Burdur’da 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri kapsamında, Şehit Aileleri ve Gaziler onuruna yemek düzenlendi. Programda konuşan Vali Ali Arslantaş, “Bugün dahi ağır imtihanlardan geçiyoruz. Karanlık emelleri ve türlü alicengiz oyunlarıyla bu milleti bölüp parçalayıp yok etme amacı güdenlerin gah örtük gah aleni taarruzu altındayız. Anayasal devlet sistemimizi zafiyete uğratmak için var güçleri ile çalışan şer odakları, şeytanın aklına gelmeyecek usulleri tatbik etse de devletimiz ve milletimiz bu hususta tabiri caizse şerbetlidir. Babalar “vatan sağ olsun” diyebilecek civan mertlikle dağ gibi durdukça, dili dualı analar otağa sahip çıktıkça evlatlar devletin namusunu ve mukaddesatını candan aziz tutmaya devam ettikçe yedi düvel bir araya gelse bize zerre zarar veremez.” dedi.

Burdur Valiliği, 15 Temmuz şehitlerinin yakınları, gaziler ve ailesi onuruna yemek düzenledi. Burdur Valisi Ali Arslantaş’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen yemeğe AK Parti Burdur Milletvekili Bayram Özçelik, 58. Komando Eğitim Alay Komutanı Yavuz Çankaya, Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, şehit yakınları, gaziler ve aileleri ile protokol üyeleri katıldı.

Program İl Müftüsü Enver Türkmen tarafından yapılan Kur’an-ı kerim tilavetiyle başladı.

Yemeğin ardından Burdur Valisi Ali Arslantaş konuşma yaptı.

Vali Arslantaş konuşmasında şunları söyledi;

“Darbe girişimlerinin nihai amacı, istiklalimize pranga vurmak olan alçak teşebbüslerdir”

“Bu vatan uğruna canlarını ortaya koyan şehitlerimizin ve hak cenabın gazilik payesi ile yaşamayı nasip ettiği kahramanlarımızın kıymetli aileleriyle, 15 Temmuz arifesinde bir arada bulunmaktan büyük şeref duyuyorum. 15 Temmuz, yakın tarihimizin gördüğü en alçakça teşebbüs olmanın yanında neticeleri itibariyle “olanda hayır vardır” sırrının milletçe idrak edildiği cenabı hakkın bir lütfudur. 15 Temmuz, kardeşlik ruhunun, demokrasi bilincinin, bir olma kabiliyetinin milletimizin ruhunda daima var olduğunun ispatı, Geçirdiğimiz meşakkatli süreçleri yalnız birlikte aşabileceğimizin kanıtıdır. Osmanlı imparatorluğun yıkılmasının ardından kurulan genç Türkiye Cumhuriyeti, gücünü bir miktar toplayıp devlet havsalasında mevcut cihan hakimiyeti mefkûresiyle ne zaman diğer devletler arasında sivrilmeye başlasa, kendini türlü badirelerin ortasında bulmuştur. 1960 ve 1980 tarihli askeri darbeler, 1971,1979,1997 ve 2007 yıllarındaki muhtıralar, 1961,1962,1963,1969,1971 ve nihayet 15 Temmuz 2016 tarihlerinde gerçekleşen başarısız darbe girişimleri, milletin iradesini hiçe sayarak, yönetim erkini demokrasi dışı yollarla ele geçirmek maksadıyla tertip edilen ve nihai amacı istiklalimize pranga vurmak olan alçak teşebbüslerdir.

“Yedi düvel bir araya gelse bize zerre zarar veremez”

Cumhuriyetin ilanından sonra doğrudan cephede yer aldığımız savaşlar Kore Savaşı ve Kıbrıs Barış Harekâtı olsa da ülkemizin aydınlık geleceğini baltalamak isteyen şer odakları yurdumuzu her nevi bölücü terör örgütlerinin hedefi haline getirmeye çalışarak vatan topraklarında daimî bir huzursuzluk ortamı yaratmayı şiar edinmişlerdir. Ve tüm bu dahili ve harici bedhahlar karşısında Türk evladı “Düşman güçlüymüş ne gam, biz de kahramanlar bitmez.” Cümlesini kuracak derecede vatan ve mukaddesat aşkıyla dopdoludur. Kahraman ecdadın ahfadı elbette yiğitlikte atalarının gölgesinde kalacak değildir. Bugün dahi ağır imtihanlardan geçiyoruz. Karanlık emelleri ve türlü alicengiz oyunlarıyla bu milleti bölüp parçalayıp yok etme amacı güdenlerin gah örtük gah aleni taarruzu altındayız. Anayasal devlet sistemimizi zafiyete uğratmak için var güçleri ile çalışan şer odakları, şeytanın aklına gelmeyecek usulleri tatbik etse de devletimiz ve milletimiz bu hususta tabiri caizse şerbetlidir. Babalar “vatan sağ olsun” diyebilecek civan mertlikle dağ gibi durdukça, dili dualı analar otağa sahip çıktıkça evlatlar devletin namusunu ve mukaddesatını candan aziz tutmaya devam ettikçe yedi düvel bir araya gelse bize zerre zarar veremez. Aldığımız her hür nefes, bu sırra mazhar Anadolu yiğitlerinin, devleti var etmek uğruna yok olmayı şeref sayan oğuz soyluların sayesindedir. Varlığını Türk varlığına armağan edenler karşısında, duyduğumuz minneti anlatmakta kelimeler kifayetsizdir. Siz şehit yakınları bize yiğitlerinizin emanetlerisiniz. Gazilerimiz ise başımızın tacıdır. Bizlere düşen içtimai hayatın her alanında yaşamınızı kolaylaştıracak adımları atarak elimizden geldiğince devletimizin sizlere karşı olan minnettarlığını göstermektir. Devletimiz şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkmayı ve gazilerimize gerekli ihtimamı göstermeyi her tür vazifeden üstün tutmaktadır ve tutmaya devam edecektir.Bu düşüncelerle sözlerimi nihayete erdirirken sizlere kapımızın daima açık olduğunu bir kez daha yineliyor, hepinize sağlık, mutluluk ve huzurla dolu bir ömür temenni ediyorum. Allah’a emanet olun.”

Vali Arslantaş’ın konuşmasının ardından program sona erdi.

MUHAMMET FATİH BAŞCI