Tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin yoğun olduğu, temel geçim kaynağı bu sektörlere dayanan, tarım ve hayvancılık kenti Burdur’un sahip olduğu potansiyelin gelişmesi için bu yıl 7.’si düzenlenen, ‘Burdur Teke Yöresi 7. Tarım, Hayvancılık, Tarım Teknolojileri ve Yem Fuarı’ dün Uzay Çatı altında ziyaretçilerine kapılarını açtı.

Burdur Teke Yöresi 7. Tarım, Hayvancılık, Tarım Teknolojileri ve Yem Fuarı’nın açılışına katılan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Nihat Pakdil, Burdur’un Teke yöresinin kültür merkezi olduğunu söyledi. Salgın sürecinde fedakârlık yaparak gıda temini için çalışmalarına devam eden elleri öpülesi çiftçileri, üreticileri saygıyla andığını, hürmetlerini ilettiğini bildiren Pakdil, çiftçilerin ürettikleriyle insanlığa da katkı sağladığını ifade etti.

Saygı duruşundan bulunulup İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan açılış programında Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Nihat Pakdil, Burdur Ticaret Borsası Başkanı Ömer Faruk Gündüzalp, Burdur Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Keyik, MAKÜ Rektörü Adem Korkmaz, Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, AK Parti Burdur Milletvekili Yasin Uğur, CHP Burdur Milletvekili Mehmet Göker, AK Parti Burdur Milletvekili Bayram Özçelik ve Vali Ali Arslantaş konuşma yaptı.

Açılıştaki konuşmalardan pasajlar şöyle;

“Tüketicilerimize karşı sorumluluk bilinci içindeyiz”

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Nihat Pakdil; “Burası kültür acısından önemli bulduğumuz yörelerimizden biri, Teke Yöremizin Başkenti Burdur. Sadece bizim değil tüm dünyanın sıkıntıda olduğu bir süreç. Bizim gıdamızı temin etme noktasında çalışmalarımız devam ediyor. Fedakarlıktan kaçınmayan çiftçilerimizi, üreticilerimizi saygıyla anıyorum. Bize üretmeye devam ettiler, ahırda, kümeste, bağda bahçede üretmeye devam ettiler ve sadece kendi insanımız için değil başka ülkeler için de üretim yaparak insanlığa da katkıda bulundular. Çiftçilerimize yönelik olarak, kendimize yönelik ne yapıyoruz? Çiftçilerimiz tüketiciler için faaliyette bulunuyorlar, emek sarf ediyorlar, üretim yapıyorlar. Bakanlık olarak biz sadece çiftçilerimizle ilgili değiliz. Ülkede yaşayan herkes için ve turistler için ve ülkemize iş maksadıyla gelen insanlar için sorumluluk taşıyoruz. Turizmle ilgili ne yapıyorsunuz diye sordular. Kendi insanımız ve diğer insanlar için gayret içerisindeyiz. Herkes için çabalıyoruz. Çiftçilerimizde birincil üretimini yaparken bunu sanayi haline getiren gıda sektörümüz de sorumluluk alanımızda. Tüketicilerimize karşı sorumluluk bilinci içindeyiz.

“Bilimin teknolojinin buluşmasına vesile olan bu fuar umarım amacına ulaşır”

Yaklaşımımız şu. Biz tek başımıza karar alma anlayışında değiliz. İlgili taraflar her kimse onlarla ziyaretlerde istişare ediyoruz, tartışıyoruz, ona göre hareket ediyoruz. Şu anda sorumlu olduğumuz sektörün daha iyi üretmek için neler yapmamız gerekiyor. Bunun çalışması içerisindeyiz. Tarımda dijitalleşmeyi nasıl sağlarız. Bilgisayar teknolojisini bizim alanımızda nasıl kullanırız, üretimi bu teknolojiyle nasıl planlarız, üretici ihtiyaçlarını nasıl belirler ve planlamamızı nasıl yaparız? Bunun çalışmasını yapıyoruz. Hangi ürünü nerede üreteceğiz, ne kadar üreteceğiz gayret içerisindeyiz. Pandemi süreci ve savaş gelişmeler bu şartlarda olumsuzlukların giderilmesi noktasında ne yapacağız. Bakanımızın bu konuyu en iyi bilen kişilerden biri. Tarım kanunumuz var. Hak ödemesi diye bir hüküm var. Onun üzerinde çalışıyoruz. Çiftçi ve maliyetleri ortaya konacak, ferah payı üzerine eklenecek, ön görülen fiyat bunun altında kalmışsa telafi edilmesi ve destek verilmesi çalışmasını başlattık. Kısa süre içinde faaliyete geçer. Siz üretin yeter. Devletimiz yanında olacak, zarar etmeyi bırakın refahınızı sağlayacak uygulamalar önümüzdeki sürede uygulamaya geçecektir. Stratejik bulduğumuz ürünler için ekim ve üretimi sağlayacağız. Sonra ürün çeşitliliğimiz çok, dört mevsimi yaşayan bir ülkeyiz diğer ürünlerde üretilecek. Hiçbir ürün göz ardı edilmeyecek. Sütle ilgili olarak dikkate alınarak sektörde olumlu karşılanmış bir rakamdır, bu yaklaşımlar devam edecek. STK ve tüketiciler ile birlikte kararlar alınacak. Konuşmalarınızla yol gösteriyorsunuz. Sorumluluklarımızın çalışmaları ile ilgili olmanız sevindirici. Fikirlerinizi bizimle paylaşın. Kapımız, telefonlarımız her an açık. Fuarın başarılı geçmesini diliyorum. Bilimin teknolojinin buluşmasına vesile olan bu fuar umarım amacına ulaşır”

