EkonomiManşetBurdur ekonomisi hakkında; UFUK TURU

3 sene ago

Burdur Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BUTSO) önceki gün gerçekleşen Meclis toplantısında ‘Burdur ekonomisi’ geniş bir şekilde ele alındı. Meclis Salonundaki toplantıya konuk olarak Vali Şerif Yılmaz katıldı.

Burdur ekonomisinin detaylı bir şekilde değerlendirildiği toplantıda, Burdur’un büyümesi, kalkınması için neler yapılabileceği konuşuldu.

BUTSO yönetim kurulu başkanı Yusuf Keyik, Oda Meclisi ve 1. OSB Başkanı Feyzi Oktay ile Meclis üyelerinin katıldığı toplantıda Keyik, ‘2016 Yılı Burdur Ekonomi Dosyası’ hakkında geniş bir sunum yaptı. Keyik, Burdur ekonomisinin ana hatları, temel dinamikleri, sanayileşme, ithalat- ihracat rakamları, tarım ve hayvancık konularında kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Keyik iş aleminin geçtiğimiz yıl 7 Haziran genel seçimlerinden itibaren sıkıntılı bir süreç içersinde olduğunu hatırlatarak, koalisyon tartışmaları, yenilenen 1 Kasım seçimleri derken 15 Temmuz darbe girişimiyle birlikte iş dünyasının yaklaşık iki yıldır sıkıntılı bir süreç yaşadığını hatırlattı.

Keyik: “Burdur gıda üretim şehri olmalı”

Tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen Türkiye ekonomisinin 27 çeyrektir büyüdüğünü, bu büyümede özel sektörün, girişmicinin önemli bir rol oynadığını belirten Keyik, Burdur’un üretim odaklı yatırımlarla büyüyebileceğini, gıda sektörünün Burdur’da sanayi yatırımlarının gelişmesi için en elverişli sektör olduğunu belirterek, “Üretilen gıdaların ilimizde işlenmesi için tesislerimizin olması gerekiyor. Biz Burdur olarak gıda üretim şehri olmalıyız” ifadelerini kullandı.

Vali Yılmaz da Meclis üyelerine seslendiği konuşmasında başta 15 Temmuz darbe süreci, FETÖ yapılanması olmak üzere Burdur’da ekonomiyi daha ileriye taşıma noktasında geniş değerlendirmelerde bulundu.

