GündemManşetSağlıkBİZİ, BİZDEN BAŞKA KİMSE ANLAMIYOR! (Yeni Gün, engelli anneleriyle konuştu)

1 hafta ago

Onlar bir Anne. Onlar Özel bir Anne. Çünkü; özel çocukların Anneleri. Hayatlarını onlara adamış, onlalrla gülen, onlarla ağlayan, ‘bana bir şey olursa benden sonra çocuğum ne yapacak?, ona kim bakacak?’ kaygısıyla yaşayan Anneler…

Toplum arasında ‘çocuğuma hangi gözle bakacaklar?, acaba acıyarak mı?, yoksa kınayan gözlerle mi bakacaklar?’, endişesinde olan ve iç dünyalarına kapanıp sadece kendisi gibi özel çocuklara sahip Annelerle kaynaşan, onlarla görüşen Anneler onlar…

10-16 Mayıs tarihleri arasında kutlanan ‘Engelliler Haftası’nda Yeni Gün ailesi olarak, engelli annelerini gazetemize konuk edelim yaşadıkları sıkıntıları, korkularını, mücadelelerini bir nebze duyuralım istedik.

İşte iki özel anne Aysun Tokcan ve Ebru Ekici. İki özel çocuğun özel Anneleri olan Aysun Tokcan ve Ebru Ekici, engelli olan çocukları ile yaşadıkları serüveni bizimle paylaştılar, Muhabirimiz Filiz Eryılmaz’a anlattılar.

Zihinsel Engelli 12 yaşındaki Arda Tokcan’nın annesi Aysun Tokcan’ın görüşleri şöyle:

“Arda bizim evliliğimizden on sene sonra dünyaya gelen bir bebek. Bağırsak ve mide problemi ile dünyaya geldi. Bebek iken bir çok ameliyat geçirdi. Yoğun bakımda kalma süresi çok fazla olduğu için soğuk havale geçirip epilepsi hastası oldu. Epilepsi de beyine zarar verdiği için şu an benim çocuğum zihinsel engelli. Ben çok zor günler geçirdim. Eşim ve ailem bana destek olduğu kadar eşimin ailesi Arda’nın rahatsızlığından dolayı beni hep dışladı. ‘Yıllarca çocuğun olmadı şimdi de engelli bir çocuk doğurdun’ diye beni hep ezdiler. Ben hiçbir şeye kulak asmadan çocuğumun iyileşebileceği umudu ile maddi durumumuz çok iyi olmamasına rağmen her doktora götürdüm.

Şu an çocuğum sağlık açısından daha iyi, epilepsisi geçti, ama zihinsel engeli kaldı. Arda yemeğini kendisi yiyebilen, tuvaletine gidebilen ve her işini rahatça kendisi görebilen bir çocuk. Ağır derecede göz rahatsızlığı olduğu için, birçok şey de ona yardımcı oluyorum. Devlet, son yıllarda engelliler ve aileleri için gerçekten birçok uygulama getirdi. Bu uygulamalar bizlerin işini oldukça kolaylaştırıyor. Ama bu devlet ile bitmiyor. Bizim toplumumuzun bizlere ve çocuklarımıza karşı bakış açısı çok farklı. Biz normal çocukları olan ailelerle çok fazla görüşemiyoruz. Çünkü, normal çocuklar bizim çocuklarımızı kabul etmiyorlar.

Biz de bu durumdan çok üzülüyoruz. O yüzden genellikle engelli çocuğu olan aileler ile bir araya geliyoruz. Kısacası bizi bizden başka kimse anlamıyor. Bu hayatta en çok korktuğum şey, ‘bana bir şey olursa çocuğum ne olacak, ona kim bakacak?’ endişesi… Bunun içinde devletimizin bir girişimde bulunmasını istiyoruz. Ben Arda ile çok mutluyum. Benim çocuğum özel ve o bir melek. Ben evde bir melek ile yaşıyorum. Ona bakmaktan, ilgilenmekten hiç bir zaman yorulmadım ve sitem etmedim. Arda benim hayattaki en değerli varlığım. Allah’ımın bana verdiği en güzel hediye…”

