Burdur Merkez Özboyacı İlkokulu’nda görev yapan 26 yıllık sınıf öğretmeni Funda Gökçe, Öğretmenler Günü dolayısıyla meslek hayatını, eğitim yolculuğunu ve öğretmenliğe dair duygularını Yeni Gün Medya’ya anlattı.
“Öğretmenlik başlangıçta hayalim değildi ama iyi ki bu meslekteyim”
Öğretmenlik mesleğine bilinçli bir tercihle başlamadığını söyleyen Gökçe, dershanedeki öğretmenlerinin ve babasının yönlendirmesiyle öğretmenliği seçtiğini belirtti. Rehber öğretmeni olmak istediğini ifade eden Gökçe, zamanla mesleğini severek sürdürdüğünü vurguladı.
Öğretmenliğin kutsal bir meslek olduğunu söyleyen Funda Gökçe şunları söyledi;
“Ben Funda Gökçe… Burdur merkez Özboyacı İlkokulunda öğretmenlik yapıyorum. 26 yıllık öğretmenim. Süleyman Demirel Üniversitesi Burdur Eğitim Fakültesi’ni bitirdim. Şimdi de 2. sınıf öğretmeniyim.

"Hayattaki en güzel mesleklerden biri"
Açık söylemek gerekirse, öyle bir hayal olarak başlamadım bu mesleğe. Biraz dershanedeki öğretmenlerim, babam falan bu yöne sevk etti. Ben rehber öğretmeni olmak istiyordum aslında. Yani yine öğretmenlik olacaktı ama… Demek ki onların bir bildiği varmış ki; benim yapabileceğim en iyi meslek buymuş. Çünkü mesleğimi gerçekten çok severek yapıyorum. Çocukları da çok seviyorum. O yüzden öğretmenlik benim için gayet iyi gidiyor. Bırakamayacağım bir meslek. Kesinlikle pişman olmadım. Başta bilinçli bir seçim değildi ama sonrasında severek yaptığım bir meslek oldu. Çocukların gelişimini gördükçe mutlu oldum, başarılarını gördükçe daha da mutlu oldum. Yıllar sonra karşıma meslek sahibi olarak çıktıklarında bu çok gurur verici bir şey. Hayattaki en güzel mesleklerden biri bence. Sonucunu da görebiliyorsun, başlangıcı da… Sana boş bir kâğıt veriliyor, sonra üzerine istediğini yazıp çizebiliyorsun. O şekillendirme işi çok önemli. Bunu da başardığımı düşünüyorum. Öğrencilerimin geri dönüşlerinden bunu anlıyorum.

İlk görev yeriniz neresiydi?
İlk görev yerim 1999 yılı atamasıyla, rotasyonla geldiğim Bursa Harmancık Gülözü Köyü’ydü. Orada 3,5 yıl görev yaptım. Sonra ilçeye geldim, Harmancık’a. Bursa’da toplam 7 yıl kaldım. Sonra eş durumundan Sakarya, en sonunda Burdur… Burada 18–19 yıldır görev yapıyorum. Köy okulu zaten çok küçüktü. Birleştirilmiş sınıf okuttum. 9–10 öğrencim vardı. O ilk zamanlardı… Biraz idealisttik, her şeyi yapmaya çalışıyorduk. Ama unutamayacağım yıllardı elbette.
Unutamadığınız bir anı var mı?
Beni çok duygulandıran net bir olay yok ama öğrencilerimle bağım çok güçlü. Mesela 18 yıl sonra hâlâ beni arayan öğrencilerim oluyor. Hâlâ anlattığım bir cümleyi hatırlıyorlar. Çocukları oluyor, fotoğraflarını atıyorlar, ziyaretime geliyorlar… Bunlar en güzel şeyler. Bir de ilk kez 1. sınıf okutmaya başladığım dönemi hiç unutmuyorum. Çocuk geldiğinde ne yapacağını bilemiyor, sen de yeni öğretmensin… Onların okuma yazmayı öğrenmesi benim için mucize gibiydi. O ilk heyecan çok başkaydı.

“Öğretmenlik kutsal bir meslek”
Öğretmenlik gerçekten çok kutsal bir meslek. Atatürk’ün bu konuda söylediği sözler de çok kıymetli. Kendisi sınıfa girdiğinde bile öğretmen masasında otururken ayakta bekleyen bir insandı; öğretmene saygısı büyüktü. Eskiden hem maddi hem manevi değer daha yüksekti. Tüm zorluklara rağmen mesleğimi hâlâ severek yapıyorum ve öğretmenliğin çok değerli olduğunu biliyorum. İnşallah öğretmenin değeri ileride daha iyi anlaşılır.”
Gökçe, sözlerini şöyle tamamladı: “Ben tüm öğretmenlerin Öğretmenler Günü’nü kutluyorum. Başta Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm öğretmenlerimizin ve şehit öğretmenlerimizin günü kutlu olsun.”