Burdur Ticaret ve Sanayi odası ve çalışmaları hakkında bilgi veren ve Burdur ekonomisini aktaran Burdur Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Keyik şunları söyledi: “15 Temmuz kâbus gecesini hep birlikte yaşadık. Arkasından bununla ilgili mücadele süreci başladı. Tüm ilçelerimizi gezip dolaşarak Burdurun potansiyelini, değişimini, gelişimini olumlu, olumsuz yönlerini keşfettiniz. Bizde bugün zatıâlinizi meclis toplantımıza davet edip Burdur ekonomisi ile ilgili sizlere bilgi vermek istedik. 15 Temmuz Fetö terör örgütünün kalkışması vatandaşlarımızı olumsuz yönde etkiledi. 2015 yılının ilk çeyreğinde başlayan ekonomik daralmaya baktığımız zaman 2015 Haziran seçimleri sonrası inşallah önümüzü görürüz diye bir beklenti içerisine girdik. Ama oradan maalesef koalisyon gibi bir sonuç çıktı. Dolayısıyla Hükümet kurulamadı. 3 Kasım tarihi ikinci bir seçim için belirlendi. Bu süreçte de terör örgütleri Güney doğuda hendekler kazarak, bombalar patlatarak bu milletin başına bela olmaya çalıştılar. Arkasından 3 Kasım seçimlerini yaptık. Allaha şükür tek başına istikrarlı bir Hükümet ortaya çıktı. Artık bundan sonra ekonomik anlamda rahatlarız önümüzü görürüz diyorduk birileri uçak faciasını yaşattılar ve dolayısıyla yine Ülke ekonomisi sıkıntılar içine girdi. Arkasından 15 Temmuz olayları derken sıkıntılı bir süreç geçirmek üzereyiz 2 yıldır. Fakat her şeye ve bütün bu olumsuzluklara rağmen Dünyadaki diğer ülkelerle mukayese ettiğimiz zaman 27 çeyrektir büyüyen bir ekonomi görüyoruz. Bu milletin her şeye dayanıklı ve her şeye hazırlıklı olduğunun ölçüsüdür diye değerlendiriyoruz. Kuruluş tarihimiz 19 Asrın başlarına kadar uzanmaktadır. Odamız her ne kadar milli mücadele döneminde faaliyetlerine ara vermek zorunda kalmış olsa bile Cumhuriyetin ilanı ile birlikte 1923 yılından itibaren tekrar faaliyetlerine başlamıştır. Odamız kurulduğu tarihten bu tarafa sadece üyelerinin menfaatlerini korumayla yetinmeyip ekonomik gelişime önemli katkılar sağlayacak yatırımları gerçekleştirmeyi de kendisine görev edinmiştir. Aynı zamanda üyelerine üstün hizmet kalitesi sunan odamız 2007 İSO kalite yönetim sistemi belgesi almış 2012 yılında da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından Akredite oda belgesi verilmiştir. Bu belge ile birlikte Burdur TSO Avrupa Birliği standartlarında hizmet statüsünü kanıtlamıştır. Odamız 13 meslek grubundan oluşmaktadır. 2555 aktif kayıtlı üyesi bulunmaktadır. Sektörel bazda firma bilgilerimize baktığımız zaman değişik sektörlerden 945 firmamız var bunlar toplam 12 bin 476 da istihdam sağlamaktadır. Burdur ekonomisinin genel yapısına baktığımız zaman biz sektörlerimizi üçe ayırıyoruz. Birincisi tarım ve hayvancılık ve buna bağlı tarım makineleri sektörü, ikincisi doğal taş madencilik ve mermercilik sektörü, üçüncüsü eğitim sektörü. Potansiyellerin değerlendirilmesi ve alt yapısının hazırlanması halinde oluşacak dördüncü lokomotif sektörümüz ise Turizm olacak. Gelişmişlik ve istihdam 2013 yılı TÜİK verilerine göre Burdur sosyo ekonomik gelişmişlik bakımından Türkiye’de 44. sıradaydı. İllere göre gelişmişlik endeksi 1.15 dir. İşsizlik oranı 6.9 istihdam oranı % 54.9 ve iş gücüne katılım oranı % 58 dir. Burdur sanayi siciline kayıtlı 945 iş yeri sanayi tesisi bulunmaktadır. Genel istihdam sayısı ise 12.500 civarındadır. Burdur da ihracat kalemlerini büyük ölçüde mermer işletmeleri oluşturmaktadır. Burdur 3. Bölge teşvik kapsamında olan ve teşviklerden yeterince yararlanamayan bir il. Bu konuda da muzdaribiz. İlimizde şeker fabrikamızda 70 bin ton şeker üretimi yapılıyor. Üretilen gıdaların ilimizde işlenmesi için tesislerimizin olması gerekiyor. Biz Burdur olarak gıda üretim şehri olmalıyız.”

Başkan Keyik’in sunumu sonrası bir konuşma yapan Vali Yılmaz, konuşmasının başında 15 Temmuz süreciyle ilgili açıklamalarda bulundu;

