ManşetSiyasetBaşkan Ercengiz Yeni Gün’e konuştu: “BİZİM PROJEMİZ, ‘HUZUR KENTİ’ PROJESİ”

5 ay ago

31 Mart 2019 tarihinde yapılan mahalli idareler seçiminde, ikinci kez Burdur Belediye Başkanlığını kazanan Ali Orkun Ercengiz, yerel seçim sürecini, sonuçları ve seçim sonrası gelişen ilk ayı gazetemize değerlendirdi.

Muhabirimiz Filiz Eryılmaz’a konuşan Başkan Ercengiz, “Bizim hep şehirle ilgili bir hikâyemiz olacağını söylemiştik. Bizim projemiz binalar değil, bizim projemiz huzur kenti projesi. Daha aydınlık bir kent. Hem beyinsel, hem fiziksel anlamda daha çok aydınlatılmış bir kent olacak. Yaşlının, engellinin, kadının, dezavantajlının, çocuğun konforlu yaşadığı bir kent olacak burası. Hedefimiz bu…” açıklamasını yaptı.

Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz’in açıklamasında öne çıkan pasajlar şöyle:

SAĞDUYU GALİP GELDİ

“31 Mart yerel seçimleri, öncelikle ilimize, ülkemize, vatana millete hayırlı olsun. Genel seçim havasında giden bir yerel seçim yaşadığımızı daha önceden de söylemiştim. Artılarını, eksilerini değerlendirdiğimizde ülkenin içinde bu- lunduğu ekonomik zorluklar, güçlükler belki de; bu seçimi yerel seçim havasından çıkartıp genel seçim havasına döndürdü. Bizim aslında gönlümüzden geçen daha çok projelerin konuşulduğu bir seçim olmasından yanaydık. Fakat maalesef hem Bakan ziyaretlerinde, hem de söylemlerde biz projelerin yerine yıpratıcı bir seçim sürecini gördük Burdur’da. İlk defa bu kadar keskinleşen siyaset gördü, ama yine de sağduyu galip geldi.

Biz beklenenin aksine o kavga ortamından uzak, mümkün olduğu kadar mutedil bir dille 1 Nisan sabahı hayatın yeniden başlamayacağını, yine akışında devam edip gideceğini, tansiyon düşürmek için gayret ettik. Neticede 1 Nisan sabahı dediğimiz gibi oldu, hayat normal akışında devam etti gitti Burdur’da. Yani kazananın, kaybedenin değil, sadece yarışta önde gelenin olduğu bir süreci yaşadık. Halkımızın teveccühü, bize verilen beş yıllık karne olumlu oldu. Halkımızın bize iyi bir karne ile yeniden yönetme hakkı verdiğini gördük. Halkımızın teveccühü ve takdirine saygı göstermek lâzım.

Bugün tüm Türkiye geneline bakıldığı zaman seçim sonuçlarını doğru okumak, doğru değerlendirmek lâzım. Bunun bir yerel seçim ve belediye başkanlıkları yarışı olduğunu hesap edecek olursak, bugün Türkiye’de Belediye tabloları iktidar partisine önemli bir sinyal vermiştir. Önemli bir mesaj vermiştir. Bu mesajı doğru okumak lâzım. Bu me- sajdan çıkaracağımız sonuç şu olmalı; Türkiye’nin tansiyonu düşük, iklimi ılıman, kucaklaşan, kucaklaştıran, ötekileştirmeyen, kutuplaştırmayan bir siyaseti ihtiyacı olduğunun göstergesidir.

Genel Başkanımıza şehit cenazesinde yapılan saldırı, aslında öncesinde bir şekilde sinyalini veren bu tip ortamlara zemin hazırlandığının göstergesiydi. Burada sorumluluk makamında oturan herkesin ağzından çıkan her kelimenin tabanda nasıl karşılık bulacağını öngörmesi gerektiğini düşünüyorum.

