ManşetSiyasetBurdur Gazeteciler Cemiyeti’ndeki konuşmasında ilimiz Milletvekili Reşat Petek’ten; ‘Özgür basın’ vurgusu

2 sene ago

Burdur Gazeteciler Cemiyeti’nin (BGC) 16 Nisan’daki Anayasa referandumu öncesinde başlattığı “Cemiyet’te gazeteciler soruyor, ilimiz Milletvekilleri cevaplıyor” organizasyonunda üçüncü konuk, 10 Nisan 2017 Pazartesi günü AK Parti Burdur Milletvekili Reşat Petek oldu.

AK Parti’nin hukukçu vekillerinden, ekranların bilinen yüzlerinden biri olan Petek, Burdur Gazeteciler Cemiyeti’ndeki konuşmasında Anayasa değişikliği paketinin, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin neler getireceğini anlattı.

Yeni yönetim, hükümet etme sisteminde yürütme erkinin güçlendirildiğini vurgulayan Petek, Anayasa değişikliğine karşı çıkanların, hayır diyenlerin eleştirilerini, kaygılarını da cevapladı. Yürütme erkinin etkin icra ile güçlenirken, sistemin kendi içinde kontrol, denetleme mekanizmalarının da bulunduğunu söyleyen ilimiz Milletvekili Reşat Petek, ‘tek adam, tüm yetkilerin bir kişide toplanması’ eleştirilerinin doğru olmadığını savundu.

İlimiz Milletvetili Petek Cemiyet bürosundaki buluşmada konuşmasına ‘özgür basın’ vurgusu ile başladı. Medyanın gücünün, öneminin 15 Temmuz darbe gecesi çok daha iyi anlaşıdığını belirten Petek, konuşmasında şunları söyledi:

“Özgür basın, demokrasinin olmazsa olmazı. Gerek seçim çalışmaları gerek referandum, gerekse yapılan faaliyetlerin kamuoyuna yansıtılması ve kamuoyu denetiminin sağlanması, yol gösterici olması vesilesiyle çok önemli olduğunu düşünüyorum. Özgür basının da her platformda ne kadar önemli olduğunu özellikle 15 Temmuz’da gördük. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarının medyada yer bulmasıyla darbenin nasıl önlendiğini gördük. 1960 darbesinde televizyon yoktu, 1980 darbesinde sadece TRT televizyonu vardı. Dolayısıyla darbe bildirisi okununca toplum herşey bitmiş gibi görüyordu. Ama şimdi özellikle rahmetli Turgut Özal döneminden sonra basın özgürlüğünde önemli adımlar atıldı, farklı kanallar farklı düşüncelerde yayınlar yapabilecek dönemleri gördük.15 Temmuz’da artık gördük ki özgür basın önemli bir görev daha ifa etti, TRT’de tek kanaldan açıklama okunduktan sonra diğerlerine teşübbüsler yolda engellenmiş oldu.

16 Nisan referandumunda 1982 Anayasasında bulunan 18 maddelik değişiklik öngörüyoruz. 18 Madde deniyor, ama 18 maddede neler değiştiğine baktığımızda, çok sayıda maddede terimlerin değişmesi anlamında değişiklikler yapılıyor. Ben işin gerçekçi, hukukçu kimliğimle afaki konuşmamak adına üzerinde tartışılıp karara bağlanan metini de yanımda getiriyorum. Zira milletimiz sağduyu, irfan sahibi. ‘Tek adamlık, otorite’ gibi söylemlere karşı, siyaseten söylenecek sözler var ama maddeler üzerinden Anayasa Komiysonu Başkanvekili olarak ta açıklamalarımı kuru gürültü yapmak yerine, daha yararlı açıklamalarla yapmaya çalışıyorum. Bir TV programında CHP’de genel başkanlığa oynayan bir milletvekili, ‘Cumhurbaşkanına o kadar yetkiler veriyor ki herşeyi alır satar’ gibi cümleler kuruyor. Milletin yakından tanıdığı da bir gazeteci ‘Millet bunu merak eder, açın da bir gösterin’ diyor. Muharrem İnce’de ‘ık,mık’ ediyor, ‘şuan yanımda yok’ diyor. Gazeteci de ‘Getirtiriz’ deyince arkası gelmiyor. Şu an internet var, hemen bulunabilir. Samimi ve gerçekçi iddialarsa toplumun önüne hemen konulabilir.

