Burdur’da 12 Mayıs 1971’de meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremde kent merkezi ile Yazıköy, Yarıköy ve çevresinde birçok ev yıkılırken, 57 kişi yaşamını yitirdi. Yeni yerleşim merkezlerine taşınan Yazıköy ve Yarıköylüler’in terk ettiği eski evler yarım asırdır aynı şekilde dururken, depremi yaşayanlar ise o günlerin acılarını yüreklerinde yaşıyor. Jeoloji Yüksek Mühendisi Servet Cevni, “O fay hattı her zaman oradaymış biz inatla onun üzerinde yapılaşmaya devam etmişiz. İnatla bilimle konuya yaklaşmamışız. Nasıl kolayımıza geldiyse o şekilde öngörülmüş. Bunlara özen göstermemeye maalesef devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Yüksek Jeoloji Mühendisi Servet Cevni, “Fay hatlarının yeri sabit. Biz onlara göre pozisyon almalıyız. Biz onlara göre pozisyon almadığımız müddetçe deprem maalesef ülkemizde doğal afet olmaya devam edecek” dedi.

Depremi  yağmurun yağması kadar normal bir doğa olayı olduğunu kaydeden Cevni; “Depremi riskli, tehlikeli, doğal afet sınıfına girmesine sebep olan insanlar. İnsanın yapıları. İnsanın yerleşimde, topoğrafyada aldığı pozisyon. Depreme karşı önlem alarak yapılaştığımızda, yerleştiğimizde, deprem olduktan sonraki kısımdan bahsetmiyorum. Deprem olmadan her şey normalken biz Jeoloji bilimi bazında çalışarak, düzgün yerleşim yerleri seçersek aslında deprem hem afet, hem risk olmaktan çok uzak kalır. Çünkü depremin yeri sabit, fay hatlarının yerleri sabit biz onlara uygun şekilde pozisyon alabiliriz. Biz onlara göre pozisyon almadığımız müddetçe deprem maalesef ülkemizde doğal afet olmaya devam edecek.”

“İnatla bilimle konuya yaklaşmamışız”

Cevni; “Burdur’umuzda 1914 ve 1971 yılı olmak üzere iki çok ciddi deprem olmuş. 7.1 büyüklüğündeki 1914 depreminin ve 6.2 büyüklüğündeki 1971 depremi. 1971 depreminde 57 kişi ölmüş ve binin üzerinde binanın yıkıldığı veya hasar gördüğü tespit edilmiş. Bakıldığında bu ciddi bir facia. Bu bilinmiyor muydu, biliniyordu. Fay hatları dünyanın oluşumundan bu yana süregelen şeyler. M.Ö. 4’üncü 5’inci yüz yıllarda depremlerle buradaki bazı antik yerleşimlerin yıkıldığı biliniyor. O fay hattı her zaman oradaymış biz inatla onun üzerinde yapılaşmaya devam etmişiz. İnatla bilimle konuya yaklaşmamışız. Nasıl kolayımıza geldiyse o şekilde ön görülmüş. Bunlara özen göstermemeye maalesef devam ediyoruz. 1971 depreminde hasar gören binalardan yüzde 90’ının yapılan araştırmalarda alüvyon yelpazesi üzerinde ve alüvyon çökelleri üzerinde olduğu söyleniyor. Bu konuda yönetmelikler, revizeler, teknolojiye ayak uyduracak  gelişmeler var ama biz hala alüvyon üzerine yeni yapılar inşa etmeye devam ediyoruz.” diye konuştu.

Burdur’da deprem gündemine ilişkin olumlu adımlar atılmaya çalışıldığını kaydeden Cevni şunları söyledi;  “Geçtiğimiz günlerde ilimizde bir Risk Azaltma Planı oluşturulması için adımlar atılmaya başlandı. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası tarafından Fay Üzerinde Yaşayan İllerimiz-Burdur raporu yayınlanmış ilgili idarelere ulaşması sağlanmıştır. TMMOB’a bağlı birçok meslek odası tarafından da kendi disiplinleri doğrultusunda çalışmalar yapılıyor. Şehrimizde deprem konusunun afete dönüşmemesi anlamında en büyük özveriyi gösteren konuya ciddi emek harcayan meslek odalarımıza Burdurlu bir vatandaş olarak kendi adıma da teşekkür etmek isterim. Bilgi, özveri ve emek konusunda en etkin şekilde çalışmaktadırlar. Burada ricam kamu kurumları ve belediyelerimizin TMMOB’a bağlı meslek odalarından afet riskleri ve hazırlıklarıyla ilgili bilgi alışverişinden çekinmemeleri. Şehrimizin tamamını etkileyen ciddi maddi ve manevi hasara yol açabilecek olan bu derece önemli bir konuda paylaşımcı olmaları. Yaptık oldu tarzı yaklaşımlardan kaçınılması. Herkesi etkileyen bir konuda herkese katkı sunma imkanı verilmesidir.”