“Üreticimiz, girdi maliyetlerinden, tüketicilerimiz ise her ay artmaya devam eden gıda enflasyonu nedeniyle zor bir süreçten geçiyor”

Burdur Ticaret Borsası Başkanı Ömer Faruk Gündüzalp: “2020 yılı başından itibaren, tüm dünya olağan üstü bir dönemden geçti ve hala daha etkileri devam ediyor. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile başlayan savaş, gıda güvenliğini, gıda egemenliğini bir kez daha gündeme getirdi. Dünyanın pek çok ülkesinde tarıma dayalı ürünlerin tedarik zincirinde sorunlar yaşanmaya başladı. Ülkemiz, büyük bir coğrafyaya sahip. Verimli arazilerimiz var. Bereketli topraklarımızda her türlü tarım ürününü yetiştirme imkânına sahibiz. Bunun için gerekli olan bilgi ve birikim bu topraklarda var. Belki de tek eksiğimiz tarımsal üretim planlamasına tam manasıyla geçmiş olmamamız.  Tarımsal arazilerin farklı nedenlerle bölünmüş ve küçülmüş olması, üretimin önündeki en büyük engel olarak karşımıza çıkıyor. Arazi toplulaştırılması çalışmalarına daha da ağırlık verilmesi ve farklı formüllerle ortaklıklar kurulması, inanıyorum ki ülkemizi, tarımsal üretimde çok daha farklı bir noktaya taşıyacaktır.  İçinde bulunduğumuz dönemde, üretim sadece üretici sorunu olmaktan çıktı, tüketicimizi de ilgilendirir hale geldi. Üreticimiz, girdi maliyetlerinden, tüketicilerimiz ise her ay artmaya devam eden gıda enflasyonu nedeniyle zor bir süreçten geçiyor. Dünyanın merkezinde bulunan Türkiye’nin, artık günübirlik tarım politikalarından vazgeçerek, uzun dönemli ve üreticiyi merkeze alan planlamayı devreye almalıdır. Buna ilk olarak, hibrit tohum kullanımından vazgeçip, yerli ve milli tohumlarımıza ağırlık vererek başlamalı, ürün desteklemelerini ise 1 yıl önceden, üreticimizin maliyetini kurtaracak, onlara para kazandıracak şekilde açıklanmalıdır. Döviz kuruna bağlı yem hammaddelerinde fiyatlar artıyor, süt/yem paritesi sürekli bozuluyor. Sadece kesif yemdeki bu artış, içinde bulunduğu dönemde inek ve düve kesimi hızlandırdı. Yeme zam geldikçe, maliyetler arttıkça çiğ süt fiyatının buna göre güncellenmesi gerekiyor.

“Yapılması gereken, yemde dışı bağımlılığı ortadan kaldırmak”

Sayın Bakan Yardımcım… Türkiye, yem hammaddeleri bakımından yüzde 60’a varan oranda dışa bağımlı. Yapılması gereken, yemde dışı bağımlılığı ortadan kaldırmak. Bunu kaldırmanın yolu da hep söylediğimiz gibi tarımsal üretimi arttırmadan geçiyor.  Ülke olarak ayçiçeği, buğday ve şeker pancarı gibi ürünlerde üretimi arttıramazsak, bugünden çok daha pahalıya ithalat yapmaya devam edeceğiz. Çünkü, ayçiçeği posasından küspe, buğdaydan kepek, şeker pancarından elde edilen melas yemde kullanılıyor. Arpa ve mısır gibi ürünlerin üretimini de arttırdığımızda yem sorununun çözülmesine de katkı sağlamış olacağız.  Ayrıca, ülkemizdeki tarım sektörünün temelini oluşturan tarla bitkilerinden, yıllık oranda yaklaşık 65 milyon ton tarımsal atık oluşmaktadır. Bu bitkisel atıkların büyük çoğunluğu, biogaz üretiminde kullanılıyor. Bitkisel atıkların biogaz üretiminde değil, maliyetin düşürülmesi bakamından hayvancılık yemi olarak kullanılmasının desteklenmesi, hayvancılığın geleceği açısından önem arz etmektedir.

