GenelYENİ GÜN ‘BURDUR TARİHİ’NDE BU HAFTA (Bu bilgiler Burdur’da ilk kez yayınlanıyor) İnsuyu Mağarası’nın keşfi 1930’lu yıllara uzanıyor

3 sene ago

Tarihçi-Yazar Osman Koçıbay, bu hafta “BURDUR TARİHİ” köşesinde İnsuyu Mağarası ile ilgili bilinmeyenleri Burdur kamuoyu ile ilk defa paylaşıyor…

Bilindiği gibi; ilimizin en önde gelen doğal varlıklarından biri olan İnsuyu Mağarası ile ilgili bir konu açıldığında; akla hemen Türkiye’nin turizme açılan ilk mağarası olduğu gelir. 1965 yılında turizme açılma hazırlıkları başlayan ve 1966 yılında ziyaretçilere açılarak turizme kazandırılan İnsuyu Mağarası’nın tarihçesi ile ilgili bir bahis sözkonusu olduğunda da; İnsuyu Mağarası’nın ilk bilimsel keşfinin Dr. Temuçin Aygen tarafından 1952 yılında yapıldığı dile getirilir hep… İnsuyu Mağarası ile yayınlanan kitap, dergi, gazete ve ilmi makalelerde de mağaranın ilk keşfinin 1952 yılında Temuçin Aygen tarafından yapıldığı bilgisine yer verilir.

Burdur’da Sarpgüney Tepesi’nin eteklerinde Mandırna Ovası’na bakan batı yönünde bulunan İnsuyu Mağarası’nda 1952 yılında bilimsel çalışmalar gerçekleştiren Aygen, 1953 yılında yaptığı kapsamlı bilimsel çalışmalar sonucunda İnsuyu Mağarası’nın turizme açılması için çaba sarfetti.

Osman Koçıbay bugünkü yazısında, İnsuyu Mağarası ile ilgili araştırmaların 1952 yılından da öte 20 yıl öncesine dayandığını ortaya koyuyor… Yeni Gün okurları için ‘Burdur Tarihi’ köşesinde ‘özel İnsuyu dosyası’ hazırlayan Koçıbay, İnsuyu Mağarası için ilk keşiflerin, bilimsel çalışmaların 1931 yılında başladığını ortaya çıkarıyor. Burdur kamuoyunda ilk kez gündeme gelen bu tarihi bilgiyi sizlerle paylaşıyoruz. ‘Moruk Dayı’ lakaplı Mustafa Koçay, 6 Mayıs 1931 Çarşamba Hıdırellez gününde mağara içinde keşif çalışması yapıyor. Koçay’ın öncülüğünde mağaraya giren ekip, göllerin bulunduğu yerlere dar bir kanaldan güçlükle giriyor. Öğleye kadar 117 metrelik kanal üzerindeki tespitleri yapan ekip, öğleden sonra çizdikleri haritada göllerin mağara ağzının Mandıra-Çatağıl yönündeki köşeye kadar sokulduğunu belirleyerek, yeryüzü üzerinde yapılan çalışmada dağla ovanın birleştiği noktadan kazılacak 27 metrelik bir kanal ile göllere girebilecekleri kanaati elde ettiler.

Koçıbay’ın İnsuyu dosyasında dikkat çeken bir diğer bir husus da, 1930’lu yıllarda Burdur Belediyesi’nin içme suyu teminini sağlayacak arayışlarında İnsuyu bölgesi öne çıkıyor. ‘Burdur tarihi’ denilince akla gelen ilk uzman isimlerden biri olan 1934-1938 yılları arasında Burdur Belediye Başkanlığı yapan Rıza Erdem, 1947 yılında Burdur’un Sesi Gazetesi’nde yayınlanan köşe yazılarında, içme suyu çalışmalarına geniş yer veriyor. Erdem ‘şehir sularımız’, başlıklı köşe yazısında İnsuyu, Gökpınar mevkiinden su getirme çalışmalarını anlatıyor.

Bu çalışmalar çerçevesinde 1934 yılında Avusturyalı Mösyö Walter Burdur’a getiriliyor.

Efsane Burdur Canavarı, İnsuyu Mağarasında mıydı?

Ve gelelim yazının en ilginç bölümlerinden birine… 1700’lü yıllarda Burdur’u gezen ünlü seyyahlardan Fransız gezgin Paul Lucas (Ağlasun-Sagalassos antik kentini bulan kişi) 1714 tarihinde Burdur’a gerçekleştirdiği ikinci ziyarette, Burdur’da canavar efsanesini dile getiriyor… Lucas gördüğü ve resmettiği Burdur canavarını 1720 yılında Amsterdam’da yayınlanan kitabında yayınlıyor.

Peki İnsuyu Mağarası ile canavarın ilişkisi, aradaki bağ ne? 1931 yılında İnsuyu Mağarasında ilk keşif çalışmalarını yapan Mustafa Onay’ın hatıraları 1947 yılında Burdur Gazetesi’nde ‘su derdine nasıl uğradım’ başlığıyla yayınlanıyor. Koçay’ın hatıratında anlattığı, mağara içinde sürünüp ilerlerken korkup geri döndüğü olay, canavar efsanesi ihtimalini güçlendiriyor…

 

Kodlama : SadeMedia Interactive