BÖLGESİNDE SÖZ SÖYLEYEN KARAR MEKANİZMASINA DAHİL OLMAK İSTEYEN, BİR ÜLKENİN VARLIĞINDAN RAHATSIZ OLDULAR

“İçinden geçtiğimiz bir süreç oldu. Burdur’da göreve başladıktan henüz bir ay sonraydı. Darbe girişimi sonrası içinde bulunduğumuz süreci hep beraber yaşadık. Öncelikle ülkemizin birliğine beraberliğine bağımsızlığına vatanın bölünmezliğine kasteden bu hain FETÖ terör örgütü ve bağlantılı olduğu diğer örgütlerle birlikte oluşturdukları ortam karşısında, ülkemizin gelişmişlik düzeyini de gördük. Ben geçmiş rakamlarla mukayese şeklinde söylemeyeceğim ama bunları birebir yaşayan sizlersiniz. Almış olduğumuz mesafeyi, yakalamış olduğunuz ivmeyi ve bölgesinde söz söyleyen karar mekanizmasına dahil olmak isteyen, bir ülkenin varlığından rahatsız oldular. Bu ülkenin varlığından rahatsız olanlar, direk kendi adlarını hiç bir zaman duymadık duymayız da ama kullandıkları taşeronlar marifetiyle bunu kendi yaşam sürecimde değerlendirdiğimde, ilk gençlik yıllarımda ASALA örgütü vardı. ASALA örgütü bitti. Aynı zamanda sağ – sol çatışmasıyla bu ülkenin gençlerini birbirine kırdırdılar. ASALA örgütü ile yurt dışında özellikle görev yapan diplomatik misyon şeflerimize, vatandaşlarımıza yönelik eylemlerini gerçekleştirdiler. Bu biter bitmez PKK terör örgütü başımıza musallat edildi. Bu eş zamanlı ve uzun süreli yapılan çalışma neticesinde yine FETÖ terör örgütüyle karşı karşıya kaldık. 40 yılı aşan bir süredir PKK terörü ile ilgili ülkemizin belki de en fazla güç ve kaynak sarfettiği bir mücadele içerisinde bulunduk ve o kadarda şehitler verdik, hala daha vermeye devam ediyoruz.

BÜTÜN BURDURLU HEMŞEHRİLERİME DEĞİŞİK VESİLELERLE İFADE ETTİM, BU SÜREÇTE

 GÖSTERDİKLERİ MİLLİ DURUŞ DOLAYISIYLA TEKRAR TEŞEKKÜR EDİYORUM

Bunun yanında kendimizden zannettiğimiz, ben bu konuda değilim ama çoğu insanımızın kendisinden zannettiği o hainler için uzun süre aramıza sinsice girmişler ve ülkemizi; kendi tespitimi söylüyorum Şırnak’taki o vatandaşlarımızın katledilmesi, bölge halkının devletine ve milletine karşı düşman edilmesi yönünde sivil olarak vatandaş öldürüldü çünkü orada. Bunun sonucunda bölge halkının devletine ve milletine karşı olacağını düşüncesiyle yaptıkları bu eylemden sonra, yine 17-25 Aralık yargı marifetiyle bildiğiniz gibi MİT kriziyle, yine Suriye sınırında Rus uçağının düşürülmesiyle beraber ülkenin yalnızlaştırılması bu süre içerisinde de ülke içerisinde kaos oluşturulması, o kaos sonucunda planladıkları bir darbe girişimiydi. Ama bu millet ona müsaade etmedi. Hamdolsun o gün Burdurumuzda da bütün kamu kurum ve kuruluşlarımızla sivil toplum kuruluşlarımızla siyasi partilerle bu darbenin karşısında olduğumuzu tek yürek olduğumuzu ifade ettik. Ben o nedenle bütün Burdurlu hemşehrilerimize değişik vesilelerle ifade ettim tekrar teşekkür ediyorum. Daha dün EDOK Komutanı geldi. Burdur’un göstermiş olduğu tutum ve davranıştan dolayı teşekkür etti. Asker sivil bütün hepimizin tek yürek şeklinde olması memnuniyetini ifade etti ki bu bir de bizim açımızdan Burdur’a yeni askeri birliklerin gelmesi açısından iyi bir referans oldu.

