‘Tarım ve hayvancılık İl’i Burdur’da, sürekli yükseliş trendinde olan girdi maliyetleri, çiftçinin, tarımsal üretimin önündeki en büyük engel, tehdit olmaya devam ediyor.

Ekonomik faaliyetlerin, temel iktisadi faaliyetlerin, tarımsal üretim ve özellikle de büyükbaş hayvancılık, süt inekçiliğine dayandığı Burdur’da, Yeni Gün gazetesi sektörün nabzını tutmaya, girdi maliyetleri problemini irdelemeye devam ediyor. Tarım ve hayvancılık alanında özel çalışmalar, özel dosyalar hazırlayan, sahaya inerek, sektör dinamikleri ile görüşüp, sorunları, çözüm yollarını ortaya koymaya çalışan Yeni Gün, artan girdi maliyetlerinin en öne çıkan kalemlerinden biri olan ‘GÜBRE FİYATLARINI’, gübre piyasasını, gübre’deki güncel gelişmeleri mercek altına aldı.

Muhabirimiz M. Fatih Başcı, gübre sorununu, fiyatların neden bu kadar arttığını, üretime yansımalarını araştırdı. Burdur’un önde gelen gübre ticareti yapan isimlerinden Süleyman Solmaz, gübre fiyatları hakkında gazetemize çok çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. “Gübre’deki dışa bağımlılık, ithalat, sürekli artan kur’un gübre fiyatlarına da hemen yansıması” en öne çıkan konu başlıkları olurken, gübre hakkında Süleyman Solmaz ilginç bilgiler aktardı.

İşte; Solmaz’ın açıklamalarında öne çıkan pasajlar ve ‘gübre gerçeği…’

“Gübredeki en büyük sıkıntı Avrupa’daki enerji sıkıntısı”

Türkiye dünyanın bir parçası. Böyle olunca dünyada yaşanan sıkıntılar daha doğrusu küresel boyutta yaşanan sıkıntılar elbette ki direk Türkiye’yi etkiliyor. Şu anda dünyadaki küresel sıkıntılar dediğimiz zaman başta sağlık (koronavirüs) olayı, iklim, üretim ve enerji ilk sırayı kapsayan olaylar. İklimi artık hepimiz biliyoruz. Dünyada bir küresel ısınma olayı var. İklimler çok değişti, iklimlerin böylesine değişmiş olması başta tarım olmak üzere rekolteleri ciddi şekilde etkiliyor. Bu Türkiye’de de böyle, Çin’de de böyle, Hindistan’da da böyle. Keza bu korona dediğimiz virüs bütün dünyada üretimi, insan ilişkilerini etkileyen bir boyuta ulaştı. Türkiye’de fabrikalar tam kapasiteyle işçi anlamında tam kapasite ile çalışsa bile Avrupa’da birçok ülkede yarı kapasite ile çalışıyor. Böyle olunca maliyetleri de tabi ki etkiliyor. Aynı şekilde küresel bu ısınmadan kaynaklanan bir olay, santrallerin daha az çalışması böyle olunca da elektrik enerjisinden daha çok kömüre üretim enerjinin kayması, kömür fiyatlarının çok yükselmesi, doğal gaz fiyatlarının çok yükselmesi şu anda dünya da başlı başına bir krizi oluşturmaya başladı. Şimdi lafı nerden buraya getiriyorum gübredeki en büyük sıkıntı bu, Avrupa da yaşanan enerji sıkıntısı. Yani az çok gündemi takip etmeye çalışıyoruz. Mesela geçen sene Türkiye’deki doğal gazın Avrupa’daki doğal gazdan daha pahalı olduğu söyleniyorken bu sene Avrupa’daki doğal gaz fiyatlarının yarısı kadar Türkiye’de doğal gaz fiyatının olduğu yani Avrupa’da doğal gaz fiyatları böyle olunca neresinden bakarsan 2-3 kat hızlı artmış oluyor.