“Kendi üreticimize sahip çıkmayıp, ürettiremezsek, ülke olarak tükeniriz”

Sayın Bakanım Değerli konuklar Ülkemizin artık ithalata değil, topyekûn üretim seferberliğine ihtiyacı var. Tohumdan başlayarak, mazot, gübre, elektrik ve zirai ilaç gibi ana girdi ürünlerinde acilen KDV ve ÖTV indirimine gidilmeli, desteklemeleri arttırılmalıdır.  Bu saydığım ana girdilerdeki dışa bağımlılık ve dövize bağlı olarak yükselen fiyatlar, tarımsal üretimde çok büyük bir tehdit haline geldi. Çiftçi, litresi 22 lirayı geçen mazotu, tonu 10 bin lirayı bulan gübreyi nasıl alacak ve üretimini devam ettirecek? Girdi fiyatları, son bir yılda %95 ile %330 oranında arttı. Kendi üreticimize sahip çıkmayıp, ürettiremezsek, ülke olarak tükeniriz. Un ihracatında dünya birincisi olmakla övünüyoruz. 2021 yılında Türkiye, Rusya’dan 1,8 milyar dolar değerinde, 6,7 milyon ton buğday ithalatı yaptı. Aldığımız buğdayın önemli bir bölümü un ihracatında değerlendiriliyoruz. Olası bir ambargo karşısında, Türkiye buğday ithalatı yapamazsa veya buğday fiyatı artarsa hem un ihracatımız etkilenecek hem de ekmek fiyatları yükselmeye devam edecek. Neden kendi buğdayımız ile un ihracatı yapamıyoruz. Bu soruyu hepimizin kendine yöneltmesi gerek.

“Gençlerimizi tarımda tutabilmek için genç çiftçi hibe desteği gibi projeler arttırılmalı”

 Bu saydığım sorunların yanında neredeyse hiç gündeme gelmeyen önemli başka konularda var. Bunlardan birisi de kırsalda yaşlanan nüfus. Kırsaldaki nüfus yaşlanıyor, tarımın ve ülkemizin geleceği açasından en büyük tehlike olarak görünüyor. Köylerdeki gençlerimiz, farklı nedenlerle artık tarımla uğraşmak istemiyor, kente göç etmek istiyor.

Gençlerimizi tarımda tutabilmek için genç çiftçi hibe desteği gibi projeler arttırılmalı, faaliyet alanları genişletilmelidir. Mevcut projelerin eksik yada yanlış kısımları tespit edilerek, en kısa sürede revizeye gidilmelidir. Kısacası, köyden kente göçün engellenebilmesi için tarıma dayalı sanayi yatırımları desteklenmeli, ekonomik getirisi olan faaliyetler artırılmalı, yeni iş imkanlarının kapıları açılmalıdır. Gençlerimizi tarımda tutmaktan, üretimi devam ettirmekten başka çaremiz olmadığını belirtiyor, bizleri bugün yalnız bırakmayan Sayın bakanımıza, fuarın düzenlenmesinde emeği geçen tüm kurum ve kuruluşlarımıza, siz değerli konuklarımıza, üreticilerimize, fuara katılan tüm firma sahiplerine teşekkür ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”

“Son dönemde kan kaybeden sektörler için fuarımızın bir nefes alma fırsatı oluşturacağına inanıyorum”

Burdur Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Keyik; “Bugün bizleri bir araya getiren bu önemli organizasyonun ilimiz ekonomisi açısından son derece önemli olduğunu belirterek sözlerime başlamak istiyorum. Ülkemizde ve dünyada yaşanan son gelişmelerle birlikte tarım ve hayvancılık sektörü her zamankinden daha fazla önem kazandı. İlimizin potansiyeline baktığımızda; tarımsal alanları, hayvan varlığı ve günlük üretilen süt miktarı açısından ülkemizde örnek gösterilmekteyiz.  Ürettiğimiz çiğ sütün soğuk zincirle nakledilmesi, yetiştiricilerimizin yeniliklere açık olması sektörün güçlü yanlarıdır. Bu nedenle de süt üretim fabrikaları Burdur’da üretilen sütleri tercih etmektedir. Bu gerçeği göz önünde bulundurarak tarım ve hayvancılık sektörümüzdeki paydaşların yeniliklere ve teknolojiye entegre olduğu mesajını verebileceğimiz bir fuar olmasını amaçlıyoruz.  Tarım ve hayvancılık sektörlerindeki emtiaların girdi maliyetlerinin artması, nakliye masraflarının yükselmesiyle son dönemde kan kaybeden bu sektörler için fuarımızın bir nefes alma fırsatı oluşturacağına inanıyorum.

“Fuarımız ilimiz için değil bölgemiz ekonomisi için de önem taşımaktadır”

Fuarımızla; tüketici grubundaki vatandaşlarımızın tarım ve hayvancılıkla etkileşiminin artacağı, gıda sektörünün ön planda olacağı, üreticilerimiz ve işletmelerimizin de mamul ve hizmetlerini canlı olarak tanıtacağı bir pazar ortamında ticaret ve sanayi hayatı daha fazla canlılık kazanacaktır. Misyonlarımızdan biri de bu potansiyelin artırılması ve sektörlerin öneminin pekiştirilmesidir. Odamızın da paydaş olarak sorumluluk üstlendiği bu yılki fuarımız; yöresel ürünlerin ve kırsaldaki ürün potansiyellerinin buluşma noktası özelliğinde olup, yalnızca ilimiz için değil bölgemiz ekonomisi için de önem taşımaktadır.