SORUMLULUK ALMAMIZ GEREKİYORSA BU GEMİDE BİZ DEVAM EDECEKSEK, BUNU HEP BERABER KARŞILAMAMIZ GEREKİYOR

Tabi bu süreç hızlı bir şekilde devam etti. Yeni göreve başladığımız süre içerisinde daha çevreyi tanımadan çoğu arkadaşlarımızla karşılaştık, iade-i ziyaret bile yapamadan bu yoğun sürecin içerisine girdik. Hamdolsun o günler geride kaldı, artık bizlerin önümüze bakması gerekiyor. Bu süreç bitmiş midir, bu süreç devam eder. Dün uçak ve helikopterle yapmaya kalktıklarını bugün kredi değerlendirme kuruluşları vasıtasıyla yapıyorlar. Bu gün borsada sipekilasyon yaratmaya çalışmak sureti ile yapıyorlar, bugün ithalat ve ihracatla ilgili karşımıza çıkarmaya çalıştıkları zorluklarla yapıyorlar. Bunların hepsinin üstesinden gelmemiz gerekiyor. Ekonomiyle ilgili bu süreç içerisinde belki zorluklar olabilir. Bir yılı aşan bir süredir ekonomiyle ilgili genel tabloya baktığınızda bir takım sıkıntılar yaşandı. Bir merhaleyi geçelim ondan sonra düzelir derken başka bir engel, başka bir sebep karşımıza dikildi, ama Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak da şunu gerçekten ifade etmek istiyorum bu kadar zorluk ve badireler atlattığımız dönemde gerekli kurumsal yapı oluşturulmuş ki ekonomide çok şükür bir anayasa kitapçığının fırlatılmasıyla ülkenin ekonomisinin ne hale geldiğini hepimiz yaşadık. Bu arada kuşak olarak hepimiz bunu yaşadık. Bu kadar darbe girişimi olmasına rağmen, bu kadar ekonomik olarak ikinci bir darbe diye üzerimize gelmeye çalışmalarına rağmen bunu söylemek lazım belki ekonomik olarak genelde var olabilir ama insanlara yansıması bakımından çok fazla etkili olmadan bunları atlatıyoruz. Tabi bu süre biraz belki karımız azalacak, bu süre yatırımlarla ilgili, istihdamla ilgili, yeni yatırımlarla ilgili olsun riskse, bunu hepimiz paylaşmamız gerekiyor. Düşünün bütün devletin kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve herkes belli bir fedakarlık yapıyorlar. Canını feda ederek tankın önüne yatıyor, canını feda ederek helikopterlerden atılan mermilerin karşısında göğsünü geriyor, silahın karşısına duruyor. Demek ki fedakarlık yapılması gerekiyor. Ekonomik olarak da hep beraber yapmamız gerekiyor. Sorumluluk almamız gerekiyorsa bu gemide biz devam edeceksek, bunu hep beraber karşılamamız gerekiyor.

OHAL ÜÇ AY DAHA UZATILDI. İLK GÜNDEN İTİBAREN SÖYLEDİĞİMİZ GİBİ GÜNLÜK YAŞANTI VE TİCARETİMİZLE İLGİLİ HAYATIMIZDA HİÇ BİR DEĞİŞİKLİK OLMADI OLMAYACAK

