Beş soruda, Türk ekonomisi’nde 2021 beklentileri

Türkiye ekonomisi 2021 yılına “işsizlik, enflasyon, geçim sıkıntısı” gibi ağır sorunlarla giriyor. Yatırımcıları Türkiye’ye çekmek için ortaya konan “reform” söyleminin işe yarayıp yaramayacağı ise merak konusu…

Medyada yıl sonunda ve yeni yılın ilk günlerinde yapılan ekonomi değerlendirmeleri ve 2021 Türkiye ekonomisi beklentileri, öngörülerinde; en çok “enflasyon” başlığı öne çıkıyor.

Hemen hemen bütün uzmanlar, Türkiye’de ekonomini gidişatına dair en önemli göstergenin, pusulanın, enflasyon rakamları olacağını belirtiyor.

2021’in ülkemiz ekonomi ajandasında ana gündemi; “enflasyon oranı, fiyat artışlarının dizginlenmesi, enflasyon oranının düşmesi…” olacağı öngörülüyor.

Küresel ekonomide; 1929 büyük buhranı ve İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı tahribat kadar ağır izler bırakan Covid-19 pandemisi, son yıllarda durgunluk yaşayan Türkiye ekonomisi açısından işsizlik, enflasyon, cari açık gibi kronik sorunların büyüdüğü bir yıl oldu. Türkiye ekonomisinde, değişen ekonomi yönetimi ile birlikte atılan adımları ve 2021’de yaşanabilecek gelişmeleri DW Türkçe beş soruda derledi:

Kasım ayı başında değişen ekonomi yönetimi, bugüne kadar neler yaptı?

Kasım ayı başında birkaç gün arayla önce Merkez Bankası Başkanlığına eski Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın getirilmesi, ardından 2018’den bu yana ekonominin başında olan Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı görevinden ayrılması, ekonomi yönetiminde yeni bir sürece girildiğinin işareti oldu.  Naci Ağbal başkanlığındaki Merkez Bankası’nın son iki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında 675 baz puanlık artışla politika faizini yüzde 17’ye çıkarması, yeni döneme ilişkin olumlu beklentileri artırdı. Yeni ekonomi yönetimi geçen yaklaşık iki ayda faiz artışının yanı sıra swap işlemleri, aktif rasyosu gibi alanlarda attığı adımlarla da yatırımcıları memnun etti. Ancak Albayrak döneminde, dolar kurunu dizginlemek için eritilen Merkez Bankası rezervlerinin eksiye düşmesi, ekonomiye güven anlamında ciddi bir sorun olmaya devam ediyor. Gerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gerekse ekonomi kurmayları tarafından yapılan “reform” vaatleri ise toplumun tüm kesimlerini kapsamak yerine, yalnızca yatırımcıya dönük düzenlemeler içermesi nedeniyle eleştiriliyor.

Ekonomi yönetiminin 2021 ajandasında neler var?

Türkiye ekonomisi, pandemi önlemlerinin en üst seviyede uygulandığı 2020 ikinci çeyrekte yüzde 9,9’luk daralma yaşadı. 1 Haziran’dan itibaren başlayan normalleşme süreci ve hükümetin ekonomiyi canlandırmak için açtığı kredi muslukları sayesinde üçüncü çeyrekte ekonomi yüzde 6,7’lik büyümeye imza attı. Türkiye bu performansıyla G-20 ülkeleri içinde 3’üncü çeyrekte en hızlı büyüyen ülke olurken, 2020 yılının tamamının yüzde 1’e yakın bir büyüme ile kapanacağı tahmin ediliyor. 2021 yılında ise Yeni Ekonomi Programı’nda (YEP) hedeflenen yüzde 5,8’lik büyümeye ulaşılması zor görünüyor. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Beklenti Anketi’ne göre, 2021 büyümesinin yüzde 3 civarında kalacağı öngörülüyor. OECD ve IMF gibi uluslararası kuruluşlar da Türkiye’nin 2021’de yüzde 3 ila 5 arasında büyüyeceği tahmininde bulunuyor.

2021 yılında ekonomi yönetimin başlıca gündem maddesi uluslararası yatırımcılarda Türkiye ekonomisine ilişkin duyulan güvensizliği giderecek adımlar atmak olacak. Öte yandan pandemi koşulları nedeni ile giderek artan geçim sıkıntısı ve yoksulluk, ekonomi yönetimini zorlayacak bir diğer önemli başlık olacak.

2021’de enflasyon ve işsizlik nasıl bir seyir izleyecek?