Ben her madde üzerinde yazılı metine sadık kalmak suretiyle, milletimizin neden ‘Evet’ demesi gerektiğini samimi olarak anlatıyorum. Yargı kurumlarıyla ilgili ‘Bağımsızlık’ ilkesinin yanına ‘Tarafsızlık’ da ekliiyoruz. Başka maddelere karşı çıkılıyorsa bile, bağımsızlığın yanında tarafsızlığı da Avrupa İnsan Hakları sözleşmesi gereği de bir maddeyi uzlaşmayla çıkarmanın yararlı olacağını Anayasa Komisyonu görüşmelerinde anlattım. Ama ana muhalefet partisi hiçbir önerge vermedi. Tek önergesi, ‘Anayasa teklifini geri çekin’ yönünde oldu. Şimdiye kadar birçok siyasi partinin ortak söylemleri vardı. Mesela askeri yargının kaldırılması yönündeydi. Bu metinde bunlar tamamen kaldırılıyor. Burada da bir mutabakat sağlanamadı. Diğer partiler bu maddeye destek verebilirlerdi. Seçilme yaşının 18’e indirilmesi. 2015’te CHP Milletvekili Mahmut Tanal, TBMM Başkanlığına verdiği kanun teklifinde seçilme yaşının 18’e düşürülmesini istiyor. Şimdi de bu değişikliği en çok eleştirenler arasında, aynı milletvekili ve arkadaşları bulunuyor. Gençlere siyaseten yaklaşmayı düşünmüş olabilir ama bir iddianız varsa arkasında duracaksınız. Sonrada manevra yapılarak, ‘18 yaşındakilerin milletvekili olmasına karşı değiliz ama askerlik yapmamasına karşıyız’ denildi. 16 Nisan’dan sonra hemen uyum kanunları çıkarılacağını söyledik. Bu dönemde bazı kanun değişiklikleri olacak. Dolayısıyla bahsedilen konularda etkin olarak siyasi partiler önerilerini verir, TBMM’de tartışılır. TBMM’nin yetkisinin kaldırıldığı eleştirilerinin de malesef yanlış olduğunu ve yalana dayalı olduğunu, elimdeki metinle kanıtlıyorum. Anayasa değişikliği yürürlüğe girdiği günden itibaren 6 ay içinde uyum kanunları çıkar. Bunu da TBMM çıkaracak. Kanunları yapmak, değiştirmek, gerekiyorsa kaldırmak, para basılmasına karar vermek, gerekiyorsa savaş ilan etmek, bütçeyi onaylamak veya reddetmek gibi bir çok konu TBMM’nin yetkisinde. Cumhurbaşkanının sadece önceki sistemde olduğu gibi veto yetkisi var. Ana muhalefet partisi, ABD’deki başkanlık sisteminin gelmesiyle bunu destekleyebilecekleri yönünde açıklamaları var. ABD Başkanı bir kanunu veto ettiğinde hem kongrenin iki unsurunda 2/3 oranında kabul edilmedikçe kanun çıkarılmıyor.

Biz bunu ülkemizin şartlarına uygun halde, nitelikli çoğunlukla yapılmasını ekledik. Cumhurbaşkanı 1982 Anayasasının verdiği ilkelerdeki görevlerine aynen devam ediyor, bunun yanında ‘Sorumsuzluk’ ilkesi ‘Sorumlu’ hale geliyor. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi de mevcut kanun hükmündeki kararnamelerle karıştırılıyor. Bununda bilerek yapıldığını düşünüyorum. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, eğer bir benzetme olacaksa, Bakanlar Kurulu kararının aynısıdır. Yürütmenin başında Cumhurbaşkanı olacağı için ismi değiştirilmiştir. Yargı yolu ve TBMM’nin yasal denetimine açıktır. TBMM’de görüşüldüğünde önceki kanunlar nasıl çıkıyorsa şimdi de aynı şekilde görüşülür ve karara bağlanır. Bu değişikliğin TBMM’deki uzlaşının artıcağını düşünüyorum. Milletvekilleri kendi bölgesini, ilini ilgilendiren ve belli bir meslek gurubunu ilgilendiren kanun talep ediyorsa, Meclis’te bu uzlaşmaya katkı sağlayacağını düşünüyorum. ‘Cumhurbaşkanına yargılama yolu açılıyor, ama ‘kendi seçtiği AYM üyeleri ona ceza mı verecek’ eleştirileri var. Cumhurbaşkanı, Bakanları ve Yardımcılarının işlediği bir suç varsa, bununla ilgili Meclis kararını verecek, AYM yargılamasını yapacak. Önceden bu yoktu, şimdi neden eleştiriyorlar anlamıyorum? Şu an hiçbir şekilde yargılayamıyorsun. Bir arkadaşımız, bana ‘Cumhurbaşkanı nereye para harcıyor, örtülü ödenekten mi harcıyor, yoksa başka kaynaklardan mı harcıyor? Bunun denetlenmesini istiyorum. Bu yüzden hayır diyeceğim’ dedi. Ben de ‘bunu eleştiriyorsan hemen evet demelisin’ dedim. Şu an bunları sorgulayamıyorlar. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde bunlar denetlenebiliyor. Anayasa Mahkemesi üyeleri 2010’a kadar seçildikleri günden itibaren yaş haddini doldurana kadar devam ediyordu. 2010’dan sonra 12 yıl olarak belirlendi. Cumhurbaşkanı’nın görev süresi 5 yıl. Cumhurbaşkanı seçilir seçilmez AYM üyelerinin tamamını değiştirme gibi bir yetki getirmiyoruz. Boşalan üyeliğe atama yapacak.

