ManşetMEHMET GÖKER: “Referandum, toplumdaki keskinliği daha da artırdı”

2 sene ago

Burdur Gazeteciler Cemiyeti (BGC) önümüzdeki hafta 16 Nisan 2017 Pazar günü yapılacak olan Anayasa değişikliğine ilişkin 18 maddelik halk oylaması öncesinde, gazeteciler ile ilimizdeki siyasileri buluşturan bir organizasyon gerçekleştiriyor. “Cemiyet’te gazeteciler soruyor, ilimiz Milletvekilleri cevaplıyor” etkinliğinde ilk konuk, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Burdur Milletvekili Mehmet Göker oldu.  7 Nisan 2017 Cuma günü Cemiyet bürosunda gerçekleşen programda, ilimiz Milletvekili Göker, referandumda Anayasa değişikliğine neden karşı çıktıklarını anlattı, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Göker’in konuşmasında öne çıkan pasajlar şöyle:

“Darbe girişiminin yapılıp yapılmadığı konusunda mesnetsiz diye bir ifade kullanılmış. Darbe Komisyonu bizim önerimizle oluşturuldu. Hepinizinde bildiği gibi ilimiz milletvekili bu komisyonun başına getirildi. Bundan sonraki ilerleyecek aşamalara bakarsak ‘biz niye buna kontrollü bir darbe’ diye söylüyoruz. Burada işleme girildiğinde MİT Müsteşarının haberi saat 16.16‘da oluyor, Darbe olacağına dair. Genelkurmay Başkanının 16.54’de oluyor. Cumhurbaşkanı 19.30’da Başbakan ise 21.30’da bilgilendirilmiş oluyor. Arada bakacak olursak 16.16’dan itibaren darbenin başlangıcını 9.30 olarak kabul edersek yaklaşık bir beş saatlik zaman farkı var. Bu beş saatlik zaman farkı içerisinde bu bilgi Başbakan’a niye ulaşmadı. Sonuçta devleti ve hükümeti yöneten kişi Başbakan. Bu ulaşsa bu darbe önlenemez miydi? Biz bu önlenebilirdi diyoruz. Burada Zekai Aksakallı var. Zekai Aksakallı kim? Ömer Halisdemir’e ‘Semih Terzi’yi vur emrini veren kişi.’ İfadesinde askeri hareketlilikte olağanüstü hal olduğu zaman askeri personelin dışarı çıkışı yasaklanır ve emir olarak bu yayınlanır. 15 Temmuz günü bu emir yayınlanmamıştır. Bunu sormayacakmıyız? Madem böyle bir darbe girişiminden MİT’in haberi var 16.16’da Genelkurmay Başkanın haberi var 17. 54’de. Askeri personelin dışarı çıkışını niye yasaklamıyorsunuz? Niye bu emri koymuyorsunuz? Bunu sormayacak mıyız? Bu emri vermiyorsunuz, bunun içine giren ya da bunun içinde olan, ya da birçok bilgi sahibi olduğunu düşündüğümüz Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı, Komisyona niye ifade vermez? İfade vermesi niye engellenir? Sayın Cumhurbaşkanı ‘ben darbeyi Eniştemden öğrendim’ dedi. Bu enişte kimdir? Nerden bu bilgiye ulaşmıştır? Bu işin o günkü sıcak atmosferine gelince Cumhuriyet Başsavcılığının hazırlamış olduğu FETÖ dosyası var. Savcılık soruşturma raporunda ülkenin gidişatına engel olabilecek darbe girişimine Fethullahçı Terör Örgütü ve yandaşlarına bu güce ulaştığına dair ifadeler ve bilgiler var. Peki bu soruşturmayı yürüten Savcı bu bilgileri verdiğinde bu iddianame ile ortaya çıktığında bunun gerçekliğinin olup olmadığı ki gerçek olduğu darbe girişiminde anlaşıldı niye önlem alınmaz. Niye bu Savcı bu soruşturmadan sonra görevden alınır. Şimdi Hükümet, burada savcının görevden alınmasından bir bilgim yok diyebilir mi?, diyemez.

Sayın Cumhurbaşkanı tarafsız olacağına dair yemin etti ve kampanya yüretiyor. Bu kampanya sürecinde harcadığı para da benim vergilerim de var. Bariz bir şekilde ‘Evet’ kampanyası yürütüyor, ‘Hayır’cılara da terörist diyor. Ben hakkımı helal etmiyorum. Cumhurbaşkanı ‘Fesih yetkisini bulsunlar istifa edeceğim’ dedi. Burhan Kuzu’nun hazırladığı metinlerde, kendilerinin hazırladığı kitapçıklarda fesih yetkisi var. Biz ‘istifa et’ demiyoruz. Çünkü ülke seçime doydu. Bütün seçimler bizim vergilerimizden, ülke bütçesinden harcanan paralarla yapılıyor. Bunun dışında bizim çalışmalarımız kendi içimizde topladığımız paralarla yürütülürken, ‘Evet’ çalışması yapanlar halkın, devletin parasıyla kampanya yürütüyor. Bu vergilerin benim refahımı geliştirecek işler için harcanmalı. Görüşlerine saygım var, ama kampanyalarını kendi paralarıyla yapsınlar. 18 yaşında bir kişinin seçme hakkı varsa seçilme hakkı da olsun. Ancak orada ‘askerlikle ilişkisi olmayan’ maddesi getirdiler. Şimdi ise ‘askerliğini yapmış’ maddesi bulunuyor. 18 yaşında milletvekili, askerlik yapmayacak, bu yaşta bir çocuğun ekonomik gücü de yok. O zaman kim seçilecek? Parası olanların çocukları. Milletvekili sayısı 50 kişi artırılıyor. Bu 50 kişiye verilecek para 1500 asgari ücretli maaşına tekabül ediyor. Aslında burada daraltılmış seçim bölgesi için bir adım atılma çabasında, 50 vekilin de pazarlık ürünü olarak MHP’ye verildiğini düşünüyorum. Anayasada değiştirilmek istenen bir maddede ‘özerk bölge oluşturma kanunla yapılır’ maddesine bir ‘ve’ ekleyerek Cumhurbaşkanı Kararnamesi ekleniyor. Bu bölgesel yönetim veya eyalet sisteminin önünü açacak. Sayın Başbakan ‘Böyle birşey olmaz, teminatımız Devlet Bahçeli’ diyor. Sistemlerde kişilere göre kararlar olmaz, yasalara göre olur. Aldatılacak olan, kandırılacak olan bir kişi akşamdan sabaha ‘Evet’ derse bunun adı ne olur? Eyalet. Bunu kime şikayet edeceğiz? Anayasa Mahkemesine. OHAL koşullarında Anayasa Mahkemesi de ‘Ben bunu incelemem’ dedi.

