GenelGündemManşetSağlıkKoronavirüs bağlantılı ölüm verilerinin doğruluğu neden tartışılıyor?

1 ay ago

Aralık ayında Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve dünyaya yayılan salgında ölü sayısı yakında yüzbinlerle ifade edilecek kadar yükselebilir.

Sayılar günbegün artıyor. Ancak koronavirüs kaynaklı ölümlerin, tespit edilenden ya da açıklanandan fazla olduğuna yönelik kuşkular güçlenmeye başladı.

Ülkelerin ulusal istatistik kurumlarının açıkladığı, salgın dönemine ait ölüm sayıları ile geçmiş yıllarda kaydedilen ortalama sayılar arasında kimi ülkelerde yüzde 50’nin üzerinde farklar ortaya çıkıyor.

İngiltere’de Ulusal İstatistik Enstitüsü’nün 3 Nisan tarihi itibariyle yaptığı verilendirmede, 6 bin 82 fazla ölüm olduğu ortaya çıktı.

Bu kişilerden 3475’i ölmeden önce Covid-19 şikayeti olduğunu söylemişti.

İngiltere

‘İstanbul’da yaklaşık 2 bin ek ölüm var’

Economist dergisinin yaptığı araştırmaya göre, geçmiş yıllara ait ortalama ölüm sayılarının, salgın dönemi ile karşılaştırıldığı ülkelerden İspanya’da, 7 Nisan’a kadar, 13 bin 800 Covid-19 kaynaklı ölüm kaydedilmişti. Aynı tarihte ülkedeki ek ölüm sayısı ise 21,100’dü.

Hollanda’da ise 12 Nisan tarihine kadar 2,600 koronavirüs kaynaklı ölüm kaydedilmişken, aynı tarihte ülkede kayıtlara giren ek ölüm sayısı 6 bin 200’dü.

Türkiye’de İstanbul özelinde yapılan benzer bir araştırma, salgın döneminde kentte benzer bir durum yaşandığını ortaya koydu.

İstanbul

ABD’deki Bentley Üniversitesi’nden akademisyen Onur Altındağ, şehirler üzerinden bir veri analizi yaparak, İstanbul’da, 12 Mart-11 Nisan tarihleri arasında, geçmiş yıllara kıyasla, ortalamanın yaklaşık 2 bin üzerinde ölüm yaşandığını savundu.

Kamuya açık bilgiler üzerinden yapılan bu veri analizi sonucu Altındağ üç ihtimal dile getirdi:

  • Covid-19 tanısı koyulmadan ölen hastaların koronavirüs tablosuna eklenmemesi
  • Tedbir ve korku nedeniyle hastane talebinin düşmesi
  • Normal şartlarda memleketine gönderilen cenazelerin, seyahat yasakları ve sokağa çıkma kısıtlamaları gibi nedenlerle İstanbul’da toprağa verilmesi

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ise dikkat çeken bu artışın nedeninin, İstanbul’da yaşanan ölümler sonrası defin işlemlerinin başka şehirlerde gerçekleşmesine izin verilmemesi ile açıkladı.

Bakan Koca, 22 Nisan tarihli basın toplantısında konuya ilişkin ayrıntılı bir açıklama yaptı ve 2009 yılından bu yana ölümlerde yıllık 2.89 oranında artış görüldüğünü söyledi.

Koca, 2019’da 1 Ocak 20 Nisan tarihleri arasında, Türkiye’de 152 bin 289 ölüm kaydedildiğini, 2.89’luk artış oranına göre 2020’de, 156 bin 684 ölüm kaydedilmesinin beklendiğini söyledi.

‘Bazı mezarlıklarda kalabalıklar olmuş olabilir’

Ancak 2.89’luk artış oranına karşın, bu dönemde ölüm sayısının 153 bin 776 olarak gerçekleştiğini kaydetti.

Bakan Koca, İstanbul’daki artışa ilişkin haberleri ise, Hıfzısıhha’nın 30 Mart’ta aldığı kararı hatırlatarak yanıtladı.

O karara göre, bulaşıcı hastalık tanısı ile ölenlerin il dışına gömülmemeleri karara bağlanıyordu.

Fahrettin Koca, “Bu nedenle İstanbul’daki bazı mezarlıklarda kalabalıklar olmuş olabilir” dedi.

Ancak Tabipler Odası, Dünya Sağlık Örgütü’nün, Covid-19 tanısının iki kod ile belirlenmesine yönelik güncellemesine karşın, Sağlık Bakanlığı’nın tek kod üzerinden tanı koymaya devam ettiğini açıklıyor.

BBC Türkçe’ye konuşan İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Funda Obuz, PCR tanısının tüm dünyada yüzde 60 – 70 oranında doğru sonuç verdiğini, bu rakamın Türkiye’de yüzde 50’ler civarında olabileceğini savunuyor:

“Dünya Sağlık Örgütü, Mart ayında, olası pozitif hastaların da toplama eklenmesi ile ilgili bir güncelleme yaptı. Türkiye’de bu uygulanmıyor. Sağlık Bakanlığı’nın kullandığı kod sistemi bu değil. Sadece doğrulanmış, kesin PCR tanısı koyulmuş hastalar kaydediliyor sisteme. Hem ölüm rakamları, hem de vaka sayılarında.”

Tablo

WHO’nun 21 Nisan açıklaması ne diyor?

Sağlık Bakanı Koca ise 22 Nisan tarihinde yaptığı basın toplantısında, ikinci kodun PCR testi yapılamayan ülkeler için geçerli olduğunu duyurdu.

Koca, “Dolayısıyla Türkiye için verilmesi gereken kod, doğrulanmış vaka tanımı şeklinde. Bu anlamda hiçbir sorun yok, Dünya Sağlık Örgütü de bu anlamda, bizim yaptığımı çalışmaları, yaptığımız bildirimleri takdirle anıyor.” dedi.

koronavirüs
Image captionPCR testinin yüzde 60 – 70 oranında doğruluk sağladığı değerlendiriliyor

Peki Dünya Sağlık Örgütü’nün atıf yapılan güncelleme açıklamasında  ne söyleniyor?

Örgütün 21 Nisan tarihinde yaptığı son açıklamaya göre Covid-19 tanısı için şu verilerin dikkate alınması isteniyor:

  • U07.1 COVID-19 kodu, laboratuvar testleri sonucu hastalığın tanımlanması için belirlendi.
  • Laboratuvar testinin sonuçsuz kalması veya testin bulunmadığı durumlar için, klinik teşhis için U07.2 COVID-19 kodu belirlendi.
  • İki kod da ölüm sebebinin Covid-19 olarak belirlenmesinde kullanılabilir.
  •                                                         BBC Türkçe
Kodlama : SadeMedia Interactive