TBMM’de siyasi partiler uzlaşabilseydi, 1982 Anayasasındaki 175 maddenin tamanını değiştirebilirdik. 2010’da 27 maddede bir değişiklik yapıldı, o yargıdaki değişiklikleri içeriyordu. Şimdi de yürütmede köklü bir değişiklik yapılıyor. 18 maddeyle birlikte 80-90 madde değişiyor. Başbakan yerine, Cumhurbaşkanı oluyor, Bakanlar Kurulu kararı yerine, Cumhurbaşkanı kararnamesi oluyor. Anayasanın başlangıcında değişiklikler yok, hükümet etmeyle ilgili değişiklikler var.

Türkiye’de hangi Cumhurbaşkanı partisiyle ilişkisini kesti? Turgut Özal mı, Süleyman Demirel mi? Ahmet Necdet Sezer’in partisi yoktu ama ideolojisi vardı. 3 ay 12 gün Ahmet Necdet Sezer, Anayasayı ihlal ederek cumhurbaşkanlığı yaptı ve kimsede buna itiraz edemedi. Türkiye’de bunu ilk dile getirenlerden biriyim. O günlerde çıkan kararların hepsinde yetkisizdi.

Kararsız seçmen oran olarak kalmadı diyebiliriz. Bu benim gözlemim. Bu kampanyada esnaf veya ev ziyaretleri şekilde selamlaşıp dönmek isteyerek yapmıyorum. Bu süreçte gittiğim yerlerde vatandaşlara bir arada en az yarım saat konuyu anlatarak açıklamalar yaparak sürdürüyorum. Şimdiye kadar giderdik, 5-10 kişi bulamazdık. Bucak’ın Çamlık Köyü’nde 300 kişiyle miting yapar gibi toplantılar yapıyorum. Çoban Köyü’nde gecenin 9’undan 12’sine kadar toplantılar yapıyorum. Gerçekten coşkuyla ve büyük katılımlı toplantılar oluyor. Milletimiz coşkuyla da ‘Evet’ diyor. Toplantılarda katılımcılara özgürce sorularını sormalarını istiyorum, bundan memnun da oluyorum. Çünkü benim için kararsız olan veya hayır demeye meyilli olan bir vatandaşa ulaşmak çok anlamlı. Yoksa partililerimizle büyük mitingler yapmamız önemli değil. Bu dönemde çok etkin çalışmalar yaptığımıza inanıyorum. Anayasa Komisyonu Başkanvekili olmam, hukukçu olmam, baştan beri maddelere vakıf olmam vatandaşımızı ikna da çok kolaylık sağlıyor. Çok ciddi manada da bir güven var. Oranlar değişebilir ama Burdur’umuzda çok güçlü oranda ‘Evet’ çıkacağına inanıyorum.

Genel seçimlerde herkes ‘hayırlısı olsun’ diyor, ama bu seçimlerde halkımız ‘Evet’ diyeceğini rahatlıkla açıklıyor. Türkiye genelinde ise en önemli haberler Doğu ve Güneydoğu’dan geliyor. Terör örgütünün başı ezilince, halkımız devleti görünce onlarda da ‘Evet’ kararlılığı var. Avrupa’nın içişlerimize karışır tutumu nedeniyle, ‘Evet demeyecektim ama bu artık seçim, parti meselesi değil ülke meselesi’ diyen vatandaşımızın da sayısı artıyor.”

Kodlama : SadeMedia Interactive