Burdur’da üreticinin örgütlü̈ kuruluşlarından biri olan BURDUR TİCARET BORSASI (BTB) yönetim kurulu başkanı veteriner hekim Ömer Faruk Gündüzalp, ‘üretim çıkışları’ ile gündem oluşturmaya devam ediyor. Son zamanlarda yaptığı açıklamalar, uyarılar ve çözüm önerileriyle dikkat çeken Borsa başkanı Gündüzalp, geçtiğimiz Cuma akşamı Kanal 15 Televizyonunda katıldığı programda, yine ‘manşetlik sözleriyle’, tarımın vazgeçilmez önemine atıfta bulunurken, üretimin olmazsa olmaz temel öncelik olduğunu ortaya koydu. TV ekranından Türkiye’deki tarım meseleleri, yapısal sorunları, ithalat handikapını bir kez daha dile getiren Gündüzalp, çözüm tekliflerini de sıraladı. Plana, planlı üretime vurgu yapan, tarım ve hayvancılık sektöründe çıkış yolunun, anahtar kelimelerin “istişare ve planlama” olduğunun altını çizen BTB başkanı Ömer Faruk Gündüzalp, istişare ve planlamayı sağladıktan sonra tarım’daki tüm sorunların çözülebileceğini, problemlerin aşılabileceğini söyledi.

Kanal 15’te Bilal Karasakal’ın hazırlayıp, yönettiği canlı yayınlanan ‘Gündem Özel’ programına katılan, gazeteciler Hasan Türkel, Cemalettin Bektaş ve Kürşat Tuncel’in yönelttiği soruları cevaplayan Ömer Faruk başkan, konulara olan hakimiyeti, bilgi donanımı, teknik meseleleri anlatımı ve üslubuyla, rakamlar ve verileri de sıkça kullanarak ekran performansıyla, göz doldurdu, tarım ve hayvancılık sektöründeki büyük fotoğrafı, arka planı ortaya koydu. Son günlerin en güncel, dünyanın konuştuğu, büyük bir endişeyle seyrettiği Rusya’nın Ukrayna saldırısına da tarım üretimi açısından yaklaşan Gündüzalp, iki ülkeden de ithal ettiğimiz ürünler olduğunu, pandemi sonrası gıda’nın ne kadar stratejik bir değer olduğunun, Rusya – Ukrayna krizinde bir kez daha çok iyi, net bir şekilde anlaşılacağını belirtti.

BTB başkanı Ömer Faruk Gündüzalp’in Kanal 15’teki açıklamalarında öne çıkan bazı pasajlar şöyle;

“Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, bizim ekmeği kaç paradan? yiyeceğimizi ilgilendiren bir konu”

“Rusya’nın Ukrayna’yı işgali… Petrolün varili 100 doları geçti, tarihi rekor kırdı. Son 2 gün içeri- sinde olan hadiselerle, son 8.5 yılda buğdayın en yüksek fiyatını gördük. Global’deki fiyatları söylüyorum. Doğalgaz fiyatı Avrupa’da % 35 arttı. Rusya – Ukrayna işgali, Ukrayna NATO’ya girecek mi? gir- meyecek mi? derken bizi asıl ilgilendiren, biz ekmeği kaç paradan yiyeceğiz? Bizi ilgilendiren taraf bu. Rusya – Ukrayna orada savaşıyor, bize uzak, bizi etkilemez değil. Bizim direkt ekmeği kaç paradan? yiyeceğimizi ilgilendiren bir konu. Bu nereden çıktı diyorsunuz? 2021 yılında 8.1 milyon ton buğday ithal ettik. Bu ithal ettiğimiz 8.1 milyon ton buğdayın % 85’ini Rusya ve Ukrayna’dan aldık. Neden ekmeğimizi ilgilendiriyor? işte bu yüzden.

