Burdur’un Gölhisar ilçesine bağlı İbecik Köyü’nde, orman işletmesinin bahçesinde sessizce yatan bir taş aslan, aslında binlerce yıllık bir hikâyenin başkahramanı. İlk bakışta sıradan bir tarihi eser gibi görünen bu görkemli figür, antik çağların ölüm, güç ve ölümsüzlük anlayışını günümüze taşıyan önemli bir miras olarak dikkat çekiyor.

723527679 10163566672003863 3190763761008816429 NTaş aslanın hemen arkasında ise iki dar yüzünde kapı tasviri bulunan bir lahit teknesi yer alıyor. Uzmanlara göre aslanlı kapak ile lahit teknesi aynı mezara ait değil. Ancak her ikisi de bölgenin köklü mezar geleneğinin izlerini taşıyor. Antik Pisidia, Likya, Kilikya, İsauria ve Lykaonia bölgelerinde mezarların üzerine yerleştirilen aslan figürleri, yalnızca süsleme amacı taşımıyordu. Bu figürler, mezarın koruyucusu ve ölen kişinin sonsuz yolculuğundaki bekçisi olarak kabul ediliyordu.

723228206 10163566673243863 3607347194484522128 Nİbecik’teki aslan figürü, Antalya ve çevresindeki benzer örneklerle de dikkat çekici benzerlikler gösteriyor. Uzun yıllar Antalya Arkeoloji Müzesi bahçesinde sergilenen ve bugün müzenin yıkımı nedeniyle görülemeyen aslanlı lahit kapakları ile Karaalioğlu Parkı girişindeki örnekler, bu geleneğin bölgede ne kadar yaygın olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle Korkuteli’ndeki Asar Tepe’den getirilen lahit kapaklarında görülen Pers etkisi, İbecik’teki aslanın da ait olduğu kültürel dünyanın kapılarını aralıyor.

Araştırmacılara göre bu aslan yalnızca bir bekçi değil. Ön pençesinin altında tuttuğu boğa başı ile düşmanlarına üstün gelen gücü, cesareti ve dayanıklılığı temsil ediyor. Aynı zamanda mezar sahibinin toplum içindeki statüsünü ve kudretini simgeliyor. Antik insanların gözünde aslan, ölüm karşısında bile yenilmeyen bir varlıktı.

723309717 10163566674608863 9047830295602113002 NBu figürün taşıdığı anlamlar bununla da sınırlı değil. Antik dönemde yaygın olan bir inanışa göre aslan yavruları ölü doğuyor, üç gün sonra yeniden hayata dönüyordu. Bu nedenle aslan, ölümden sonra yeniden doğuşun ve ölümsüzlüğün sembolü olarak görülüyordu. Lahit kapaklarının üzerine işlenen aslanlar da belki bu yüzden, mezar sahibinin ölümden sonra da yaşamını sürdüreceğine dair inancı temsil ediyordu.

Bugün İbecik Köyü’nde sessizce yatan bu taş aslan, yalnızca bir arkeolojik eser değil; Perslerden Roma dönemine uzanan kültürel etkileşimlerin, antik insanların ölüm ve yaşam anlayışlarının taşlara kazınmış hikâyesi olarak varlığını sürdürüyor. Binlerce yıl önce bir mezarın başında nöbet tutan bu aslan, aradan geçen onca zamana rağmen hâlâ geçmişin sırlarını fısıldamaya devam ediyor.

723457981 10163566678108863 8596462383760013890 N

FOTOĞRAF VE BİLGİ KAYNAK: İDRİS ÖZYOL instagram: @_idrisozyol

Muhabir: HÜSEYİN ÇUBUK