EkonomiManşetİlyas Köyü’nde Keyik çifti, iki asırdır aynı yöntemle; GÜL YAĞI ÇIKARIYORLAR

6 ay ago

‘Göller, güller diyarı’ olarak anılan Burdur’da gül’cülüğün Burdur tarihinde çok ayrı, önemli bir yeri var… Bir zamanlar Burdur ekonomisinin temel dinamiklerinden biri olan, Burdur’u simgeleyen mavi- pembe renklere ilham olan gülcülük, ne yazıkki günümüzde eski rağbetini kaybetse de gül üretilimi ilimizde özel bir yere sahip…

Burdur’da yaşayan Tuncay ve Eşe Keyik çifti, dede meslekleri gül yağı ve suyunu çıkarma işlemini 2 asırdır aynı yöntemle sürdürüyor.

Güller ve göller diyarı olarak bilinen Burdur Gölü kenarına kurulu İlyas köyünde oturan Keyik çifti, dede, anne ve babalarından gördükleri yaklaşık 200 yıllık yöntemle gül yağı ve suyu elde ediyor.

Gül üretiminin yaygın olduğu, 1990’larda hemen herkesin bu yöntemle gül yağı elde ettiği 350 hanelik köyde, günümüzde bu geleneği sadece Keyik çifti yaşatıyor.

Saatlerce kara kazanlarda kaynatılarak elde edilen ve gramı 120 liradan satışa su- nulan, yurt içinin yanı sıra Suudi Arabistan, Fransa ve Kanada’dan alıcı bulan doğal gül yağı, ilaç ve kozmetik sanayisinde kullanılıyor.

Keyik çifti, odun ateşi üzerinde iki kara kazanı suyla doldurup, her bir kazana 20 kilo gül yaprağı koyuyor. Yaşlı çift, kapaklarını kil topraktan yapıp çamurla sardıkları kazanlarda kaynayan suyun oluşturduğu buharın borulardan geçerek soğumasını ve bu şekilde yoğuşarak şişelere dolmasını bekliyor.

Kaynattıkları gülün posasını döktükten sonra kazanları yıkayıp temizleyen çift, her iki kazandan çıkarak şişelere dolan suyu, kazanlara tekrar boşaltıp üzerine birer şişe daha önceden hazırladıkları gül suyunu maya olarak döküyor. Kaynatma işlemini tekrarlayan Keyik çifti, yoğuşma tekniği ile doldurdukları şişelerdeki gül suyunun üzerinde biriken yağı, şırınga yardımıyla çekip küçük bir şişede biriktiriyor.

40 yılı aşkın süredir aynı yöntemle gül yağı çıkaran 54 yaşındaki Tuncay Keyik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sabah erken saatte kalkıp hayvanlarına baktıktan sonra eşi ve komşularıyla gül tarlasına gittiklerini söyledi.

“Gülden geleneksel yöntemle yağ elde etme işlemi çok zahmetli bir iş” diyen Keyik, gül yağının uçucu bir madde olduğundan kaynatma işlemini yavaş yapmaları gerektiğini, bu yüzden işlemin uzun sürdüğünü belirtti.

Doğal gül yağının gramının 120 liradan alıcı bulduğunu kaydeden Keyik, “Türkiye’nin her yerinden almaya geliyorlar. Örneğin Balıkesir, Ankara, Denizli, İstanbul ve Kocaeli’den kimya sektörüyle uğraşanlar gelip alıyor. Yurt dışından da Suudi Arabistan, Fransa ve Kanada’dan gelenler oldu. Gül yağı daha çok kozmetik ve ilaç sanayisinde kullanılıyor. Gül suyunu da litre olarak satıyoruz.” diye konuştu.

“40 kilo gülden 10 gram yağ elde ediyoruz”

Keyik, gülün bölge halkı için bir nimet olduğuna vurgu yaparak, şunları kaydetti:

“Gül geçim kaynağımız. Üç çocuğumu gülden kazandığım parayla okuttum, biri mühendis oldu. Yorucu bir sistem ancak yapacak bir şey yok geçim kaynağımız. Üç beş kuruş kazanalım diye bu ateşin karşısında saatlerce emek veriyoruz. 40 kilo gülden 10 gram yağ elde ediyoruz. Alıcılar yağı ucuza almak istiyor ancak bu işin bu kadar zor olduğunu bilmiyorlar. Köyde bu işi yapan bir tek biz kaldık. Atamızdan, dedemizden gördüğümüz şekilde benim bildiğim yaklaşık 200 yıldır aynı yöntemle yağ ve gül suyu elde ediyoruz. Bizden sonra çocuklarımın bu işi devam ettireceğini sanmıyorum çünkü her şey fabrikasyon oldu.”

“Emeğimizin karşılığını almak istiyoruz”

Eşe Keyik de gül yağı çıkarma işinin dede mesleği olduğunu, severek yaptığını anlattı. Alın teriyle helalinden para kazanmaya çalıştıklarını dile getiren Keyik, “Emeğimizin karşılığını almak istiyoruz. Gülün yağını çıkarmak, gül toplamaktan daha zor. Geç saatlere kadar kaynattığımız oluyor. Her nimetin bir zorluğu var.” ifadelerini kullandı.

Kodlama : SadeMedia Interactive