İNSAN ODAKLI YAYINCILIK” anlayışını geliştirme çabası içerisinde olan Yeni Gün, ‘Anneler Günü’nde yine içerisinde hikâye barındıran bir içerikle karşınızda… ‘Anneler Günü’nde fedakâr, çilekeş anneleri ön palana çıkararak ‘rol model’ tasviriyle, Annelerimizi anlatmaya devam ediyoruz… Bu yılki annemiz; iki engelli çocuk annesi. ‘Anneler Günü’nün hemen ardından da 10-16 Mayıs tarihleri arasında da ‘ENGELLİLER HAFTASI’nda da, engellilerin ve ailelerinin karşılaştıkları engellere dikkat çekilecek.

İşte; tam bu iki anlamlı etkinlik arasında Hülya Korkmaz ile söyleşi gerçekleştirdik. Hülya Anne, büyük oğlu 28, küçük oğlu da 18 yaşında olan, doğuştan zihinsel engelli iki çocuk annesi.  Eşini 17 yıl önce akciğer kanserinden kaybeden, 17 yıldır çocuklarının hem annesi hem babası olan, hayat mücadelesi içerisinde olan bu özverili anne, 18 yaşına giren oğlunun babasından kalan yetim maaşının hastaneden çalışabilir raporu verilmesi nedeniyle durdurulduğunu söyledi.

Evet; son yıllarda Türkiye sosyal hizmetlerde, verilen kamu desteklerinde büyük mesafeler aldı. Bu gelişmeye rağmen, bazen bürokratik, mevzuattan kaynaklanan sorunlar, bu tür dezavantajlı grupların, ailelerin endişesi, en öncelikli sorunu haline geliyor!.. “Bizim zaten bir engelimiz var bir de önümüze böyle engeller çıkartılınca gerçekten üzülüyoruz. Biz hakkımız olanı istiyoruz, bizim önümüze bir engel daha çıkarmasınlar.” diyen Hülya Anne’nin sesine kulak vermek gerek…

Burdur’da çalışabilir raporu verilen zihinsel engelli çocuğun yetim maaşı durduruldu

Muhabirlerimiz Muhammet Fatih Başcı ve Selcan Tuncel’e konuşan Hülya Korkmaz’ın açıklamalarında öne çıkan pasajlar şöyle;

“17 yıldır çocuklarımın hem annesi hem babasıyım”

“Ben Hülya Korkmaz, 2 tane doğuştan zihinsel engelli oğlum var. Büyük oğlum 28, küçük oğlum da 18 yaşında. Eşimi akciğer kanserinden kaybettik. 17 yıl oldu. Küçük oğlum 1 yaşındaydı, büyük oğlum 11 yaşındaydı. Eşimin hastalığı 1 yıl sürdü ama o 1 yıl bizi her yönden yıprattı. O süreç çok zordu. Ayrılık, parasızlık, çocuklarım, gerçekten çok zor bir süreçti. 17 yıldır yalnız yaşıyorum. Çocuklarımın hem annesi hem babasıyım. Zor mu zor ama rabbimden gelen bir şey. Çocuklarım bana bir emanet. Bende son nefesime kadar o emanetleri koruyacağım. Rabbim demek ki bana böyle bahşetti. Ben çalışamıyorum. Onlar yalnız duramıyorlar, benden başka onlara bakacak kimse de olmadığı için o yüzden hep onların yanında oluyorum. Onların bana ihtiyacı var. Bir ömür boyu birbirimize bağımlıyız.

“Ben hakkım olmayan bir şeyi istemiyorum. Sadece babamızdan olan hakkımızı istiyorum”

Çocuklarım 18 yaşını doldurduğu için bizim babamızdan aldığımız yetim maaşını durduruyorlar. Evraklar var o evrakları yeniden yenilememi istiyorlar. Ben yenilediğim zaman da şu anda gönderdikleri hastaneler küçük oğlum için kendi hayatını kazanabilir raporu verdiler. Çocuğum kendisi çalışabilir, kendisi kazanabilir dediler. Yani kısaca engelliye bir engel daha çıkartıyorlar. Ama çocuğumun kendi hayatını kazanması mümkün değil. Çocuklarımın her ihtiyacını ben yapıyorum. Banyosundan, beden temizliğinden, aklınıza gelebilecek her şeyde çocuklarım bana bağımlılar. Ben büyük oğlumda SSK’ya dava açtım 3,5 yıl sürdü. Davayı 3,5 yıl sonra ben kazandım. Şimdi aynı şeyleri küçük oğlumda tekrarlamak zorundayım. Ama bazı prosedürler insanı çok yoruyor. Şu anda psikiyatri ilaçlar çok pahalı. Bu durumda sağlık haklarını da kesiyorlar. Kesilince de çocuğum ilaçlarını da alamıyor. İlaçlar olmayınca da çocuğum daha da hırçınlaşıyor. Ben hakkım olmayan bir şeyi istemiyorum. Sadece babamızdan olan hakkımızı istiyorum.