Burada hem üreticiler ve hem de tüketiciler açısından çok önemli bir pazar oluşturmaktadır. Bu vesileyle katılımcı firmalarımız ürün ve hizmetlerini daha geniş tabanlı pazarlarda tanıtma ve ticaretini artırma fırsatı bulmaktadır.

“Fuarın faydaları”

Yöremize özgü mamul ve teknolojilerin canlı olarak tanıtılacağı tarım ve hayvancılık fuarımızın etki alanını ve faydalarını değerlendirsek: Firmalarımızın yeni ürün ve teknolojilerini tüketici olarak çiftçilere tanıtması, yeni pazarlama ve satış kanalı bulması, Günden güne gelişen ekipmanların ve önemli ürünlerin tüketicilerle buluşturulması, tanıtımının yapılması ve bunların ilimiz ekonomisine katkısı, Yöresel ürünlerimizin, iç pazarda baskınlık kuran ithal ürünler arasında eriyip gitmesine engel olmak, Yerel pazarlarda sıkışıp kalmış ürünlerimizin, daha geniş pazarlarda değer bulmasına yardımcı olmak, İlimizin adını almış ve bu özelliği ile tescillenmiş ürünlerin ulusal ve küresel pazarlardaki değerini artırmak, Kentimizin adını almış, ancak tescillenmemiş ürünleri, coğrafi işaretler başta olmak üzere benzeri belgelendirmeler ile tescillenmesini teşvik etmek, Ürünlerimizi ulusal ve küresel pazarlarda tanıtma konusunda Odamızın öncülüğünde adımlar atmak, Yöresel ürünlerimizin ticari değerlerini ve hacmini yükselterek, Teke Yöresindeki istihdamı geliştirmek ve tersine göçü arttırmak, Ürün ve hizmetlerimizin odağında değerlerimizin ve kültürel unsurlarımızın fuar süresince etkileşimini ve paylaşımını sağlamak, Kendi şehrimize özgü ürünlerin ticarileşmesi konusunda girişimcilere ve üreticilere rehber olmak şeklinde özetleyebiliriz. Odamızın da sorumluluk üstlendiği bu fuarımızın geleneksel hale getirilmesinde Sayın Valimiz Ali Arslantaş başta olmak üzere emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Katılımcı firmalarımıza, değerli misafirlerimize, Odamız üyelerine ve vatandaşlarımıza şükranlarımı sunuyor, fuarımızın tüm katılımcılar için hayırlı ve kazançlı olmasını diliyorum.”

“Devletimiz üreticinin, tüketicinin problemlerini çözmek için gece gündüz mesai sarf ediyor”

MAKÜ Rektörü Adem Korkmaz; “7.’sini düzenlediğimiz Tarım ve Hayvancılık Fuarı artık bir organizasyon olarak kendi marka değerini üretmiş bu anlamda da sektörün cazibesini toplamış bir organizasyon olarak Burdur’a yakışan bir fuar çalışmasını gerçekleştirmekte. Fuarlar hele hele uzun süren dünyadaki kovid salgınından sonra hemen peşi sıra yaşanan 2 deniz komşumuzun kendi arasında yaşadığı enerjiyle başlayan ve tarımsal tedarik ve üretim zincirleri bakımından da hem ülkemizi hem dünyayı yakından ilgilendiren bir krizin hemen akabinde böyle bir fuarı yapıyor olmak elbette bizi çok başka düşüncelere ve farklı duygularla birlikte bu organizasyonu üreticiler, STK’lar, üniversiteler, Bakanlığımız, siyasi partilerimiz bir başka boyutta bu konuyu değerlendirme noktasında hepimize özel görevler düşüyor. Elbette sektörümüzün yaşadığı her zaman olan ve belki bugün az önce söylediğim gerekçelerden dolayı biraz daha şiddetini artıran sıkıntılarımız söz konusu ve bu sıkıntılar içinde devletimiz her gün yeni önlemler, yeni destekler, yeni teşvikler açıklayarak üreticinin, tüketicinin problemlerini çözmek için gece gündüz mesai sarf ediyor. Çünkü üretici ve tüketici bugünü yaşamak zorunda ve problemleri bugün benliğinde hissediyor. Serzenişleri de şikayetleri de bu anlamda kabul etmek ve anlamlı bulmak lazım.

“Tarımsal üretimde teknoloji kullanımını yaygınlaştırmamız gerekiyor”

Ancak tarım gibi artık günümüzde stratejik ve uluslararası politik sistemde de bir güvenlik meselesi haline gelen konuya günübirlik politikaların ötesine taşarak orta ve uzun vadeli yaklaşımlar geliştirme mecburiyetimiz var. Bakanlığımızın bu anlamda elbette politika tasarımları bakımından çok güçlü, stratejik planlamaları var. Ben burada 5 yıldır aktif olarak Burdur özelinde de olsa, bölge özelinde de olsa tarımsal üretim ve üreticilerle bir arada bulunmanın vermiş olduğu deneyim ve bilgilerimizle esasında bizi orta ve uzun dönemde yapmamız gereken çalışmalar konusunda iki temel nokta ön plana çıkıyor. Bunlardan birisi tarımsal üretimimizin ekonomik yapısal değişimini ortaya koymak. Yani kalite ve verimliliğe dayalı üretim sistemlerimizi harekete geçirmek. Tabi bunu ortaya koyabilmek için olmazsa olmaz iki temel nokta karşımıza çıkıyor. Bunlardan birincisi üretim ölçeğimizi yani ölçek ekonomisinden yararlanabilen bir üretim sistemini sahada dizayn etmemiz gerekiyor. İkincisi de tarımsal üretimde teknoloji kullanımını yaygınlaştırmamız gerekiyor. Bu anlamda da dışa bağımlılığımızı azaltacak stratejik çalışmalar yapmamız gerekiyor. Üniversitelerin ARGE kapasitelerini geliştirmesi, tarım teknolojileri konusunda gerek kendi kapasitelerini gerekse bakanlığımızla etkili iş birlikleri içerisinde bu konuya mutlaka ciddi çaba sarf etmesi gerekiyor.”

