Batıl bir itikada göre yeni yıla nasıl girersen öyle devam edermiş. Yeni yüzyıla girince  nasıl olur ki acaba? Yağışsız ve yüzde yüz enflasyonla girdik Cumhuriyetimizin 100. yılına… Aklıma takıldı işte.

Allah ömür verdi. Cumhuriyetimizin ilk yüzyılının ikinci dilimini yaşadık gördük.   Ne biz ne Cumhuriyetimiz böylesi enflasyon görmedik.   Talihsizliğe bak ki  100. şeref yılında denk geldi o da.

Enflasyon en demek ona bakıyoruz;  “Dolaşımda bulunan para miktarıyla, malların ve satın alınabilir hizmetlerin toplamı arasındaki açığın büyümesi nedeniyle ortaya çıkan ve fiyatların toptan yükselişi, para değerinin düşmesi biçiminde kendini gösteren ekonomik ve parasal süreç”  olarak tanımlanıyor. 

Kiminle konuşsan pahalılıktan, alım gücünün düştüğünden şikâyet etmekte. Salgın var bu aralar bir de. Sağlığı tehdit ediyor. Ancak ilacı var onun. Alır kullanırsın geçer. 

Kış biter yaz gelir unutursun gider.

Enflasyon öyle değil.

Kolay atlatamazsın onu

Çok şeyi alır götürür bünyeden bitene kadar.  Toplum barışını, ruh sağlığını, ahlakı daha pek çok şeyi.

Demirel’in bu konudaki video kaydı dolaşıyor sosyal medyada bu aralar. Şöyle diyor merhum 9. Cumhurbaşkanı.

***

“Doğrudur. Türkiye’nin birinci sorunudur enflasyon. Halk günlük yaşar. Halkın birinci  sorunu geçim sıkıntısıdır. Enflasyon devletleri yıkan bir olaydır. Milletleri içinden bozan bir olaydır. Enflasyon sadece pahalılık olayı da değildir. Ahlakı bozar. Borcu olan borcunu ödemez. Alacağı olan alacağını alamaz. Hırsızlıktan soygundan fuhuşa kadar hemen hemen bütün yolları açar.  Toplumun içini bozan bir olaydır.  Onun için batılılar enflasyona “bir numaralı halk düşmanı” derler.

***

Akıllı insan başkalarından ders alandır. 

Akıllı devlet adamı da öyle… 

Başkalarının edindiği tecrübeler de bizim için. 

“Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesi” idi Kimsesizlerin kimsesiz ortada kaldıklarını görüyoruz ne yazı ki. Zenginin daha zenginleşti fakir iyice dibe yerleşti. Şahidi olduk biz de onun.  

 Herkesin bir görüşü var çözüm konusunda.

 Alper Aksoy “Tek yetkili ben  olsaydım” başlığıyla paylaşmış kendi çözümünü. Onunla noktalayalım; 

Tez zamanda bu illetten kurtulabilmek dileği ile. 

***

a) Dünya’da (100 demiyorum, 300 demiyorum, 400 demiyorum dikkat edin) ilk 500 üniversite arasına giremeyen bütün üniversiteleri kapatır, yerlerine meslek liseleri açardım.

b) Prof. veya Doç. sıfatı taşıyan ama dünya ilim dergilerinde yazıları olmayan, kendilerinden alıntı yapılmayan bütün akademisyenlerin akademik sıfatlarını elinden alır, hepsini kuracağım Devlet Üretme Çiftliklerinde asgari ücretle amele yapardım.

c) Buradan yapacağım tasarrufu ayakta kalan üniversitelere aktarır dünya çapında bilim adamı yetişmesine ortam sağlardım. “Bana şakşakçılık yapanı DÜÇ’e gönderirim, işinizi yapın, alın size özgürlük” derdim.

Bu kadar boş beleş adama, sırtımıza yapışmış kene gibi, milletin kanını emdirme zorunluluğumuz yok ki…

100.000 boş teneke ülkeyi kalkındıramaz ama 3 büyük ilim adamı devletin, milletin ufkunu açar, kaderini değiştirir.