Şehrin dar sokaklarından birinde, üzerindeki yorgunluk izlerini artık birer onur madalyası gibi taşıyan görkemli bir yapı yükseliyor. Halk arasında "Kavaklı Kilisesi", tarihçilere göre "Metamorfosis", bugünkü tabelasında ise "Doğa Tarihi Müzesi" yazan bu bina; aslında sadece taş ve ahşaptan ibaret değil. O, Burdur’un bir asırlık sevincinin, hüznünün ve değişiminin en canlı şahidi.
İşte 19. yüzyılın ihtişamlı ayinlerinden, dev fosillerin sessizliğine uzanan o film şeridi gibi hikaye…

Perde Bir: Çan Sesleri ve Bağdadi Tavanlar (1850 - 1914)
1850’li yılların Burdur’u… Rum ve Türk mahallelerinin iç içe geçtiği, ticaretin canlı olduğu yıllar. Kavaklı mevkiinde, Rum Ortodoks cemaati şehre mühür vuracak bir yapı yükseltir: Metamorfosis Kilisesi. Usta eller, Anadolu’nun "bağdadi" tekniğiyle tavanı nakış gibi işlerken, duvarlara "İsa’nın Biçim Değiştirmesi"ni tasvir eden canlı freskolar çizilir. Her pazar günü kilisenin çan kulesinden yayılan sesler, şehrin üzerine huzurla dağılır.
Ancak 1914 yılında yer altından gelen derin bir uğultu her şeyi değiştirir. Burdur’u yıkan büyük depremde kilisenin o ünlü çan kulesi bir toz bulutuyla devrilir. Bina yaralanır ama ayakta kalır; sanki başına gelecek daha büyük değişimleri seziyormuş gibi…
Perde İki: Ayrılık ve Emanet Anahtarlar (1923)
1923 yılında, rüzgar tersten esmeye başlar. Mübadele kararıyla Rum komşular eşyalarını toplarken, Metamorfosis Kilisesi’nin ağır metal anahtarları bir "emanet" olarak Türk komşuların avuçlarına bırakılır. Kilisenin çanları susar, mumlar söner. Artık içinde ilahiler değil, sadece gidenlerin ardından kalan derin bir sessizlik vardır.

Perde Üç: Sinemanın Büyüsü ve Karanlık Yıllar (1950 - 1980)
Zaman geçer, kilisenin yüksek tavanlı salonu bu kez başka bir büyülü dünyaya kapılarını açar: Zafer Sineması. Artık freskoların önüne devasa beyaz bir perde gerilmiştir. Burdur halkı, azizlerin bakışları altında ilk Türk filmlerini izler, sinemanın parıltısıyla avunur. Ancak bu dönem yapı için hüzünlüdür; üzerine kat kat sürülen kireç badana, o eşsiz duvar resimlerini karanlığa gömer. Sinemanın ardından bina bir dönem de askeri depo olarak sessizliğe bürünür.

Final: 5 Milyon Yıllık Devlerin Evi (Bugün)
2000’li yıllarda başlayan restorasyon, adeta bir arkeolojik kazı gibi ilerler. Restoratörler iğneyle kuyu kazar gibi kireç tabakalarını kazır ve altından 150 yıl önceki o muazzam kalem işi süslemeler yeniden gülümser.
2016 yılında ise bu hikaye, beklenmedik ve sarsıcı bir finalle taçlanır. Kilise artık ne bir sinema ne de bir ibadethanedir. İçine, Burdur’un Elmacık köyünde bulunan 5 milyon yıllık dev bir güney fili (Mastodon) iskeleti yerleştirilir.
BUGÜNÜN MANŞETİ: Müzeye Dönüşen Ruh
Bugün kapısından içeri girdiğinizde sizi karşılayan manzara şaşırtıcıdır: Başınızı yukarı kaldırdığınızda 19. yüzyılın estetiğini yansıtan bağdadi bir tavan, hemen altınızda ise milyonlarca yıl önce bu topraklarda yürümüş dev canlıların fosilleri…
Kavaklı Kilisesi, bugün sadece taş bir yapı değil; inançların, sanatın ve bilimin iç içe geçtiği bir zaman tüneli olarak Burdur’un kalbinde yaşamaya devam ediyor.




