yaptığının bir göstergesidir söylemini, hayret verici buluyorum.

Bu seçimler genel değil, yereldir. Hepimizin bildiği gibi, tüm yerleşim yerlerinde hizmeti belediyeler yapar. Burdur Belediyesinin (2004-2014) 10 yılda yaptığı 53.000.000 TL borcu hükümet mi ödüyor? Yine belediye, yine Burdur Halkı ödüyor. Belediyeler hükümete sorarak iş yapmaz 53.000.000 TL harcarken hükümete mi danışıldı? Terminal tarafındaki TOKİ’lerden elde edilen 112 adet daire, göl tarafındaki TOKİ’lerden elde edilen 54 adet daireyi satarken hükümete mi danışıldı? Hükümete güvenilerek belediye yönetilmez, Belediyeler, İller Bankasının gelirleri dışındaki kaynaklarını kendileri yaratır.

Ancak AKP örgütünün yaptığı seçim çalışmalarına bakılırsa, hükümet, belediyecilik, genel ve yerel seçim söylemleri birbirine karıştı. Yine bilgim dahilinde Katı Atık Tesisi ve Asbest Borular konusunda desteksiz olan açıklamalarına da cevap vereyim;

1-Katı Atık Tesisi: Katı atık tesisinin kamulaştırılması bizim zamanımızda başladı. 100 dönümden fazla yeri biz kamulaştırdık. Eski çöplük tepe mahallesinde idi şimdiki yerine biz taşıdık. Eski çöplüğe 500 fidan diktik, piknik alanı yapacaktık. Maalesef fidanlara bakılmadı ve kurudu. Bu süreçte Belediyeler Birliğini kurduk. Katı atıktan elektrik enerjisi üretmek gündeme geldi. Araştırmalarımızda, bu işi yapacak şirketlerin, birliğe bağlı belediyelerin çöplerinin aynı yerde toplanması gerektiğini söylediler. Belediyeler Birliğinde konuştuk, tüm belediyeler bu projeyi kabullendiler. Bu işi yapmaya zamanımız yetmedi.

2-Asbest Borular: Bizim zamanımızda, yeni su depoları yapılarak su şebekeleri yenilenme çalışmaları devam etti. Tüm şebeke boruları PVC ile değiştirildi. Sadece Yeni yapılan depolar arası hatlar asbest boru ile yapıldı. Asbest boru alımı ve döşenmesi konusunda Belediyenin hiçbir inisiyatifi yoktu. Asbest borularını İller Bankası Sakarya da imal ettirip, müteahhitte veriyor müteahhit bunları döşüyor ve sadece döşeme işçiliği parası alıyordu.

Bir konuya da değinmeden geçemeyeceğim. Belediye eski başkanlarımızdan Sayın büyüğümün bir seçim kampanyası konuşmasını tesadüfen dinledim. Isparta nüfusunun 300.000 kişi ulaştığını Burdur nüfusunun 90.000 kişide kaldığını söyleyip kıskanıyor olduğunu belirterek. Isparta’nın çok ileri gittiğinden Burdur’un geri kalmışlığından bahsediyor. 90’lı yılların ilk yarısında, Isparta Organize Sanayinin ve Isparta Havaalanın yapılması için gösterdiği çabayı unuttu herhalde. Isparta Organize Sanayinin yapılması konusunda nasıl uğraş verdiğini hatırlatmak isterim. Bahsi geçen yerlerin yapılmaması konusunda, benim dava açtığımı ve yargının haklı görerek yürütmeyi durdurup yapılaşmayı engellediği zaman, beni davamdan vazgeçirmek için yaptığı tekliflerin ve tehditlerin kayıtları hala bende duruyor. Şimdi bu büyüğüm kalkmış neler söylüyor. Burdur’u bu kadar düşünen kişi şimdi nerede yaşıyor? Ayrıca Isparta Göltaş Çimento Fabrikasının yönetiminde ne işi var acaba?

31 Mart’tan sonra, biz yine burada birlikte yaşayacağız. Her gün birbirimize selam vereceğiz ve görüşmelerimiz devam edecek. Bunları düşünerek hareket etmemiz gerekiyor. Karşılıklı saygı ve sevgimizi koruyarak, gelecek baharda herkesi gönülden kucaklıyorum. Saygılarımla…”

Kodlama : SadeMedia Interactive