GündemManşetSağlıkBurnun açıkta kalması çok riskli! (MASKEYİ DOĞRU BİR ŞEKİLDE TAKMAK GEREKİYOR)

3 ay ago

Biyoteknoloji alanında çalışmalarıyla bilinen Virolog Semih Tareen, koronavirüsün ilk enfeksiyonu burunda yaptığını söyledi ve ‘Maskeyi doğru takalım’ çağrısında bulundu. 

Semih Tareen aslen İzmirli. Washington Üniversitesi’ndeki eğitiminin ardından aynı üniversitede ve Fred Hutchinson Kanser Araştırma Merkezi’nde Moleküler Biyoloji üzerine doktora yaptı. 20 yıldır HIV, MLV, kızamık, grip, Hepatit C, Sindbis, VSV ve çok sayıda hastalığa neden olan virüsle ilgili çalışmalar yürüttü. On beş senedir biyoteknoloji sahasında… Virüsleri kullanarak kanser ve genetik hastalıklara tedaviler üretiyor. ABD Seattle’da bir biyoteknoloji şirketinde üst düzey yönetici olarak gen ve hücre terapileri üzerine çalışıyor. Tareen, YouTube aracılığıyla Kovid-19 ve virüsleri halk dilinde anlatıyor. Tareen bilim dışında sinema ve müzikle de ilgileniyor. Film müzikleri Türkiye’de Kalan Müzik tarafından “Karanlık Senfoniler: Film Müzikleri” isimli albümle piyasaya çıktı. Semih Tareen’in ayrıca sinema filmleri de bulunuyor. Tareen’le Kovid-19’a neden olan SARS-CoV-2 virüsünü Aydınlık Gazetesi’nden Özlem Konur Usta’ya konuştu…

  • Koronavirüsün havada asılı kalan damlacıklarla da bulaştığı çok tartışıldı. Bu konuda bir fikir birliği oluştu mu? 

Önce damlacıkların ne olduğunu anlamamız lazım: Ağız ve burundan çıkan damlacıklar koronavirüsün yayılmasındaki en büyük etkendir. Bu yüzden hasta olan ve olmayan herkesin maske takması virüsün yayılımını azaltır. Bu damlacıklar belli boylarda ve ağırlıkta olurlar dolayısıyla her damlacık uzağa yayılmaz. 2 metre sosyal mesafe bu yüzdendir. Damlacık dışında bir de havada daha uzun asılı kalan ve ‘aerosol’ denen püskürtüler var. Virüsün aerosolize halde bulaşması belli bir takım istisnai durumlarda olabilir. Fakat koronavirüs diğer aerosolize olmuş virüsler gibi örneğin kızamık virüsü gibi bir bulaşma tablosu sergilemiyor. Kızamık virüsünün havada püskürtüler ile aerosolize olabilmesi yüzünden bulaşma değeri çok yüksektir. Koronavirüsün bulaşma değeri kızamık kadar yüksek değil. Süper yayıcı istisnalar var, mesela kilise korosunda şarkı söyleyen birisinin diğer koro üyelerine virüsü yayması veya lokantada bir kişiden pek çok kişinin enfekte olması, fakat bunlar istisnai durumlar. Şimdilik koronavirüsün yayılım şekli çoğunlukla havada asılı kalan aerosolize püskürtülerle değil, damlacıklar ile bulaştığı yönünde. Ama yine de tedbirleri rahatlatmamak ve özellikle kapalı ortamlardaki riskin bilincinde olmak ve bu yüzden maskeyi doğru şekilde çok önemli.

DAHA KOLAY ENFEKTE EDEN BİR MUTASYON

  • Virüsle ilgili mutasyon iddiaları doğru mu?

