1971’in o sessiz Mayıs sabahı…
Saatler 08.25’i gösterdiğinde Burdur sadece bir depremle değil, yıllarca unutulmayacak bir acıyla sarsıldı. Yarıköy’de, Yazıköy’de ve Burdur’un dört bir yanında insanlar güne başlamaya hazırlanırken, birkaç saniye içinde hayat bambaşka bir yere savruldu. Evler yıkıldı, ocaklar söndü, umutlar enkaz altında kaldı.
Bugün üzerinden yarım asırdan fazla zaman geçti. Ancak Burdur’da deprem denildiğinde hâlâ birçok insanın aklına ilk olarak o gün gelir. Çünkü bazı acıların tarihi eskiyebilir ama izi asla silinmez.
O yıllarda köylerdeki kerpiç evler insanların hem yuvası hem de mezarı olmuştu. Çocuklarını kaybeden anneler, enkaz başında günlerce bekleyen babalar, komşusunun sesini taşların arasından duymaya çalışan insanlar… Burdur toprağı sadece çatlamadı; insanların kalbi de ikiye ayrıldı o gün.
Bugün hâlâ Yarıköy’e gidenler, yaşlıların gözlerinde o korkunun izini görebilir. Çünkü deprem sadece binaları yıkmaz. İnsanların hafızasına yerleşir. Bir gece ansızın gelen uğultuda, sallanan avizede, kısa süren bir sarsıntıda bile yeniden canlanır.
Ve ne yazık ki Burdur, deprem gerçeğini unutabilecek bir şehir değil.
Fethiye–Burdur Fay Hattı üzerinde bulunan bu topraklar, yıllardır bilim insanlarının dikkat çektiği riskli bölgelerden biri. 1914’te büyük bir yıkım yaşandı. 1971’de Yarıköy depremi geldi. Bugün yaşanan küçük sarsıntılar ise adeta geçmişten gelen birer hatırlatma gibi…
Belki de en acısı şu: Depremi sadece sallandığımız gün hatırlıyoruz.
Oysa deprem; korku dolu birkaç saniyeden ibaret değil. Deprem; ihmalle, plansız yapılaşmayla, unutkanlıkla büyüyen bir gerçek. Yıllar geçtikçe eskiyen binalar, denetimsiz yapılar ve “bize bir şey olmaz” düşüncesi, bu gerçeği daha da ağır hale getiriyor.
Burdur’un artık depremle yaşamayı öğrenmesi gerekiyor. Ama bu korkuyla yaşamak değil; bilinçle yaşamak olmalı. Sağlam binalar yapmak, eski yapıları yenilemek, afet eğitimlerini artırmak ve en önemlisi depremi unutmamak…
Çünkü bu şehir geçmişte çok fazla ağıt duydu.
1971’de yıkılan sadece evler değildi. Birçok insan çocukluğunu, ailesini, anılarını o enkazın altında bıraktı. Bugün hâlâ bazı yaşlılar deprem olduğunda kapıya değil, önce geçmişe koşuyor.
Ve Burdur bize şunu söylüyor:
Deprem bir ihtimal değil, bir gerçek.
Asıl mesele ise o gerçekle ne kadar hazır olduğumuz…






