Türkiye’de vatandaşlar dolar satmaya başladı mı?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre 5 Şubat haftası itibarıyla yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatları 2,1 milyar dolar azaldı.

Döviz mevduatlarında son 10 ayda görülen en sert düşüşün kaydedilmesi Türkiye’de dolarizasyonun tersine çevrilmesi açısından olumlu olarak değerlendirildi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın verilerine göre 5 Şubat haftası itibarıyla yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatları 232,9 milyar dolara geriledi. Böylelikle döviz mevduatlarında Nisan 2020’den bu yana görülen en sert düşüş kaydedildi.

Bloomberg HT’nin haberine göre 29 Ocak haftası da dikkate alındığında son iki haftada döviz mevduatlarının 3,2 milyar dolar azaldığı görüldü. Mevduatların dağılımına bakıldığında gerçek kişilerin döviz mevduatları 1,4 milyar düşüşle 148,1 milyar dolara geriledi. Tüzel kişilerin döviz mevduatları ise 751 milyon dolar gerileyerek 84,8 milyar dolar oldu.

Ancak kimi ekonomistler halen yurt içi yerleşiklerin elinde 232 milyar dolar olduğunu hatırlatarak dolarizasyonun tersine döndüğünü söylemek için henüz erken olduğunu vurguladı.

“Bunu söylemek için henüz erken”

Bahçeşehir Üniversitesi Uluslararası Finans Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakkı Öztürk, Twitter’dan yaptığı açıklamada, “Ters dolarizasyon olması için enflasyon ve risk primlerinin kalıcı olarak düşmesi gerekir” tespitinde bulundu.

DEVA partisi kurucusu Ömer Rıfat Gencal da bu durumda altın fiyatlarındaki düşüşün de etkisi olduğunu vurgulayarak ters dolarizasyonun başladığını söylemek için erken olduğunu aktardı.

Altın fiyatlarındaki düşüşün etkisi

Geçen hafta altının ons fiyatı 1800 doların da altına gerilemişti. Dünya gazetesinin haberine göre bu durum yurt içi yerleşiklerin kıymetli maden depo hesaplarının dolar karşılığının gerilemesine neden oldu. Böylece döviz mevduatlarındaki azalmanın 1 milyar 15 milyon doları kıymetli maden depo hesaplarındaki azalmadan ötürü meydana geldi.

Yalova Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden Doç. Dr. Baki Demirel de Twitter’dan, “Gerçek kişilerin hesaplarında belirgin bir değişme yok. Ters dolarizasyon başlıyor tam tamı çalanlar ya yanılıyor ya da yanıltıyor” dedi.

TCMB’nin rezerv birikimi için şartı ters dolarizasyon

Reuters’ın haberine göre piyasalar, TCMB’nin döviz alım ihalelerine başlama zamanlaması için ters dolarizasyonu şart koşması açısından bu verileri yakından takip ediyor. Piyasada bundan sonra sürecin kalıcılığı izlenecek.

Türkiye’de yaşayanlar geçen yıl TL’nin dolar karşısında değer kaybetmesi ve uygulanan düşük faiz politikası nedeniyle dolar alımına yönelmişti. Kasım ayında yapılan ekonomi yönetimindeki değişikliğin ardından ise TL, dolar ve euro karşısında yaklaşık yüzde 20 değer kazandı. Piyasaların ters dolarizasyonu yakından izlemesinin bir nedeni de TCMB’nin bu durumu rezerv birikimine başlama şartlarından biri olarak görmesi.

TCMB Başkanı Naci Ağbal Reuters ile gerçekleştirdiği söyleşide, “Son dönemde yurt içi yerleşiklerin TL cinsi varlıklara yönelme eğilimi gözlemliyoruz” demişti.

Ağbal bu durumun ters dolarizasyon sürecinde önemli bir sinyal olduğunu ancak döviz alım ihalelerine ilişkin “bu yönelimin sürekliliğe dönüşmesi ve güçlü olması karar vermek bakımından önemli bir gösterge olacaktır” demişti.

“TL’ye ilgi görüyoruz”

Reuters’a konuşan bir bankanın hazine masası yetkilisi, “Yabancı tarafında TL’ye oldukça yoğun bir ilgi görüyoruz. Bireysel tarafta da dövize ilginin zayıfladığını görüyoruz. TCMB’nin söylemleri yereller tarafında son dönemde görülen döviz mevduat artışlarının bir bölümünün yastık altındakilerin sisteme kazandırılması olduğunu gösteriyor” dedi.

Aynı yetkili, “Biz de lokallerin döviz yöneliminin neredeyse kalmadığını hatta haftalık fiyat değişimlerinden arındırılmış milyar dolar seviyesinde TL’ye geçiş de görüyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da uzun zamandır, “Vatandaşlarımızdan tercihlerini Türk Lirası’ndan yana kullanmalarını istiyorum” çağrısında bulunuyordu.

Dolar neden düşüyor, değer kaybı sürecek mi?

Dolar, Covid-19 salgınının ABD’yi etkisi altına aldığı Mart 2020’den bu yana küresel piyasalarda sürekli düşme eğiliminde.

ABD’nin ticari ortaklarının para birimlerine göre yüzde 10-12 aralığında değer kaybeden dolar, 2018’den bu yana en düşük seviyeleri gördü.

