GündemManşetSiyasetBurdur’a gelen CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Fatma Köse: ‘İYİ YÖNETİLMİYORUZ’

2 hafta ago

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Fatma Köse Demokrasi, Adalet ve Barış yolculuğu projesi kapsamında önceki gün Burdur’a geldi. CHP İl binasına ziyarette bulunan Köse, ülke gündemindeki konulara ve Burdur’un sorunlarına değindi.

Burdur CHP İl Başkanlığı binasında gerçekleşen toplantının açılış konuşmasını Burdur CHP Kadın kolları başkanı Zinet Gezer yaptı.

Zinet Gezer; “Adalet demokrasi ve barış yolculuğu kapsamında umut her yerde projesinin amaç ve esaslarını anlatmak için yurdumuzun dört bir köşesini dolaşan Genel Başkanımız Fatma Köse bugün bizlerle buluşmak üzere İlimize gelmiştir. Burada toplanmamızın amacı dayanışma ve yardımlaşma ruhunu artırmak sivil toplum örgütleri ve sendikalar ile birlikte umudu inancı güveni adaleti barış ve demokrasiyi örgütlemektir. Kadınlara yönelik genel ve yerel politikaların oluşturulmasına, geliştirilmesine katkı sunmak çözüm önerilerine ulaşmak yöre halkıyla buluşmak güçlü bir kadın oluşturmaktır. 17 yıldır kadını yok sayan sosyal yaşamdan uzaklaştırmaya çalışan kadına şiddetin vahşetin çocuk tacizlerinin gün geçtikçe arttığı gerekli önlemlerin alınmadığı sessiz kalan bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu yaklaşıma karşı biz kadınlar bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Susmayacağız, inançlıyız, kararlıyız. Bugün hukuk yerle bir edilmiştir kadının görmezden gelindiği kadın cinayetlerinin ve cinayetlerin artarak devam ettiği çocuk istismarlarının arttığı bunlara karşı yeterli önlemlerin alınmaması yasaların yeterince uygulanmaması içimizi acıtmaktadır. Ekonomik adaletsizlik ve eşitsizlik artarak devam etmekte, ekonomik sıkıntıdan intihar vakaları bizleri derinden yaralamaktadır. Hukukun üstünlüğünün sağlandığı işsizlik ve yoksulluğun azaldığı adalet ve demokrasinin bu ülkeye geldiği güne kadar mücadeleye devam edeceğiz. Şunu iyi biliyoruz ki kadın varsa umut var, barış var. Kadın varsa ilerleme var demokrasi var, kadın varsa birlik var güç var, kadın varsa mücadele ve güç var gücümüze inanalım bir olalım, birlik olalım, diri olalım. Cumhuriyet değerlerimizi ve Atatürk değerleri ile elde ettiğimiz haklarımızın elimizden alınmasına sessiz kalmayalım. Demokrasi ve özgürlüğümüz olmazsa olmazımız.” dedi.

CHP Burdur kanın kolları başkanı Zinet Gezer’in konuşmasının ardından Burdur CHP İl Başkanı İzzet Akbulut kısa bir konuşma gerçekleştirdi.

İzzet Akbulut; “Kadın Kolları Başkanımız Türkiye’yi adım adım dolaşıyorlar her ne kadar CHP şu an da kendi içerisinde bir kongre süreçleri yaşamış olsa da, kongre heyecanları parti içerisinde yaşanmış olsa da, asıl gayenin Türkiye’nin şuan da ki sorunlarının üzerinden gelinmesi gerektiği bilinciyle tüm Türkiye dolaşılmakta. Şu an da Türkiye’nin çözüm bekleyen acil birçok problemi var CHP olarak da bizim enerjimizi kendi içerimizde ki çekişmelerden çok Türkiye’nin sorunlarını çözümüne vermemiz gerekiyor. Nitekim Burdur olarak ta bu konuda şanslı illerden biriyiz çünkü her ne kadar parti içerisinde yarış olsa da, ilçelerimiz de de yarış olsa da bu yarış saygı sevgi çerçevesinde devam ediyor. Kırılmadan dökülmeden de sonlanacağına da son derece inancım yüksek. Bütün partililerimden ricam şudur ki uzun süredir sağlamış olduğumuz birlik beraberliği kendi içerimizde ki kongre süreçleriyle dağılmasına müsaade etmeyelim. Bu birlikteliği daha da büyüterek çoğaltalım, bu birlikteliği tüm Türkiye’de yaşanması için CHP’nin tüm Türkiye de söz sahibi olması için hep beraber çalışalım.” dedi.

