ManşetSağlıkBucak’ta örnek, fedâkar aile

7 ay ago

Emine Anne’nin yüreği “engelli üçüzleri” için atıyor!

Burdur’da Emine ve İsmail Arlı çifti, 18 yıl önce dünyaya gelen dördü spastik engelli beşizlerinden birini kaybedince, aynı acıyı tekrar yaşamamak için diğerlerine büyük bir özenle bakıyor.

Bucak ilçesinde 21 yıl önce hayatlarını birleştiren Arlı çifti, bebek özlemiyle tedavi gördü. Çiftin evlendikten üç yıl sonra beşizleri dünyaya geldi. Çevresinde büyük ilgi gören bebekleriyle güzel bir hayat hayali kuran Arlı çiftinin, bebeklerinden Osman Emre, Hüseyin Fazıl, Hamit Taha ve Ümmü Bilge’nin spastik engelli olduğu belirlendi. Arlı çifti, yürüyemeyen, elini oynatmakta ve konuşmada güçlü çeken dört çocuğuna yakınlarının da desteğiyle adeta bir bebek gibi baktı, ihtiyaçlarını karşıladı.

Yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen hayata gözü gibi baktıkları evlatlarının kokusuyla sarılan çift, Osman Emre’nin iki yıl önce beyninde oluşan rahatsızlık nedeniyle hayatını kaybetmesinin üzüntüsünü yaşıyor.

Evlat acısını tekrar yaşamamak için diğerlerinin üzerine titreyen Arlı çiftini, çocuklarının “Anne ben niye yürüyemiyorum?” sorusuna cevap verememek üzüyor. Akülü veya tekerlekli sandalyeleri olmadığında evlerinden dışarıya bile çıkamayan engelli kardeşler, hayatlarını anneleri, babaları ve dede ile babaannelerinin yanında sürdürüyor.

“En büyük korkum onları bu hayatta yalnız bırakmak”

Ev hanımı Emine Arlı (40), AA muhabirine yaptığı açıklamada, beşizlere hamile olduğunu öğrendiğinde şaşırdığını söyledi.

Hamilelik sürecinde herhangi bir problem yaşamadığını aktaran Arlı, iki yaşlarından sonra çocuklarda bazı problemler görmeye başladıklarını dile getirdi.

Bebeklerinin yedi aylıkken dünyaya geldikleri için bazı sağlık problemleri yaşadığını ifade eden Arlı, ilerleyen süreçte spastik engelli olduklarının ortaya çıktığını kaydetti.

Arlı, çok üzüldüklerini ama şükretmesini hep bildiklerini belirterek, şöyle devam etti: “Biz bunu yaşayacakmışız. Bakımları çok zor ama onlar benim yavrularım. Çocuklarımın yemeğini yediriyorum, suyunu içiriyorum, altlarına bez bağlıyorum. Bir yere götürüp getirirken kucağımızda taşıyoruz. En büyük üzüntümüz, çocuğumuzu kaybetmemiz oldu. Yaşları ilerliyor ama bebekten hiçbir farkları yok. Bazen ‘Biz olmadan tek başlarına kalsalar nasıl yaşayacaklar?’ diye düşünüyorum. En büyük korkum onlardan önce ölmek, onları bu hayatta yalnız bırakmak. Çünkü hiçbir ihtiyaçlarını kendi başlarına gideremiyorlar. Devletten üç çocuğumuz için bakım ücreti alıyoruz. Çocukların ihtiyaçlarına yetişemiyoruz, kıt kanaat geçiniyoruz ama evlatlarımız yanımızda ya buna da şükür. Tek isteğim çocuklarım iyi olsun. Biz yine nasıl olsa idare ederiz. Çocuklarımı dışarıya çıkarıp dolaştırmak için tekerlekli akülü arabamız olsa çok iyi olur.”

“Yeter ki evlatlarımın canı sağ olsun”

Baba İsmail Arlı (45) da küçük bir dükkanda çaycılık yaparak geçimlerini sağladıklarını söyledi. Çocuklarının bakımı nedeniyle günde sadece üç saat uyuyarak işe gitmek zorunda kaldığını anlatan Arlı, “Onlar için her şeye, her zorluğa katlanırım. Yeter ki evlatlarımın canı sağ olsun. Babamın yanında çalışıyorum. Çocukları herhangi bir aracımız olmadığı için evden çıkarma şansımız yok. Onları hastaneye götürüp getirirken çok zorlanıyoruz. En büyük sıkıntımız akülü arabaları olmaması.” diye konuştu.

Kardeşlerden sağlıklı lise öğrencisi Muhammed İkbal ise kardeşlerini çok sevdiğini belirterek, “Kardeşlerimle ilgileniyorum, onlara kitap okuyorum. Onlar benim canlarım. Onlar olmazsa kendimi kötü hissederim, iyi ki kardeşlerim var.” dedi.

Kodlama : SadeMedia Interactive