14 yaşında ‘Serebral Palsi- beyin felci’ hastası olan Armağan Ekici’nin annesi Ebru Ekici de şunları söyledi:

“Armağan erken doğduğu için Serebral Parsi yani beyin felci hastası olarak doğdu. Doğumdan sonra Armağan aşı oldu. Yapılan aşı sonrasında hastalandı. Hemen hastaneye götürdük. Burada tedavisi yapılamadı ve Antalya Tıp Fakültesine gönderdiler. Orada doktorlar bu çocukta bir terslik var dediler ve birçok tahlil verdiler, emar çektirdiler. Tahliller ve emar sonrasında erken doğumdan kaynaklanan beyin felci olduğu ortaya çıktı. Büyüyünce ‘yürüme engelli olabilir’ dediler.

Zihin kısmında birşey yok, ama beynin yürümeyi sağlayan kısmında büyük bir hücre ölmesi var, hayatının geri kalanını yürüme engelli geçireceğini orada öğrendik. Biz bunları öğrendiğimizde Armağan 7 aylık bebekti. Bundan sonra kabullenme dönemi başladı. Ben bunu çok zor kabullendim. En büyük destekçim de rahmetli eşimdi. Eşim; ‘hep bana bu bize hediye, bu bizim sınavımız, Allah kullarına taşıyamayacağı yükü vermez’ derdi. Kabullendikten sonra arama, onu ne kadar tedavi ettirebilirim, nerede hangi doktor benim oğlumu daha iyi tedavi edebilir telaşı başladı? Baya onlarla uğraştık, çabaladık. Sonrasında ne yaparsak yapalım fizik tedavi dışında bir şey yaptıramayacağımızı öğrendik. Ailem hep destek oldu bana. Yalnız yakın çevremdekiler; ‘hep bu çocuk yürümeyecek mi, ne zaman yürüyecek’ diye soruyorlardı. Defalarca anlatmama rağmen bunu ısrarla soruyorlardı ve bu beni çok üzüyor ve yıpratıyordu. Armağan çok güzel konuşuyor. Armağan ile hayat zor olmasına rağmen çok güzel. Ufak tefek şeyleri kendisi yapabiliyor.

Son yıllarda devletimizin engellilere verdiği önem de çok güzel. Evde bakım ücretleri, onların hayatlarını kolaylaştırmak için yapılan uygulamalar, biz engelli ailelerini de mutlu ediyor. Yalnız bizim engelli aileleri olarak en büyük korkumuz ileride bizlere birşey olduğu zaman çocuklarımızın ne olacağı, onlara kimin bakacağı? Burdur’a Engelli Yaşam Merkezi açıldı. Sayın Valimiz bize orada iftar yemeği verdi ve yaşam merkezini bizlere tanıttı. 6-18 yaş arası çocuklar için yapılan bir Yaşam Merkezi orası. Biz engelli aileleri zaten 6-18 yaş arası engelli çocuklarımıza kendimiz ba- kabiliyoruz. Çocuklarımız büyüdükçe bizler yaşlanacağız. Ya da bizlere o yaştan sonra birşey olursa çocuklarımız 18 yaşından sonra sokakta bakımsız mı kalacak? Bu konu hakkında biz düzenleme gelsin istiyoruz. Engelli Yaşam Merkezlerinde yaş sınırı olmasın. Aileler bizlere birşey olursa çocuklarımıza kim bakacak kaygısı yaşamasın?

En azından bizden sonra çocuklarımıza bakacak devletimiz var diyelim. Gözümüz arkada kalmasın. Bu arada Sayın Valimiz Hasan Şıldak ve eşleri Fatma Nur Şıldak Hanıma çok teşekkür ediyoruz. Bizlere gerçekten çok önem veriyorlar ve hep yanımızdalar. Bizlerden biri gibi davranıp tüm sıkıntılarımızı paylaşıyorlar. Bizler toplummuzdan çok fazla birşey istemiyoruz. Çocuklarımızın ve bizlerin hayatını zorlaştırmasınlar, çocuklarımızı dışlamasınlar ve bizi sadece biz anlamayalım, bizi herkes anlasın…”

Filiz ERYILMAZ

Kodlama : SadeMedia Interactive