EkonomiGündemManşetBirleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mehmet Balık Burdur’da konuştu: ‘GAZOZ PARASI etmeyen zamlarla birlikte mücadele edelim’

2 hafta ago

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mehmet Balık, Eğitim-İş Şube Başkanı Erkan Putgül ve yönetim kurulu üyeleri ile birlikte 29 Ağustos 2019 Perşembe günü Burdur Gazeteciler Cemiyetini ziyaret ederek basın mensuplarına memurlara verilecek olan son zamlar hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyon Genel Başkanı Mehmet Balık’ın açıklamalarında öne çıkan pasajlar şöyle:

“Toplu görüşmeler uzun süredir devam ediyor. Yaklaşık 20 gündür buna kilitlenmiş durumdaydık. Ama toplu görüşmeler daha başlangıcından itibaren bir oyunun parçasıydı. Hükümetin, ülkenin içinde bulunduğu durum, ekonomide kötüye gidiş, ekonomiyi düzlüğe çıkaramamaları en büyük sıkıntıydı ve baştan belliydi bu. Bunun emarelerini verdiler. Mesela biz hep beraber Türk-İş attığı imza sonucunda ayağa kalktık, kızdık, ‘işçiyi sattınız’ dedik, ama asıl satış beş milyona yakın memurda gerçekleşti. Burada Hakem Heyeti ile bir pazarlık yapılabileceği kanısı uyandırıldı.

Oysaki Hükümetin memurlara ne vereceği belli idi. Memur-Sen de bunu masaya oturmadan önce biliyordu. Ama oynamaları gereken roller vardı. Tiyatro vardı ortada. Görüşmeler yapıldı. İlk görüşmede anlaşmazlık ortaya çıktı, hükümet mevcut verdiği rakamları bir üst basamağa 4+4, 3+3 e çekti. Memur-Sen yine rolü gereği bunu kabul etmeyeceğini söyledi, çünkü Memur-Sen’i, Hükümet kamudaki kendi silahı olarak kullanıyor ve Memur-Sen’in güç kaybetmemesi gerekiyor. Memur-Sen’in güç kaybetmemesi için de masada Memur-Senin uzlaşmaması, topun Hakem Kuruluna geçmesi, yani direniyor görünmesi gerekiyordu.

Memur-Sen burada kendini aklamaya çalıştı. Memur-Sen birinci görüşmede verilen rakamı kabul etmedi, Hükümet ikinci teklifini verdi yine kabul etmedi, kabul etmeyeceğini beyan ederek sadece Ankara’da saat 15.00’den sonra iki saatlik iş bırakma kararı aldı. Memur-Sen iş bıraktı diye kendi kanallarında yayınladılar, dolayısıyla kendilerine mücadele ediyormuş havası verdiler. Saat 17.00’den sonra da tabi tüm yaygın basın onların kontrolünde olduğu için ‘cüzdanları atıyoruz’ dediler, ‘biz Hükümete karşı mücadele ediyoruz’ dediler, ama top Hakem Heyetinin eline geçtiği zaman Memur-Sen rahatladı. Neden rahatladı; çünkü ‘biz kabul etmedik, bizim suçumuz yok’ dedi. Dolayısıyla Hakem Heyeti, Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi Hakem Heyetine topu atmış oldu, dolayısıyla hem Cumhurbaşkanlığı sistemi kendini akladı, hem Memur-Sen kendini akladı, suç kim de? 11 kişilik Hakem Heyetinde. Bu 11 kişiyi kim belirledi? Cumhurbaşkanlığı belirledi. Hakem Heyetine pazarlıkları Memur-Sen bıraktı. 11 kişini 6’sı doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından, bir tanesi Üniversiteden gelmiş. Dolayısıyla 4’e karşı 7 gibi bir güç var karşınızda.

Ve bu görüşmelerde masada karşınızda Memur-Sen, bir üye KESK, bir üye Kamu-Sen’den vardı. Ben defalarca Kamu-Sen’e defalarca söyledim, ‘siz o masadan kalkın, siz sadece Memur-Sen’in imza atması için’ bir araçsınız orada. Ama onlar ısrarla o masada oturdular, onlarda orada sorumlular diye düşünüyorum. Memur-Sen o masadan uzlaşmazlıkla çıktı ve ‘Salı günü bütün yurtta basın açıklaması yapacağız’ dediler ve bende defalarca söyledim, alın kararı ‘biz size destek olacağız, gelin birlikte eylem yapalım, gelin birlikte iş bırakalım, genel greve gidelim’ dedim. KESK ve Kamu-Sen’e ‘gelin oturalım, birlikte çalışalım ve kamu çalışanlarına reva görülen gazoz parası etmeyen zamları birlikte mücadele edelim, gerekiyorsa birlikte iş bırakalım, birlikte genel greve gidelim ve hükümette hakkımız olan parayı hükümetten alabilelim.’ Biz hodri meydan diyoruz ve açığız. Ama burada tek bir Konfederasyonun tek başına greve gitmesi eylem yapması çok şey ifade etmiyor.