Ben bu süreçle ilgili ilk günden itibaren, meydanda da söyledim. Devlet bununla ilgili tedbirleri alıyor, gereğini yapacak. Bunlarla ilgili olarak olağan üstü hal uygulaması ile ilgili bakanlar kurulu kararı, Meclisimiz onayıyla başladı ve 19 Ekim tarihinden itibaren de üç ay uzatılması meclisten geçti, üç ay daha devam edecek. Bu olağanüstü hal uygulamasıyla ilgili ilimiz de ilk gün söylediğiz, hem Başbakanımız, hem de Cumhurbaşkanımız ve tüm Devlet Büyüklerimizin yaptığı açıklamalarda olağan üstü halin sadece bu terör örgütleriyle ilgili iş ve işlemlerde devletin işini kolaylaştırmak, hızlı ve etkin karar alabilecek şekilde uygulamaları yapabilmek için hayata geçirildi ve çok şükür bu gün bu süre içerisinde Burdur’da bu konu dışında başka hiç bir uygulamayla ilgili düzenleme yapmadık, karar almadık, ne Bakanlar kurulumuzun aldığı karar var ne de illerde Valiler yetkimiz olmasına rağmen böyle bir karar almadık. Bu uygulamalarla ilgili normal mutad günlük yaşamla ilgili, ticaretimizle ilgili yatırımlarımızla ilgili mutad uygulamanın dışında herhangi bir husus şu ana kadar yok. Bundan sonrada olmayacak. Yatırım yapmak isteyenlerin, iş yapmak isteyenlerin, iş yapmak isteyen ticaret erbabımızın da bunu çok net açık bilmesi gerekiyor.

ADALET NEYE KARAR VERİRSE BAŞIMIZIN TACI DİYORUZ.

TABİ BURADA ASLOLAN SUÇLU KİMSE ONUN CEZALANDIRILMASI, BUNLARLA İLGİLİ KILI KIRK YARIYORUZ

Bu süre içerisinde özellikle kamuda ihraçlarla ilgili gerek kanun hükmünde kararnameyle ihraç, gerekse görevden uzaklaştırma tedbiri uygulandı. Bugün itibariyle Burdur’da 408 kamu personeli açıkta. 262 ihraç var. 235 personeli de tekrar iade ettik. İlk aldığımız kıstaslardan değerlendirmelerden sonra bunlara bağlı irtibatlı olmadığını değerlendirdiğimiz, görev dönmesinde sakınca görmediğimiz henüz adli ve idari işlemleri neticelenmedi ama şu anda görev dönmesinde en azından devlet güvenliği açısından sıkıntısı olmayacağını değerlendirdiğimiz personeller göreve iade edildiler. Yine de bunlarla ilgili gözümüzün ve kulağımızın üzerinde olduğunu ifade etmek istiyorum. Bu neticelenmiş bir karar değildir. Nasıl açığa alma geçici bir tedbirse göreve geldikten sonra bunlarla ilgili iş ve işlemlerde yani yeni bir konu tespit ettiğimiz anda gözümüzü kırpmadan aynı işlemi yaparız. Bunun dışında kamunun dışında kalan belki geneli Ticaret Odası olarak ta sizleri ilgilendiren bunun sivil ayağı vardı. Sivil ayak ile ilgili soruşturma uzun zamandan beri devam ediyordu. Benim göreve başladığım tarihte bu süreç devam ediyordu. 15 Temmuz öncesi de devam ediyordu. Belki tevafuk oldu. Aynı zamana denk gelmesi sanki bundanmış gibi bundan değil. Yapılan çalışmaydı ve o çalışmayı biz geldikten sonra biraz daha hızlandırdık. Biraz daha seri bir şekilde uygulamaya geçelim diye düşündük ve bunlarla ilgili süreç başladı. İlimizdeki bu örgütün yapılanması ile ilgili çalışmalar yapıldıktan sonra adli süreç başlatıldı. Bu süreç içerisinde de örgütle ilişkisi, irtibatı, bağlantısı olan kim varsa hiç kimseyi tereddüt etmeden savcılığa teslim ediyoruz. Savcılık ya kendisinin, ya da yaptırdığı soruşturmalar neticesinde mahkeme kararı ile tutuklanmasına veyahut da adli kontrol şartı ile serbest bırakılmasına veyahut da serbest bırakılmasına karar verebiliyor. Oradaki değerlendirmelerin içeriğini ben bilmiyorum. Bilmekte benim görevim değil. Biz oraya gelenle ilgili çalışmayı yapıp biz adalete teslim ediyoruz. Adalet neye karar verirse başımızın tacı diyoruz. Tabi burada aslolan suçlu kimse onun cezalandırılması, bunlarla ilgili kılı kırk yarıyoruz. Bilmeye çalışıyoruz, araştırmaya çalışıyoruz. Bilgiye ulaşmaya çalışıyor ama, kamu oyunda insanların bildiği varsa belki o tarihlerde meydanlarda söylediğim için söylüyorum. Bildiği varsa bunu bana da söylemesinler bu hükümetin adamı da diyebilirler. Bağımsız yargıya gitsinler söylesinler. Vatandaşlarımızın elinde bilgisi varsa ama sırf bu FETÖ’cü diye özellikte son günlerde bunun istismar edilmek sureti ile bunu sulandırmak için önüne gelene bundan demekle bu iş olmaz. Bu zaten örgütün yaptığı bir iştir. Varsa bildiği, iş ve işlemleri yaptığı parasını verdiği, bunlarla ilgili beraber yaptığı çalışma varsa bilgisi varsa ne gibi bilgisi varsa bunu vatandaşlarımız tarafından Adli mercilere gitsinler, savcılarımıza gitsinler gerekli bilgiyi versinler ondan sonra da gereği yapılır. Bu konuda hiçbir kimsenin tereddüttü olmasın. Burada bizim yapmaya çalıştığımız bu örgütün kökünün kazınmasıdır. Hem kamuda hem sivil ayağında amacımız milletimizi bunlardan kurtarmaktır. Bunun için biz gece gündüz çalışıyoruz açıkça bilmeniz lazım”

