Bazen bir kentin geleceği, onu yönetenlerin kültüre, sanata ve tarihe bakış açısıyla şekillenir. Son aylarda Burdur’u yakından takip eden herkesin dikkatini çeken ortak bir gerçek var: Burdur’un dört bir yanında kültürel miras, sanat, eğitim ve sosyal projeler için yorulmadan çalışan Burdur Valisi Sayın Tülay Baydar Bilgihan, kentin sahip olduğu tarihi ve kültürel değerleri yalnızca korumayı değil, onları toplumla buluşturmayı ve gelecek kuşaklara güçlü bir miras olarak aktarmayı hedefleyen örnek bir yönetim anlayışı ortaya koymaktadır. Antik kentlerden müzelere, kültür etkinliklerinden sosyal projelere kadar uzanan bu yoğun tempo, Burdur’un kültürel kimliğinin güçlenmesine önemli katkılar sağlamaktadır.

Bir arkeolog olarak bu çabayı büyük bir memnuniyetle takip ediyorum. Çünkü arkeoloji yalnızca kazılarla sınırlı bir bilim değildir; aynı zamanda kültürel mirasın korunmasını, tanıtılmasını ve toplumun ortak değeri haline getirilmesini amaçlar. İşte bu düşüncelerle, 18 Temmuz 2026 tarihinde Burdur Valiliği himayelerinde düzenlenen 2. Lavanta Hasat ve Sanat Günleri kapsamında Sagalassos Antik Kenti’nde gerçekleştirilen İdil Biret’e Saygı Programı’na katıldım. Benim için bu, yalnızca bir kültür programı değil; Burdur’un kültürel vizyonunun sahaya nasıl yansıdığını görme fırsatıydı.

Whatsapp Image 2026 07 20 At 12.21.28Programın, Sagalassos’un en görkemli yapılarından biri olan Antoninler Çeşmesi ve önündeki antik agorada gerçekleştirilmesi, ilk bakışta bile tarih ile sanatın nasıl uyum içerisinde buluşabileceğini gösteriyordu. Ancak beni en çok etkileyen nokta, etkinlik öncesinde kültürel mirasın korunması adına gösterilen hassasiyet oldu. Antik agora zeminine zarar verilmemesi amacıyla önce jeotekstil malzeme serilmiş, ardından üzerine çakıl tabakası yerleştirilmişti. Bir arkeolog olarak bu yaklaşımın beni ayrıca mutlu ettiğini ifade etmek isterim. Çünkü tarihi yaşatmanın en temel şartı, onu koruyarak gelecek kuşaklara aktarmaktır. Koruma ilkelerinden taviz verilmeden gerçekleştirilen bu uygulama, kültürel mirasa duyulan saygının somut bir göstergesiydi.

Sagalassos’un iki bin üç yüz yıllık taşları arasında yankılanan klasik müzik, yalnızca estetik bir atmosfer oluşturmadı; aynı zamanda antik kentlerin yaşayan kültür mekanları olarak değerlendirilmesi gerektiğini de güçlü biçimde ortaya koydu. Sanatkarlardan Hande Dalkılıç, Halit Turgay, Deniz Akalın, Can Özhan ve Rüzgar Turgay’ın başarılı icraları programa ayrı bir değer kattı. Özellikle Halit Turgay’ın Sagalassos’tan ilham alarak bestelediği “Sagalassos” adlı eserin dünya prömiyeri, tarihin sanata ilham vermeye devam ettiğinin en anlamlı örneklerinden biri olarak hafızalarda yer etti.

Bir arkeolog olarak son yıllarda Burdur’da kültür ve sanat alanında yaşanan değişimi yakından takip ediyorum. Bu değişimin en önemli unsurlarından biri, Burdur Valisi Sayın Tülay Baydar Bilgihan’ın kültürel mirasa bakış açısıdır. Sayın Valimizin göreve başladığı günden bu yana arkeolojiye, sanat tarihine, müzelere, bilimsel çalışmalara ve antik kentlere verdiği destek; Burdur’un kültürel kimliğinin daha görünür hale gelmesine, kültür turizminin güçlenmesine ve tarihi değerlerin toplumla daha güçlü bağ kurmasına önemli katkılar sağlamaktadır. Kültürel mirasın yalnızca korunmasını değil, sanat ve bilimle birlikte yaşatılmasını hedefleyen bu vizyon, Burdur’un geleceği adına son derece kıymetlidir.