 “Gübre, mazot ve elektrik fiyatlarındaki hızlı yükseliş köylümüzü, üreticimizi ve hayvancımızı çok zorladı”

Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz; “Dünya’da ve ülkemizde yapılan tarım ve hayvancılık fuarları; tarım ve hayvancılık alanında yeni gelişmeleri üreticimize sunarak teknoloji üretenler ile kullananlar arasında bir köprü̈ görevi görmektedir. Bu amaç doğrultusunda Burdur Belediyesi’nin destek ve katkılarıyla yapılan Teke Yöresi 7. Tarım Hayvancılık, Tarım Teknolojileri ve Yem Fuarı; bölgenin tarım, hayvancılık ve hayvansal ürün sektörünün gelişmesi ve verimliliğinin artırılması yolunda gerekli olan bilgi ve teknolojilerin üretici ile buluşmasına aracılık etmektedir. Türkiye’de hayvancılık potansiyelinin yüksek olduğu bölgelerin başında gelen ilimiz, tarım ve hayvancılıkta marka olmuş, hayvansal üretimde birim başına elde edilen verimler Türkiye ortalamalarının üstünde gerçekleşmektedir. Son yıllarda Avrupa Birliği müzakere süreciyle birlikte tarıma yönelik önemli adımlar atılmış ve Avrupa Birliği için açılan 35 faslın 3’ü tarımla ilgili olmuştur. Çünkü Avrupa gıdanın, üretimin, çevrenin korunmasının ya da dünyada en büyük silahın aslında o konvansiyonel ya da nükleer silahlar olmadığını gıda olduğunu bizden daha iyi kavramış ve bunu da bizleri Avrupa’yı besleyen kaynakları geliştirerek belli ölçüde kendisini garanti altına çalışmıştır. Şimdi bunu bizde görüyoruz. Özellikle pandemi süreci ile birlikte üretimin ne kadar kıymetli olduğunu kendi kendine yetebilmenin ne kadar değerli olduğunu çok daha iyi anladık. Yeni fabrikalar açamıyor, oraya insanları istihdam ettiremiyorsanız eğer işsizlikle baş edebilmenin bir yolu da tarımda istihdamı arttırmaktan geçer. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk 1923 yılında Cumhuriyet’in ilanından sonra en çok önem verdiği hamlelerden biriside Tarımsal Kalkınma Modellemesi olmuştur.

“Tarım ve hayvancılıkta kendi kendine yetebilen 7 ülkeden biri iken Tarım ürünlerini ithal eden hayvancılıkta dışa bağımlı hale gelen bir noktaya gelmek istemiyoruz”

Pandemi döneminde birçok hammaddenin fiyatı önce düştü. Üretim azaldı. Doğalgaz fiyatı da düştü. Çünkü tesisler düşük kapasiteli çalıştı. Sonra pandemiden çıkış beklenenden hızlı oldu. Biz 2022 yılı üretim hasadını görmek için 2021 yılından itibaren toprağa yaptığımız yatırımda maalesef bir takım girdi sorunları yaşadık. Özellikle gübre, mazot ve elektrik fiyatlarındaki hızlı yükseliş köylümüzü, üreticimizi ve hayvancımızı çok zorladı. Girdi maliyetlerinden şikâyetçi olan köylümüzün, çiftçimizin ve üreticimizin bu sorununa çözüm bularak, üretim maliyetlerini düşürerek üretimi arttırabilmek mümkün olacaktır. Planlamanın olmadığı hiçbir yerde hiçbir işin sürdürülebilir olması mümkün değildir.Planlamayı doğru yaparsanız bugün Patatesi 10 TL’ye alırken gelecek yıl çöpe dökmezseniz. Bugünde Patates 5 TL olur gelecek yılda da 5 TL olur. Tarım ve hayvancılıkta kendi kendine yetebilen 7 ülkeden biri iken Tarım ürünlerini ithal eden hayvancılıkta dışa bağımlı hale gelen bir noktaya gelmek istemiyoruz. Bunun için üretime ve üretim teknolojilerine daha çok yatırım,Çiftçiyi, üreticiyi ve hayvancılıkla uğraşan üreticinin hem ürettiğine hem de üretmek üzere kullandığı malzemeye daha çok destek verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Aksi takdirde üretiminden uzaklaşılması durumunda üretimin durma noktasında ithalata bağımlı olacağımız gün gibi aşikârdır. Tarım ve hayvancılık yöresi olan İlimizin hak ettiği yere ulaşması, üretimden, mamüle uzanan süreçte özlenen başarıyı yakalamasının buna bağlı olduğunu düşünüyorum. ‘Teke Yöresi 7. Tarım Hayvancılık, Tarım Teknolojileri ve Yem Fuarı’ özellikle Bölgemizin hayvancılık ve tarım teknolojilerinin ele alınması, tanıtımı, ticari ilişkilerin kurulması ve buna bağlı olarak pazar payının artırılması yönünden son derece faydalı olacaktır. Fuarın, sektörde aranan ve beklenen bir organizasyon olması temennisiyle fuarın başarılı geçmesini diliyorum.”

