1954 'ten bugüne BURDUR'DA    e-posta : yenigungazete@ttmail.com

YENİ GÜN ANALİZ: “Bu başarı; Burdur’un başarısı, Birlikte olduğumuzda neleri yapabileceğimizin göstergesi”

19 Ağustos 2017, Cumartesi, 4:55 | Gündem, Manşet, Sürmanşet | 307 kere okundu | Bu haberi Facebook'ta Paylaş

Geçtiğimiz Perşembe günü 17 Ağustos 2017 tarihinde Ankara’da gerçekleşen, tarım ve hayvancılık sektörünün güçlü kuruluşlarından biri olan Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği’nin genel kurulunda Burdur Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kamil Özcan’ın listesinin seçimi kazanması Burdur’da geniş yankı buldu, gündeme damgasını vurdu…

Burdur Yetiştiriciler Birliği Başkanı Özcan’ın Merkez Birliği yönetim kurulu başkanlığı seçimini kazanmasının bir seçim galibiyetinden öte ilimiz için çok özel anlamları var… “Bu başarı Burdur’un başarısı, ilimiz dinamiklerinin, ilimizdeki üreticinin ortak zaferidir. Bu seçim; Burdur’un birlikte hareket ettiğinde, birlik olduğunda neleri başarabildiğinin apaçık bir göstergesidir…”

Kamil Başkanı, Merkez Birliği Genel Başkanlığa taşıyan başarının temelinde Burdur’un potansiyeli var… Burdur’un tarım ve hayvancılık sektöründe geldiği nokta, aldığı mesafeler, bu sektörde sesini gür bir şekilde duyurmasını, lobi oluşturmasını sağlıyor. Tarım ve hayvancılık denilince, özellikle de ‘süt inekçiliği, kaliteli, hijyenik çiğ süt üretimi’ denilince Burdur bir marka haline geldi.

Yıllardır hak ettiiğini alamamaktan yakınan bir il’de Türkiye genelini temsil eden iki güçlü sivil toplum kuruluşunun başında Burdur’daki başkanların olması, istenildiğinde, çaba gösterildiğinde ve en önemlisi birlikte hareket edildiğinde Burdur’un hak ettiğini alabildiğini de ortaya koyuyor.

Evet; senelerce hak ettiğimizi alamamak, oyun dışında kalmak, algılarımızı, moralimizi, psikolojimizi altüst etti. En çok da özgüvenimize darbe vurdu!..

“Bu şehirden bir şey olmaz, Burdur hep böyle kalır!” mottosu sosyal hücrelerimize nüfuz ettikçe inancımız, umutlarımızı, beklentilerimiz olumsuz etkilendi. Yıllar içersinde yanıbaşımızdaki komşu illerimiz başını alıp gittikçe, göç verdikçe, kan kaybının ekonomik, sosyal etkilerinin yanı sıra en çok psikolojik olarak etkilendik. Yalnızlık, çaresizlik hissi, kentin bütün dinamiklerini sarınca, kısırdöngü içersinde kıvranırken, sahip olduğumuz değerleri tanıtmakta işlemekte, ekonomik kazanca dönüştürmekte geç kaldık, hep zorlandık…

Halbuki bu topraklar çağlar boyunca, insanlık tarihi boyunca medeniyetlere ev sahipliği yapmış. Burdur; zengin tarih ve kültür birikimiyle nitelikli bir kent. Sadece nüfus kriterine, endüstriyel yatırımlara bakarak Burdur’un değerlendirmeye kalkarsak, çok büyük bir hata yapmış oluruz. Evet; toplam nüfusumuz 260 bin olabililir, ama Burdur, il geneliyle birlikte sahip olduğu değerler gözönüne alarak değerlendirildiğinde, potansiyeli olan nitelikli bir vilayet görüntüsü ile karşılaşırsınız… “Tarih kenti, kültür kenti, huzur kenti, eğitim kenti, öğrenci şehri, tarım ve hayvancılık şehri, Türkiye’nin Hollanda’sı, Teke Yöresi’nin kültür başkenti, Göller Bölgesi’nin merkezi, Akif’in Üniversitesi” gibi tanımlamalar, benzetmeler Burdur’un ne kadar zengin değerlere sahip olduğunu, niteliklerini ortaya koyuyor.

