KültürManşetBURDUR TARİHİ’nde bu hafta: Çöl Kraliçesi 1907’de Burdur’u gezdi

3 sene ago

‘Burdur Tarihi’ köşesinde bu hafta yine güncel bir konuyu, tarihi arka planıyla işleyerek sizlerle paylaşıyoruz. Son günlerde ülke gündeminde en çıkan konu başlığı Musul’daki gelişmeler, Musul operasyonu…

Son beş yıldır ise; Arap baharı sürecinden, Suriye iç savaşından bu yana ise; Ortadoğu’yu konuşuyoruz hep… Ortadoğu eksenli tartışmalarda sürekli 100 yıl önceki gelişmelere atıfta bulunuluyor. Bundan 100 yıl öncede bu bölgede buna benzer gelişmelerin yaşandığı, Ortadoğu’da cetvellerle çizilen sınırlarla yapay ülkelerin oluşturulduğu, günümüzde bir kez daha bu coğrafyanın yeniden dizayn edildiği, yeni haritaların çizildiği, sınırların yeniden şekillendirildiğine dair yazılara, analizlere medyada her gün rastlamak mümkün… Akşamları haber kanallarında, tartışma programlarında da sıkça Ortadoğu’daki gelişmeler ele alınıyor, 100 yıl önceki gelişmeler, Sykes-Picot anlaşması hatırlatılıyor, İngilizlerin Ortadoğu politikası, bu toprakları Osmanlı’dan nasıl koparmayı başardığı anlatılıyor.

Türkiye’de Ortadoğu dendiğinde, Arap ülkelerinden bahsedildiğinde ilk akla; İngilizlerin yaptıkları, Arapları nasıl kışkırttıkları, başta petrol olmak üzere bölgedeki yeraltı zenginliklerini ele geçirdikleri gelir. İşte; bu noktada sembol isim meşhur Ajan Lawrance’dır. Lawrence denilince, onun Ortadoğu’daki casusluk faaliyetleri, Arapların isyanında oynadığı rolü hepimiz biliriz…

İşte; tam bu noktada Lawrence denildiğinde asıl bilinmesi gereken ismi pek bilmez Türk kamuoyu. Ortadoğu’yu İngiliz çıkarlarına göre şekillendiren isim bir kadın, Lawrance’ın akıl hocası Gertrude Bell. Bugün tartıştığımız Ortadoğu odaklı pek çok konuda karşımıza çıkan, bugünkü yapay sınırları çizen Ajan Bell, aynı zamanda Arap Milliyetçiliğinin teorisyeni, Araplara, Osmanlı Devleti’nden ayrılarak kendi bağımsız devletlerini kurmaları gerektiğini aşılayan, Ortaooğu’nun cetvelle çizilen haritasının en büyük başrol oyuncularından birisi.

İngilizlerin günümüzde de devam eden Ortadoğu politikasının temelini atan Gertrude Bell, bölgede çok popüler bir isim. “Çölün Kızı” ve “Irak’ın Taçsız Kraliçesi” gibi isimlerle anılan Bell, bu hafta Burdur Tarihi köşemizin ana karakteri.

‘Ortadoğu, casusluk, Arap Milliyetçiliği ve Bell’, tüm bunların Burdur ile ne ilgisi var? Nasıl bir bağlantı olabilir? sorularını sormak mümkün… İşte cevabı; Osmanlı Devleti’nin dağılma dönemini de içine alan 19. yüzyılda ‘Küçük Asya’da denilen Anadolu toprakları, Batı’lı güçlerin, Avrupa’da pek çok devletin merak ve dikkatini çekmiştir. Bu dönemde gerek farklı kurum ve kuruluşlar gerekse kişiler, Osmanlı topraklarına farklı sebeplerden dolayı özellikle de casusluk için ilgiyle yaklaşmaya başlamış, maddi imkânlar seferber edilerek, oldukça çekici hale gelen Osmanlı dünyasını keşfetmenin yolları aranmıştır.

Osmanlı coğrafyasında seyahat eden Ajanlar seyahatnamelerinde, hatıralarında, günlüklerinde, raporlarında ve mektuplarında birçok bölgenin coğrafi yapısı, tarihi, sosyo-ekonomik ve kültürel durumları hakkında ayrıntılı ve de bizim kaynaklarımızda yer almayan ilginç bilgiler bulunmakta. Ayrıca, seyyahların genelde casus, elçi, arkeolog, sosyolog, doktor veya tarihçi gibi meslek gruplarından olmaları, seyahatnamelere konu olan yerlerin farklı bakış açılarıyla anlatılmasını sağlarken, aktarılan bilgilerin birçok konuda doğruluğunu ve güvenilirliğini de arttırmakta.

İşte; bu ünlü kişilerden biri de meşhur İngiliz Ajan, Ortadoğu coğrafyasını şekillendiren isim Gertrude Bell. İki kez dünya turuna çıkan Bell, 1907 tarihinde (Mart ayı) arkadaşı arkeolog William Ramsay ile birlikte Anadolu’ya geldi. Bell’in Anadolu seyahatinde gezdiği yerlerden biri de Burdur ve çevresi oldu. 1907 yılında İzmir’den başlayarak Konya’ya kadar uzanan seyahatinde, Burdur’u da gezen Bell’in Burdur izlenimlerine, günlüklerinde ve annesine yazdığı mektuplarda rastlayabiliyoruz.

Ortadoğu’nun, Musul’un konuşulduğu bir haftada, ünlü Ajan Bell’i anlatmanın, Bell’in Burdur gözlemlerini paylaşmanın ilgi çekeceğini umuyoruz.

28 ve 29 Nisan 1907’de gezen Gertrude Bell’in Burdur izlenimlerinde üç konu öne çıkıyor. Birincisi Gölbaşı’ndan itibaren gördüğü Burdur Gölü, ikincisi Burdur şehir merkezindeki üç kilise (biri Zafer Mahallesindeki mevcut Rum Kilisesi, diğerleri ise günümüzde herhangi bir izi kalmayan Ermeni Kilisesi ve Protestan Şapeli) Ve bir Tarihçi -Arkeolog olan Bell, Burdur’da neyin, hangi izin peşinde olur.? Tabiiki Sagalassos antik kentinin. Ağlasun ilçesinin 7 km kuzeyinde ve Akdağ yamaçlarında denizden 1500-1700 metre yüksekliğinde kurulmuş olan, Pisidia bölgesinin Roma imparatorluk döneminde en önemli şehirlerinden biri olan Sagalassos’un Batılılar tarafından ilk keşfi 1706 yılında Fransız gezgin Paul Lucas tarafından yapılmıştır. O günden itibaren seyyahların, tarihçilerin Anadolu gezilerinde Sagalassos hep gözde yer oldu. Meşhur casus Bell, Anadolu gezisinin Burdur turunda Sagalassos’a ayrı bir önem verdi. Ağlasun gezisinde Sagalassos antik kentini gezen, bol bol notlar alan Bell, fotoğraflar da çekti. Bell, günlüklerinde ve annesine yazdığı mektuplarda Burdur gezisinde Sagalassos’a geniş yer ayırıyor.

 

Kodlama : SadeMedia Interactive