İl Başkanı İzzet Akbulut yaptığı konuşmasından sonra sözü CHP Kadın Kolları Başkanı Fatma Köse’ye bıraktı.

Fatma Köse; Projenin amacının ülkenin temel sorunlarını 81 İl’de dillerinin döndüğünce, güçlerinin yettiğince anlatabilmek olduğunu belirten Köse, Türkiye’nin iyi yönetilmediğini Türkiye’nin savrulduğunu bildiklerini söyledi.

Burdur’un sorunlarından da bahseden Köse şunları söyledi; “Burdur da Şeker Fabrikaları özelleştirilmesi, 7749 kayıtlı işsiz var, işsizlik nedeniyle göç eden genç nüfusun yoğunluğu artarak devam ediyor. Geçici koruma altında ki Suriyeli nüfus yoğunluğu artmış. Salda Gölü’nü hiç söylemeyeceğim. Salda Gölü çünkü; Türkiye’nin gündemine oturdu o güzelim gölün nasıl ne şekilde peşkeş çekildiğini hepimiz tanıklık ediyoruz ama bunun yapılmasına da bu ülkenin geleceğine endişesi olan biz kadınların asla izin vermeyeceğini de biliyorum. Mermer ocakları ekolojik dengeyi bozmuş, tarımsal gübre ve ilaç kullanımı bilinçsiz olarak kullanılmaya başlanmış, bağcılık ve meyveciliğin desteklenmesi tamamen durmuş, destek diye bir şey yok, teşvikler yetersiz demir yolları yatırımlarının yetersiz oluşu tespit edildi. Türkiye’nin 5 temel sorununun özetlendiği bir il’de yaşıyorsunuz.

“DEMOKRASİ SORUNU”

Ülkemizde en önemli sorunlardan birisi demokrasi sorunu. Bu sorunu hayatlarımızda hissediyoruz. Otoriter, baskıcı, hukuksuz ve liyakatin önemsenmediği bir ülkede yaşıyoruz. Türkiye, demokrasiden ve uygar dünyadan uzaklaştı. Güçler ayrılığı diye bir şey söz konusu değil. Tamamen tek adam rejimine dayalı bir sistemle yönetilmekteyiz. Medya üzerinde ciddi bir baskı var, yaşamış oldukları zorlukları hissediyoruz. Medyanın tekelleşmesiyle birlikte çokseslilik engellendi. TBMM’nin, parlamentonun geçerliliği yok. Parlamentoda ülke ve il sorunlarını dile getiren vekillerin muhatabı yok çünkü bakanların olmadığı bir parlamentoda ne kadar ülke sorunlarını dile getirebilirsiniz? Yargı tarafsız değil. Düşünce ve ifade özgürlüğü ülkemizde kalmadı. Bunun için çözüm var. Güçler ayrılığı ilkesi yeniden getirilmeli. Yasama erki üzerindeki vesayet kaldırılmalı. Halkın egemenliği yeniden tesis edilmeli. Konuşabilir bir Türkiye olması için halkın egemenliği tesis edilmeli. Konuşamayan bir Türkiye ile karşı karşıyayız. Medyanın tekelleşmesine karşı yasal düzenlemeler ivedilikle yapılmalı. Basın özgürlüğü ve yurttaşların bilgi edinme hakkı önündeki engeller kaldırılmalı. Liyakat ve ehliyet, devlet kurumlarının temel ilkesi olmalı ki herkes özgürce düşüncesini söyleyebilsin”

