Tüm dünyada neredeyse, son iki yıdır adeta insanlığı esir alan korona salgın belasının, pandemi sürecinin yanı sıra yine geleceğimizi tehdit eden küresel boyut kazanan sorunların başında, “KÜRESEL ISINMA, İKLİM DEĞİŞİKLİKLERİ, KURAKLIK, SU’SUZLUK” gibi benzeri sorunlar giderek ağırlık kazanmaya devam ediyor. Pek çok görüşe, değerlendirmeye göre; insanlık salgın sürecini atlatsa da, korona sonrası dünya’yı çok daha başka tehlikeler bekliyor!.. Bunların başında da; kuraklık geliyor. Son zamanlarda gerek dünya gerek ülke, bölge ve il gündeminde kuraklık, iklim değişikliği, tarımsal üretim en çok konuşalan, tartışılan konu başlıkları arasında yer alıyor.

Artık; bu tür küresel sorunlar, sadece merkezi hükümetlerin değil, yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının da gündeminde… Ülkemizde ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi, başta büyükşehir belediyeleri olmak üzere CHP’li yerel yönetimlerin tarım alanlarında ve üretime yönelik hayata geçirdikleri projeleri, yenilikleri, geçtiğimiz hafta İstanbul’da ‘Tarımsal Kalkınma Zirvesi ve Tarım Fuarı’nda kamuoyuna tanıttı. Dünya genelinde etkili olan, Anadolu coğrafyası’nda da giderek etkisini artıran “küresel ısınma, iklim değişiklikleri ve beraberinde yol açtığı kuraklık, su’suzluk, çevre sorunları gibi temel meseleler” Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz’in de uzun bir süredir gündeminde… ‘Tarım ve üretim’ konularında hazırlıklar yapan, geliştirdikleri projeleri kamuoyu ile paylaşmaya hazırlanan Başkan Ercengiz ile tarımı konuştuk.

Yeni Gün söyleşi’de, muhabirimiz Muhammet Fatih Başcı’ya açıklamalar yapan Başkan Ercengiz, İzmir Büyükşehir Belediye ile iş birliği yaparak Burdur ölçeğinde hayata geçirmeye hazırladıkları projelerden oldukça umutlu… İstanbul’da CHP Genel Merkezi’nin öncülüğünde gerçekleşen organizasyonda Burdur’un öne çıkmasını sağlayan Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, temsil kabiliyeti, konulara olan hakimiyeti, ikili ilişkileri ile Burdur’un tanıtımına, potansiyelinin ortaya çıkarılması çalışmalarına da katkı sağladı. Başkan Ercengiz’in başta; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer olmak üzere, İstanbul’daki tecrübeli CHP’li ilçe belediye başkanları ile olan diyalogları, kurduğu sağlıklı, yapıcı iletişim faaliyetleri, Tarım Zirvesi’nde Burdur’u da öne çıkardı… Başkan Ercengiz, İstanbul’daki Tarım Zirvesi izlenimlerini de verdiği röportajda paylaşırken, CHP’li büyükşehir belediyeleri, büyükşehirlerdeki ilçe belediyeleri ile il belediyelerinin, tarım alanında ortaya koyduğu, üretimi eses alan projelerin, çok başarılı, özgün çalışmalar olduğunu belirtirken, AK Parti iktidarının başta Tarım Bakanlığı olmak üzere icraatçı bakanlıkların ve kamu kurumlarının, bu projelerden yararlanması, bu çalışmaları ülke geneline taşıması gerektiğini de dile getirdi. İşte; Yeni Gün farkıyla; Başkan Ercengiz ile ‘TARIM SÖYLEŞİ’si’

“Türkiye’de tarım mutlaka hak ettiği yere getirilmeli”

‘Tarım Zirvesi’ Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezimiz ve Genel Başkanımızın talimatıyla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımızın ve Belediyemizin ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleşti.

Zirveye ve Fuar’a 160 Belediye, 300 Kooperatif katıldı. Orada sadece stantlar kurulmadı, tarımın geleceği tartışıldı. Tarım tek başına bir etken değil. Birçok faktörü̈ de beraberinde besleyen ve geliştiren bir iş kolu. Yani tarım istihdam yaratıyor, tarım hayvancılığı besliyor, hayvancılık başka istihdam kanalları. Tabii böyle bakıldığı zaman aslında biz 1930’lu yıllarda, yani Cumhuriyet’in ilanından sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla ülke çapında tarıma verilen değeri biz 1980’li yılların ikinci yarısına kadar yaşadık. Kendi kendine yetebilen 7 ülkeden birisiydik.