İLİMİZDE 15 TEMMUZDAN SONRA GÖREVE BAŞLAYAN BİR ASKERİ PERSONELDE BYLOCK TESPİT EDİLMESİ SONRASI TUTUKLANDI AYNI PERSONELİN 15 TEMMUZ GECESİ WHATSAP ÜZERİNDEN PKK İLE İLETİŞİM SAĞLADIĞI TESPİT EDİLDİ

“Basında sürekli çıkıyor fark ettiniz mi bilmiyorum. PKK terör örgütü bağlantısı ile ilgili, İlimizde 15 Temmuz sonrası göreve başlayan bir kamu personeli asker açığa alınması ile ilgili Bylock tespit edilen personel yakalanıp tutuklandı. Şu anda tutuklu, aynı kişi 15 Temmuz gecesi Whatsapp üzerinden PKK terör örgütü ile iletişim sağlıyor. Bu ne ile karşı karşıya olduğumuzun çok açık bir göstergesidir. Kendimizde şahit olunca bunu ilk defa paylaşıyorum. Böyle bir örgütle karşı karşıyayız. Kimlerin uşaklığını yaptıklarını bu milletin çok iyi bilmesi lazım. Böyle bir üst aklın yönettiği aşağıdaki farklı figüranların tek bir merkezden nasıl yönlendirildiğini bunlarında içinde zaman zaman nasıl irtibat kurduğunu paylaşmadan söyledim. Çünkü Bylock sistemi üzerinden bylock sitemi normal bizim internetten edindiğimiz bir şey değil. Örgüt içi iletişimi sağlayan bir iletişim ağı, bu örgütün iradesinin dışında gerçekleştirmesi mümkün değil. Böyle bir ağın içerisinde olan bir kişi 15 temmuz gecesi PKK terör örgütü militanı ile görüşüyor. Onların siyasi temsilcileri değil dikkat edin. Onun için çok önemli ülkemizin içerisinden geçtiği durum ve şartları bu milletin çok iyi bilmesi lazım. Onun içinde sanayici olarak ta ticaret erbabı olarak da sizlerin üzerine düşen fedakarlıksa fedakarlık, yatırımsa yatırım. Bu ekonomik savaşta da bu milletin galip gelmesi lazım. İlimizin, ülkemizin kalkınması için hep beraber 500 milyar dolar hedefini yakalaması için hep beraber çalışılması lazım.