Coğrafyası, doğası, tarihi, antik kentleri, kültürü ile Burdur; toplam nüfusu 260 bin olan bir vilayet ötesinde bir il… Akdeniz ile Ege arasında geçiş noktası üzerinde olan, bu iki bölgeyi Anadolu’ya bağlayan yollar üzerinde bulunan Burdur’da tarım ve hayvancılık, en öne çıkan ekonomik faaliyetleri arasında geliyor. Elbette; tarım sektörünün yarattığı katma değer, günümüzde endüstri yatırımları ve teknolojik gelişmeler kadar olmayabilir. Lakin; toprak her zaman kazandırmıştır. İnsalık tarihi boyunca toprak hep vardı, var olmaya da devam edecek. Çünkü; gıda insanın en temel ihtiyaçlarından biri… İşte; Burdur böyle stratejik öneme haiz bir sektörde fark oluşturuyor.

Modern tarım teknikleri yaygınlaştıkça, hayvancılıkta atılımlar bir üst seviyeye çıktıkça, hele tarım ve hayvancılık üretim kapasitesi, alt yapısı, gıda sanayisine dönüştüğünde Burdur çok daha başka yerlerde olacak.

Kalkınma Bakanlığı’nın Üniversiteler için uygulamaya koyduğu özel teşviğe, hayvancılık alanında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nin layık görülmesi, tarım ve hayvancılık denilince Burdur’un taşıdığı ‘özgül ağırlık’ ve Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği genel kurulunda çıkan sonuç; Burdur’un tarım ve hayvancılıkta bir geleceği olduğunu göstermektedir. Nitekim; siyasi irade, kamu otoritesi, tarım ve hayvancılık’ta Burdur’un önünü açacak düzenlemelerin önünü açmaktadır… MAKÜ’ye verilen özel teşvik’te de çok net bir mesaj verilmişti. “Burdur’a verilen, biçilen bir rol, misyon var. Burdur’un modernize edilen tarım, gelişen hayvancılık’ta güçlü bir aktör olması isteniyor. Burdur’un potansiyelinin hayvancılığa kanalize edilmesi hedefleniyor…”

Öyleyse; bu gelişmeleri doğru okumak, doğru yorumlamak gerekiyor. Konjönktürü, bu havayı en iyi şekilde değerlendirmemiz lazım. Demekki; doğru projeler üretildiğinde, hakkımızı alabiliyormuşuz!..

Öncelikle özgüvenimizi geri kazanmalıyız. Üzerimizdeki ölü toprağını atmamız için, psikolojik olarak silkinmek, yeniden ayağa kalkma arzusunu yakalamak gerek. Ve en önemlisi; Kamil Özcan’ın Merkez Birliği seçiminde olduğu gibi; birlikte hareket etmeliyiz. Kamil Özcan nezdinde yakaladığımız o iklimi, ritmi başka alanlarda da vites artırarak devam ettirmeliyiz.

Kısaca hatırlayacak olursak; Kamil Özcan’ın Merkez Birliği Başkanlığına talip olmasından sonra ne oldu Burdur’da? Herkes destek vermedi mi? Siyasilerden tutun, yerel yönetimlere, sivil toplum kuruluşlarına, basına kadar uzanan geniş yelpazede il’deki bütün dinamikler bir araya gelmedi mi? Ve; bu birliktelik, yakaladığımız sinerji 17 Ağustos’ta Ankara’da kongre salonuna kadar taşınınca, başarı geldi.

Burdur’un üç hafta içersinde Kamil Özcan’ın seçimi için oluşturduğu ortak konsensüsü, sergilediği samimi dayanışma görüntüsünü, örnek tavrı, birlikteliği, bundan sonra başka alanlarda sürdürmesi şart… Burdur’un birlikte hareket ettiğinde neleri başarabildiği ortada.

Öyleyse; formül belli: İçinde bulunduğumuz kısır çekişme ortamından, çıkarcı, benmerkezli hastalıklı yaklaşımlardan, basit siyasi hesaplardan, küçük düşünmekten, statükoyu korumaya dönük günübirlik davranışları terk ederek, birlikte, ortak hareket etme alışkanlığını, bu sinerjiyi Burdur’da her alana yaymalıyız…

YORUM YAZ

  • Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
  • Henüz yorum yapılmamış.