O zaman ne yapacağız? Bu yetkiler iyi niyetle gitmez. Bunu ben yapmasamda başka biri yapabilir. 12 Eylül Anayasası maddelerini değiştirelim dedik. Tabiri caizse vur dedik, bunlar öldürdü. Getirilecek sistem beterin de beteri. 2007’de ABD’nin Türkiye’den sorumlu koordinatörü raporunda ‘Türkler çok güzel bir sistem kurmuş. Meclisi ikna ederseniz Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanını ikna ederseniz Anayasa Mahkemesi, Anayasa Mahkemesini ikna ederseniz Ordusu var. Bölgede ABD’nin çıkarları için federal yapıya geçilmelidir. Federal yapıya geçilmek için de başkanlık sistemi şarttır’ diyor.

Anayasa toplumsal uzlaşı metodudur. Burada toplumsal bir uzlaşı yok. MHP’li bazı vekiller halktan başkanlığa karşı oldukları söylemleriyle destek aldılar. Şimdi ise başkanlığa imza atıyorlar. Buradan bir uzlaşı çıkmaz. Meclis seçimlerinde ‘Evet’ demiş ama halk oylamasında ‘Hayır’ çıkmasını isteyen Milletvekilleri var. Türkiye’de Türk Bayrağı forsunu aracında taşıyan Cumhurbaşkanı ve Valiler var. Bu referandumdan ‘Evet’ çıktığında Cumhurbaşkanı, partili olacak. Cumhurbaşkanı sol tarafında Türk Bayrağı, sağ tarafında seçildiği partinin bayrağını taşıyacak. Atanmış olan Vali mi bu memlekette söz sahibi olur yoksa İl Başkanı mı daha çok söz sahibi olur? Gördüğünüz gibi kafa karışıyor. Toplum karşı karşıya gelmedi mi? İnsanlar kutuplaştırılmadı mı? FETÖ diye bir çok kişi işsiz kalmadı mı? Bunların çoluğu çocuğu aç kalmadı mı? OHAL’in tadını çok beğendiler şimdi de böyle devam ediyorlar. Atadığı Cumhurbaşkanı yardımcılarının yarın FETÖ’cü olmayacağının garantisi var mı? Böyle bir riske gerek var mı? FETÖ’nün bunca büyük bir kalkışma bilinmiyorsa, MİT Müsteşarının orada işi yok. Biliyor da gereğini yapmıyorsa yine orada işi yok. Onca kişi görevden alınmışken niye o orada tutuluyor? Görevde ihmal ya da görevi kötüye kullanmak var. Koskoca Orduyu yöneteceksiniz, Emir Subayı sizi esir alacak, sonra siz Genelkurmay başkanıyım diye çıkacaksınız. Bunlar olacak şeyler değil.

Sahada kararsız seçmenin kaldığını düşünmüyorum. Gittiğimiz yerlerde ilgi, alaka ve sorular genel bir kanaatin oluştuğu yönde. Burada sıkıntılı olan ‘Evet’ ya da ‘Hayır’ cepheleri çok fazla keskinleşmiş. Bazı köylerde kahveler bile ayrılmış. Şimdi bu bize barışıklık getirmez, insanları ötekileştirmeye değmez. Siyasi söylemler böyle devam ederse, bu referandumdan ne çıkarsa çıksın, biz bir birliktelik çıkaramayız. Samimi kanaatimiz referandumda %47 ‘Evet’ %53 ‘Hayır’ yönünde olacağıdır. Cumhurbaşkanı Hukuk Danışmanı, referandumdan ‘Hayır’ çıksa da vatandaşın karşı olduğu maddeler üzerinde yeni düzenlemeler yaparak yeniden getireceklerini söylediler. Anayasa’nın uzlaşı altında yapılması lazım. Parti olarak biz bu Anayasa için komisyona oturduk ve ilk 4 madde şartını koyduk. Onlar da ‘Biz başkanlık sistemini tartışacağız’ dediler ve biz de kalktık. Parlamenter sistemin işleyişinde sıkıntılar vardır. Bunu düzenleyebilecek, demokrasiyi daha ileriye götürebilecek, demokratik hak ve özgürlükleri daha ileriye götürebilecek her türlü Anayasa teklifinin içinde CHP olur. Ama herkesin olması lazım. Bu sistem geçecek olursa Türkiye iki partili bir düzene girecektir, AKP ve CHP kalacaktır. Ama bu ülkenin MHP’ye de ihtiyacı var. Üçlü sacayağı olmadan düzlem oturmaz.”

Filiz ERYILMAZ

Kodlama : SadeMedia Interactive