Kuruma ve çekilme haberleriyle sıkça gündeme gelen BURDUR GÖLÜ, bazen de kirlilik haberleriyle, alg vakalarıyla medyada gün- deme geliyor.

KİRLİLİK, ENDİŞELERE NEDEN OLDU!

Ülkemizde son günlerin en popüler çevre konularının başında, hatırlanacağı gibi; “Marmara Denizi’ndeki müsilaj-deniz salyası” va- kası gelirken, Burdur Gölü’nde de geçtiğimiz günlerde yaşanan alg patlaması, göl’ün rengini değiştirdi, paniğe, endişelere neden oldu!..

İKİ FARKLI UZMAN GÖRÜŞÜ

Burdur Gölü üzerine yaptığı araştırmalarla bilinen, tanınan MAKÜ Biyoloji bölümü öğretim görevlisi Prof.Dr. İskender Gülle, alg patlamalarında Burdur Gölü için tehlikeli bir durumun olmadığını, geçici bir gelişme olduğu yorumunda bulunurken, bölgemizdeki göller ile ilgili detaylı bilimsel çalışmalar yürüten, gazetemizde de makaleler hazırlayan Erol Kesici ise; Burdur Gölü’ndeki alg patlaması olayının, müsilaj’ın, kalıcı bir soruna dönüşmek üzere olduğu uyarısında bulunuyor…

Göl’ün sahilinde inceleme yapan Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İskender Gülle, yaşanan durumun siyanobakterilerden; Nodularia spumigena türündeki mikroskobik organizmalardan kaynaklandığını söyledi.

Erol Kesici ise; öncelikle Burdur Gölü’nde aşırı kirlilik olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, bu takdirde çözümde başarı sağlanacağını, yoksa zamanla geçer avuntusuyla, göl’ün giderek, alg patlamaları sorununun göl yüzeyine yansıyacağını belirtiyor…

Erol Hoca Yeni Gün okurları için yazdı;

“Su yosunlarının aşırı artışıyla peltemsi bir yapı oluşturan, gölün zaten oldukça az olan canlı çeşitliliğini ve oksijen düzeyini adeta yok eden ve suyunu “çürüten” nedenin, Burdur Gölü’nün aşırı kirlilik olduğunu kabul edersek çözümde başarı sağlanır. Yoksa zamanla geçer avuntusuyla, göl giderek “ölüme ve alg patlamalarıyla “ sorunu göl yüzeyine yansıtacaktır. Gölün iç kısmı dip çamuru yüzeyinden çok daha fazla tehlikeli durumda.

ARTIK YILIN HER DÖNEMİNDE GÖRÜLMEKTE!

Yıllar önce Marmara Denizi’nde de kısmen görülen alg çoğalması önemsenmemiş. Gelir geçer denilmiş ve bugün çözümü çok zor, çok zaman ve ekonomi gerektiren olan aşamaya gelinmiştir. Onun için son yıllarda çoğu zaman görülen bu biyokimyasal oluşumlar Burdur Gölü’nde de göz ardı edilmemelidir. Doğal göllerimizin bir çoğunda olduğu gibi Burdur Gölü’nde önceki yıllarda da kalitesi ve su yosunu (alg) miktarı konusundaki çalışmalarda, göl’de suyun renginden bile gölde mavi-yeşil alglerin yoğun olduğu gerekli radikal önlemler alınmadığından bu yıl da geçmiş yıllarda olduğu gibi göl’de; bezelye çorbası kıvamında ve renginde alg patlamaların artacağını belirtmiştik.

Burdur Gölü’nde de Bafa Gölü’nde olduğu gibi artık sadece bahar yaz aylarında değil, yıl boyunca göl’ün gerek suyunda gerekse dip çamurunda yoğun bir vaziyette olan siyonobakteri ( mavi-yeşil alg- mikros- kobik suyosunları) denilen, nodularya türü su yosunları koloniler oluşturarak göl’ü kaplamaktadır. Bunun Marmara Deniz’indeki alglerin aşırı çoğalmasından kaynaklanan ve kesinlikle doğal ve doğa olayı olmayan, çok ağır koku ve görüntü kirliliğine neden olan, kirlilik kaynaklı insan olayı olduğu unutulmamalı ve ona göre önlemler alınmalıdır.

Yoğun tabakalar haline dönüşen alg katmanlarının göl içerisinde dağılarak ‘sümüksü’ bir yapı oluşturarak göldeki görünürlüğü bazı kesimlerde 0- 5 cm kadar düşürmesi söz konusu olup, bu “müsilajlı” yapının gölde çok az olan ve burayı tercih eden dikkuyruk vb. su kuşları ve diğer su canlılarının barınma, beslenme alanlarını etki altına almasının yanı sıra, göldeki faydalı bakterilerin yok olmasına da neden olabilecektir. Oysa; bu bakteriler artan su yosunlarının en önemli tüketicileri ve göl’ün, doğal direnci, savunucularıdır. Göl çevresinde koku ve istilacı gün sinekleri tüm canlıların yaşamını ve yöre turizmini etkilemektedir. Bu olumsuzluk çevre ve insan sağlığı yönünden de çok önemli olduğu kadar, gerekli radikal önlemlerin alınmaması durumunda göldeki biyolojik yaşam tehlike altına girecektir. Burdur Gölü’nün kirliliğin dışa vurmasıdır ve çok önemli göstergedir. Nedenleri bellidir. Zaman geçirilmemelidir.

Marmara Denizinde “müsilaj” sorunları ve önlemlerin alınmasıyla ilgili çalışmalar sırasında değerli bilim insanı MAKÜ Fen. Fak. Biyoloji Böl. Prof. Dr. İskender Gülle’nin haberi beklemediğim bir durum olmasa da üzüntü yarattı. Sn. GÜLLE’nin uyarı ve önerileri kesinlikle göz ardı edilmemelidir. Göl’ün doğal döngüsüne ve dengesine müdahaleden vazgeçmek, insanların yaşadığı ortama, gelecek kuşaklara ve diğer insanlara olan sorumluluk bilinci kavratılmalıdır. Saygılarımla…”