Whatsapp Image 2026 07 20 At 12.21.28 2Burdur, yalnızca Sagalassos’a değil; Kremna, Kibyra, Boubon ve daha birçok dünya ölçeğinde önemli antik yerleşime ev sahipliği yapan eşsiz bir kültür coğrafyasıdır. Böylesine büyük bir mirasın yalnızca bilimsel kazılarla korunması yeterli değildir. Aynı zamanda toplum tarafından tanınması, sahiplenilmesi ve kültür-sanat etkinlikleri aracılığıyla yaşayan bir mirasa dönüştürülmesi gerekir. İşte Sagalassos’ta gerçekleştirilen bu program, Burdur’un tarihini, arkeolojisini ve kültürel zenginliğini sanatın evrensel diliyle buluşturan örnek bir organizasyon olmuştur.

Programın böylesine özgün bir atmosferde gerçekleştirilebilmesi, Sagalassos’ta uzun yıllardır büyük bir özveriyle sürdürülen bilimsel çalışmaların da bir sonucudur. Bu vesileyle, antik kentin korunması, araştırılması ve dünya arkeoloji literatüründe hak ettiği değere ulaşmasına sağladığı önemli katkılar nedeniyle Sagalassos Kazı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Peter Talloen’e teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Bilimsel çalışmalarla korunan bu eşsiz mirasın, böylesine nitelikli kültür ve sanat programlarına ev sahipliği yapabilmesi, arkeoloji ile toplum arasındaki bağın güçlenmesi açısından son derece kıymetlidir.

Kültürel miras ancak koruma, bilim ve toplum bir araya geldiğinde gerçek anlamına ulaşır. Tarihi mekanların bilimsel ilkelerden ödün verilmeden kültür ve sanat etkinliklerine açılması, geçmiş ile gelecek arasında güçlü bağlar kurulmasını sağlar. Sagalassos’ta alınan koruma tedbirleriyle gerçekleştirilen bu program, bunun en güzel örneklerinden biri olmuştur.

Bugün dünyanın birçok ülkesinde antik kentler yalnızca ziyaret edilen arkeolojik alanlar değil; kültür, sanat ve bilim etkinlikleriyle yaşayan merkezler olarak değerlendirilmektedir. Burdur’un da bu vizyon doğrultusunda ilerlediğini görmek, bir arkeolog olarak beni son derece mutlu etti. Özellikle Sayın Valimiz Tülay Baydar Bilgihan’ın kültürel mirasa, arkeolojiye, sanat tarihine ve sanata verdiği destek; Burdur’un sahip olduğu eşsiz değerlerin daha geniş kitlelere ulaştırılması ve kültür turizmi açısından hak ettiği konuma taşınması adına son derece kıymetlidir. Burdur’un tarihini, kültürünü ve sanatını aynı çatı altında buluşturan bu anlamlı programı Burdurlularla paylaşan Sayın Valimize içten teşekkür ediyor; bu vizyonun gelecek yıllarda da aynı kararlılıkla devam etmesini temenni ediyorum.

Sagalassos’tan ayrılırken aklımda tek bir düşünce vardı: Binlerce yıl önce bu agorada insanlar bir araya geliyor, yaşamı, düşünceyi ve kültürü paylaşıyordu. Aradan geçen yüzyıllara rağmen aynı taşların üzerinde bu kez müzik yankılandı, insanlar yeniden buluştu ve tarih yeniden hayat buldu. İşte kültürel mirasın gerçek anlamı da budur. Onu yalnızca korumak değil; bilimle, sanatla ve toplumla buluşturarak yaşatmaktır. 18 Temmuz 2026 gecesi Sagalassos'ta yaşananlar bana göre yalnızca başarılı bir kültür programı değil; Burdur'un kültürel vizyonunu ortaya koyan, arkeolojiyi sanatla, geçmişi gelecekle buluşturan örnek bir medeniyet buluşmasıydı.

Doç. Dr. Salih SOSLU

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü

Kaynak: HABER MERKEZİ