“Türkiye’de yaşanan gübre sıkıntısı dövizin yüksek olmasını bir kenara bırakırsak tamamen dışa bağımlı bir olay”

Enerji böylesine pahalı olunca da Avrupa’da gübreyi ilgilendiren bilhassa amonyum tesislerinde çok ciddi sıkıntılar başladı. Amonyum tesislerinin en büyük tesislerine sahip Almanya bu anlamdaki en büyük fabrikasını, amonyak tesisini üretime kapattı. Amonyak gübrenin temel girdisi. Amonyak, fosfor, potasyum bunlar ana girdiler. Hal böyle olunca amonyak bulunmayınca, arz talep meselesinden dolayı amonyak fiyatları korkunç derecede arttı. Şimdi buradaki üre gübresinin ana maddesi amonyaktır. Azotlu gübrelerin ana girdisi amonyak. Şunu söylemek istiyorum Türkiye’de yaşanan bu gübre sıkıntısı Türkiye’deki dövizin yüksek olmasını bir kenara bırakırsak onun haricinde tamamen dışa bağımlı bir olay.  Hepinizin bildiği gibi gübre özel sektörün elinde. Yani şimdi A firması B firması pahalı satıyor olsa diğer özel sektör bunu yurt dışından getirir bu boşluğu doldurur. Ama onlarda getiremiyorlar. Yani şu anda tamamen bir kıtlık var.

“Tarım Kredi Kooperatifleri ile özel sektör fiyatları aynı”

Gübre fabrikaları sermaye olaraktan büyük paralar isteyen kuruluşlardır, katrilyon bazında firmalardır. Bu anlamda şu anda birçok firma Türkiye’de üretim yapamıyor. Bu nedenle de 3-4 tane firmanın sırtına kaldı gübre. Ki onlar da dürüst bir şekilde fiyatları ayarlamaya çalışıyor. Kötü bir bakış açısı vardır, özel sektör boşluğu buldu sürekli zam yapıyor, zam yapıyor. Ama öyle değil. Şu anda devletin kontrolünde olan Tarım Kredi Kooperatifleri ile özel sektör fiyatları aynı. Hal böyle olunca devletin kontrolünde olan bir sektörde de fiyatlar böyle olunca demek ki karşımızdaki olay abartılı ya da afaki ya da sahte fiyatlar değil. Bu fiyatlar gerçek fiyatlar. Fiyatlar yüksek mi?  Evet yüksek, çok yüksek. Gidersin kasaptan kıyma alır yersin karnın doyar, gidersin mağazadan kazak alıp giyersin sırtın ısınır. Ama gübre öyle değil. Gübre toprağa atıyorsun, hava şartları iyi mi olacak kötü mü olacak, yağacak mı yağmayacak mı, fırtına mı olacak dolu mu olacak, mahsul alacağı belli olmayan ileriye dönük bir risk. Direk faydasını daha sonra 6,7,8 ay sonra gördüğün bir ürün. Tabi gübresiz de olmaz. Gübre toprağın gıdası. Şimdi kimse yanlış anlamasın gübre insan sağlığına zararlı dediğimiz olay ilaçla, hormondur. Gübrenin insan sağlığına uzaktan yakından alakası yoktur. Hiçbir şekilde gübrenin olumsuzluğu yok. Evet gübreyi yanlış kullanırsan toprağın yapısını bozarsın. Ama insan sağlığına hiçbir zararı yok. Yani gübrenin muhakkak kullanılması lazım. Gıda, çünkü toprağın gıdası. Her sene ekiyorsun, o toprak sana bir şeyler veriyor, boylandırıyor, domatesi veriyor. Tabi bunu yaparken toraktaki gıdayı alıyor. Gübrenin vazifesi bu. Gübre olmadığı zaman rekolte düşer. Bazen çiftçimiz kızıyor ‘bu fiyatlarla ben gübre almam, tezek kullanırım’ diyor. Olmaz bugün 2 torba gübre bir naylon hayvan tezeğine karşı gelir. Hatta ondan daha güçlüdür. Bunda iddialaşacak da bir şey yok. Ama Türkiye’deki yaşam şartları, tarım sektörünün piyasayı yakalamakta en az bir yıl geriden gelmiş olması, yem fiyatlarının, gübre fiyatlarının, et fiyatlarının piyasayı aynı şekilde dengelememesi dediğim gibi çiftçinin geriden gelmesi karşısında bu fiyatlardan zorlanıyorlar. Haklılar. Ama maalesef bu bir Türkiye gerçeği ve dünya gerçeği. İnşallah önümüzdeki yıllar içerisinde bu küresel ısınma ya da bu enerji olayları biraz daha düzelir, dengelenir ve her şey yoluna girer diye isteğimiz, dileğimiz, duamız budur.