Cevni; “1914 Burdur ve 1971 Burdur depremleri yüzey kırığı oluşturan depremlerdir. Bir bölgede geçmişte oluşan depremler gelecekte de aynı yerde ve benzer büyüklükte depremler üretebilirler. Bu bakımdan Burdur ilimiz yüzey faylanması tehlikesi altındaki illerimizden biri olarak değerlendirilmektedir. Burdur fayının hangi sıklıkta deprem ürettiği konusunda ise bugüne kadar yapılan kısıtlı sayıdaki çalışmalarla elde edilen verilere dayalı net bir zaman vermek mümkün olmamıştır. Ancak yapılan ölçümlerde fay hızının 6-7 mm/yıl olduğu belirlenmiştir, bu da oldukça yüksek bir hız olup fayın sık deprem üretebileceği anlamına gelmektedir. Bu nedenle diri fay üzerindeki çalışmaların artırılması gereklidir. Bu veriye göre takribi olarak değerlendirdiğimizde bu hattın ortalama 50 yılda bir deprem üretme potansiyeli olduğu düşünülmelidir. Açıklamayı yaptığımız bugün 71 depreminin 50. yılı olması dolayısıyla ayrıca bir öneme sahiptir.” ifadelerini kullandı.

Cevni, Burdur’un gelecekteki olası bir depremi en az zararla atlatabilmesi için; Mikrobölgeleme çalışmalarının acilen yapılması, diri fayların yerinin ve özelliklerinin, farklı disiplinlerden veri girişi ile jeoloji mühendisliği araştırmaları temelinde yapılacak araştırmalarla net olarak belirlenmesi, çalışma sonuçlarından elde edilecek bilgiler, diğer disiplinlerden (inşaat, mimarlık, şehir plancıları vd) edinilecek bilgiler ve diğer afet olasılıkları ışığında Deprem Temel Planlarının hazırlanması, Deprem Temel planı dikkate alınarak kentin gelişim ve yerleşim stratejilerinin belirlenmesi gerekmekte olup bu çerçevede aktif fay hatlarının çevre düzeni haritalarına işlenmesi ve aktif fay zonlarının sakınım bantı içinde kalan alanların 1’inci derece doğal eşik değerler arasına alınması, bina ve bina türü yapılar için sınırlama getirilmesi, nazım ve uygulama imar planlarının çevre düzeni planlarında yapılan bu değişikliklerden sonra gözden geçirilerek, aktif fay hatlarının sakınım batlarının imar planlarına işlenerek yenilenmesi gerektiğini kaydetti. 

Yarıköy’de acılar 50 yıldır taze

12 Mayıs 1971 depreminin Yazıköy’le birlikte merkez üssü olan  Yarıköy Köyü Muhtarı Musa Şen “İnşallah Allah böyle bir deprem daha yaşatmasın ama 50 yıl sonra böyle bir depremin olacağı söyleniyor. Köyümüzün girişine deprem köyü tabelası astık. Gelen giden misafirlerimiz görsün. Köyümüzün yaşadıkları unutulmasın istiyoruz” dedi.

Mehmet Yılmaz (67) ise “sabah tarla sulamaya gitmiştim. Çok kuvvetli bir sarsıntı oldu. Beni havaya kaldırdı. Yere düşmeyeyim diye ağaca sarıldım. Karşıdaki dağdan kayaların yıkıldığını gördüm. Köyden toz bulutu yükseldi. Geldiğimde mahalle olduğu gibi yıkılmıştı. 3 kişinin cesedini çıkardık toprağın altından. Cenabı Allah bir daha bize böyle felaket göstermesin.” diye konuştu.

Osman Nuri Nuri Şen (68) ise “sabah çok büyük bir sallantıyla bütün evler yıkıldı. Çok zor günler geçirdik. Çok yoksulluk çektik. Çok yoğun yağmur yağdı. Devlet çadır verdi ama hem maddi hem manevi sıkıntı yaşadık. Deprem sırasında ben hayvan dışkısı çekiyordum arabayla, arabanın altında kaldım. Köylü pancar çapasına gitmişti. Daha erken saatte olsaydık daha çok zayiat olurdu. 50 yıl geçti ama 50 saat gibi. Daha halen daha unutamıyoruz bu acıları.” ifadelerini kullandı.