Türkiye ekonomisinde pandemi süreci ile birlikte yükselişe geçen hayat pahalılığı ve işsizlik, milyonlarca haneyi geçim sıkıntısına sokmuş durumda. Kronik işsizlik sorunu üstüne eklenen pandemi nedeni ile oluşan iş kaybı, kısa çalışma ödeneği ve işten çıkarma yasağı gibi önlemlerle henüz resmi verilere yansımadı. Son bir yılda yaklaşık 1,4 milyon kişi iş aramaktan umudunu keserken, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2020’nin son işgücü istatistiklerine göre işsizlik oranı Eylül döneminde yüzde 12,7 seviyesinde gerçekleşti. Ancak iş aramayı bırakanlar da dahil edildiğinde geniş tanımlı işsizliğin yüzde 30’lar seviyesine çıktığı tahmin ediliyor. 2020 sonunda işsizliğin yüzde 14’ler seviyesine çıkması beklenirken, pandemi önlemlerinin kalkması halinde resmi işsizlik oranının hızla yüzde 17-18 seviyelerine çıkacağı öngörülüyor.

Öte yandan Türkiye, “en fazla enflasyona” sahip 20 ülkeden biri olmaya devam ediyor. Özellikle gıda fiyatlarının oluşturduğu baskı ile 2020 yılı Kasım ayında TÜFE yüzde 2,30 arttı. Kasım ayındaki artışla birlikte yıllık enflasyon yüzde 14,03 düzeyinde gerçekleşti. Yılın son döneminde hızlı bir yükseliş eğilimine giren enflasyonun 2021’nin ilk yarısında yüzde 18’leri görebileceği tahmin ediliyor. 2021 ortasından itibaren başlayabileceği öngörülen faiz indirimleri ile birlikte ise yılsonu enflasyonunun Merkez Bankası tahmini olan yüzde 9,4’e yakın bir seviyeye düşürülmesi hedefleniyor.

Döviz kurları için 2021’de ne tür tahminler yapılıyor?

Türkiye’de ekonomik gidişat ve ekonomi politikalarına olan güveni temsil eden en net gösterge olarak tanımlanabilecek dolar kuru, pandemi sürecinin yarattığı belirsizlik ortamı ve Türkiye’nin kendine özgü yapısal sorunları nedeni ile artmaya devam etti. 2020 başında 5,95 seviyelerinde olan kur, kasım ayı başında 8,50 seviyelerini görerek tarihi rekor kırdı. Türk Lirası’nda (TL) yaşanan bu değer kaybı, başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere ekonomi yönetiminin verdiği “reform” vaatleri ve faiz artışlarıyla bir miktar azaldı. Yılın son günlerinde dolar kuru 7,50 seviyesinin, euro kuru ise 9 TL’nin altını gördü.

TCMB, 2020 yılı aralık ayı beklenti anketine göre cari yıl sonu döviz kuru (dolar/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 7,89 TL iken, bu anket döneminde 7,77 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 8,41 TL iken, bu anket döneminde 8,37 TL olarak gerçekleşti. 2021’de Türk Lirası’nın kaybettiği değeri yeniden kazanmaya başlaması için hem Merkez Bankası politikalarının beklentileri karşılaması, hem de birikimini döviz ve altın alarak değerlendiren vatandaşın ekonomi yönetimine güven duyması belirleyici olacak.

Avrupa Birliği ile ticari ilişkiler 2021’de nasıl şekillenecek?

Türkiye’nin en büyük ticari partneri olan Avrupa Birliği (AB) ile diplomatik ilişkileri sıkıntılı bir süreçten geçiyor olsa da, ekonomik ilişkiler önemini korumaya devam ediyor. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Türkiye ihracatının yüzde 49’u AB ülkelerine gerçekleştiriliyor. Türkiye AB’nin ithalatından aldığı  yüzde 3,6’lık pay ile 6’ıncı sırada yer alırken, AB ülkelerinin toplam ihracatından da yüzde 3,4’lük pay alıyor. Türkiye’nin AB ülkelerinden ithalatı ise toplam ithalatının neredeyse yüzde 40’ına ulaşıyor. 2021 yılında da AB-Türkiye arasındaki ticaretin aynı oranlarda devam etmesi bekleniyor. Bununla birlikte, İngiltere (Birleşik Krallık) ile yapılan Serbest Ticaret Anlaşması da (STA) da Türkiye’nin Avrupa’ya ticarette elini güçlendiren bir hamle oldu. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, pandeminin yarattığı dış ticaret sorunlarının çözülmesi gibi konu başlıkları 2021 yılında taraflar arasındaki temasların öncelikli konuları olacak.