“Gübre fiyatları %125 ile %150 arasında arttı”

Geçen seneye göre fiyatlar aşağı yukarı %125 ile %150 arasında artmış vaziyette. Bunda dediğim gibi hem küresel anlamdaki sıkıntılar var hem de tabi Türkiye’de doların hızlı yükselmesi var. Dolar bu kadar yüksek olmasa belki bu gübre fiyatları bu kadar yüksek olmayacak. Ama dolar çok hızlı artıyor. Gübrede hammaddenin %85’i maalesef dışarıdan geliyor. Hammadde tamamen dışa bağımlı bir olay. Bunun için firmalar anında etkileniyor. Maalesef bu durumda da yüksek fiyatlar karşımıza çıkıyor. Beklemediğimiz, ummadığımız fiyatlar. Hepimiz sıkıntıdayız. Bizlerin satışları %50 düştü. Şimdi çiftçi almıyor. 10 çuval alacaksa 7-8 çuvala düşürdü. Ya da ne yapıyor ekimini Ekim ayında yapacaksa bunu Kasım ayına erteliyor, gübresiz ekiyor ikinci ayda üst gübresi kullanıyor. Yani hem taban gübresi hem üst gübresi kullanması gerekiyorken tek cins gübreye düşürüyor.  Bu da bizim satışlarımızı elbette ki etkiledi.

“Burdur çiftçisi artık buğday ekmiyor”

Benim duyduğum kadarıyla Türkiye’de iki Trakya büyüklüğünde tarımsal alan şu anda ekilmiyor. Bu neden maliyetleri kurtarmadığı için ekmiyorlar, tarımdaki girdi nedir gübredir, mazottur, tohumdur. Birde dediğim gibi iklimsel şartlarda bunu desteklemeyince çiftçi çok büyük anlamda tarımdan vazgeçti. Burdur anlamında söylemek gerekirse Burdur aşağı yukarı neredeyse 10 senedir buğday ekmeyi bıraktı. Yani bıraktı derken %80 anlamında bıraktı. Ekmiyor. Ne ekiyor peki Burdur çiftçisi, genelde hayvan yemine yönelik mahsuller ekiyor. Mısır, yonca, yeşil arpa ya da gök arpa dediğimiz hayvana kesip yedirilebilecek şeyler ekiyor. Burdur çiftçisi artık buğdayı ekmiyor. Hiç kimse para kazanmadan hiçbir iş yapmaz. Tabi bu bölge hayvancılık bölgesi olunca hububattan vazgeçtiler tamamen hayvan yemini ikam edici ürünlere yöneldiler.

“Çiftçi tepkiyi ilk bize gösteriyor”

Çiftçilerden tepkiler de alıyoruz. Biz gübre anlamında en önde savaşan insanlarız. Savaşan derken belki biraz abartılı oluyor da direk tüketici ile muhatap olan birimleriz. Böyle olduğu için çiftçi ilk önce ilk tepkisini herkes gibi sana yöneltiyor. ‘Siz ne yaptınız fiyatları, siz yapıyorsunuz’ gibi eleştiriler alıyoruz, çıkışlar alıyoruz. Müşteri velinimettir bu anlayış içerisinde susuyoruz, bir şey demiyoruz. Ya da arkadaş Tarım Kredi Kooperatifinde de, devletin sattığı yerde de böyle fiyatlar, kendiniz biliyorsunuz mazot yüksek diyerek çiftçiyi ikna etmeye çalışıyoruz. Tabi ilk anda bir öfkeleniyor, çıkıp gidiyor ama sonra tekrar gelip ya bizden alıyor ya da başka yerden alıyor. Ama çiftçinin fiyatlara tepkisi var yani. Ama elbette ki bu anlamda kızılacak yer biz değiliz.

“Çiftçiye yardımcı olamıyoruz”

Şimdi bizim sıkıntımız şu oldu, gübrecilik ciddi sermaye isteyen bir sektör haline geldi. Gübre de vade yok. Bizim alışlarımız peşindir. Bu anlamda elimizden geldiği kadar tanıdıklarımız, bildiğimiz çiftçilere biz yardımcı olmaya çalışıyorduk. Nasıl yardımcı olmaya çalışıyorduk, işte ‘ben emekli maaşımı alacağım getirir parasını veririm, ya da işte süt parası gelecek o zaman ödeyeceğim, desteklemeler yatacak o zaman parasını getirir veririm’ derdi. Bizde güvendiğimiz çiftçiye bu şekilde verirdik. Ama şimdi bu şartlar içerisinde, 1 kamyon gübrenin 150 bin lira olduğu bir yerde ki 5, 6 kamyon olmazsa gübrecilik yapamazsın. Bu şartlar içerisinde bizde çiftçiye bu anlamda yardımcı olamıyoruz. Kusura bakmayın peşin alıyoruz, peşin satıyoruz diyoruz. Bu da bu para kıtlığında çiftçiyi zorluyor, sıkıntıya sokuyor. Hem üretimde bir daralma hem de bizim alış-verişimizde daralmaya neden olan bir olay pahalılık.

-MUHAMMET FATİH BAŞCI