MAKÜ’lü bilim insanlarının uzun süren saha çalışmaları sonrası kurulan MAKU-MACC mikroalg kültür koleksiyonu, Dünya Kültür Koleksiyonuna Türkiye’den üye iki merkezden biri olma özelliğine sahip oldu.

Kültür Koleksiyonları bilimsel çalışmalar, biyoteknoloji ve biyo-endüstrinin ihtiyaçlarının karşılanması için önemli bir merkez. Aynı zamanda, biyolojik çeşitlilik ve ülkelerin doğal kaynaklarının korunması için ayrı bir öneme sahip.

Kuruculuğunu Burdur Gıda Tarım ve Hayvancılık Meslek Yüksekokulu öğretim üyesi Doç. Dr. Rıza Akgül’ün yaptığı, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi adı ile kurulan, World Federation for Culture Collections (WFCC)’a üye, MAKU-MACC mikroalg kültür koleksiyonu, 85 suş ile bu alanda çalışma yapan araştırmacıların hizmetine açılmıştır. WFCC 2021 verilerine göre MAKU-MACC, suş sayısı ile 8. sırada yer almaktadır.

MAKU-MACC mikroalg kültür koleksiyonu ile MAKÜ’lü bilim insanları önemli çalışmalara imza atacaklar. Sağlık sektöründe farklı uygulamaları da olan mikroalglerin, anti kanser aktiviteleri üzerine çalışmalar, TÜBİTAK tarafından da bir proje ile desteklendi.

Ülkemizin farklı habitatlarından, değişik özellikli göl, gölcük ve akarsu gibi iç sularından alınan örnekler laboratuvar ortamına getirildikten sonra mikroalg izolasyonu yapılıyor ve uygun koşullar altında saklanıyor. MAKÜ Fen Edebiyat Fakültesi’ne yapılacak büyük hacimli kültür havuzları sayesinde yoğun üretime geçilecek ve ekonomiye katma değer sağlanacak.

Deniz türleri de kültür koleksiyonuna kazandırılacak, suş sayısı ve çeşitliliği yükseltilecek ve böylece bu alanda çalışma yapacak araştırmacıların mikroalg temini için yurtdışına bağımlılığı da azaltılacak. Yurt dışındaki kültür koleksiyonlarından bir mikroalg örneği almak isteyen bir araştırmacı 1 mikroalg türü için yaklaşık 400-800 dolar ödemek zorunda kalıyor.

Koleksiyonda bulunan bir mikroalgin ürettiği değerli metabolit olan astaksantin maddesinin şuanki kg fiyatının 7 bin dolar civarında olduğunu söyleyen koleksiyon kurucusu Doç. Dr. Rıza Akgül, “Bu türleri yani biyoteknolojik olarak potansiyeli olan türleri elimizde tutmak, bunların kaydını almak ve korumak için böyle bir koleksiyon oluşturmak istedik. Özellikle ilaç hammaddesi olarak kullanılan bu kültürler son zamanlarda açlık sorununun çözümünde gıda takviyesi olarak da kullanılmakta. Bu koleksiyon hemen oluşmadı. 20 yıllık bir çalışmanın birikimi. 20 yıllık arazi çalışmaları sonunda laboratuvar çalışmalarından elde ettiğimiz suşlar ile bu koleksiyonumuzu oluşturduk. Koleksiyonumuz siyanobakteri ve yeşil algler ağırlıklı. Hepsi tatlı sulardan elde edilmiş, sonra denizlerde de araştırmalar yapılarak deniz türleri de bu koleksiyonun içine dahil edilecek. Koleksiyonumuz toplamda 85 suşa sahip. 2021 verilerine göre dünya sıralamasında 8. sırada yer alıyor.” dedi.

Çalışma ekibinden Doç. Dr. Füsun Akgül ise, “Mikroalgler gıda katkı maddesi, atık su arıtımı, biyodizel üretimi gibi pek çok alanda kullanılmaktadır. Bunun yanında yine antimikrobiyal, antifungal, antiviral aktiviteleri ile de gıda ve ilaç sektöründe de sıklıkla kullanılmaktadır. Örneğin gıda içeriğine baktığımızda bir yetişkinin temel ihtiyaçları için gerekli olan makro molekülleri bünyesinde bulundurmaktadır. Özellikle Spirulina gıda sektöründe çok fazla kullanılabilen bir alg türüdür. Bizim koleksiyonumuzda da mevcuttur. Bu yönü ile düşünüldüğünde mikroalgler aslında geleceğin gıda ile ilgili olan problemlerini ortadan kaldırabilecek bir potansiyele sahip olan canlılardır. Yine aynı şekilde sağlık sektöründe bizim de şu anda yürüttüğümüz TÜBİTAK destekli başka bir projemizde de siyanobakterilerin anti-kanser aktivitesini araştıracağız. Mikroalglerin içerisinde oldukça değerli bioaktif moleküller var. Bu yönüyle de yine sağlık sektöründe farklı moleküllerin elde edilmesinde de kullanılabilme potansiyeline sahipler. Ayrıca yine üniversitemizin hayvancılık projesi kapsamında yürüttüğümüz çalışmalarımız var. Mikroalgleri özellikle raceway havuz dediğimiz havuzlarda yetiştirerek yem katkı maddesi olarak kullanmayı planlamaktayız. Kanatlı hayvan grubunda deneyerek yumurta kalitesini artırarak örneğin omega 3 bakımından zengin yumurtalar elde etmeyi, kolesterolü düşük et elde etmeyi amaçlıyoruz ve ayrıca bağışıklık sistemi güçlendirilmiş hayvanlar üretme noktasında mikroalgleri kullanma çalışmalarımız devam etmektedir.” diyerek açıklamalarda bulundu.