“Tarımsal zirai üretimde belirli bir noktaya ulaşmış durumdayız”

AK Parti Burdur Milletvekili Yasin Uğur; “Öncelikle fuarımızın bölgemize, ilimize, sektörümüze hayırlı olmasını temenni ediyorum. Burada biraz önce girerken de gördük birçok firmamız gelmiş, stantlarını açmış ve satış yapmayla ilgili vakitlerini buraya harcıyorlar onlara da bereketli kazançlar diliyorum. Biraz önce konuşmalarda herkes kendi açısından birtakım bilgileri aktarmaya çalıştı. Şu anda Burdur tarım ve hayvancılık noktasında Burdur ekonomisinin sektörel olarak büyük bir çoğunluğunu gerçekleştiriyor. Daha önceden ahır hayvancılığımız varken şu anda ilimizde birçok yerde besi çiftlikleri kuruldu. Daha önceden tarlalar küçük küçük ve belirli ürünler ekilirken şu anda toplulaştırma yapıldı ve tarımsal zirai üretimde de belirli bir noktaya ulaşmış durumdayız.

“Tarım ve hayvancılıkta markalaşan bir il olma yolunda ilerliyoruz”

Fakat yıllar içerisinde bu gelişim bu büyüme sağlanırken küresel veya uluslararası birtakım problemlerden dolayı da bazı sorunlar bütün sektörlerde olduğu gibi ortaya çıkabiliyor. Malumunuz iki yıl öncesine kadar bir pandemi süreciyle dünya karşı karşıyaydı. Gıda tedarik zincirinde nasıl bozulmalar oldu, bütün ülkeler gibi bizde bundan nasıl etkilendik hep birlikte bunları gördük ve yaşadık. Fakat bu sorunların çözümüyle ilgili hem bakanlığımız hem de hükümetimiz çeşitli politikalar geliştirdi ve geliştirmeye devam ediyor. Tarım ve hayvancılık sektörünün özellikle Burdur’da belli bir seviyeye geldiğini anlatmak için rakamlara da bakılması gerektiğini düşünüyorum. 2002 yılında süt ile ilgili desteklemelerde 470 bin lira gibi bir rakam destekleme yapılırken bugüne geldiğimizde 91 milyon gibi bir desteklemeyle karşı karşıyayız. Bu sektörün ne kadar büyüdüğünün de aslında bir anlamda göstergesidir. Elbette bazı sıkıntılardan dolayı tarım ve hayvancılık sektörü de etkilenmiştir. Ancak ben Tarım Bakanlığımızın bu sıkıntıların çözümleri için çalışmalar başlattığını biliyorum.  İnşallah tarım ve hayvancılıkta markalaşan bir il olma yolunda ilerliyoruz. Bunu da devam ettiririz.”

“Köyden kente göçün engellenmesi ciddi önem arz ediyor”

CHP Burdur Milletvekili Mehmet Göker; “Saha çalışmalarında gördüğümüz üzere tarımsal alanda çiftçilerimizin ciddi şekilde sektörden çekilmesine yönelik gerek ekim, dikim yaptığı alanda gerekse ürettiği hayvanların kesime götürülmesi babında ciddi bir artış var. Bunu yadsımak imkânsız. Evet sektörel anlamda kovid-19 süreci içerisinde gıda güvenliğinin arzı ve temini açısından ciddi sıkıntılar yaşandı ve bu sıkıntıların nereye gidebileceği açıkça görüldü. Bu anlamda ben buna paralel olarak hazır sayın Bakan Yardımcımızda buradayken kendimce birtakım önerilerde bulunmak istiyorum. Öncelikle sayın Rektörüme katılıyorum. Çiftçinin sosyolojik anlamda geriye dönüşünün köyden kente göçün engellenmesi ciddi önem arz ediyor. Çünkü üretecek onlar. Tarımda ciddi bir planlama yapılmalıdır. Tarımda yapılan planlamada özellikle alım fiyatları 1 yıl öncesinden açıklanmalı ki üretici 1 yıl sonra fiyatını veya ürettiğini kaça satacağının ön görüsünü 1 yıl öncesinden görüp ona göre satılmalıdır.