“Bizim zaten bir engelimiz var bir de önümüze böyle engeller çıkartılınca gerçekten üzülüyoruz”

Yetkililere seslenmek istiyorum. Engelli bireylere neden bir engel daha çıkartıyorlar. Bizim için başka bir şehre gitmek çok zor. Ben çalışamıyorum, tek geçimimiz eşimden kalan yetim maaşı. Bizi bir yerlere gönderdiklerinde hep bize masraf çıkıyor. Biz artı engelli maaşı falan istemiyoruz. Ben oğlumu götürürken otobüste olsun, hastanede olsun çok zorlanıyorum. Ben hadi bir çocuğumla gitsem desem diğer oğlumu kime bırakayım, kimsem yok ki. Buradaki hastaneler hastane değil mi? Buradakini kabul etmiyor da başka şehirlere sürüklüyorlar. Büyük oğlumu mahkeme aracılığıyla İstanbul’a Adli Tıp’a gönderdiler. Orada doktor ‘siz neden geldiniz buraya’ dedi. Bende dedim mahkeme gönderdi. ‘Sizin sorununuz bizimle değil. Siz SSK ile aranızda çözeceksiniz bu sorunu’ dediler. Madem böyle bir imkân vardı, neden SSK bizi oraya, buraya göndererek bizleri uğraştırıyor. Sadece babasından olan hakkını istiyorum. Bizim zaten bir engelimiz var bir de önümüze böyle engeller çıkartılınca gerçekten üzülüyoruz.

“Biz hakkımız olanı istiyoruz, bizim önümüze bir engel daha çıkarmasınlar”

Ben küçük oğlum için belki SSK büyük oğlumdaki mahkeme kararını emsal değeri görür diye umut ettim ama yine aynı şeyi yaptılar. SSK bana diyor ki ‘büyük oğlunu ispatlamışsın, küçük oğlunu da ispatlamak zorundasın’ iki tane engelli bireye bakan bir anneye bu yapılmamalı. Beni yine aynı yokuşa sürüklüyorlar. Yine küçük oğlum için bir mahkeme süreci daha demek 3,5 yıl demek. Bizim 3,5 yıl maaş alamamak demek, hadi maaşı da geçtik sağlık hizmetinden yararlanamamak demek daha da gerilmesi demek.  Bizim her dakikamız bir tehlike ben oğlumu 7/24 evde takip ediyorum. Bir de oğlumun çalışmasını düşünün, kim ona sabreder de kim onu gözetir, başına bir şey gelmeden çalışır. Benim anlatmak istediğim bu. Belki benim durumumda olan birçok aile bunu yaşıyor. Ben onların sesine de ses olmak istiyorum. Biz hakkımız olanı istiyoruz, bizim önümüze bir engel daha çıkarmasınlar.

“Onların başına bir şey gelmeden bugün akşam başımızı yastığa koyarsak şükür ediyoruz”

Ben çocuklarımı iyi veya kötü kabullendim zaten. Etrafıma bakıyorum gezmeye gidiyorlar, tatile gidiyorlar. Benim o şansım yok. Gezmeyi bırak, onların başına bir şey gelmeden bugün akşam başımızı yastığa koyarsak şükür ediyoruz. Ben onlara yürekten bakıyorum, onların hiçbir şeyinden yüksünmüyorum. Ama bu tarz sorunlar, engellerle karşılaşınca üzülüyorum. Bizim sesimizi duysunlar. Maaş istediğimizin yerine getirilmesini istiyoruz. Artı bir para talep etmiyorum, sadece çocuğumun babasından olan hakkını istiyorum.

“Benim görevim anne olarak çok zor, bu zorlukların üstesinden gelmeye çalışıyorum”

Çocuğumu görüyorsunuz, oğlum çalışabilecek durumda mı? Şimdi bizi nereye gönderecekler bunu düşünüyorum. Çocuklarımla oraya gitsem orada işimizi halletmek çok zor. Tek başıma çok zor. Ayrıca çocuklarımla hep beraber olduğumuz için bana aşırı derecede bağımlılar. Hadi annemlerde, babamlarda kalsın desem mümkün değil.  Annelik çok zor. Ama normal bir evlatla engelli bir evladın annesi olmak daha da zor. Ben iki engelli evlat annesiyim ve tek başımayım. Benim görevim anne olarak çok zor, bu zorlukların üstesinden gelmeye çalışıyorum, başarıyorum ama taleplerimizi yerine getirsinler.”

Muhammet Fatih Başcı