Öte yandan 2020’nin son günlerinde açıklanan AB ile Çin arasındaki yatırım anlaşmasının Türkiye ile AB arasındaki ekonomik ilişkileri nasıl etkileyeceği merak konusu. AB yetkilileri 2013’ten beri planlanan anlaşmanın 2022’de yürürlüğe gireceğini belirtirken, söz konusu anlaşma ile Avrupalı yatırımcıların Çin’de üretim yapmasını kolaylaştıracak bir dizi adım atılacak.

Kaynak: (Aram Ekin Duran Deutsche Welle Türkçe)

 

YILIN ŞAMPİYONU CUMHURİYET ALTINI

2020’nin yükselen yıldızı Cumhuriyet altını… BIST 100 yüzde 28.9, euro yüzde 34.7 ve dolar ise yüzde 23.4 yükseldi. Yıl sonu 2.960 TL’ye kadar çıkan Cumhuriyet altını yüzde 52.3 değerlendi. 2021’de ise enflasyon çift haneli rakamlarda kalacak, dolar ve altın enflasyon oranında kazandırmaya devam edecek. Borsada çıkış sürecek. Sabit getirili yatırım araçları içerisinde mevduat öne çıkacak.

Milliyet Gazetesi’nden Zeynep Aktaş, 2020’yi değerlendirdiği ve 2021 tahminlerine yer verdiği yazısında şu bilgileri paylaştı:

“Piyasalar 2020 yılını, bir önceki yıla göre belirsizlik içinde ve dalgalı bir seyirde geçirdi. Sert aşağı ve yukarı hareketlerin olduğu gözlendi. Dolar kuru 5.95 ile 8.58 aralığında yükselen bir seyir izledi. Yılı 7.50 seviyesinin altında 7.33’ten tamamladı. Tüm dünyayı pençesine alan pandemi küresel piyasaları olduğu kadar yurtiçi piyasaları da etkiledi. ABD başkanlık seçimleri yapıldı. Ekonomi yönetimi değişti. Normalleşme adımları ile birlikte yeniden sıcak para girişi gözlenmeye başladı.

Borsa, koronavirüsün Türkiye’de görülmesiyle mart ayında sert bir düşüş yaşadı. BIST 100 Endeksi 819’a kadar geriledi. Haziran ayında yasaklar kalktı. Pandemide ikinci dalga endişeleri ile ağustos ayı satıcılı geçti. Sonrasında aşıya ilişkin gelişme haberleri ile endeks yukarı ivmeli bir hareket sergiledi.

Güvenli limanlar: Merkez bankaları pandemi nedeniyle olağanüstü tedbirler aldı. Para basıldı ve faizler aşağı çekildi. İşte bu dönemde yatırımcılar güvenli limanlara koştu. Cumhuriyet altını en büyük yükselişlerinden birini yaşadı ve yıl içinde 3.600 TL’ye kadar çıktı. Yılı 2.960 TL’den tamamladı. Altının onsu ise 1.440 ve 2.082 dolar aralığında hareket etti. Yılı 1.879 dolardan tamamladı. Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi yıl içinde 643’e kadar yükseldikten sonra 319.25 seviyesine geriledi. Faiz yılı çift haneli rakamlardan tamamladı. TCMB aralık toplantısında ise faizi 200 baz puan artırarak yüzde 15’ten 17’ye çıkardı.

Olası riskler neler?: Yeni ABD başkanının göreve başlamasıyla birlikte dış ilişkilerde yaşanabilecek olası gerilim, Suriye, Irak, Doğu Akdeniz konusunda yaşanabilecek olası gerginlikler piyasalarda tansiyonu artırabilir. En fazla takip edilecek gösterge enflasyon olacak. Küresel bazda ekonomilerin toparlanması ile enflasyon artacak.

Altının çıkışı sürer, gümüş hızlı yükselir: Yeni yıla dolar kuru 7.34’lü seviyelerden, altının onsu da 1.879 dolardan giriyor. Altının onsu 2021 yılında yeni bir atağa geçerek 2.300 dolara doğru hareketlenebilir. Gram altın dolar kurundaki hareketlere bağlı bir seyir izlerken altının ons fiyatındaki olası gerilemelerde 1.750 dip olarak kalacak. Gümüş altından daha hızlı çıkacak.

Borsa zirve beklentisi… Geçtiğimiz yılı yüzde 28.9 değer artışı ile kapatan Borsa’da hisse fiyatları yatırımcıların radarında olacak. BIST 100 Endeksi 2020 yılında olduğu gibi 2021 yılını da artıda tamamlayacak. BIST 100 Endeksi TL bazında tarihi zirvesini kırarak yeni bir zirve yapacak. Yabancıların borsadaki payı yüzde 48.86 ile dip seviyelerde. Yabancıların dipte olan payları yeniden artmaya başlayacak. Pandemide en fazla değer kaybeden sektör hisselerine ilgi artacak.