“Un ihracatını da makarna ihracatını da Rusya ve Ukrayna’nın buğdayıyla yapıyoruz”

Biz dünyanın 1 numaralı un ihracatçısı ülkeyiz. Makarna ihracatında da dünya dördüncüsüyüz. Bizim üretim tarafımız bu konuda çok iyi. Ama bir şeyi atlıyoruz, biz bu un ihracatını da makarna ihracatını da Rusya ve Ukrayna’nın buğdayıyla yapıyoruz.

Bu tehlike mi değil mi? Size sorarım. Yarın derse ki; ‘savaş uzun sürdü, üretemedim, ya da kendi stoklarım yüzünden ben size bu ürünü vermiyorum’ dedi ne yapacağız? Un ihracatını, makarna ihracatını ne yapacağız?  Eğer; Rusya-Ukrayna savaşı beklediğimizden uzun devam ederse, bu savaş devam ederse, biz buğday’da ciddi anlamda sıkıntıya girebiliriz. Bu bizim en büyük sıkıntımız olur. Yani fiyat telaffuz etmeyelim, ama ekmek tarafından 2022’de bizim canımızı çok yakar!.. Ki; belki o bize ders olur biz bu tür şeylerden her sıkıntının ardından belki bir iyilik getirir biz tarımsal üretime ciddi anlamda dönüp, buna da proje geliştirirsek bir şey olabilir. Rakamları verdim biz ne kadar onlardan almışız. Bunun arpa boyutu da var, bunun ayçiçek boyutu var. Siz ayçiçek yağını onlardan getiremediğiniz zaman ne olacak? Ukrayna’dan hiç ürün çıkmadığı zaman bir de buna ticari olarak bakalım Rusya bize verdiği ürünün tamamını verecek mi?

“Dışa bağımlıyız, Şeker pancarı tohumunda %95 oranında ithal getiriyoruz”

‘Tarlada dışa bağımlılık, tohumda dışa bağımlılık’ diyoruz ya; rakamlar kötü. Şeker pancarı to- humunda %95 oranında ithal getiriyoruz. Güya; biz tarım ülkesiyiz! Soya %95, Ayçiçek %70- 75, mısır %80, patates %100, pamuk %50. Bakın gıda; bu şekilde dünyada 3-5 firmanın tekeline geçen bir olay. Onlar gıda’yı yönettiği zaman tüm ülkeleri de tüm insanları da yönetecekler. Bizim için hâlâ geç değil. Zararın neresinden dönersek kâr’dır. Biz kendimiz ülke olarak kendi tohumumuzu, kendi ırkımızı üretebiliyor olmamız lâzım. Bunun için gerek altyapımız gerek teknik donanımımız, üniversitelerde yetişmiş teknik personelimiz, bu işi bilen yöneticimiz mevcut mu? Mevcut. Bunu yapabilmek için bir engel var mı? Yok. O zaman devletin burada devreye girip bu olayı hızlandırması lazım.

“Üreticiye mutlaka destek vermemiz lâzım, yoksa, aç kalırız!..”

Üretici’ye destek vermezsek biz aç kalırız. Bir lafım var bazen bunu yanlış anlıyorlar, şehirde yaşayanlar köy’deki üretenin artığını yer. Niye? Köy’de bir üretim fazlası olacak, dökülmüş ürün anlamında değil, onun ürettiği ürün de fazlası olacak. O getirip bunu şehirde satacak, biz de bunu tüketeceğiz. Yoksa organik bahçelerde hobi olarak domates yetiştiriyorduk ile falan olmuyor bu işler. Gidip bunu pazardan alıyorsun. O yüzden birinin bunu üretmesi lâzım. Ya bunu benim köydeki yaşayan vatandaşım, ‘köylü milletin efendisidir’ diyoruz ya, ya onlar bunu üretecek ya da onlar bunu gerçek anlamda üretmiyorsa, onları üretimden kaçırıyorsak o zaman bir şekilde sermaye, buna ihtiyaç varsa, adına çiftlik diyebilirsin, büyük tarla diyebilirsin ismi önemli değil orada bunu, o insanların çocuklarını çalıştırarak üretir yine bize satar. Ama o zaman maliyet ne olur, iyi mi olur, kötü mü olur? soru işareti var!..”