GündemManşetKADINA ŞİDDETE SON VERİLMELİ

5 sene ago

Burdur Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Betül Babacan, dünyanın birçok ülkesinde ve Türkiye’de kadına yönelik şiddet ve kadının bedeni, kimliği ve emeği üzerindeki baskının her geçen gün arttığını savaşlar, işgaller, ağır ekonomik bunalımlar ve yoksulluğun kadınları şiddetin pençesine daha fazla ittiğini belirtti.

‘25 Kasım Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ nedeniyle Burdur Barosu Avukat Evinde Avukat Ülkü Altınsoy’la birlikte basın açıklaması yapan Babacan şunları söyledi: “Dünyanın birçok yerinde işgaller ve ambargolar nedeniyle yüz binlerce kadın ve çocuk katledilmektedir. 2014 yılının başından bu yana ülkemizde 240 kadın erkek şiddeti ile öldürülmüş; çok sayıda kadın işyerlerinde, evlerinde, sokaklarda erkek şiddetinin farklı biçimlerine maruz kalmıştır. Çocuk istismarı son derece korkunç boyutlara ulaşmış ve nefret cinayetleri yaygınlaşmıştır.

Namus, töre cinayetleri, koca-baba dayakları, işkence medyada magazinleştirilerek sunulmakta. Şiddete uğrayan kadının ne yap-tığı, ne söylediği ya da nasıl giyindiği sorgulanarak; fiziksel, sözel ve cinsel şiddete uğrayan kadınların bunu hakkedip hakketmediği tartışılarak, kurbanlar suçlanmaktadır. Soma’da verdiğimiz kayıpların acısını dindirmek mümkün değilken; Şırnak’tan, İstanbul’dan, Ermenek’ten, Isparta’dan ve birçok yerden benzer haberler gelmeye devam etmekte ve bu meydana gelen felaketler kadınları ve çocukları doğrudan etkilemekte,  işçi güvenliğine ilişkin denetimlerin gerektiği gibi yapılması önem arz etmektedir.

Kadına yönelik şiddetin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması, öncelikle devletin ve siya-sal iktidarların ilgili tüm kurumlarıyla sorumluluk üstlenmesi, ilgili tüm sivil ve resmi kuruluşlarla işbirliği yaparak, yaşamsal öneme sahip bu sorunun ortadan kaldırılması için gerekli sosyal politikaların yaşama geçirilmesi ile mümkün olacaktır. Devlet politikalarının belirlenip uygulanmasında kadının ‘birey’ olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir. Kadının sorunlarının yalnızca aile içinde olmadığı, yaşamın her alanında olduğu anlaşılmalıdır. Kadınlara Yönelik Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılmasına yönelik Uluslar-arası tüm sözleşmelerin de referans alınması gerekmektedir.

Bizler hak savunucusu kadın avukatlar şiddete karşı mücadele ederken, özellikle son dönemlerde 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve Avukatların korunması ve haklarına dair uluslararası belgeler hiçe sayılarak savunmaya yönelik saldırılara maruz kalmaktayız. Bu güne kadar olduğu gibi bundan sonrada her türlü şiddet olayının sorumlularının hesap vermesi için sonuna kadar mücadele edeceğiz.”

Şiddetin önlenmesi için devletin kadınlara yönelik her türlü şiddet eylemini açık bir şekilde kınaması gerekir. Şiddete uğrayan kadınlar için başvuru ve sığınma evlerinin sayısının artırılmasını, ücretsiz danışmanlık, psikolojik ve tıbbi destek sağlanarak; ekonomik olarak ihtiyaçlarını karşılayabileceği koşulların oluşturulması ve gerekli yasal yardımların yapılmasını, cinsiyet ayrımcı politikalar, yasalar ve uygulamaların kaldırılmasını, konu ile ilgili eylem ve eğitim projelerinin kadın örgütleriyle birlikte hayata geçirilmesini, aile içi şiddeti ve genel olarak kadın ve çocuklara yönelik şiddeti önlemek için kampanyalar, toplum ve ana-baba eğitim programları başlatılmasını, Kadınların ekonomik özgürlüğü için çalışmasının önündeki engellerin kaldırılmasını, sosyal güvenlik, parasız eğitim ve parasız sağlık hakkından yararlanılmasının sağlanmasını,  Medyanın, kadın ve çocuklara yönelik şiddeti teşvik edici yayınlar üzerinde kendi oto-denetim mekanizmasını kurarak kadın ve çocuklara yönelik şiddeti bir malzeme olarak kullanmaktan vazgeçmesini, istiyoruz. Kadına yönelik şiddete son”

Kodlama : SadeMedia Interactive