GündemManşetSağlıkKansere karşı açtığı savaşı yaşama sevinci ile kazandı!

1 ay ago

Çağımızın en büyük sorunu ve ölümcül hastalığı ‘kanser’. İçten içe insanı yiyip bitiren, erken teşhisinde kurtulma imkanı olan, ama ilerleyen dönemlerimde genellikle ölümle sonlanan bir hastalık. Ülkemizde de milyonlarca insan bu hastalığa yakalanıyor, bu hastalıkla mücadele ediyor ya da bu hastalık sonucu hayatını kaybediyor.

Özellikle kadınlarda en çok görülen kanser türlerinden birisi de “meme kanseri”. Dünya Sağlık Örgütü tarafından bu hastalığı anlatmak ve farkındalık yaratmak amacı ile her yıl Ekim Ayı ‘Meme Kanseri Farkındalık Ayı’ olarak kabul ediliyor. Ekim ayı boyunca meme kanserine dikkat çekmek, meme kanserinden nasıl korunmak gerektiği konusunda, erken tanı ve tedavileri hakkında farklı etkinlikler düzenleniyor.

Biz de Yeni Gün Gazetesi olarak, Türkiye’de kadınlarda en çok görülen kanser türü olan meme kanserine dikkat çekmek, erken tanının ne kadar önemli olduğunu anlatmak amacı ile bu hastalığa 11 yıl önce yakalanmış ve uzun bir tedavi sürecinden sonra, hastalığı yenmiş Melek Dursun’u sayfamıza konuk ederek yaşadıklarını bizzat kendisinden dinledik.

“ben kansere büyük bir savaş açtım ve zaferle sonuçlandırdım, zafer benim oldu”

Hastalığa yakalanış evresini, tedavi sürecini ve hastalığı yendikten sonraki yaşantısını gözyaşları ile Muhabirimiz Filiz Eryılmaz’a anlatan genç kadın Melek Dursun, anlatımlarına  “ben kansere büyük bir savaş açtım ve zaferle sonuçlandırdım, zafer benim oldu”diyerek sözleriyle başladı.

Melek Dursun’un konuşmasında öne çıkan pasajlar şöyle:

“ 11 yıl önce, giyinip, soyunurken kendim göğsümde yuvarlak bilye gibi bir cisim fark ettim. Zaman kaybetmeden doktora gittim. Doktor ‘bunu almamız lazım’ dedi. Ben de ‘alacaksınız, ama bu ne sivilce mi, yağ bezesi mi’ diye sordum?  ‘Bunun senle beraber yaşaması normal değil, bunu senden ayırmamız’ lazım dedi. İki gün sonra başka bir doktora gittim, o da aynı şeyi söyledi. O doktor da ‘bunu alıp, patolojiye göndermemiz lazım, Patolojiden sonuç gelmeden bir bilgi veremem’ diye konuştu.

Ameliyatla parça alındı, sonra sonuçların hemen çıkması için Antalya’da özel bir patoloji merkezinde tahlilimiz yaptırdık. Kötü olduğunu ve kanser olduğumu öğrendik. O an dünya başıma yıkıldı. Her şeyin sonu gelmiş gibi hissettim. Buradaki doktorlar ‘biz seni tedavi edemeyiz, senin Antalya’da bir onkoloji servisinde tedavi olman gerekiyor’ dediler. Biz hemen Antalya’ya gittik ve oradaki doktorlarla görüştük. Burada kanser derecemi beş diye söylediler.

Antalya’daki doktorlar ise beş diye bir kanser derecesi yok senin kanser derecen üç dediler. Hemen ertesi gün beni ameliyata aldılar. Antalya’da ameliyatla göğsümdeki cisim alındı. Ameliyattan sonra doktorlar bana ‘hiçbir şey yasak değil istediğin her şeyi yiyip, içebilirsin istediğin gibi hareket edebilirsin, normal hayatına devam et’ dediler ve beni taburcu ettiler.

“Şimdi ben bile şaşırıyorum o zaman nasıl dayandım ve sabrettim diye”

Taburcu olurken 20 gün sonra kontrole gelmemi ve kemoterapiye başlanacağını söylediler. 20 gün sonra gittiğimde de kemoterapiye başladık. Tedaviye başlamadan önce Doktor beni ve eşimi karşısına aldı ve benimle bir saat boyunca konuştu. Melek hanım, ‘uzun bir tedavimiz var uzun bir yola çıkıyoruz, eğer sabredemem dersen bazı tedavilere girmeyeceğim, ama sabrederim, başarırım dersen en az iki yıllık bir tedaviye başlıyoruz’ dedi.

