Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan karara göre, Üstün, Kobani bahanesiyle 6-8 Ekim 2014'te düzenlenen eylemlere ilişkin aralarında PKK'nın sözde üst düzey yöneticilerinin yanı sıra eski HDP eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın da bulunduğu 108 sanıklı davanın soruşturması kapsamında 2020'de gözaltına alındı, ardından tutuklandı.

Yargılanmasına halen Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edilen ve Cumhuriyet savcısınca açıklanan esas hakkındaki mütalaada "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması talep edilen Üstün, soruşturma aşamasında kendisine yönelik hak ihlallerinde bulunulduğunu iddia ederek, 2020'de AYM'ye başvurdu.

Üstün, başvurusunda, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması ile soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürdü.

Başvuruyu görüşen AYM, "gözaltı tedbirinin hukuka aykırı olması ve makul süreyi aşması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine" ilişkin iddiayı, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle, "tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine" ilişkin iddiayı açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle ve "soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine" ilişkin iddiayı ise açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez buldu.

Kararın gerekçesinden

AYM'nin kararında, Diyarbakır'da 6-8 Ekim 2014'teki olaylar sırasında gerçekleştirilen şiddet eylemlerinde 4 kişinin öldürülmesi ve birçok kişinin yaralanmasına ilişkin bir davada Yargıtayın, söz konusu eylemleri "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma" suçu kapsamında kabul ettiği belirtildi.

Söz konusu suçlamalar kapsamında Üstün'ün gözaltına alındığı, gözaltında geçirdiği sürenin uzun olduğu iddiasında bulunduğu belirtilen kararda, buna ilişkin tazminat davası açma imkanı varken bu yönden başvuru yapmasının kabul edilemez olduğu kaydedildi.

Kararda, Üstün'ün tutuklanmasına yönelik hak ihlali iddiasına ilişkin, başvurucunun olaylar sırasında HDP MYK üyesi olduğu, Kobani olaylarının başlangıcı kabul edilen 6 Ekim 2014'teki HDP MYK toplantısı ve toplantı sonucu yapılan çağrıyı da sahiplendiği belirtildi. Söz konusu toplantıya katıldığı kabul edilerek, kuvvetli suç şüphesi kapsamında tutuklanmasının isabetsiz olmadığına işaret edilen kararda, ihlal iddiasının bu yönden kabul edilemez olduğu bildirildi.

Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıyla yapılan ihlal iddiasına ilişkin ise kararda, "Başvurucunun kısıtlama kararı nedeniyle soruşturma dosyasına erişim imkanı verilmediğine yönelik iddiasına ilişkin bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun bulunması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir." ifadesine yer verildi.