“ÜRETEMEYEN BİR TÜRKİYE VAR”
Diğer bir sorunumuz ekonomi. Üretemeyen bir Türkiye ile karşı karşıyayız. Samanı bile ithal eden bir ülke haline geldik. Enflasyon, dünya ortalamasının 5 katından daha fazla. Türkiye’nin dış borç stoku 450 milyar doları aştı. Ekonomik adaletsizlik ve eşitsizlikler her geçen gün derinleşmekte. Toplumun en zengin kesimi, en yoksul kesiminin gelirinin 24 katını elde ediyor. Dolayısıyla ülkede en üsttekiler ve en alttakiler diye ayrım var. Yaklaşık 16 milyon yurttaşımız yoksulluk sınırının altında bir gelire sahip. Halkımız borç yükü, işsizlik ve hayat pahalılığı ile mücadele etmek zorunda bırakıldı. 80 milyon yurttaşımız bugün işsizlik sınırında. Önemli bir kısmı ise iş bulacağına dair umudunu kaybetmiş durumda. Umudu olmayan bir ülkede nasıl yaşayabiliriz? Her 5 gencimizden birisi işsiz. Yaklaşık 9 buçuk milyon kişi kayıt dışı çalışmakta. Çözüm var, uygulanabilirse. Teknoloji kullanımını arttıran, rekabetçi ve yüksek katma değer üreten ekonomiye bu ülkenin ihtiyacı var. Rant ekonomisi yerine büyüme ve gelir adaleti programı ivedilikle uygulanmalı. Ekonomi politikalarımızın orta ve uzun vadede 5 temel amacı vardır: Katma değeri fazla mal ve hizmet üretiminde uzmanlaşmak, iş gücünün niteliğini yükseltmek, ücretler genel seviyesini arttırmak, işletme ekonomisini dönüştürmek, bölgesel eşitsizliği gidermek, tüm yoksulları aile sigortası altına almak.

“TUTARSIZ BİR DIŞ POLİTİKA VAR”
Bir diğer sorun dış politika. Tutarsız, öngörüsüz, hayalperest bir dış politika anlayışıyla bu ülke nereye varabilir? Bizim ne işimiz var Suriye’de, ne için bu savaşın içindeyiz? Bir ülke savunmasında değiliz ya da topraklarımıza bir toprak katma peşinde de değiliz. Türkiye’nin itibarı komşuların nezdinde güçlü, yapıcı ve sorunlara çözüm üretebilen bir ortak olarak azaldı. Türkiye tarafsızlığını, inanılırlığını ve güvenirliliğini kaybetti. Bu yüzden uluslararası etkili bir aktör olma özelliğini bu ülke kaybetti. İktidarın kavgacı diplomasisi ülkemizi AB’ye üyelik hedefinden uzaklaştırdı. Hayal haline geldi. NATO’dan Ortadoğu’ya, Rusya’dan Balkanlar’a kadar neredeyse tüm uluslararası ilişkilerde halkımıza ağır bedeller ödetilmeye başlandı. Biz yurtta barış dünyada barış ilkesini benimseyerek yolumuza devam etmek istiyoruz. Bugün barışı bile konuşmak suç haline geldi. Özellikle biz kadınlar böyle bir ülkede yaşamak istemiyoruz. Demokrasinin, adaletin tesis edildiği eşitlikçi bir ülkede yaşamak istiyoruz. Kadınlar bu ülkede özgür yaşamak istiyor. Çözüm güvenilir ve işbirliği yapılabilir bir ülke konumuna Türkiye’nin gelmesi gerekiyor. Uluslararası hukuka saygılı bir politika izlenmesi gerekiyor. Türkiye sadece bölgesinde değil küresel meselelerin çözümüne yönelik anlayışlarda da görüşlerine ihtiyaç duyulan, danışılan bir ülke haline gelmesi bekleniyor. Türkiye Suriye’deki çözüm konusunda da öncü roller üstlenmesi gerekiyor.