‘Sabrederim hocam, başarırım’ dedim. Öyle bir başarı ki, anlatamam size, şimdi ben bile şaşırıyorum o zaman nasıl dayandım ve sabrettim diye. Kemoterapi bitiyor ve bana koruma amaçlı bir ilaç vermesi gerekiyor. Ben bu ilaç için her 20 günde bir ben rapor alıyorum Ankara’ya gönderiyorum ve Ankara’dan ilaç alabilir diye yazı geliyor ve ben bunun üzerine tekrar bir rapor alıyorum. Böyle iki sene sürdü. Beş yıl böyle devam etti ve her yıl bana kemoterapi alabilir raporu verdi bana doktor. ‘Bana ne kadar moralin iyi kan değerlerin yüksek olursa biz bunu başarırız. Senin başarmama gibi bir şansın yok bunu birlikte başaracağız’ öğütleri verdi doktorum.

“Moralimi hep yüksek tuttum”

Bu tedavi esnasında moralimi hep yüksek tuttum. Ben çalışmayı çok seviyorum. Kemoterapi alırken saçlarım, kaşlarım döküldü. Ben saçımda, kaşımda bir tek saç kılı yokken, dikiş kurslarına gittim. Yastık kılıfları dikip sattım. Kendimi eve kapatmadım. Asla hasta muamelesi görmedim. Herkes bana psikolojik destek oldu, beni sala yalnız bırakmadılar. Eşim ve kızım her zaman yanımda oldu. Allah bin kere razı olsun eşimden, işinden izin alarak, rapor alarak, hatta işten atılmayı bile göze alarak benim tedavi sürecimin her anında yanımda oldu. Beni asla yalnız bırakmadı. Benimle birlikte tüm sıkıntıları oda yaşadı.

Kemoterapi sürecinden sonra ışın almam gerektiği söylendi. 59 gün İzmir’de Halamın yanında kalarak ışın tedavisi gördüm. Bu süre zarfında kızımın okulu olduğu için eşim Burdur’da onunla kalmak zorunda kaldı. Kızım benden ayrı kalınca sürekli okuldan kaçmaya ve kendini eve kapatmaya başladı. Ben de tedavi aralarında fırsat buldukça onların yanına geldim. Işın tedavimin bittiği gün onlar İzmir’e geldiler ve ben hastalığı yendiğim başardığım için zaferimi iki gün boyunca İzmir’i gezerek kutladık. Hem mutluluk gözyaşı döktük hem de yaşadığımız sıkıntıların gözyaşını döktük birlikte.

Tabi tedavim bitti ama 5 yıl ilaç kullanmak zorundaydım. Bu ilaçta ta sürekli rapor almak gerekiyordu ve her yıl rutin kontrollere gitmem gerekiyordu. 11 yıldır her sene kontrollerime gidiyorum ve Allah’a binlerce kere şükür hiçbir hastalık belirtim kalmadı.

“Sonuçta kanser değil siz kazanıyorsunuz”

Bu hastalıkla mücadele eden bayanlara diyorum ki asla pes etmesinler, yalnız kalmasınlar, morallerini yüksek tutsunlar ve mutlaka kendilerini oyalayacak bir iş yapsınlar. Bir söz vardır duvarı nem insanı gam öldürür diye. Gerçekten çok doğru bir söz. Hayattan kopmasınlar, yaşamayı sevsinler ve sevdiklerini, kendisini sevenleri düşünsünler ve asla kendilerini dinlemesinler. Ben bu mücadeleyi kazandım, kansere açtığım savaşı kazandım ve bunu hastalığa yakalanmış tüm kadınların başarabileceğine inanıyorum. Zor bir süreç, tedavi süreci meşakkatli ama sonucu zafer. Lütfen hastalığınızı öğrenince hayattan kopmayın aksine hayata daha çok bağlanarak mücadele edin. Sonuçta kanser değil siz kazanıyorsunuz.”

Kodlama : SadeMedia Interactive