Dolar/TL kuru da bu düşüşten etkilendi. Dolar/TL kuru son 3 gündür gerileme kaydederken, Ağustos’tan bu yana en düşük seviyeyi test ediyor. Bugün 7,05 seviyesinde işlem gören Dolar/TL kuru, Kasım 2020’de 8,58’i görmüştü.

Doların seyrine ilişkin Bloomberg’deki analizinde ekonomist Stephen Roach, Haziran ayında yaptığı tahmini hatırlatarak, 2021 sonu itibarıyla doların küresel piyasalardaki düşüşünün yüzde 35 seviyesinde olacağı öngörüsünü yineliyor.

“Dokuz vuruşluk bir beyzbol oyununun henüz üçüncü vuruşundayız” diyen Roach, eğer bu tahmini doğru çıkarsa, dolardaki düşüşün 46. ABD Başkanı Joe Biden’ın ilk yılına damga vuracak önemli bir uyarı olacağı görüşünde.

Roach’a göre küresel piyasalarda doların düşüşünde üç etken öne çıkıyor:

  • ABD’nin cari açığındaki artış
  • Euro’nun yükselişi
  • Dolardaki zayıflığa karşı ABD Merkez Bankası’nın atabileceği adımların sınırlı olması

Bu etkenlerin ışığında Roach, doların düşüşünün süreceğine yönelik tahminleri konusunda “daha emin” olduğunu belirtiyor.

Cari açık, yatırım gelirlerini de kapsadığı için ticaretin en geniş kapsamlı değerlendirmesini sunuyor. ABD’de cari açığın gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı, 2020’nin ikinci çeyreğinde 1,2 puan artarak yüzde 3,3 olarak kaydedilmişti. Bu oran üçüncü çeyrekte yüzde 3,4 olarak hesaplandı.

Ülkenin cari işlemler açığı, 2020’nin üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 10,6 artarak 178,5 milyar dolar oldu. İkinci çeyrekteki artış şimdiye kadarki en büyük oran olarak kayıtlara geçerken, cari açığın mevcut pozisyonu 2008’den bu yana en kötü seviyeyi temsil ediyor.

Covid’le ilişkili olarak bütçe açığının artması, yurtiçi tasarruflardaki kötüleşmenin de başlıca nedeni. ABD’de Covid’in ekonomik etkileri Biden yönetiminin ilk yılında zorlayıcı konulardan birisi. 2020’de cari açıktaki genişleme, Covid kısıtlamaları sırasında mali destek sağlamayı hedefleyen 2,2 trilyon dolarlık CARES yasasının doğal sonucuydu. CARES, koronavirüs yardım, destek ve ekonomik güvenlik yasasının kısaltması olarak kullanılıyor ve 27 Mart 2020’de dönemin ABD Başkanı Donald Trump tarafından imzalanarak yürürlüğe girdi.

Salgın ve yarattığı etki devam ederken, 2,8 trilyon dolarlık bir mali destek paketi de buna eklenecek. Bunun 900 milyar doları Aralık’ta devreye girdi, 1,9 trilyon dolarlık kısmı ise Biden tarafından teklif edilmiş durumda.

Covid destek paketleri toplamda 5 trilyon doları bulacak. Bu da 2020’nin gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 24’üne tekabül ediyor. Cari açıktaki genişleme de bundan etkilenerek şimdiye kadarki düzeyinin de üzerine çıkabilir.

Ekonomist Stephen Roach, dolarla ilgili olumsuz öngörüsüne gelen tepkilerin “başka bir alternatif olmadığına” odaklandığını aktarıyor ve buna itiraz ediyor. Bunun için Çin’in ulusal para birimi Yuan ve euroyu, hatta kıymetli madenleri ve kripto paraları örnek veriyor. Haziran 2020’den bu yana Çin dünya genelinde Covid sonrası toparlanmanın öncülüğünü yaparak para birimine değer kattı. 2020’de Şubat ile Mayıs ayları arasında euro da yüzde 7’lik bir artış yaşadı. Temmuz 2020’de Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 750 milyar euroluk kurtarma fonunda anlaşmaya varması önemli bir etkendi.

Öte yandan altın fiyatları da 2020 yaz aylarında, ABD ve AB’deki kurtarma paketleriyle ilişkili olarak yükseldi. Artan likidite, altın fiyatlarının yükselmesinde etkili oldu.

ABD Merkez Bankası faiz artırmakta acele etmiyor

ABD Merkez Bankası cephesindeki gelişmeler de doların seyrinde önemli bir rol oynadı. Cari açık basıncı altında merkez bankaları genellikle sıkı para politikası uygulayarak yardıma yetişir. Stephen Roach ise bugün ABD Merkez Bankası Fed için bunun geçerli olmadığını hatırlatıyor. Fed’in Ağustos ayında benimsediği yeni enflasyon yaklaşımı, “ortalama” yüzde 2 enflasyon hedefini içeriyor ve daha gevşek bir duruşa işaret ediyor. Bu durum Fed’in faiz artırma konusunda aceleci olmayacağının da göstergesiydi.

ABD’nin cari açık genişlemesini ve Fed’in yaklaşımını dengelemek için yabancı sermayeye gittikçe daha çok bağımlı hale gelmesi, doların zayıflamasını daha muhtemel hale getiriyor. Salgının halen sürmesi ve ekonominin çift dipli resesyonun eşiğinde olması, Biden yönetimini bir başka mali destek paketini benimsemeye zorluyor. Bunun ekonomi için sonuçları olacak. Doların düşüşü de bu sonuçlardan biri.

(Kaynak: BBC TÜRKÇE)