KültürManşetÜniversite-MAKÜ‘AKİF, ZAMANIN ÖTESİNDE BİRİ’ (Mehmet Akif Ersoy’un torunu Selma Argon Burdur’da Türk Ocağı’nda Akif’i anlattı)

10 ay ago

Burdur’un en önde gelen marka değerlerinden biri olan, ismi Burdur ile özdeşleşen Vatan- İstiklâl Şairi Mehmet Akif Ersoy için 17 Aralık 2018 Pazartesi günü  Türk Ocağı Burdur Şubesi’nde anlamlı bir program düzenlendi. Mehmet Akif Ersoy’un torunu Selma Argon Ersoy, dedesini gençlere anlattı.

Türk Ocakları Burdur Şubesi tarafından düzenlenen Mehmet Akif’e Vefa Ödül ve Söyleşi programına katılan Selma Argon Ersoy, Akif’i bilinmeyen yönlerini anlattı.

Sebilürreşad Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Bay- han’ın da katıldığı, Türk Ocağı Burdur Şubesi Başkanı Himmet Büke’nin açış konuşmasıyla başlayan programda, Selma Argon sözlerine Burdur’un ailesi için taşıdığı önemi vurgulayarak başladı.

Mehmet Akif’in birinci Meclis’te Burdur Mebusu olarak görev yaptığı hatırlatan Argon, dedesinin Burdur’dan milletvekili seçildiği için kentin kendisi açısından önemli bir yeri olduğunu söyledi.

Mehmet Akif Ersoy’un en küçük kızı Suat Hanım’ın kızı olan Ersoy, gittiği her yerde dedesini anlattığını belirterek, “Dedemin sayesinde dinç kalıyorum, bana onun düşünceleri enerji veriyor. Hep onun yolundayım, izindeyim” dedi.

Ersoy, gittiği yerlerde dedesinin yaptıklarını konuşarak, onun yolunda gitmeyi, onun simgesi haline gelen “Asım” olabilmeyi gençlere aşılamaya çalıştığını vurguladı.

Mehmet Akif’in yazdıklarının sanki bugünü anlattığına, geçmişte kalmadığına işaret eden Ersoy, “Mehmet Akif zamansız biridir, zamanın ötesinde düşüncelerle bugüne kadar ulaşmıştır.” diye konuştu.

Türk Ocakları Burdur Şube Başkanı Himmet Büke programın açış konuşmasında şunları söyledi:

“İnsanlar vardır şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. İnsanlar vardır arkalarında sadece toz, kir bırakır, insanlar vardır geride söz bırakır söylenir asırlarca, yüzyıllarca dolanır ağızlarda ve gönüllerde. İnsanlar vardır iz bırakır, gönüllere adlarının ak şerididir ve her vakit hasretle, minnetle ve rahmetle anılırlar. İşte Akif gönül hanemizin mihmanı, fikir sancılarımızın dermanı, dimağımızda son asrın kuvvetli ve ihtişamlı bir kahramanı olarak yer etmiştir.

Akif söylemleri ile eylemleri asla tezat teşkil etmeyen dini yaşayan, asla dinin tüccarlığını yapmayan, nasıl iman ettiyse öyle yaşayan bu milletin yetiştirdiği son asrın en büyük mütefekkirlerinden biridir. ‘Hadim olmayan mahdum olamaz’ düsturunca devletinin ve milletinin hizmetinde bir ömür yaşamış, bazen cephede, bazen kürsüde, bazen de minber de hakkı ve hakikati haykırmıştır. Her ne kadar biz ona Vatan Şairi ya da İstiklâl Şairi desek de aslında o tam anlamıyla bir İman Şairidir. Bugün Türk Ocakları Burdur Şubesi olarak tarihi bir günü yaşıyoruz. Türk Ocakları 1912’de kurulduğu günden bugüne 106 yılı geride bırakmış bir asrı devirmiş Türkiye’nin, Türk Devletinin en köklü sivil toplum örgütlerinden biri olarak varlığını sürdürmektedir.

Burdur Türk Ocakları olarak ta burada bizler faaliyetlerimizi devam ettirmekte, çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Bugün çok değerli misafirlerimiz var. Mehmet Akif Ersoy’un torunu Selma Argon Ersoy hanımefendi, Sebilürreşad Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmeni Fatih Bayhan Beyefendi misafirimiz oldular. Bizi kırmadılar. Ben kendilerine çok teşekkür ediyorum.”

Sebilürreşad Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Bayhan’da yaptığı değerlendirmede; “bir kere daha gördük ki Anadolu Akif ile Akif Burdur ile özleşmiş. Et ve tırnak gibi bir hadisedir bunu hiç kimsenin ayırmaya gücü ve kudreti yetmez. Akif’i Burdurluya anlatacak değiliz. Ama Akif’in torunundan biraz Akif dinlemenizi arzu ediyoruz. Bu buluşmayı da onun için gerçekleştirdik. Selma Hanım Akif’in adını verdiği son torunu ve son aile mensubudur. Adının Selma olmasında da ayrı bir güzel hikâye var. Akif’in küçük kız kardeşi kerimem dediği ve hastalanarak vefat ettiği kız kardeşinin adı Selma’dır. Akif’in küçük kızı Suat Hanım hamile kaldığında babası Mısır’dadır. Doğacak çocuğu için iki isim gelir. Biri Ferda, biri Selma. Ablası doğunca ilk kıza Ferda adı verilir. Ferda’nın anlamı yarındır. Akif Mısır’da bir nev’i hüzünlü bir sürgün yaşarken yarına ondan umudunu diri tuttuğunu göstermek adına torununa Ferda adını vermiş. Diğer torunu doğunca da ailesi ona Selma adını vermiş. Selma Hanım bugüne Akif’ten iz bırakarak aramızda” dedi.

