Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde Öğretim Görevlisi ve Jeoloji Yüksek Mühendisi Şahali Kaya, özellikle son 1 haftadır Burdur’da sık sık oluşan depremler hakkında uyarıcı bir yazı kaleme aldı.

Burdur Fayı üzerine Yüksek Lisansını tamamlayan, Burdur Fayının Paleosismolojik özellikleri konulu da Tez yazan Kaya, yazısında; “Son 1 haftadır Burdur’un güney batısı mevkiinde, episantr noktaları Yazıköy-Hacılar köyleri arasında yoğunlaşan büyüklükleri 1.5-3.5 arasında oluşan depremler Burdur’da kısa süreli panik ortamı oluşturmuştur. Burdur fayı tek bir çizgisel yapı halinde bulunmayıp 3 farklı segmentten oluşur. Burdur Fayının Güneybatısı kısmını oluşturan yassıgüme segmenti, Burdur gölü GB’sında yaklaşık 15 km uzunlukta ve K170D gidişli faydır. 1914, 1963 ve 1971 depremleri bu alandaki fayların diriliğini gösteren önemli deprem verileridir. Burdur’un aletsel deprem verileri incelendiğinde 1971 (12 Mayıs) depremi (5.9) bu segment üzerinde oluşmuş ve fayın aktif bir fay olduğunu göstermiştir. Burdur havzasının tektonik genişlemeli rejim içerisinde bulunduğunu unutmamak ve Burdur ilinin 1. Derece Deprem kuşağı içerisinde yer aldığını her zaman aklımızda tutmamız gerekir. Deprem konusunda halkımızın bilinçlenmesi, deprem öncesi, deprem anı ve sonrası konusunda gerekli bilgilere sahip olması ve her an depreme karşı hazırlıklı olunması gerektiğini bildirmek isterim.” İfadeleri kullandı.

Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde Öğretim Görevlisi ve Jeoloji Yüksek Mühendisi Şahali Kaya’nın yazısı şöyle: “Son 1 haftadır Burdur’un güney batısı mevkiinde, episantr noktaları Yazıköy-Hacılar köyleri arasında yoğunlaşan büyüklükleri 1.5-3.5 arasında oluşan depremler Burdur’da kısa süreli panik ortamı oluşturmuştur. Deprem yer kabuğunda levha hareketleri sonucunda ortaya çıkan enerji sonucunda meydana gelen sismik dalgalanmalar ve bu dalgaların yeryüzünü sarsması olayına denir.  Burdur fayı tek bir çizgisel yapı halinde bulunmayıp 3 farklı segmentten oluşur. Burdur Fayının Güneybatısı kısmını oluşturan yassıgüme segmenti, Burdur gölü GB’sında yaklaşık 15 km uzunlukta ve K170D gidişli faydır. 1914, 1963 ve 1971 depremleri bu alandaki fayların diriliğini gösteren önemli deprem verileridir. Burdur’un aletsel deprem verileri incelendiğinde 1971 (12 Mayıs) depremi (5.9) bu segment üzerinde oluşmuş ve fayın aktif bir fay olduğunu göstermiştir.

Burdur fayının daha iyi anlaşılabilmesi için yaptığım paleosismolojik çalışmalar çerçevesinde Burdur Fayının Yassıgüme Segmenti üzerinde yol yarmasında gözlenen fayın örttüğü tortulun tabanından alınan numunede 2510 +/-30 yıllık bir yaş verisi elde edilmiştir. Bu ise muhtemelen bu fayın M.Ö. 465 – 525 yılları arasında bir yüzey kırılması oluşturmuş bir depremin meydana gelmiş olabileceğini gösterir. Görüldüğü üzere Burdur fayı tarihsel ve aletsel dönemlerde ürettiği depremler açısından aktif bir fay olduğu ortadadır. Bu fayın en azından MÖ 2250 yıllarından beri aktif olduğu ve muhtelif tarihlerde yüzey kırığı oluşturabilecek büyüklükte depremler ürettiği ortaya çıkmıştır.

Neotektonik dönem içerisinde Kuzey – Güney genişlemeli rejim içerisinde Burdur Havza gelişimine sebep olan normal faylar, bölgenin tektonik yapısı içerisinde sık sık deprem üretebilme potansiyeline sahiptir. T.C. Afet İşleri Genel Müdürlüğü Deprem Araştırma Başkanlığı’nın Türkiye’deki aktif fay hatları ve aktif fay zonları baz alınarak hazırladığı Türkiye Deprem Bölgeleri Haritasına göre Burdur ili ve çevresi 1. derece deprem bölgesinde olduğu gözlemlenmektedir.

Depremin bir diğer tanımı ise engellenmesi mümkün olmayan doğa olayıdır.  Burdur havzasının tektonik genişlemeli rejim içerisinde bulunduğunu unutmamak ve Burdur ilinin 1. Derece Deprem kuşağı içerisinde yer aldığını her zaman aklımızda tutmamız gerekir. Deprem konusunda halkımızın bilinçlenmesi, deprem öncesi, deprem anı ve sonrası konusunda gerekli bilgilere sahip olması ve her an depreme karşı hazırlıklı olunması gerektiğini bildirmek isterim.”