DERHAL NORMALLEŞMELİYİZ

Çünkü; bizler, yönetici olanlar, idareci olanlar, toplumun önünde önderlik edenlerin müspet, menfi ağzından çıkan her kelimenin toplum tarafından karşılığının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bunu doğru yakalaması lâzım, vatandaşımızın, bizim de doğru sözler söylememiz lazım. Temelinde baktığımız zaman bizlerin, Cumhuriyet Halk Partililerin, Cumhuriyet Halk Partililere yönelik yapılan bu menfur saldırının temelinde aslında bizlerin hiç haketmediği bir yakıştırmanın neticesinde bu noktaya getirildiğini düşünüyoruz. Bu anlamda da bu yakıştırmalar, vatandaşımız tarafından doğru algılanmadı ve maalesef üzerine daha fazlası konularak belli bir noktaya taşındığını düşünüyoruz. Derhal normalleşmeliyiz. Genel Başkanımıza yapılan saldırı, aslında Türkiye Cumhuriyeti’ne yapılan bir saldırıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin Ana muhalefet partisi Genel Başkanı’nın bu saldırıya maruz kalması, buna engel olunamaması, devletimizin de bu konuda sıkıntılarının olabileceği algısını yaratır. Buna mahal vermemeliyiz, izin vermemeliyiz. Bizler sorumluluk makamında olan insanlar, kucaklaşma çağrısını, birlik, beraberlik vurgusunu ve bir bütün olduğumuzu her fırsatta dile getirmeliyiz. Ayrıştırıcı dilden uzak durmalıyız. Ben bu konuda sorumlu olan herkesi, sorumluluğuna dikkat çekmek istiyorum. Çünkü; bu kıvılcım tutuşursa Allah korusun, ülke hiç istemediği yerlere götürülür. Zaten bunu ağzını açıp bekleyen çok ulus, birçok güç var. Bunlara da mahal vermemeliyiz.

AYAKLARI YERE BASAN PROJELER

Biz zaten rutin çalışmalarını sürdüren, ayakları yere basan projeleri ile vatandaşımıza umut veren 2019-2024 planlaması yapıyoruz. Hemen ilk etapta bir Spor Salonu projemiz var. Bunu gerçekleştireceğiz. Şimdi üzerinde çalışma yapılan Yaşlı Bakımevi projemiz var. Bununla ilgili çalışmamızı da 2019 yılı içerisinde nihayetlendirmeyi düşünüyoruz. Rutin çalışmalarımıza devam edeceğiz. Daha çok yeşil alan, daha çok sosyal donatı alanları için mücadelemize devam edeceğiz.

Birleştirici bir dille, Burdur’un paydaşlarının, kim Burdur’a katkı vermek istiyorsa sesine kulak vermeye devam edeceğiz. Seçim çalışmalarında gördüğümüz bir takım aksaklıklar var. Bunların giderilmesi için, örneğin trafikle ilgili vatandaşımızın bir kısmının beğendiği, bir kısmının da sıkıntı yaşadığı, çift yön, tek yön tartışmasını yeniden bir değerlendirmeye tabi tutacağız. Hep söylediğimiz şey şu, topluma karşı siyaset yapmıyoruz ve yapmayacağız. Dediğimiz dedik, çaldığımız düdük değil, şunu düşünüyoruz, siyasi ayrıştırmanın, siyasi ayrışmanın Burdur’a katkısının olmadığını söylüyoruz. İş-Kur’dan Toplum Yararına Çalışma programı kapsamında istihdam edilen işçilerle ilgili bir sitemimizi dile getirmiştik. Özellikle şunu söylemek isterim. İktidar olmak her şeyin sahibi olmak değil. Bu kentte 90 bin 300 kişi yaşıyor. 90 bin 300 kişiye herkesin verdiği vergilerle hizmet ediyoruz. Herkesin verdiği vergilerle sadece kendimizden olan insanlara hizmet edecek olursak, biz doğru bir siyaset yapmamış oluruz. Yetkilileri ve sorumluları da bir kere daha düşünmeye davet ediyorum.

ŞEHİRLE İLGİLİ HİKÂYEMİZ

Bizim hep şehirle ilgili bir hikâyemiz olacağını söylemiştik. Bizim projemiz binalar değil, bizim projemiz huzur kenti projesi. Daha aydınlık bir kent. Hem beyinsel, hem fiziksel anlamda daha çok aydınlatılmış bir kent olacak. Yaşlının, engellinin, kadının, dezavantajlının, çocuğun konforlu yaşa- dığı bir kent olacak burası. Hedefimiz bu…

Diğer taraftan da istihdam kapısının aralanması kentin marka değeri ile ilgili bir şey. Marka değerinden kastımız bu kentte pahalı mağazalar olması değil. Bu kentin ucuz, huzurlu, güvenli ve çocuk yetiştirilebilir bir kent olması. Bunlar bizler için çok önemli. Biz bunların katma değerini artıracak yatırımların önünü açacağız. Tarımsal kalkınmaya yönelik bir model belirlemesi yapmak gerekiyor. Bu kent bir tarım ve hayvancılık, bir taraftan da küçük esnafın oldukça fazla olduğu bir şehir. Yani küçük esnafı koruyucu, kollayıcı projelerinde hayata geçirilmesi gerekiyor. Bunları hep hayata geçireceğiz. Niyetimiz o…”

Filiz ERYILMAZ

Kodlama : SadeMedia Interactive