KültürManşetİSA KAYACAN’ı minnetle anıyoruz… Yeğeni Hüseyin Kayacan, İsa Kayacan’ı YENİ GÜN’e anlattı: “Burdur, kendi değerlerine SAHİP ÇIKMIYOR!”

3 sene ago

İsa Kayacan’ın yeğeni, Burdur’da bir dönem Gazeteciler Cemiyeti başkanlığı ile Burdur Belediye Meclis üyeliği de yapan Hüseyin Kayacan, hemşehrimiz Gazeteci-Yazar İsa Kayacan’ın vefatının ikinci yıldönümünde gazetemiz Muhabiri Filiz Eryılmaz’a amcası İsa Kayacan’ı anlattı.

“İsa Kayacan üç amcamdan en küçüğü idi. Allah Rahmet eylesin” diyen Hüseyin Kayacan, İsa Kayacan’ın, Burdur sevdasını şu sözlerle anlatıyor:

“Gazetecilik ve yazarlığın yanı sıra 11 Bakanın basın danışmanlığını yapmış bir bürokrattı. Yazılarında ağırlıklı olarak konu hep Burdur. Burdur’daki kişiler, Burdur’un kültürü, Burdur’un görülmesi gereken yerleri, Burdur dışındaki Burdurlular hep onun kaleminden çıkmıştır. Çok büyük bir Burdur sevdalısı ve Burdur hastasıydı…

Biz son zamanlarda Gölhisar ilçesinde düzenlenen Yarenler Gecesinin hepsine katıldık. Kendine has bir oynama tarzı vardı. Oynama bilmiyor ama içinden geliyor. Kendine has bir oynama tarzı ile ‘ben bilmiyorum oturayım yerimde’ demezdi, çıkar kendine göre o tüngemenin içine girer onlarla haşır neşir olurdu. Kültürü doya doya yaşayan her geldiğinde yerel sanatçıları ziyaret edip onların müziklerinden faydalanan dinleyen biriydi.

O kültürle yoğrulmuş bir insandı ve ondan vazgeçmesi mümkün değildi. Gençlik yıllarında Ankara’ya gitmiş, ama onun gibi birçok Burdurlu büyük şehirlere giden var geçmişini çok çabuk unutuyor. Tarihini, örf ve ananesini unutuyor. Ama amcam İsa Kayacan’da biz bunu hiç görmedik.

O; Ece köyünden çıkan İsa Kayacan, kendine has bir sözü ‘Herkes beni Ankaralarda sanır, Burdur’da bir dam çökse içim parçalanır’ bu sözü her yere yapıştırmak mümkün. Emekli olduktan sonra sık sık Burdur’a gelirdi. Rahmetli bizim amcamız. Hem misafir eder hem arkadaşlık yapardık. Amcamla anılarım sadece amca ve yeğen ilişkisinden öte iki arkadaş gibi dertleşir, sohbet eder şakalaşırdık. İki yıl oldu vefat edeli. Amansız bir hastalığa yakalandı. Onun ötesinde bıraktığı eserlerle hatıralarıyla yaşıyoruz. İnsanlar zaten hatıralarıyla yaşar. İyi bir insansa iyilikleri yad edilir. ‘Kötü bir insansa öldü de kurtulduk’ ya da o tarz bir kelime ile anılır. Ama amcam sadece Burdur’da değil Anadolu’nun birçok kentinde sevenleri var. Yurt içinden, yurt dışından mesaj gönderenler var, halen bir şekilde gönüllerde kalplerde yaşadığının bir işareti.”

Hüseyin Kayacan konuşmasında Burdur’un kendi değerlerine sahip çıkamayışından yakınarak şu tespitlerde ve özeleştiride bulundu:

“Burdur kendine sahip çıkmayan bir şehir. Burdurlu Burdur’u tanımıyor. Burdur’un içinde yaşayanlar Burdurluları tanımıyor. Herkesin kendi içerisinde küçük bir dünyası var. Bu teşhisi koymak çok acı. Gelişmemesinin altındaki nedenlerden bir tanesi de belki bu…

Amcamın yine bir sözü vardı. Burdur’un kalkınmayışının ilerlemeyişinin nedeni, ‘diğer iller mesela Karadenizliler horon tepiyor, hep el ele birliktelik var. Doğu’ya gidiyorsunuz halay çekiyorlar yine omuz omuza birlikteler. Ama Burdur Serenler Zeybeği oynuyor tek başına.’ Amcamın Burdur destanı diye bir kitabı vardı. O kitaptaki isimleri şöyle bir hatırlıyorum. Kimler var kimler yok, hak eden veya etmeyen. Şimdi o isimlere İsa Kayacan kimdir diye sorsan yarısı o da kim diye soracak? Vefasını geriye dönüş olarak algılayacak olursak. Bir kişinin dahi o kitaba girebilmesi için 6 ay baskıyı beklettiğini biliyorum. İşte böyle bir vefa. Hatırından çıkardıysa Burdurlunun ayıbı. Eğer çıkarmadıysa Burdur‘un onuru.

Ankara’da anma etkinlikleri düzenlenecek, Burdur’da da Gazeteciler Cemiyeti tarafından bir anma etkinliği hazırlığı içinde olunduğunu biliyorum. Hatırlanacak olması güzel bir şey. Önemli olan hatırlanması ve amcamın yad edilmesi.”

 

Kodlama : SadeMedia Interactive