BURADA YAPMAMIZ GEREKEN KENDİ MÜTEŞEBBİSİMİZİ OLUŞTURMAK. DIŞARIDAN

KURTARICI BEKLEMEMEMİZ LAZIM. BURADA DA ÖNCÜLÜK TİCARET VE SANAYI ODALARIMIZINDIR

Cumhuriyet’in ilk yıllarında ne sermayemiz vardı. Ne bilgi birikimimiz vardı. Ne yetişmiş insan gücümüz vardı. Onun için devlet öncülük etti. Bildiğiniz gibi KİT’ler ülkenin lokomotifi oldu. Ama serbest piyasa ekonomisi şartları içerisinde belli bir zaman sonra artık bunların öncülük değil, kamuya yük haline geldiğini gördük. O dönemde Vali olmak çok kolaymış. Şu açıdan size iş için gelen birisinin çok rahatlıkla şu kamuya gidin çalışın demek kadar ağalık yapmak, milletin parası ile ağalık yapmak kadar çok kolay bir iş yoktur herhalde. Ama ben o tesislerin devam etmesi için rantabıl çalışması gerektiğini düşünen bir insanım. Hem istihdam sağlasın, hem katma değer sağlasın, hem de karı düzenli olsun. Sosyal devletin diğer yapması gerekenler var zaten bunu yapıyor. Ama bir örnek vereceğim burası ile ilgili söylemeyeceğim. Kütahya da Azot sanayi var. Azot sanayi 2006 yıllarında özelleştiriliyor. Özelleştirilme dönemindeki zararı 20 – 25 milyon civarında o yıl Kütahya’dan toplanan vergi miktarı 125 milyon civarında beşte birini Azot sanayine veriyoruz. 3 bin 4 bin civarında değişken çalışanı var. Özelleştikten sonra ben oraya gittiğimde çalışan sayısı 300 – 400 arasında devlete verdiği vergi 20 -25 milyon civarında şimdi bu kar’a millet birilerinin hatırı için birilerini çalıştırmak zorunda değil. Bakmak zorunda da değil. Özelleştirme kapsamında alınan yerlerin karlılık ve zarar oranları bakılması lazım. Bu millet bütçe açığını kapatmak için kapı kapı dolaştı. Bu devlet kredi temini için kapı kapı dolaştı. Bunları kapatmak için. O açıdan baktığınızda özelleştirme artık Türkiye’nin gerçeği. Bunu da artık herkes kabul ediyor. Burada yapmamız gereken kendi müteşebbisimizi oluşturmak. Dışarıdan kurtarıcı beklemememiz lazım. Büyümeye bakmamız lazım. Küçük aynı KOBİ şeklinde kalacaksak bir anlamı yok. O zaman belli bir süre sonra ister istemez siz kendinizi geliştirmedikten sonra hangi tesis olursa olsun batar. Rekabet etme şansı kalmaz. Bunun gelişmesi gerekiyor. Burada da öncülük Ticaret ve Sanayi Odalarımızındır öncülük yapmaları gerekiyor. Burada Kamuya düşen, devletin şu anda uyguladığı sistem itibari ile söylüyorum alt yapıyı oluşturmak, teşviklerle müteşebbisi desteklemektir.

Genel itibari ile katma değeri fazla bırakan sanayinin çok fazla olmadığını dile getiren Vali Yılmaz; “eğer sizin ulaşımınız yoksa, sizin hammaddeye ulaşmanız için belli mesafe gerekiyorsa bu yatırımı sende olsan bir başkası da olsa gelip yapmaz. İlimizde mermer tesislerinin olması ocakların burada olmasından kaynaklı, yoksa Afyonkarahisar’dan getirip de mermeri burada işlemez. Yine hayvancılıkta olsun dışarıdan birisi gelip yatırım yaparsa eyvallah ama, sadece bu yatırımla ilgili derseniz başka yatırımları varsa örneğin süt işleme tesislerinin çoğunda aynı anda meyve suyu da işliyor. Günün belli bir saatinde meyve suyu belli saatinde süt işliyor 24 saat bu fabrikayı çalıştırdığı bunun her 2 hammaddeye ulaşabileceği yerler arıyor bunun çok iyi bakılması lazım paranın milliyetçiliği olmaz. İkincisi de paranın dini imanı da olmaz. Para nerede kazanacaksa oraya gider. Belki kazanan insanlarımız sosyal sorumluluk gereği yardım edebilir, destek olabilir. Ama zarar edeceği bir fabrikayı insan bile bile kurmaz.