Dolardaki getiri, enflasyona paralel: Dolar/TL kuru yılın ilk çeyreğinden itibaren enflasyona bağlı bir seyri izleyecek. 7.20 – 9 bandı hareketi izlenecek. Olası geri çekilmelerde 6.50’ye kadar düşüş yaşanabilecek. 9’un aşılmasını gerektirecek bir kur atağının gündeme gelmesi halinde 10’lar konuşulabilecek. Ana senaryo enflasyon üzerinden gelişecek. Enflasyon kontrol altına alınırsa TL’de reel getiri oluştukça mevduatlar TL’ye kayabilecek.

PİYASALARA ‘AŞI’ YILI: 2020’de yaşanan salgın nedeniyle piyasalarda olağanüstü fiyat hareketleri gözlendi. 2021 yılında aşılamayla birlikte fiyatlarda da öngörülebilirlik artacak. Türkiye’de ekonomide normalleşme adımlarının ardından reformların devreye girmesi bekleniyor. Maliye politikaları ile para politikasındaki sıkılaştırma adımlarının desteklenmesi ve hukuk alanında reformların devreye girmesi halinde yabancı sermaye girişinde artış gündeme gelecektir.Para girişi beraberinde piyasaların hızla toparlanmasını sağlayabilecektir. Böylesi bir durumda borsada yeni rekorlar ağırlık bulurken dolarda düşüş, enflasyonda da gerileme mümkün olabilecektir. Bu olumlu senaryoda dolar kurunda 7.20 seviyesindeki destek kırılarak 6.80 ve hatta 6.50’lere doğru geri çekilme gündeme gelecektir.Enflasyonu düşürme kararlılığında taviz verilmesi, maliye politikaları ile para politikalarındaki adımların gerçekleşmemesi ve hukuk reformunun gelmemesi halinde ise kur için mevcut seviyeler dip kalarak 2021’nin ilk ayının ortasından itibaren çıkış hiç de düşük bir ihtimal olmayacaktır.

Enflasyon, belirleyici önemde: Yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatı 234 milyar dolar. Bu paranın henüz bozulmadığını görüyoruz. Sadece ay sonlarında maaş ödemeleri ve giderler için belli bir miktar bozulmakta. 2021 yılında TCMB aylık olarak toplanmaya devam edecek. Yılın tansiyonunu ABD’nin yeni başkanı Biden ve atacağı adımlar belirleyecek. Halk Bankası davasına ilişkin gelişmeler takip edilecek. Dolar ve faizin seyri üzerinde enflasyon belirleyici rol oynayacak. Enflasyondaki her artış kur ve faiz hareketlerinde tetikleyici etki yaratacak.

Koronavirüse ilişkin gelişmeler altının fiyat hareketleri üzerinde etkili olacak. Altının onsunda yıl içinde hedef seviye 2.300’ler olacak. Dolar kurunda ağırlıklı hareket 7.20 – 9 bandında gerçekleşecek. İlk çeyrekte sıcak para girişi yaşanırsa 7.20 aşağı kırılarak 6.80 ve 6.50’lere doğru geri çekilmeler görülebilecek. Ancak TCMB geri çekilmelerde rezervleri güçlendirmek isteyecek bu nedenle dolarda düşüşler alım fırsatı olacak. Kurda geri çekilmelerde TCMB’nin alım ihaleleri yapması yeniden yönü yukarı çevirecek.

Yeni yılda TL varlıkları güçlü:  200 baz puanlık faiz artırımı ile birlikte yüzde 17’lere tırmanan faiz yılın ilk yarısında güçlü seyrini sürdürecek. TL varlıklar ve mevduat yatırımcıların seçenekleri arasında olacak. Enflasyona karşı reel getiri sağladığı oranda mevduat seçeneği değerlendirilecek. Reel getiri düştüğü anda yatırımcı yeniden döviz ve altına kayacak. Bu nedenle enflasyon oranının seyri yıl boyunca yatırımcının takibinde olacak. Enflasyonu artırıcı her adım döviz ve altına kayış için neden oluşturacak.

Büyüme yüzde 2 – 3 arasında olacak: Pandemi sonrası toparlanma yaşanacak ancak ekonomilerin tam kapasite ile devreye girmesi zaman alacak. Faiz, enflasyon ve kur etkisinin getirdiği olumsuzluklar nedeni ile ülke ekonomisindeki büyüme yüzde 2 – 3 bandında kalacak.”