“EĞİTİM TAMAMEN NİTELİKSİZLEŞTİ”
Bugün üniversite mezunları, birkaç üniversite bitiren insanlar işsiz. Bu ülke bu şekilde yönetilmeye layık mı, niye okudular o zaman? Eğer iş garantili bir üniversite kurmuyorsanız o zaman üniversite açmayacaksınız. Bu çocuklar işi olsun diye okumak istiyor iş olsun diye değil. Nitelikli eğitim alan öğrenci sayısı o kadar az ki. Devlet üniversitelerinde eğitim tamamen niteliksizleşti. Ekonomik sıkıntı yaşayan aileler, çocuklarını tarikat yurtlarına göndermek zorunda kaldı. Okutamayan bir aileyi düşünün, onların yaşadığı dramı düşünelim. Eğitim Fakülteleri tercih edilmeyenler haline geldi. Yeterli eğitimi almayan öğretmenler çoğaldı. Üniversitelerdeki özgür düşünce ortamları daraltıldı. Bilimsel eğitim yapması gereken üniversiteler tamamen bilimden uzaklaştı. Bilimsel eğitim alan çocuklar da yurt dışına yol almaya başladı. Nitelikli akademisyenler yurt dışında iş aramaya başladı. Demokrasi eksikliği niteliksiz eğitime ve beyin göçüne sebep oldu. Çözüm var. Herkes için parasız ve nitelikli eğitimden hareketle bir yıl okul öncesi, 8 yıl ilköğretim ve 4 yıl ortaöğretimden oluşan 1+8+4 modeliyle eğitimin sisteminin yapılandırılması gerekiyor. Zorunlu eğitimin 9 yılı kesintisiz temel olmak üzere 13 yıla çıkarılması gerekiyor. Mesleki eğitim kurslarıyla birlikte bu okulların yaygınlaştırılması gerekiyor. Nitelikli ve becerikli iş gücünün yetiştirilmesi için istihdam edilmesi mümkün hale gelmesi gerekiyor. Öğrencilerin olduğu kadar öğretmenlerin de eğitimleri de çağa uygun hale getirilmeli ve öğretmenlik mesleğinin hak ettiği itibara kavuşturulması gerekiyor.

“TOPLUMSAL AYRIŞMA DERİNLEŞİYOR”
Bir diğer sorun toplumsal barış, kardeşlik ve birlikte yaşama kültürü. Tek adam rejimi iktidarda kalmak amacıyla toplumdaki ayrışmayı derinleştirmekte. Ayrışmış bir ülkeyle karşı karşıyayız. İktidarı kaybetme korkusuyla etnik, dinsel, mezhepsel ve yaşam tarzına dayalı bir kutuplaşma siyaseti izlendiğini görüyoruz. Kimliklere dayalı siyaset toplumumuzun bir arada yaşama kültürüne zarar vermektedir. Bunların sonuçlarını da görüyoruz. İktidar ülkemizde toplumsal ön yargıları derinleştirmekte ve toplumun kutuplaştırılmasından medet ummaktadır. Mevcut iktidar ülkeyi, milleti, yurttaşları değil bireysel çıkarları esas alan; iktidarı korumayı temel hedef haline getiren siyaset anlayışına kurban etmiştir. Yurttaşlarımız arasındaki kardeşlik bağının güçlendirilmesi için, parlamento eliyle şekillendirilecek geniş bir toplumsal mutabakatın sağlanması gerekmektedir.”

“KADIN CİNAYETLERİ”

Hepiniz tanıklık ediyorsunuz her gün mutlaka bu ülkede bir kadın öldürülüyor. Neden? İşte mevcut iktidarın caydırıcı yasaları uygulamaması, indirimli yasalardan katil diyorum onlara katillerin faydalanması, 6284 sayılı yasanın layıkıyla uygulanmaması bizim de ilk imzacısı olduğumuz İstanbul sözleşmesinin bugün tartışmaya açılır olması kadın cinayetlerinin önünü açmıştır. Eğer bugün kadınların güvencesi olan hayatta kalma güvencesi olan 6284 sayılı yasa konuşuluyorsa o zaman kadınların daha çok düşünmesi gerekiyor. Haklarımızdan, özgürlüğümüzden ve yaşamımıza kastedenlere karşı birlikte mücadeleyi büyütmek zorundayız. 25 Kasım kadına yönelik şiddetle uluslararası mücadele günü 81 ilde çok ciddi etkinlikler yapılıyor çünkü dikkat çekmemiz gerekiyor. Ne yazık ki kadın cinayetleri ve çocuk tacizleri artık artarak devam ediyor. Türkiye deyince dışarıda orada kadın cinayetleri var çocuk tacizleri var diyorlar. ”

CHP Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Fatma Köse, salondakileri ayağa davet ederek 1 dakika boyunca alkışlı eylemle Kadın Cinayetlerine tepki gösterdi.

Kodlama : SadeMedia Interactive