Anahtar Partisi Burdur İl Başkanı Mustafa Tan, son günlerde gündemde olan “hobi bahçeleri” tartışmalarına ilişkin dikkat çeken bir basın açıklaması yaptı. Tan, yaşanan sürecin bir hukuk meselesinden çok “yönetim ve sorumluluk krizi” olduğunu savundu.
“YILLARCA GÖZ YUMULDU, ŞİMDİ KAÇAK DENİLİYOR”
Tan, hobi bahçelerinin yıllarca denetlenmeden büyüdüğünü belirterek, “Yapılırken ve kullanılırken göz yumulan, altyapı götürülerek fiilen meşrulaştırılan bu yapılaşma modeli bugün bir anda ‘kaçak’ denilerek yıkım konusu yapılmaktadır” ifadelerini kullandı.
“DEVLET NEREDEYDİ?”
Süreçte denetim eksikliğine dikkat çeken Tan, yetkililere şu soruları yöneltti:
- Bu araziler bölünürken neredeydiniz?
- Satışlar yapılırken neden müdahale edilmedi?
- Elektrik ve su bağlanırken neden sessiz kalındı?
Tan, tüm sorumluluğun vatandaşa yüklenmesinin “hukuken kolay, vicdanen yanlış” olduğunu vurguladı.
“SORUN SADECE KAÇAK YAPI DEĞİL”
Tarım arazilerinin korunmasının zorunlu olduğunu belirten Tan, mevcut yapılaşmanın yılların denetimsizliği ve siyasi tercihler sonucu ortaya çıktığını ifade etti.
“Bu mesele sadece kaçak yapılaşma değil, gecikmiş devlet aklıdır” dedi.
“YASAK-CEZA-AF DÖNGÜSÜ SONA ERMELİ”
Tan, Türkiye’de uygulanan yönetim anlayışını eleştirerek, “Önce görmezden gel, sonra büyümesine izin ver, ardından cezalandır ve seçim zamanı affet anlayışı kabul edilemez” diye konuştu.
ÇÖZÜM: PLANLI VE SÜRDÜRÜLEBİLİR MODEL
Anahtar Partisi olarak çözüm önerilerini de paylaşan Tan, şu ifadeleri kullandı:
- Tarım arazileri korunmalı
- Plansız yapılaşma önlenmeli
- Ancak vatandaş üzerinden gecikmiş devlet refleksi uygulanmamalı
Tan, yasak ve cezaya dayalı anlayış yerine; planlı, denetimli ve sürdürülebilir kullanım modellerinin hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.
“DOĞRU OLANI SAVUNUYORUZ”
Açıklamasının sonunda Tan, “Devletin görevi sonradan yıkmak değil, baştan doğruyu sağlamaktır. Biz kolay olanı değil, doğru olanı savunuyoruz” ifadelerini kullandı.
Tan açıklamasında şunları söyledi;
"Kuralların kral olduğu ülkelerde işler böyle yürümüyor…
Krallar kural olunca konu “Önce görmezden gelen, sonra cezalandıran, sonra affeden bir yönetim anlayışına dönüşüyor”
Ne 3194 sayılı imar kanunu ne de 5403 sayılı toprak koruma kanununda adı ve tanımı olmayan fakat bugünlerde basında ve halk arasında“hobi bahçeleri” tartışması bir hukuk meselesi değil, açık bir yönetim ve sorumluluk krizidir.
Bugün yaşanan tablo şudur;
Yapılırken ve kullanılırken yıllarca göz yumulan, denetlenmeyen, hatta elektrik su vb altyapı götürülerek fiilen meşrulaştırılan bir yapılaşma modeli…
Bugün bir anda “kaçak” denilerek yıkım konusu yapılmaktadır.Biz burada çok net bir soru soruyoruz: Devletin tüm mekanizmalarını yönetme iradesi tek başına olan Hükümet neredeydi?
5403 sayılı Toprak Koruma Kanunu yeni çıkmadı. Yönetmeliklerinde her aşama açık ve netti.
Kurallar dün konulmadı.Bu kanun;
hangi alanlarda ne yapılacağını,
hangi yapıların mümkün olduğunu
ve izinleri hangi kurumların vereceğini açıkça tarif ediyor.Şimdi bu süreçte görevini kim yapmadı?
Kaymakam mı?
Vali mi?
Belediye mi?Konu bugün bakanlık eliyle yıkım aşamasına geldiyse,
bu sadece vatandaşın hatası olabilir mi?Vatandaş suçlu ilan edilirken,
görev ve yetkisini kullanmayanlar gerçekten masum mu?”Peki o halde:
• Bu araziler bölünürken neredeydiniz?
• Satışlar yapılırken neredeydiniz?
• Elektrik, su bağlanırken neredeydiniz?
• İnsanlar birikimini buraya yatırırken neden sustunuz?Bugün çıkıp bütün sorumluluğu vatandaşa yüklemek,
hukuken kolay olabilir ama vicdanen doğru değildir.Şu an ortada iki gerçek var.
Birincisi;
Tarım arazilerinin korunması zorunludur.İkincisi;
Bu alanlarda oluşan yapılaşma,
yılların denetimsizliği ve siyasi tercihleri sonucu büyümüştür.Yani mesele sadece “kaçak yapılaşma” değil, gecikmiş devlet aklıdır.
EN BÜYÜK SORUN: SİYASİ TERCİHÜlkemizde maalesef gizli bir yönetim modeli oluştu;
Önce görmezden gel, sonra büyümesine izin ver, sonra bir anda cezalandır, sonra da seçim zamanı gelince “affediyorum” de! Bu anlayış ne devlettir, ne de yönetimdir.
Bu, sorumsuzluğun kurumsallaşmış halidir.
BİZ NE DİYORUZ?
Biz diyoruz ki:
1-Tarım arazileri korunacak, evet
2-Plansız yapılaşma durdurulacak, evetAncak
Vatandaş üzerinden “gecikmiş devlet refleksi” de uygulanamaz.Devletin görevi: Sonradan yıkmak değil, Baştan doğru yapmayı sağlamaktır
ÇÖZÜM mü ne?Biz bu meseleyi yasak–ceza–af döngüsünden çıkaracağız.
Bunun yerine: Dünyada uygulanan İnsanların doğayla temas, üretim ve nefes alma ihtiyacını gören, Planlı, denetimli ve sürdürülebilir kullanım modelleri kuran, Mülkiyet üzerinden değil, kullanım hakkı üzerinden çözümler üreten sürdürülebilir
bir sistemi hayata geçireceğiz.Bugün vatandaşın karşısına yıkım kararıyla çıkmak kolaydır.
Zor olan: Zamanında planlamak, Zamanında denetlemek, Zamanında kanunları uygulayıp doğruyu yapmaktır
Biz kolay olanı değil, doğru olanı savunuyoruz."