Tüm Konfederasyonları genel direnişe davet ediyoruz

Önemli olan tepkiyi kitlesel hale dönüştürmek gerekiyor. Siyasi iktidarın arka bahçesi konumuna gelmiş sözde Konfederasyon ile sözde Toplu Sözleşme masasının çarpıklığı bilinmekteydi, Hakem Heyeti’nin bağımsız olmadığını da öğrenmiş bulunmaktayız. Davulda, tokmak da AKP iktidarında, siyasi iktidar kamu emekçilerine ne teklif ederse yandaş konfederasyon kabul etmekte Hakem Heyeti onaylamaktadır. AKP iktidarı, Hakem Heyeti ve yandaş Konfederasyon günlerdir danışıklı görüşmeler yaparak ve pazarlık etmiş gibi davranarak kamu emekçilerinin aklıyla dalga geçmişlerdir.

Ancak tüm kamu emekçileri; satıcıyı, tüccarı ve noteri günlerdir oynadıkları kötü tiyatrodan tanımaktadır. Hakem Kurulu’nun iktidarın elinde olması nedeniyle sonucun günler öncesinde değişmeyeceği belliydi.  Bu nedenle üretimden gelen gücümüzü kullanarak tüm iş yerlerinde 26 Ağustos Pazartesi Saat 13.00’de yarım gün, 27 Ağustos Salı günü tam gün iş bırakma kararı uyguladık. Sözde Toplu Sözleşme masasının adaletli olmadığı bildiğimiz gibi Hakem Heyetini de adil görmediğimizi açıklamıştık.

Sözde Toplu Sözleşme masasında yapıldığı gibi Hakem Heyeti Kurulu da; enflasyonu, vergi dilimlerini, açlığı-yoksulluğu, 3600 ek gösterge talebini, grev hakkını,  zam talebini, kamu emekçilerinin ekonomik, mesleki, örgütsel ve sosyal haklarını, temel gıda ürünlerini ve temel giderleri yok saymıştır. Belirlenen söz konusu kuruldan adil kararlar almasını ve kamu emekçileri lehine kararlar çıkmasını zaten beklemiyorduk. AKP iktidarının, ilk teklifini revize ederek 2020 yılı için yüzde 4+4, 2021 için ise yüzde 3+3 zam teklifi etmesi ile Hakem Heyeti Kurulunda kamu emekçilerinin ekonomik ve sosyal haklarına ilişkin karar çıkmasının paralel olacağına günler öncesinde dikkat çekmiştik.

Yaşam şartlarının ağırlaştığı, işsizlik ve pahalılık koşullarının mutfakları kavurduğu ülkemizde, doğal gaza, elektriğe, benzine, gıda maddelerine, ulaşıma vs. fahiş oranlarda zam yapılırken, Türk Lirası Dolar ve Euro karşısında erirken, yurttaşların alım gücü günden güne azalırken AKP Hükümeti,  kamu emekçilerine reva gördüğü bu zam oranlarıyla kursağımızdan geçecek lokmaları saydıklarını göstermektedir. Ülkemizdeki kriz koşullarının mutfakları yaktığı, tüm çalışanların kemer sıkma politikasına kurban gittiği, işçinin ve kamu emekçisinin yaşam şartlarının zorlaştığı koşullarda insanca yaşam şartları 11 kişilik kurulun taraflı Hakem Heyeti’nin sağlayamayacağı ortadaydı. Hakem Heyetinin, kamu emekçilerinin kölelik koşullarındaki yüzdelik dilimleri onaylayarak kamu emekçilerinin alın terini ve haklarını yok saymıştır.

Hakem Heyeti bağımsız olmadığını kanıtlayarak bizleri şaşırtmadı ve emek düşmanlığı ortaklığını kanıtladı. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak; Hakem Heyeti Kurulunun 2020-2021 yılları için AKP iktidarının yüzdelik zam oranlarını onaylamasını meşru görmüyoruz. AKP iktidarının istihdam ve teşvik paketleriyle patronların cebini doldururken; tüm kamu emekçilerine dayatılan sefalet oranlarını örgütlü mücadelemizle karşı çıkacağımızı, tüm Konfederasyonları genel direnişe davet ettiğimizi, gerekirse iş bırakma ve genel grev kararı alacağımızı ilan ediyoruz.”

Kodlama : SadeMedia Interactive