ManşetBurdur’da DEPREM Sempozyumu

5 sene ago

Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde üç gün boyunca devam edecek olan ‘Uluslar arası Deprem ve Çevre Sempozyumu’ dün başladı. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi ve Burdur İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından ortaklaşa düzenlenen Burdur Uluslararası Deprem ve Çevre Sempozyumu, 9 Mayıs Cumartesi günü sona erecek.

Sempozyumun açılış konuşmasını yapan ve düzenlenme amacı ile ilgili katılımcıları bilgilendiren Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi Dekan Vekili Latif Gürkan Kaya; “Deprem ve Çevre Sempozyumunun temel felsefesi, deprem ve çevre ilişkili tüm bilim alanlarını (jeofizik, jeoloji, jeodezi, inşaat, deprem, endüstri, elektronik, çevre mühendisliği, mimarlık, peyzaj mimarlığı, tıp, psikoloji, hukuk, ekonomi, iletişim, felsefe, sosyoloji ve diğer toplum bilimleri) kapsayan bir ortam oluşturmak ve konuyla ilgili bilim insanlarını bir araya getirerek bilgi alış verişini sağlamaktır. Ayrıca, merkezi ve yerel yönetimler, sivil savunma, itfaiye, arama-kurtarma birlikleri, medya kuruluşları temsilcileri, sivil toplum örgütleriyle akademisyenler arasındaki iletişim ve işbirliğini güçlendirmeyi hedeflemekteyiz.” diye konuştu.

İl Afet ve Acil Durum Müdürü Mehmet Oral da konuşmasında; Türkiye’nin İç Anadolu’daki küçük bir kısmı hariç tamamına yakının birinci ve ikinci derece deprem riski altında olduğunu vurgulayarak, ortalama 10 yılda bir deprem riskinin aktife dönüşerek ülkemizi vurduğunu söyledi.

AFAD Deprem Dairesi Başkanı Ulubey Çeken ise; depremin ve afet gerçeğinin, herkesin önemsediği ve bu konuda ortak çalışmalar yapılması gereken en önemli konulardan biri olduğuna dikkat çekti.

Günümüzde afet yönetimi ilkelerinin, dünya genelinde görülen en iyi uygulamaların ve afet risk yönetiminin çok paydaşlı ve çok katılımlı mekanizmalarla başarıya ulaştığını gösterdiğine işaret eden Çeken, konuşmasında, “Bu noktada aslında kamu ve hükümetler vatandaşlarımızın afetlere karşı güvenliğinin sağlanması noktasında birinci dereceden sorumludurlar. Ancak hepinizin de takdir edeceği gibi afetlere dirençli yerleşim yerleri ve afetlere hazır bir toplum oluşturmak tek bir aktörün başarabileceği bir eylem değildir. Bu nedenle tek bir bireyden ailesine, mahallesinden ilçesine, ülkenin her kesimiyle afetlere hazır olunmasında herkese büyük görevler düşmektedir” vurgusu yaptı.

Ülkemizin, tarih boyunca bir çok büyük depreme maruz kaldığını hatırlatan Çeken, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Bunların kötü sonuçları herkese ders oldu. Bu konuda 1999 yılında yaşanan iki büyük deprem bir dönüm noktası oldu. Bu tarihten sonra yapılan yoğun çalışmalar ile ülkenin deprem risklerinin azaltılması doğrultusunda çok önemli mesafeler kat edildi. Türkiye’de deprem risklerinin azaltılmasında sistematik bir yaklaşım geliştirildi. 2012 yılında ülkenin konuyla ilgili tüm paydaşların katıldığı Türkiye Ulusal Deprem Strateji ve Eylem Planının yani depremin yol haritası gerçekleştirildi. AFAD, Ülkemizin deprem riskinin azaltılması konusunda yapılan çalışmalar, ulusal ölçekte bir strateji belgesi vasıtasıyla yerine getirmektedir. Başkanlığımız tarafından 2012 yılında kurulan Ulusal Deprem Araştırma Programı yoluyla da ihtiyaç duyulan özellikle akademik camianın uygulamaya esas olacak bilimsel çalışmaları Başkanlığımızca desteklenmektir. Ülkemizde Afet zararlarının azaltılması programlarına her yıl daha fazla kaynak aktarılmaktadır. Başta başkanlığımız bünyesinde ulusal deprem gözlemleri olmak üzere üniversiteler, araştırma merkezleri, kamu kurum ve kuruluşları ve sivil toplum örgütleri aracılığıyla, ülkemizin ve yakın çevresinin depremselliğini gözlemek üzere binden fazla istasyon ile 7 gün 24 saat esasıyla deprem gözlemleri yapılmaktadır. Ülkemizde deprem gözlemi yapan araştırma kurumlarının deprem verilerinin tek bir merkezde son kullanıcıya ulaştırmak üzere, AFAD bünyesinde Türkiye Deprem Veri Merkezi’ni kurduk ve işler hale getirdik. Bunlar Kentsel dönüşüm uygulamaları, yeni nesil deprem yönetmeliklerinin hazırlanması, depremler sonrasında “erken hasar tahmin analizi gerçekleştirebilecek” uygulamaların geliştirilmesi, halkın deprem konusunda bilinçlendirilmesi çalışmaları üzerinde önemle durduğumuz faaliyet alanlarımızdır. En son Nepal Depremi göstermiştir ki güvenli yapı stoğu ve güvenli yerleşim alanlarının oluşturulması, depremlere hazırlık konusunda en birincil olarak ulaşılması gereken hedeflerden olmalıdır. Bu nedenle hazırlıklarda son aşamaya gelinen yeni nesil deprem yönetmeliğimiz, önemli bir çalışma olacaktır. Bu çalışma Uluslar arası camiada örnek alınacak bir çalışmadır.”

Sempozyum onursal başkanı Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Saatcı, konuşmasında Burdur’un deprem bölgesi olduğunu ve depremle ilgili sıkıntıları olduğunu belirterek “Bu sempozyuma ilimizin ihtiyacı vardı. Buna da üniversite olarak öncülük ediyoruz” dedi.

Sempozyum öncesinde mini bir müzik dinletisi sunuldu.

Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Konferans ve Sergi Salonu’ndaki Sempozyuma; Burdur Vali Yardımcısı Bahir Altunkaya, Belediye Başkan Yardımcısı Serdar Başgül, Acil ve Afet Durum Başkanlığı Deprem Daire Başkanı Ulubey Çeken, Burdur Cumhuriyet Başsavcısı Sadi Doğan, MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Saatcı, ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri ve öğrenciler katıldı.

 

 

Kodlama : SadeMedia Interactive