Mazottaki ÖTV bir an önce kaldırılmalıdır”

Topraklarımızın üretim dışına çıkışı engellenmelidir. Birçok yerde gazete haberlerine de yansıyor tarım alanlarının TOKİ’ye devri konusunda binalaşma açılması bizim gıda tedariki açımızdan verimli alanların inşaat sektörüne devri ciddi anlamda sıkıntı yaratmakta. Bir diğer yine yasa ile belli olan çiftçilerimize verilmesi gereken desteklerin tam zamanında ve tam miktarında çiftçimize ulaştırılması önem arz etmekte. Yine tarımsal girdiler ki üretim bazında en büyük sebebi oluşturmakta, desteklenmenin özellikle ve özellikle şu anda çiftçimizin yaşamakta olduğu mazottaki ÖTV bir an önce kaldırılmalıdır. Yine yem konusu önemli. Bu konuda meralarımızın ıslahına önem verilmelidir. Burdur’umuzda da çok sık yaşadığımız yem-süt dayatmasına ciddi anlamda bir çözüm bulunmalıdır. Vatandaşımız, üreticimiz bu konuda mağduriyet yaşamaktadır. Süt fiyatlarıyla ilgili olarak yem konusunda bir bağlantı kurulmalı. Dönemsel olarak değil üst limit belirlenerek zam fiyatı uygulanmalı ve çiftçimiz bu mağduriyetten arttırılmalıdır. Geçen hafta verilen desteklemenin yansımaları önümüzde yeme zam olarak geri dönecek. Şimdiye kadar hep böyle oldu. Çiftçilerimizin bankalara olan borçları yapılandırılmalı, faizleri sıfırlandırılmalı ve özellikle sicil affı üreten çiftçimize bir an önce getirilmeli.”

“Burdur’un 3’te 2’si tarım ve hayvancılıktan geçiniyor”

AK Parti Burdur Milletvekili Bayram Özçelik; “Burdur’umuzdaki fuarımız, üreticimize, çiftçimize, köylülerimize hayırlı, uğurlu olsun. Bir zamanlar birinci diye başladık. Aslında bu bizim en birinci fuarımız. Daha önce 4 fuar gerçekleştirmiştik, şimdi tekrar başladık 7. Fuar. Burdur halkı, üreticisi, teknolojiyi ve yeni uygulamaları, iyi tarımı, iyi hayvancılığı, verimli hayvancılığı çok iyi takip eden bir üreticimiz var. Hepimiz biliyoruz ki Burdur’un 3’te 2’si tarım ve hayvancılıktan geçiniyor. Dolayısıyla elimizde böyle alıcı konumunda olan ve üretime sevdalı, hem kendisinin refahını hem de ülkenin refahını artıracak insan var ve biz bu insanın bu şiarla teknolojiyi ve ürünleri ayağına getirmiş oluyoruz. Burdur üreticisi hemen hemen el attığı bütün konularda başarılı olmuştur ve bu noktada da geçim kaynaklarının içerisinden çoluğunun, çocuğunun, evladının gelir kaynaklarını bu üretimden elde etmiştir. Biz arzu ediyoruz ki uluslararası boyuta kazandırılmış büyük fuarlar oluşturarak alanı daha etkili bir şekilde oraganizasyonun yapılması gerektiğini öncelikle ifade etmek istiyorum.

“MAKÜ kurulduktan sonra bizim bir ayağımız eğitim diğer ayağımız Veteriner Fakültesi, hayvancılık oldu”

Benden önce Rektörümüz başta olmak üzere başkanlarımızın yaptığı konuşmalardaki başlıkları uygulamaya geçirmek bizim görevimiz. Onun içeriğini, altını doldurmak hep beraber bizim birlikte yapacağımız çalışmalar. Bu çerçevede ilimizin öncü il olması, tarım ve hayvancılıkta özellikle hayvancılıkta lokomotif görevini devam ettirmesi için bu söylenen düşünceler ve fikirlerin yerinde olduğunu ve bir an önce uygulamaya geçmek için ortak akıl oluşturmamız gerektiğini burada ifade etmek istiyorum. Zaten MAKÜ kurulduktan sonra bizim bir ayağımız eğitim diğer ayağımız Veteriner Fakültesi, hayvancılık oldu. Cumhurbaşkanımızın misyon odaklı açıklamasında hayvancılığı belirlemesi ve buraya yüksek rakamlı yatırımların yapılması da şehir olarak bizim yönümüzü belirlemiş oldu. Bizim alanlarımız bu. İşte bu çerçevede şehrin söyledikleri de önemli olması gerekiyor. Yani bu şehirde konuşanlar, bu şehirde tespitte bulunanlar bir şey söylediğinde bakanlıklarımız, özellikle Tarım ve Orman Bakanlığı bunu dikkate alacak adımları alması ve değerlemesi için çaba göstermesi gerekiyor. Tarım Bakan yardımcım, Bakanımızla birlikte, birikimlerinizle Türkiye’ye çok büyük katkı koyacağınıza inanıyorum.”

“Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarım alanında ciddi bir mesafe kat etmiş durumdadır”

Burdur Valisi Ali Arslantaş; “Prof. Dr. Rıdvan Karluk tarımı “en genel anlamıyla insanların kullanımı için gerekli tüm bitkisel ürünleri yetiştirmek amacıyla toprak üzerinde yapılan faaliyetler” olarak tanımlamıştır. Cilalı Taş Devri, avcı-toplayıcı toplumdan tarım toplumuna geçişin başlangıcı kabul edilmektedir. Mezkûr çağdan itibaren önemini giderek arttıran tarımsal faaliyetler, insanlık tarihi boyunca sosyo-ekonomik örgütlenmenin en yaygın biçimini oluşturmuştur. İlk tarımsal üretimin, Anadolu topraklarının da içerisinde yer aldığı Bereketli Hilal ve çevresinde gerçekleştirildiği düşünülmektedir. Toplumsal etkileşimin bir sonucu olarak yayılımını sürdüren tarım faaliyetleri sayesinde insanoğlu yerleşik hayat tarzını benimseyerek örgütlenmiştir.  Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruluşundan itibaren tarıma büyük ehemmiyet vermiş, Gazi Mustafa Kemal çiftçilerimize “Milletin Efendisi” olma payesini layık görmüştür. İzmir İktisat kongresinde alınan kararlarla Türk tarımı yukarı yönlü bir ivme yakalamıştır. Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarım alanında ciddi bir mesafe kat etmiş durumdadır. Bu başarıda mevcut mali yapısı, tesir alanı ve 145 bin çalışanıyla Türkiye’nin beşinci büyük bakanlığı olan Tarım ve Orman Bakanlığımızın rolü yadsınamaz. Sahada bilinçli çiftçi yetiştirme hususunda gösterdikleri özveri, girişimcilere sundukları kapsamlı teşvikler ve nihayet teknoloji üretimi ve transferi noktasındaki gayretleriyle ülke tarımının daha iyi yerlere gelmesinde gösterdikleri katkılardan ötürü kendilerine müteşekkiriz. Tarımın temel öznesi insandır. 27 Şubat 1863 tarihinde İstanbul Sultanahmet Meydanı’nda açılan Sergi-i Umumi-i Osmani, yakın tarihimizdeki ilk tarım fuarıdır.

“Ortak akıl ve destekleriyle gerçekleştirilen fuarımız, bölgemizde tarım alanında düzenlenen en büyük etkinliklerden biridir”

Fuarlar üreticilerimizin ürün ve yöntemleri gözle görerek incelemesine, birinci ağızdan bilgi almasına fırsat vermesi cihetiyle faydası mutlak organizasyonlardır. Fuarlardan optimum verim alınabilmesinin ön koşulu, arzla mükellef katılımcıların ürün ve hizmetlerini her geçen yıl geliştirmelerinin yanı sıra, organizasyon kalitesinin her yıl üzerine koyarak bir üst mertebeye çıkartılmasıdır. Bu bilinçle yedincisini düzenlediğimiz “Teke Yöresi Tarım, Hayvancılık, Tarım Teknolojileri ve Yem Fuarı”nın temel gayesi, üreticilerimizin yeni teknolojilerle tanışarak kendilerini geliştirmelerine vesile olmak ve ilk elden temas etme imkânı buldukları yenilikleri uygulanabilir projelere dönüştürmelerine katkı sağlamaktır. Valiliğimizin öncülüğünde Burdur Milletvekilleri, Burdur Belediyesi, TKDK, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Ticaret ve Sanayi Odası, Ticaret Borsası, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, Ziraat Odaları, Veteriner Hekimler Odası ve tarım, hayvancılıkla ilgili diğer oda, birlik ve derneklerden (Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği, Kırmızı Et Üreticileri Birliği, Ziraat Mühendisleri Odası, Ağlasun-Çeltikçi-Bucak Süt Üreticileri Birliği, Gölhisar-Altınyayla Süt Üreticileri Birliği, Yeşilova Süt Üretici Birliği, Burdur Köy-Koop Birliği ) teşekkül ettirilmiş konsorsiyumun, ortak akıl ve destekleriyle gerçekleştirilen fuarımız, bölgemizde tarım alanında düzenlenen en büyük etkinliklerden biridir. Ben paydaşlarımızın tamamına teşekkür ediyorum. Fuarımızın, İlimizin tarımına, çiftçisine ve memleketimize faydalı olmasını diliyorum.”

Konuşmaların ardından Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen ‘Tarımda kadın eli bilgi çiftçi’ yarışmasında dereceye giren yarışmacılara ödül verildi. Fuarın yapılmasında destek verenlere plaket takdim edildi ve kurdele kesimi ile açılış yapıldı. Daha sonra Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Nihat Pakdil ve beraberindekiler fuar alanındaki stantları gezerek bilgi aldı.

12-15 Mayıs tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırlayacak olan fuarın açılışına Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Nihat Pakdil, Burdur Valisi Ali Arslantaş, AK Parti Burdur Milletvekili Bayram Özçelik, AK Parti Burdur Milletvekili Yasin Uğur, CHP Burdur Milletvekili Mehmet Göker, Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, MAKÜ Rektörü Adem Korkmaz, Burdur Ticaret Borsası Başkanı Ömer Faruk Gündüzalp, BUTSO Başkanı Yusuf Keyik, TDSYMB Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Özcan, kamu ve kurum müdürleri, siyasi parti temsilcileri, STK temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. 

Muhammet Fatih Başcı