Mehmet Akif Ersoy’un torunu Selma Argon Ersoy’da yaptığı konuşmada davetlilere ve gençlere şöyle seslendi: “Burdur benim ikinci adresim, ikinci oturduğum yer diye düşünüyorum. Burayı çok seviyorum ve Burdur benim için çok önemli. Çünkü dedemin gelip burada kaldığı, sonra dönüp tekrar kaldığı ve Burdur’un birinci dönem Milletvekili olduğu Millet Meclisi’nde ayrıca önemli bir de bana gösterdiğiniz, geldiğimde dedeme gösterdiğiniz sevgiyi her defasında bana da gösteriyorsunuz. Ben dedemin en küçük kızı Suat Hanım’ın kızıyım.

Ailede de en küçük torundum. Şu an büyüklerden kimse kalmadığı için büyüdüm ve en büyük haline geldim ve tek kaldım. Tabi bizim 3. 4. nesil devam ediyor, ama annemlerden bir tek ben kaldım. Allah izin verdiği sürece dua ediyorum bana müsaade etsin, çünkü beni zinde tutuyor. Dedemin sayesinde dinç kalıyorum, enerji veriyor bana onun düşünceleri, hep onun yolundayım, onun izindeyim, onun inancında ve onun attığı her adımda Anadolu’da her yere gidiyorum. Sanki oralarda o dolaşırken ben de onun peşinden gidiyor hissine kapılıyorum.

İlk başladığım il Kastamonu’ydu. Biliyorsunuz Kastamonu’da da bir hayli kaldı ve Sebilürreşad orda da çıktı. Dolaştığı her yere Sebilürreşad peşinden gidiyor biliyorsunuz. Emin Dayım da 12 yaşından itibaren orda. Böyle güzel bir ilişki içerisinde dedemle konuşarak, dedemin yaptıklarını yapmaya çalışarak, asla ona yetişmemiz mümkün değil ama en azından onu her yaştan gençlerimize anlatarak onun yolunda gitmeyi, onun gibi olmayı, onun simgesi haline gelen biraz da kendisi olan ‘Asım’ olabilmeyi gençlerimize aşılamaya çalışıyoruz. Çünkü; şu an da yine çok muhtacız Mehmet Akif’in düşüncelerine ve YAZDIKLARI SANKİ BUGÜNÜ ANLATMIŞTIR, GEÇMİŞTE KALMAMIŞTIR.

Mehmet Akif zamansız biridir, zaten hakikaten zamanın ötesinde düşüncelerle bugüne kadar ulaşmıştır, Safahatı okuyanlar bilir ve vaazlarını okuyanlar bilir sanki bugün yazılmıştır, bugünü anlatır. Bilhassa Kastamonu vaazlarını okuduğunuz zaman anlarsınız ki Mehmet Akif orada oturuyor ve bugün olanları yazıyor. İlk vaazını bilirsiniz Balıkesir’e gider. Hasan Basri Çantay’ın çağrısı üzerine. Orada Türklere çok eziyet edilmektedir. Dedem oraya gittiği zaman Çantay’a der ki; hemen bir Türk Ocağı kurun. Çünkü; ‘hiç kimsenin Türklüğe horoz olmasına müsaade edemem’ der. İlk orada başlar vaazlarına. Dedem konuşurken hakikaten kendini kaybedercesine konuşurmuş. Gözlerinden ateş çıkarmış, sesi sertleşirmiş her zaman ve onu dinleyenler ağlayarak çıkarmış dışarıya. Herkes ağlayarak askere yazılmaya, evinde silahı varsa onu almaya, eline ne geçerse onu alarak askere yazılmaya koşuyormuş. Dedem Fatih doğumlu.

Doğduğundan itibaren 4 yaşında babasının öğretisi altında müspet okullara giderek, babasının Kur’an öğretmesiyle daha ileri senelerde demir hafız oldum ben diyecek kadar hatmetmiş. Diğer taraftan da kendini geliştiriyor. Bu 14 yaşına kadar devam etmiş. 14 yaşında babayı kaybedince büyük bir sorumluluk alır. Çünkü bir annesi ve küçük kız kardeşi var. Gittiği okulu bırakır Halkalı Ziraat Mektebine gider. Kendisi aynı zamanda veteriner hekim ve ziraat müfettişidir. 20 seneyi aşkın bu meslekte çalışır.

Anadolu’yu karış karış dolaşır insanlarla beraber olur, onlara tarımı nasıl yapacaklarını, toprağı nasıl işleyeceklerini, hayvanlarına nasıl bakacaklarını öğretir. Bir de Pastör hayranıdır. İnsanlara hayvanların okunmuş su ile veya herhangi başka bir şey ile değil aşı ile ilaç ile tedavi olunacağını öğretmeye çalışır. Bu insanlarla beraber olup kaynaşması Milli Mücadele’de ona çok yardım eder. Çünkü; insanların ne istediğini, nelerden hoşlandığını, nelerden korktuğunu, zaaflarını öğrenir, isteklerini görür ve Milli Mücadele’de konuşmaları hep insanlarla iç içe olduğu için insanları ikna etmede başarılıdır. Bir de kendisi inanmış bir insan olduğu için, insanlarda ona inanırlar ve dinleyip askere yazılmaya koşarlar.”

Filiz ERYILMAZ

Kodlama : SadeMedia Interactive