Türkiye, 6 Şubat 2023’te meydana gelen ve 11 ilde büyük yıkıma yol açan Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıl dönümünde yaşamını yitiren on binlerce yurttaşı anıyor. Türkiye tarihinin en büyük felaketlerinden biri olarak kayıtlara geçen depremler, ardında derin bir acı, yıkılmış kentler ve hâlâ süren bir toparlanma süreci bıraktı.
Bu kapsamda Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, deprem sürecinde yaşananları, Burdur Belediyesi’nin afet günlerinde yürüttüğü çalışmaları ve Burdur’da olası bir depreme karşı atılan adımları Yeni Gün Medya muhabiri Muhammet Fatih Başcı’ya anlattı.
Ercengiz, “Allah böyle bir afeti değil Türkiye'de Anadolu coğrafyasında dünyanın hiçbir yerinde yaşatmasın. Çünkü insanın aciz olduğu, aciz kaldığı, çaresizliğinin ve bu afet karşısında yapacak hiçbir şeyin olmadığını gördüğü bir afet. O yüzden bu afetten kaçınmak mümkün değil ama hazırlanmak mümkün diyorum” sözleriyle afetlere karşı hazırlıklı olmanın önemine dikkat çekti.
Başkan Ercengiz konuşmasında şunları söyledi;
“50 binin üzerinde yurttaşımızı kaybettik”
“Öncelikle üzerinden üç yıl geçmiş büyük bir felaketin yarın yıl dönümünü birlikte anacağız. Çok sayıda kaybımız var. 50 binin üzerinde yurttaşımızın, 11 ili etkileyen büyük bir afet sonucu yaşamını yitirmesi; bölgede önemli maddi kayıpların oluşması, bunların hâlâ tamamının telafi edilememiş olması ve bugün itibarıyla birçok vatandaşımızın yer değiştirmek zorunda kalmış, yurdunu terk etmiş olması bu büyük felaketin acı sonuçlarıdır.
“Depremi ilk duyanlardan biri biz olduk”
Biz bu felaketi erken duyan kişilerden biriydik. Nedeni, bölgede bir müdür arkadaşımızın tesadüfen bulunması ve deprem sonrası göçük altında kalarak ulaşabildiği ilk kişilerin bizler olmasıydı. Bu nedenle olaydan haberdar olur olmaz itfaiye müdürlüğümüzü derhal teyakkuza geçirip, bölgenin tam adresini bile bilmeden yola çıkardık. 6 Şubat sabaha karşı yaşadıklarımızın ardından Burdur’da organize olduk; konferans ve sergi salonumuzda güzel bir sistem oluşturarak neredeyse iki-üç saatte bir tır doldurup deprem bölgesine göndermeye başladık.
“Burdur’da büyük bir dayanışma vardı”
O günlerdeki dayanışma duygusunu hepimiz hatırlıyoruz. 7’den 70’e herkes evinde ne varsa getiriyor, günde neredeyse 18 saat açık tuttuğumuz salonun kapıları kapanıncaya kadar kimse alanı terk etmiyordu. Deprem bölgesindeki vatandaşlarımız için giyecek, yiyecek, hatta yakacak temininde organize olduk. Her bir koli özenle hazırlandı, bantlandı, kapatıldı; insan zinciri oluşturularak tırlara yüklendi.
“Hatay’da gördüğüm manzarayı asla unutamam”
Olaydan birkaç gün sonra Hatay’a gittim. Hayatım boyunca görebileceğim belki de en büyük afeti orada gördüm. Çok büyük bir yıkım ve çok büyük bir acı vardı. İnsanlar hâlâ enkaz altından canlı çıkarılmasını umut ediyor, hiç değilse cenazesini alabilmeyi bekliyordu. Yurdunu, yuvasını, ailesini, komşusunu kaybetmiş; kışın ortasında terlikle sokaklarda dolaşmak zorunda kalan vatandaşlarımızı gördük. Çok büyük bir trajediye ve çaresizliğe tanık olduk.
“Hata yapma lüksümüz kalmadı”
Hayat devam ediyor. Devlet, millet, yurttaş el ele vererek bu süreci atlatmaya çalışıyoruz. Henüz sorunların tamamen çözüldüğü söylenemez ama üstesinden geleceğiz. Bu coğrafya tarih boyunca depremin afete dönüştüğü pek çok acı yaşadı. Önemli olan ders çıkarmak; fay hatlarını belirlemek, dayanıklı ve dirençli yapılar inşa etmek ve şehirleri depreme en az etkilenecek şekilde planlamaktır. Kahramanmaraş merkezli depremler, artık hata yapma lüksümüz olmadığını gösterdi. Burdur, 1971 depremini yaşamış bir il olarak yapılaşma konusunda büyük hatalar yapmamış olsa da, 2013 yılında riskli alan ilan edilen üç mahallemizin kentsel dönüşüm süreci hızlandırılmalıdır. Bakanlıktan bu yönde defalarca talepte bulunduk. Öncelik şu an depremden etkilenen 11 ilde olduğu için süreç yavaş ilerlese de, can ve mal güvenliği için bu dönüşümler şarttır. Belki bir yasal düzenlemeyle bunun iç dinamiklerle yani yerel müteahitlerle çözümüne de bir yol açılması gerekebilir. Ya tokmağı birisinde davulu birinin boynunda olan bir sistemle bu sistemi hızlı şekilde hareket ettirmemiz çok mümkün gözükmüyor.