ULAŞIMLA İLGİLİ SIKINTIMIZ KALMIYOR

Türkiye’de en fazla destek olduğu sektör Devlet Demir Yolları’dır. Devlet Demir Yolları ile ilgili hem sinyalizasyon hem de bütün hatlarla ilgili bütün hatlar elden geçirildi. Bunu çoğu bilmiyor. Bu aşağı yukarı maliyet indirimi demektir. Süre ile ilgili kısalma demektir. Çoğu hatlarımızın Cumhuriyet döneminden buyana ilk defa elden geçirildiği bir dönem yaşadık. Hızlı trenle ilgili de İstanbul, Eskişehir, Kütahya, Burdur, Isparta ve Antalya güzergahı ile ilgili çalışmalar başladı. Seneye netleşmiş bir güzergah çıkacak. Yine aynı şekilde otobanla ilgili çalışma devam ediyor. Onun haricinde mevcut yollar Tefenni, Gölhisar’a kadar plan bölümle ilgili yol yapım çalışmaları devam ediyor. Bizim Antalya yolundan Yassıgümeye kadar 15 kilometre bölünmüş yol vardı ihalesi yapıldı. Gölhisar da sıcak asfalt çalışmaları devam ediyor. Önümüzdeki yıllar biter diye düşünüyorum. Bizim ulaşımla ilgili sıkıntımız artık kalmıyor”

OSB ÇALIŞMALARINDAN BAHSEDEN VALİ YILMAZ;

“BİZLER DEVLETIN POLİTİKASI ÇERÇEVESİNDE DEVLET YATIRIMI VEYA FABRİKA KURMA DEVRİ BİTTİ

Bizlerin bundan sonraki görevi yatırımcımızın iş adamımızın işini kolaylaştırmak, yardımcı olmak. Organize Sanayi Bölgelerinde bulunma sebebimizde işi kolaylaştırmak. Ben daha önce çalıştığım illerde aynı uygulamayı yaptım. Faydasının olduğunu düşündüğüm içinde devam ettiriyorum” dedi. Yatırımcının işini kendi işi gibi takip ederiz vurgusu yapan Vali Yılmaz; “Bundan hiçbir şekilde rahatsız olmam bilakis birisinin işine yardımcı olmam, bir tesisin açılmasında bizimde katkımız olsa oradan ekmek yediği müddetçe ondan bende istifade ettiğimi düşünürüm. Ona yardımcı olmak için nereye girmem gerekiyorsa fark etmez il il dolaşırım. Ankara da olsa başka yerde olsa yardımcı olmaya gayret edeceğiz. Bunu tüm arkadaşlar, hemşehrilerimizin bilmesi lazım. Biz devletin verdiği yerel teşviklerle destek olmaya gayret edeceğiz. Bunu bütün herkesin açıklıkla bilmesi lazım. Hizmet anlayışımızda bu şekilde devem edeceğiz.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından havza bazlı desteklemelerin açıklandığını sözlerine ekleyen Vali Şerif Yılmaz; teşvik sisteminden de ilimizin belli ürünlerde teşvik alacağını belirterek, Ülkemizin, İlimizin kalkınması için birlik ve beraberlik içinde olunması çağrısında bulundu.

Vali Yılmaz’ın konuşmasının ardından BUTSO Başkanı Yusuf Keyik’in kendisine anmalık takdimi sonrası toplantı sona erdi.

Kodlama : SadeMedia Interactive