Neyi kaybettik? Neyi yerine koymalıyız? Aslında buna bakmak lazım. Türkiye’de tarım mutlaka hak ettiği yere getirilmeli. Tarımdan kaçışın önüne geçilmeli. Toprak organik halde durabilmeli. Genç nüfus köyünde kalabilmeli ve tarımı daha verimli hale getirip bir tarım politikası belirlenmeli. Zirve’de de zaten konu başlıkları hemen hemen bunlardı. Özellikle küresel iklim krizinin bu yıl yakıcı etkisini hissettiğimiz Anadolu coğrafyasında artık tarım modellemesini, tarım desenini, bitki örtüsünü değiştirmemiz gerekiyor. Bunları da konuştuk.

“Biz bugün Türkiye’de eğer; buğday ithal edecek noktaya geldiysek, aslında burada kendimize birtakım sorular sormak zorundayız”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız sayın Tunç Soyer’in sunumu çok doyurucu bir sunumdu. Yani; ‘başka bir tarım mümkün’ sloganıyla başladığı hareketi altını doldurarak, neler yapılabileceğini anlatarak önemli bir sunum yaptı. Biz de oradan çok fayda sağladığımızı düşünüyorum. Orada yerel yönetimler neler yaptı? Bunu da konuşmakta fayda var. Orada yerel yönetimler şunları yaptı; tarımı destekleyen, tohumdan fideye, gübreden iş makinesine ve nihayetinde mahsul alım garantisini vermeye varıncaya kadar birçok politika yani tohumdan ürüne birçok alanda politika geliştirdi. Tabi bu yerel yönetimlerin tek başına çözümleyebileceği şeyler değil. Bu işi daha ulusal hale getirmek, merkezi hükümet tarafından daha ge- nele yaymak öncelikli düşüncemiz olmalı.

Zaten Genel Başkanımızın açılış konuşmasında altını özellikle çizdiği bizim iktidarımızda diye başlayan cümlelerinde ‘tarımın yeniden ayağa kaldırılması, tarımın yarattığı istihdamla işsizliğin azaltıl- ması, ürünün değerli kılınması ve ihracata dayalı döviz girdisinin sağlanabilmesi’ hedefleniyor.

Biz bugün Türkiye’de eğer; buğday ithal edecek noktaya geldiysek aslında burada kendimize birtakım sorular sormak zorundayız. Bu soruları sorduktan sonra da yeniden üretir ve satar hale nasıl geliriz bunu konuşmamız lazım. İşte; zirve bunları konuştu. Zirve gün içeresinde stantları ziyaretlerin yanı sıra önemli toplantılara, önemli sunumlara ev sahipliği yaptı.

Orada Burdur Belediyesi’ de bir sunum yaptı. Burdur Belediyesi de 2015 yılında sütten peynir, tereyağı ve dar gelirliye et üreticisinin sıkıştığı bir dönemde protein kaynağı olan eti vermek ve üreticiden et satın almak yoluyla üreticiye destek verdiği konuları gündeme getirdi.

Yani biz Burdur Belediyesi olarak 160 belediye‘den birisi olmanın yanı sıra biz Burdur’un majör geçim kaynaklarından birisi olan tarımda ne gibi değişiklikler yapılabileceği ile ilgili düşüncelerimizi paylaşmanın yanı sıra bir yandan da edinilmiş tecrübelerden ne alabiliriz bunları gördük. Fuar’ın bize böyle bir katkısı oldu.

Halk Marketi’de yeniden gündemimize aldık”

Tarım projeleri, tohumdan fide’ye, fide’den ürüne, üründen alım garantisine varıncaya kadar çiftçinin her dakika yanında olduğumuzu gösteren bir politika. Aslında tüm çerçevenin özeti bu.

Bu iş; kooperatifleşmekten, üretici birliklerine, kadın dayanışma topluluklarından belediyenin iştiraki olan satış noktalarına varıncaya kadar birçok alanda hizmet veriyor.

