EğitimManşetDÜN’DEN BUGÜNE ÖĞRETMENLİK (30 yıl önce- 30 yıl sonra; Neriman Hoca Öğretmenler Günü’nde öğrencileriyle buluştu)

2 hafta ago

Burdur’da 1982-2006 yılları arasında birçoğumuzun öğretmeni olan Neriman Şimşek Mıhladız, ‘Öğretmenler Günü’ dolayısı ile gazetemizin konuğu oldu, öğretmenliğin dününü ve bugününü değerlendirdi.

Gazetemiz Muhabiri Filiz Eryılmaz ile Sayfa Sekreterimiz Şadiye Ünal’ın da Kız Meslek Lisesi’nden öğretmeni olan Neriman Şimşek Mıhladız, konuşmasında özellikle eğitim sistemine ve öğretmenlerin sürekli değişen eğitim sisteminde yaşadığı sıkıntılara da değindi.

Emekli Öğretmen Neriman Şimşek Mıhladız’ın açıklamasında öne çıkan pasajlar şöyle: “1980 yılında Eğitim Enstitüsünün FKB bölümünü bitirdim. Bizi bir buçuk yıl kadar beklettiler. 1982 yılının 22 Şubat’ında Kız Meslek Lisesi’ne stajyer öğretmen olarak başladım. Biz kalabalık bir grup olarak başladık. 25 tane genç stajyer öğretmendik. Hatta Müdire Hanım bunlar çok kalabalık, genç ve saygısızlar diye bizi bir odaya attı. Biz üç dört ay orada oturduk.Bu 3-4 ay sonunda stajyerliğimizi tamamladık. Stajyerliğimizin kalkmasını bir şölen havasında kutladık. Ondan sonra stajyer olarak dersine girdiğimiz öğretmenlerle birlikte aynı şekilde derse girmeye başladık. Benim en çok dikkat ettiğim şey, öğretmenler ders anlatırlarken ne yapıyorlar, ne anlatıyorlar, nerede hata yapıyorlar bunlardı? Ve ben mümkün olduğu kadar onları yapmamaya gayret ettim. Sınıfta 40 dakika ders anlatacaksan evde 3-4 saat detaylı hazırlık yapıp okula öyle geliyordum. Beş yıl çok öğretmenliği benimsedim sayılmaz.

Öğretmenlik yaptım, ama hep yorgun, bezgin, verim veremiyorum, yetersiz geliyorum gibi bocalama içindeydim. Beş yıldan sonra iyi ki öğretmen olmuşum dedim. Hatta ilk Öğretmenler Günümde öğrencilerimin hepsi o kadar çok çiçek getirdiler ki laboratuara çiçekleri sıraladım bir hafta boyunca eve dört-beş buket çiçek götürdüm. Öyle muhteşemdi. Bir de şunu belirteyim ömrüm boyunca kendimle en çok gurur duyduğum şey çocuklardan çiçeğin dışında hiç hediye almadım. Çocuklarıma hep mesleğinizi elinize alınca, ben de emekli olunca bana hediye alın dedim hep.

Kız Meslek Lisesi benim hayatımın en güzel dönüm noktasıydı. O dönemlerde Müdire Hanıma bazı tavır ve davranışlarından dolayı kızıyordum, ama başka okula gidince anladım ki çok çalışkanmış. Çok özverili çok çalışkan, çok disiplinli ve özveriliydi. Bize çok şey öğretti. Öğrenciler için yapılabilecek ne varsa onu yapardı. Sergiler, defileler, kermesler olurdu.

O kadar çok sosyal faaliyetler olurdu, hiçbirisinde branş ayırmadan hepimizi çalıştırırdı ve toplanan parayla da mutlaka çocuklara yönelik bir şey yapılırdı. Hep öğrenciye hizmetti. Okulumuza eskiden sadece kızlar olduğu için kapalı kesim çocuklarını göndermeye çalışırdı. Ama öğrencilerimiz çok zekiydi. Tıp Fakültesi’ni kazanacak nitelikte öğrencilerimiz vardı.

Bana sorarsanız geçmişe dönmek mümkün olsa Köy Enstitülerinin bulunduğu zamanlara dönmek isterim. Tüm eğitimin verilmesi lazım. Çocuk saygısız diyorlar. Tabi çocuk saygısız olur. Ailede şımartılıyor, okula geliyor hiçbir yaptırım gücün olmuyor. Çocuk ne istersem yapacaklar, kral benim diyor.

Bilmiyor ki; devlet 18 yaşına kadar ailesinin korumasına veriyor çocuğu ve 18 yaşına kadar bir çocuk eğitim alacağı zaman öğretmenine baş kaldırıyor. Çocuk neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bilmiyor. Tabi hep iyi öğretmen olmuyor. Ara sıra kötülerde çıkabiliyor. Tüm suç tamamıyla sistemde. Öğrenciye ne verirsen onu alırsın.

Teknolojiyi kullanmak çok güzel. Ben Fen Bilgisi Öğretmeni olarak söyleyeyim, çocuk deneyini yapsa, yaptığı deneyi teknoloji ile karşılaştırsa, dese ki ben ondan daha güzel yapmışım dese daha verimli olmaz mı? Hem izlesin hem denesin. Deneyini de yapsın, gözlemini de yapsın, daha sonra teknolojiyi de kullansın. Öncelikle ben özel okula karşıyım.

Sağlık, tarım gibi bazı alanlarda özel yatırımlar olabilir ama eğitimin özeli olmaz. Tüm öğrenciler eşit şartlarda eşit ortamlarda eğitim almalı, öğretmenlerde eşit ortamlarda çalışmalıdır. Öğrenciler arasında devlet okullu, özel okullu diye bir ayırım yapmak çok yanlış. Güzel bir eğitim alan her çocuk başarılıdır.

Sistem değişmediği sürece yapabilecekleri bir şey yok. Okuyup, yazması olmayan çocuğu sınıftan geçir deniliyor. Çocuğun öğretmen bağırdı diye ailesi kapıya dayanıyor. Şikâyet hatları aldı başını gitti. Disiplin ve otokontrol olmazsa öğretmenin yapabileceği bir şey yok. Şimdi her şey pamuk ipliğine bağlı. Ben şu an çalışıyor olsam emekliliği gelmiş bir öğretmen olarak rahat davranırdım. Ama genç mesleğe yeni başlamış bir öğretmen olsan, önce karnımı doyurma derdinde olur ve korkuyla sesimi çıkarmazdım.

Gelecek çocuklarımız… Tüm öğretmenler her ne olursa olsun çocuklarımız sevsin, onlara iyi davransın ve en iyi eği- timi vermeye çalışsınlar. Tüm meslektaşlarımın öğretmenler gününü kutluyorum.”

Filiz ERYILMAZ

Kodlama : SadeMedia Interactive