Mutasyon konusu yanlış konuşuluyor ve yanlış aktarılıyor. Bütün canlılar mutasyon geçirir ve bu çok normaldir. Her insanda bir günde trilyonlarca mutasyon olur. Her hücre bölünmesinde genom kopyalanırken hatalar olur ve bu hatalar mutasyonlara sebep olur. Virüsler için de aynı şey geçerli. Her bölünmede virüsün genomu kopyalanırken hatalar olur ve bu çok normaldir. Bu hatalar genetik çeşitliliği sağlar ve buna virolojide ‘polimorfizm’ denir. Bu mutasyonların çoğu etkisizdir, bazıları da virüse ölümcüldür. Çok ender durumlarda bazı mutasyonlar farklı veya yeni bir etki oluşturabilir. Fakat bu mutasyonlar yerleşmezse yayılmazlar. Bu mutasyonların yerleşmesi için bir seçim baskısı gerekir, yani bu mutasyonu edinmeyen virüsler zamanla azalır, mutasyonu kazanan virüs de daha baskın hale gelir. Kovid-19 hastalığına sebep olan SARS-CoV-2 koronavirüsünde dünya genelinde binlerce mutasyon görüyoruz ve bu çeşitlilik çok normal. Bunlardan bir tanesi, D614G isimli mutasyon, dünyada daha baskın hale gelmiş gibi gözüküyor. Bu, mutasyonun bir avantaj sağladığı anlamına henüz gelmez. Bazı çalışmalarda laboratuvar ortamında ve suni şartlarda D614G mutasyonunun bazı hücreleri daha kolay enfekte edebildiğini gördük fakat henüz insanlar arası yayılımda bir rolü olup olmadığını anlamak için erken. Önemli olan bazı aşı çalışmaları, mesela Moderna’nın RNA aşısı, bu D614G mutasyonuna karşı da etkili.

  • İnsanlık virüse karşı savaşı nasıl kazanacak? Bu konuda modellemeler ne diyor?

Aşı, halk sağlığı kriterleri ve uygulamalar sayesinde insanlık tarihte pek çok virüse karşı savaşlar kazandı. Aşı sayesinde çiçek virüsü ve Rinderpest virüsünü dünyadan tamamen yok ettik. Onun dışında tamamen yok etmesek de aşı sayesinde çocuk felci ve kızamık vakalarını ciddi bir şekilde azalttık. Kovid-19’a sebep olan SARS-CoV-2 virüsüne karşı da aşının bulunması ile, halk sağlığı uygulamaları ile ve hükümetlerin işbirliği ile savaşı kazanma ihtimalimiz yüksek.

VİRÜS YÜKÜ İLE ÖLÜMLER BAĞLANTILI

  • Virüs yükünün hastalığı geçirmede etkili olduğu söyleniyor. Bu konudaki bilimsel veriler neler? 

6 Ağustos tarihinde Lancet dergisinde çıkan yayında istatistiksel olarak virüs yükü ile Kovid-19 ölümleri arasında bir bağlantı olduğu görülüyor. Maske ve sosyal mesafe sayesinde virüse ve yoğun virüs yüküne maruz kalma ihtimalimiz azalmış olur. Başka yayınlarda da burunun özellikle virüsün bağlandığı ACE2 reseptörü açısından yoğun olduğu ve virüsün ilk enfeksiyonu bu yüzden burunda yaptığı varsayılıyor. Maskeyi doğru takmak ve burun ile ağzı beraber kapamak bu yüzden çok önemli.

OKULLAR İÇİN TENHALAŞTIRMA GEREKLİ

Okul çağı çocukları da bu virüsü kapabilir ve yayabilirler. Kapalı ortamlar ve insan yoğunluğu virüsün yayılması için en büyük etkenlerden biridir. Bu yüzden okulların açılması bir risk teşkil eder. İsrail ve Çin gibi ülkeler okulları açtıktan sonra tekrar kapatmak zorunda kaldı. Maske ve mesafenin kullanılması çok önemli. Bazı ilginç modeller var, mesela 40 kişilik bir sınıf 5 gruba ayrılıyor ve çocuklar haftada sadece bir gün okula gidip diğer günler evde sanal ortamda ders alıyorlar. Bu sayede sınıflar tenhalaşıyor ve çocukların virüsü kapıp eve getirme ihtimalleri azalıyor. Teoride okulların açılmaması virüse karşı en iyi kozlardan biri olur, ama etkili olabilecek bazı modeller de düşünülebilir.”

Kodlama : SadeMedia Interactive