Yani biz 2016 yılında yapmaya karar verdiğimiz ‘Halk Market’i de yeniden gündemimize aldık. Çünkü; son dönemde başta sayın Cumhurbaşkanımız marketlerden şikâyetini de dikkate alarak Cumhuriyet Halk Partili bir Belediye Başkanı olarak halkın gıdaya ulaşımını kolaylaştırmak ve ucuzunu alabilmesini sağlama adına gü- venilir kaynaktan ucuz gıda alabilmesini sağlamak maksadıyla halk market projemizi yeniden hayata geçirebiliriz. Bunu şu anda arkadaşlarımızla tartışma halindeyiz. Bir halk market yapabiliriz.

“Kadınlar ürettiği her şeyin parasını kendileri yönetecek”

Özel üretim projesi; zaten bir kadın kooperatifini destekliyoruz. Kadınlarımızın kendi halinde ürettiklerini satın almak ve bunu tüketici ile buluşturmak gibi, çıkış noktamız var. Kadınlarımızın bir araya gelip üretim yapması, üretiminin değerli kılınması bizim açımızdan çok kıymetli. Çünkü; şöyle de bir şey bizim için öncelikli noktaya geçecek, kadınlar ürettiği her şeyin parasını kendileri yönetecekler. Yani; o pa- rayı eşlerine vermelerini istemiyoruz. Hane bütçesine elbette katkı yapacaklar, ama o parayı kendilerinin kullanmasını istiyoruz. Süreç bunu getirecek. Zaman içerisinde de bunu yapacağız. İnşallah terslik olmazsa zaten kadın kooperatifleri için planladığımız, düzenlediğimiz alanda da üretim, satış, buluşma her türlü organizasyona da izin ve yetki vereceğiz.

“Derdimiz de çabamız da; bizden sonraki nesillere yaşanabilir bir
Burdur bırakmak”

Tabii, tarım politikalarının bir sonucudur su’suzluk. İklim krizi kaçınılmazdı, ama su’suzluk önlenebilirdi. İklim krizine insanoğlu olarak bizim gücümüz yetmiyor, ama susuzluğu çözebilir miyiz? Evet. Su’suzluğu geciktirebilir miyiz? Evet. Su’yu idareli kullanabilir miyiz? Su’yu etkin kullanabilir miyiz? Evet. Bunu da nasıl yapacaksınız, Burdur içme suyu havzasından başlamak üzere tarım desenini çiftçimizi ve buna bağlı hayvancılık yapan vatandaşımızı üzmeden bir değişim içerisine sokarak. Yani bugün mısır eken vatandaşımızın mısır’dan kazandığının çok daha fazlasını vatandaşımıza taahhüt edip ve garantisini vererek vatandaşımı- zın mısır ekiminden kendi gönlüyle vazgeçmesini sağlamaktır. Havza hızla su kaybediyor, yer altı sularını kaybettik. Bu yıl kent merkezimizin su’suzluk yaşamasının en büyük nedeni İnsuyu havza- mızda ruhsatlı veya ruhsatsız yüzlerce, binlerce sondajdır. Sebep-sonuç ilişkisi içerisinde eğer kendi haline bırakıp dahil olmazsak bu işe, biz bu alanı kendi haline bırakalım ne olursa olsun dersek bir süre sonra içme suyu bulamadığımız gibi tarım, ziraat yapılacak bir havza bulmaktan da çıkacak. Onun için biz burada İzmir Büyükşehir Belediyesi ile bir protokol imzaladık. Bu protokolün gereğinde bugünlerde yerine getireceğiz.

Yani köylümüzden buğdayı alıp üç katı fiyat vermeyi garanti ediyoruz. Bizim istediğimiz ata tohumu buğdayı eken her vatandaşımıza biz üç kat fiyat belirledik bunu vereceğiz. Hem daha az emekle, toprağı daha az yorarak, daha az kimyasal kullanarak, daha az su çekerek ve daha çok kazanarak köylümüzün, çiftçimizin de hakkını korumuş olacağız.

Böyle önemli bir projeye imza atıyoruz. Önümüzdeki birkaç gün içerisinde de bunun hem tanıtımını hem de yapılabilecek işleri muhtarlarımızla bir araya gelerek konuşacağız. Derdimiz şu, bizden sonraki nesillere yaşanabilir bir Burdur bırakmak.

-MUHAMMET FATİH BAŞCI