“Mikro bölgeleme çalışması yapıldı”
Burdur Belediye Başkanlığı dönemimizde bu taleplerimizi dile getirmenin yanı sıra bakanlıktan bir de yeni bir mikro bölgeleme çalışması talebimiz mevcuttu. Geçtiğimiz yıl bakanlığın desteğiyle mikro bölgeleme çalışması yapıldı, eksik kalan alanları da belediye olarak tamamladık. Yeni imar revizyon planıyla aktif faylardan uzak, güvenli alanlara yerleşim hedefliyoruz. Bu plan yapılıyorken önceliğimiz insan yaşamı, can ve mal güvenliğidir.
“Burdur için sismogram sistemi oluşturduk”
Ayrıca DOHAD isimli dernekle birlikte çalışıyoruz. Bu dernekte biz 2016 yılında bölgemize 3 tane sismogram cihazı yerleştirmiştik farklı istasyonlara. Böylece yer hareketlerinde bizim öncesinde bilgi almamızın mümkün olmadığı ancak bu cihazlarla enerji artışlarını takip eden bir platformu oluşturdular derneğimiz. Türkiye'nin farklı yerlerinden bu bilgi veri toparlanarak bu bilgiler ortaklaştırılıyor ve son dönemde de artık yapay zekayla olası bir depremin şiddetinin bizlere hangi sonuçlarla karşımıza çıkacağı bildiriliyor. Böyle bir sistemin içerisinde de yer almıştık. Bu da Burdur için önemliydi.
“Konteyner kent ve afet alanları hazırlandı”
Atık su arıtma tesisimizi modernize ettikten sonra arta kalan alanı şu anda altyapısı düzenlenmiş bir konteyner kent olarak planlıyoruz, yapımına da başladık. Bu konteynerları kendimiz üretiyoruz. Bu konteynerları o alana bırakıyoruz ve o alanda biz sahir vakitte inşallah böyle bir afeti yaşamayız. Afetin olmadığı dönemlerde bir hobi alanı olarak değerlendirmeyi planladık. Bir de biz son dönemde yaptığımız iki pazar yerini olası bir afette, depremde kullanılmak üzere yapısını ona göre düzenlemeyle inşasını gerçekleştirdik ve mahallelerimizde mahalle muhtarlarıyla, gönüllülerle yaptığımız seferberlikle kurtarma eğitimleri verdik. Vermeye de devam etmeyi arzuluyoruz. Bundan vatandaşımızın tabii talebi doğrultusunda yapacağız.
“Hazırlıklı olmak mümkün”
Çünkü sonuçta bir afet olduğu zaman birileri size gelinceye kadar en yakınında olan, en içeride olanlar oluyor. En içeride olanlar da bizim hemşehrilerimiz, bizleriz. Böyle bir afet olduğunda bizim başımıza ne geleceğini şu anda bilmiyoruz. Yani mutlaka bir koordinasyon gerekiyor. Bu koordinasyon çalışmalarında AFAD Genel Müdürlüğü, AFAD İl Müdürlüğü, valiliğimizin koordinasyonunda zaman zaman gerçekleştiriyoruz.
Dediğim gibi inşallah Allah böyle bir afeti değil Türkiye'de Anadolu coğrafyasında dünyanın hiçbir yerinde yaşatmasın. Çünkü insanın aciz olduğu, aciz kaldığı, çaresizliğinin ve bu afet karşısında yapacak hiçbir şeyin olmadığını gördüğü bir afet. O yüzden bu afetten kaçınmak mümkün değil ama hazırlanmak mümkün diyorum.
“656 bağımsız bölüm güvenli şekilde inşa edildi”
Hazırlıklı olmak lazım bu afete. Yapı stoğu değerlendirilmeli. Yapı stoğuna bakılmalı. yapı stoğunda problemli alanlar tespit edilip bu yapı stoğunun yenilenmesi için de adımlar atılmalı diye düşünüyoruz. Her şeyin bilincindeyiz, farkındayız. Ancak tabii bunun için hem kaynak hem yetki karmaşasından uzak bir şekliyle bu dönüşümlerin örneğin Bozkurt mahallesinde, deprem evlerinde yani tarafı olduğumuz dönüşümde bir feragatta bulunduk, bir özveride bulunduk. Burdur Belediyesi olarak oradaki Burdur Belediyesi'ne ait taşınmazları oradaki hak sahipleri lehine kullanarak o dönüşüm başlamasını sağlamıştık. Bugün 656 bağımsız bölüm 44 ticari alan o bölgeye sağlam, dayanıklı güvenli alanlar yaratılmış olmasından son derece mutluyum. Emeği geçen herkese de buradan teşekkür ederim. Başta Burdur Belediyesi meclis üyelerimiz dönemin olmak üzere iyi şeyler de yapıldığını düşünüyorum. Yeterli mi? Yetmez. Daha da fazlasını yapmamız gerekir diye düşünüyorum.”




