Burdur’un sembollerinden biri olan İnsuyu Mağarası, yıllar boyunca hem doğal güzellikleriyle hem de taşıdığı efsanelerle ilgi odağı oldu. 1930’larda yapılan ilk bilimsel araştırmalarda mağara içinde bulunan hayvan kemikleri, halk arasında “Burdur Sırtlanı” olarak bilinen gizemli varlıkla ilişkilendirildi. Köylüler arasında anlatılagelen bu hikâye, Fransız gezgin Paul Lucas’ın 1714 yılında Burdur’a ikinci gelişinde kaleme aldığı satırlarla da örtüşüyor. Lucas’ın “canavar” diye tarif ettiği varlık, yıllar sonra mağarada yapılan keşiflerde yeniden gündeme geldi.
İnsuyu Mağarası’nın gizemi sadece efsanelerle sınırlı kalmadı. 1965’te turizme açılan mağara, o dönem içerisinde yer alan dokuz gölü ve şifalı suyuyla büyük ün kazandı. Özellikle şeker hastalarına iyi geldiği yönündeki rivayetler nedeniyle Türkiye’nin dört bir yanından ve yurtdışından ziyaretçiler mağaraya akın etti. O dönemde mağaranın suyunun bidonlarla şehir şehir satılması, hatta Trabzon’a bir kamyon dolusu su gönderilmesi, buranın ne denli ilgi gördüğünü ortaya koydu. Ancak bugün mağara, bir zamanlar cennet gibi anılan ihtişamını kaybetmiş durumda.

Son 20 yılda hem iklim değişikliği hem de insan kaynaklı aşırı su kullanımı nedeniyle mağaradaki göller tamamen kurudu. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nden Doç. Dr. Kadir Tuncer, mağaranın artık “fosil mağara” statüsüne geçtiğini belirterek, “Eskiden saniyede 50 litre su akıyordu, bugün sadece yağmur sonrası damlayan sular var” dedi. Özellikle İnsuyu Ovası’nda açılan kontrolsüz sondajlar, bölgenin su rezervlerini hızla tüketti. Uzmanlar, bu sürecin devam etmesi halinde sadece mağaranın değil, ovadaki tarım ve içme suyunun da tehlikeye gireceğini vurguluyor.
İnsuyu Mağarası’nı yıllar sonra yeniden ziyaret eden vatandaşlar ise değişimi hüzünle anlatıyor. 1978’de öğrenciyken mağarayı gören Mikail Yılmaz, “Eskiden burası cennet gibiydi, her yerden sular akıyordu. Bugün ise kurumuş ve eski ihtişamını kaybetmiş” sözleriyle hayal kırıklığını dile getirdi. Buna rağmen mağara, hem taşıdığı jeolojik miras hem de “Burdur Sırtlanı” efsanesiyle hâlâ büyük bir ilgi görüyor. Yerli ve yabancı ziyaretçiler, suyu kurumuş olsa da mağaranın tarihine, mitlerine ve gizemine tanıklık etmeye devam ediyor.




