GündemManşetATATÜRK’ü anlamak gerek! DAİMA ATATÜRK

1 hafta ago

Bugün 10 Kasım, Milli Mücadele’nin Lideri Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, eşsiz insan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü vefatının 81. yıl dönümünde özlemle anıyoruz…

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının, aramızdan ayrılışının 81. yıl dö- nümünde Atatürk’ü yine şükran, minnet duyguları ve rahmetle anıyoruz…

10 Kasım’lar Atatürk’ü anmanın yanı sıra aslında bir fırsat hepimiz için. 10 Kasım’ları bir anma, yas, matem gününden çıkararak Atatürk’ü anlamaya, yaptıklarını yorumlamaya çalışmalıyız…

2019 bugünün Türkiye’si de yine 100 yıl önceki benzer şartları taşıyor. Anadolu coğrafyası yine 100 yıl öncesine benzer bir tehdidin altında… Günümüz dünya konjonktürü, bölgemizde yaşananlar, güç savaşları, Cumhuriyetimizin kurucusu Ata- türk’ü bir kez daha daha anlamlı, özel kılıyor.

Özellikle son sekiz yıldır başta Suriye’de yaşanan iç savaş olmak üzere, Ortadoğu’daki gelişmeler, Kafkasya ve Balkanlar’daki durum, Atatürk’ün haklılığını, ileri görüşlülüğünü, vizyonunu bir kez daha ortaya koyuyor, adeta yeniden teyit ediyor.

Türkiye’nin güney sınırımızda Suriye’de Afrin, Zeytin Dalı operasyonlarından sonra geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği Barış Pınarı Harekâtı’nda yaşanan gelişmeler, başta ABD olmak üzere, Batı’nın, dünya’ya hakim güçlerin verdiği tepkiler, yine Arap Dünyasının tavrı, Atatürk’ün farkını bir kez daha net bir şekilde gözler önüne serdi.

İşte; bu yüzden “Atatürk, daima Atatürk” diyor, ‘10 Kasım’ları Ata- türk’ü anlamak için bir fırsata çevirmeliyiz’ diyoruz.

Atatürk için ağlamak, Atatürk’e özlem duymak ya da onu çok sevmek ayrı, Atatürk’ü anlamak çok daha farklı bir şey…

O’nu anlamak için öncelikle yaşadığı dönemi bilmek, mücadelesinin satır başlarına bakmak, yaşanılan süreçleri iyi analiz etmek gerekir.

Atatürk; sadece bir insanın adı değildir. Atatürk aynı zamanda “teşkilatçılık, milliyetçilik, tam bağımsızlık, anti-emperyalizm ve halkçılık” demek…

Atatürk, şartlar ne olursa olsun milletten ve davadan ümidi kesmemek ve gerektiğinde Elmadağ’a çıkıp son mermiye kadar savaşmayı düşünmek demek…

O halde Atatürk’ü gerçekten anlamak için Atatürk’çe düşünmeyi öğrenmek ve hangi zaman diliminde yaşanıyorsa o zamanın gerekliliklerine göre birbirini tamamlayan adımlar atmak gerek..

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bir kurtuluş destanının en büyük kahramanı olarak sadece tarih sayfalarının derinliklerinde değil, yüce Türk milletinin kalbinin tam ortasında sevgi yumağına sarılı bir halde bulunmaktadır.

Atatürk’e olan sevgi ve saygımız dünya var oldukça devam edecektir. O’nun vatanı adına yapmış olduğu hizmetleri gelecek nesillerimize en iyi şekilde anlatmalı ve öğretmeliyiz. Anlatmalıyız ki çok büyük zorluklar içerisinde kazanılan Kurtuluş Savaşı’nın ve kurulan Cumhuriyet’in değeri daha iyi anlaşılsın.

Atatürk’ü anlamak onun fikirlerini çok iyi bilerek tatbik etmekten geçer. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulması bir devrin yeniden yazılmasıdır, adeta…

Yurdun dört bir yanı işgal altında inlerken, bağımsızlık ateşi hiçbir zaman sönmeyen Türk Milletine önderlik yapan Atatürk, milletimizin esaret altında yaşamasını aklının ucundan bile geçirmeyerek tarih sayfalarındaki, inancın zafere dönüştüğü, en büyük bağımsızlık sa- vaşının mimarı olmayı hak etmiştir.

Atatürk’ü anlamak onun ilke ve inkilaplarını çok iyi bilmek ve uygulamak demektir. Kurulan Cumhuriyet’in manasını çok iyi bilmeliyiz ki; Cumhuriyete daha çok sahip çıkalım ve koruyalım.

Atatürk’ün halkını ülke yönetiminin tek sahibi yapması, ülkenin öz kaynaklarını da milletin hizmetine ver- mesi, O’nu son derece, diktatörlükten uzak, vatan ve millet sevdalısı bir tarihi lider olarak karşımıza çıkarmaktadır.

Kendisini Türk Milletinin bağımsızlık mücadelesine adayan Atatürk, hiçbir zaman şahsi menfaatini düşünmemiş, sadece milletin menfaatleri doğrultusunda hareket etmeyi yegane yol olarak görmüştür.

1938 yılından beri, her 10 Kasım, Ata’mızı kaybetmenin verdiği büyük hüznün yanında, O’nu daha iyi anlamanın gereğinin ortaya konulması gereken bir gün olarak ta değerlendirilmelidir. O’nun hayatını, ilkelerini ve bizden yapmamızı istediği şeyleri, bilimsel olarak ortaya koymak ve uygulamak, bizlerin birinci vazifesi olmalıdır.

Atatürk devrimleri bugün bir çok ülkede örnek olarak kabul görmüş bir vaziyette ele alınmaktadır. Bağımsızlığını tam olarak kazanamamış bir çok ülkeye Atatürk devrimleri, ilham kaynağı olmaya devam etmektedir. Bütün bu hususlar Atatürk’ün evrensel bir dünya görüşünün mimarı olduğunu da göstermektedir.

Bizler her 10 Kasım tarihini bıraktığı eserlerin izinde, ülkeyi daha da ileriye götürebilmek adına neler yapılabileceğinin ortaya konulması gereken bir gün olarak görmeliyiz.

10 Kasım’ı, Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’ni bizlere emanet ettiği bir gün olarak düşünmek, en doğru bir yaklaşım olarak kabul görecektir.

Atatürk’ü her 10 Kasım’da daha iyi anlamak ve anlatmak hepimizin görevi olsun. Bizden sonraki nesillerimiz onu daha iyi an- lasın.  Aziz Şehitlerimizin kanlarıyla sulanmış bu aziz vatanın nasıl ayakta kaldığını öğrensin ki, bayrağına ve vatan toprağına daha çok sahip çıksın.

Her türlü iç ve dış düşmanlara karşı uyanık ve hazırlıklı olabilsin.

Evet, haydi şimdi! 10 Kasım’larda O’nu daha iyi anlamaya!..

Kodlama : SadeMedia Interactive