1954 'ten bugüne BURDUR'DA    e-posta : yenigungazete@ttmail.com

YAZ DİYETLERİ ve SAĞLIKLI KİLO VERME İLE İLGİLİ ARADIĞINIZ TÜM CEVAPLAR BU SÖYLEŞİDE!

28 Temmuz 2015, Salı, 6:35 | Gündem, Manşet, Sağlık, Sürmanşet | 977 kere okundu | Bu haberi Facebook'ta Paylaş

Hacer Zeren, Burdur Devlet Hastanesi Diyetisyenlerinden Hasibe Altıntaş ile görüştü…

Burdur Devlet Hastanesi Diyetisyenlerinden Hasibe Altıntaş, ‘yaz’ın nasıl beslenilmeli, sağlıklı zayıflama nasıl olur, zayıflamak için hangi sporlar yapılmalı, son zamanlarda sosyal medyadan sıkça okuduğumuz limon-sarımsak karışımı zayıflamaya yardımcı mı, bazı hastalıkları önleyici haberleri ne kadar doğru?’ Bu soruları gazetemiz okurları için yanıtladı.

Yaz mevsimi, özellikle kadınların diyet yapmak için en çok tercih ettikleri zaman dilimi. Televizyon kanallarında, sosyal medyada her geçen gün diyetle ilgili haberler, programları artıyor. Hal böyle olunca insanlar hangi diyeti uygulayıp uygulamayacağını, hangisinin sağlıklı olup olmadığını kestiremiyor. Bir de sağlıklı beslenme için önerilen yiyecekler ve bitki çayları var ki, ayrı bir tartışma konusu. Her gün ‘şu bitki çayı karışımı şu hastalıklara iyi geliyor’ açıklamalarını, haberlerini okumak mümkün. Peki bunların hangisi doğru, ne kadarı uygulanabilir? Sağlıklı beslenme için gerçekten bu tariflerden kullanmak gerekiyor mu? Gazetemiz Muhabiri Hacer Zeren, yaz aylarında uygulanması gereken diyetler ve sağlıklı ve dengeli beslenme yolları ile ilgili, konunun uzmanıyla, Burdur Devlet Hastanesi Diyetisyenlerinden Hasibe Altıntaş ile görüştü. Hasibe Altıntaş, sağlıklı zayıflama yöntemlerinden, yaz aylarında uygulanması gereken beslenme yöntemlerine kadar her şeyi Yenigün’e anlattı.

Hacer Zeren: Metabolizmayı sağlıklı bir şekilde hızlandırmak için ne yapmak gerekiyor?

Hasibe Altıntaş: Metabolizmayı hızlandırmak derken tek yönlü bir beslenmeden bahsetmiyoruz. Yeşil çay hızlandırır, yoğurt karın bölgesindeki yağları eritir, proteinli besinler metabolizmayı hızlandırır gibi tek yönlü bir beslenme şekline kesinlikle başvurmamamız lazım. Metabolizmayı hızlandırmak için yapacağımız en önemli şey, öğün sayısı arttırmak. Klasik yöntemle 6 öğün denilebilir ama 8’de olabilir. Bu kişiye ve çalışma saatlerine göre değişebilir.

Hacer Zeren; Ara öğünlerde ne yenilebilir?

Hasibe Altıntaş: Ara öğünlerde çok şekerli, yağlı besinlerden bahsetmiyoruz. Çalışma ortamında taze meyve yemek sıkıntı yaratacaksa, kuru meyve tercih edilebilir. Taze meyveler, vücuttaki suyun arttırılması adına önceliğimiz ama ofis ortamında kuru kayısı, kuru erik, kuru üzüm yersek kan şekerimizi dengeleyecektir. Ev ortamında ya da çalışma şartları rahat olan insanlar için mevsim meyvelerinden tercih edilmesini öneriyoruz. Meyvenin yanında mutlaka protein kaynağı olmak durumunda; süt, yoğurt, ayran, kefir gibi. Bunlar sağlıklı içecekler. Bir dilim ekmekle peynir de olabilir. Mutlaka 2,5-3 saatte bir ara öğün öneriyoruz. Dört saati geçen açlıklar bizim için uzun süre açlık olarak kabul ediliyor ve metabolizma yavaşlamaya başlıyor. En büyük yanlış, uzun süreli açlık yaşamak. Kişi, uzun süre aç kaldığı zaman zayıflayacağını düşünür. Halbuki metabolizma kendisini korumaya alır ve yağ depolamaya gider. Vücut size güvenmez. Yaptığı şey, nasıl olsa öğün düzeni belli değil; ne zaman yemek yiyecek, ne zaman ara öğün yiyecek belli olmadığı için siz ne yerseniz yiyin, yağ olarak depolayacak ki kendisini korumaya alacak. Sonrasında bu yağ depolarından kullanma yoluna gidecek.

Hacer Zeren: Bitki çaylarının zayıflamaya ve sağlığa faydaları konuşuluyor sürekli. Ne kadar tüketilmeli?

Hasibe Altıntaş: Bitki çayları ile ilgili ülkemizde maalesef çok net çalışmalar yok. Medyada birçok şey dinliyor insanlar; bir tutam funda otu, bir tutam civanperçemi… Hiç duymadığımız şeyler. Bir tutam ya da iki üç dal gibi bir yöntemle bitki çayı tüketmelerini kesinlikle önermiyorum. Bu iş, yemek tarifi gibi değil. Böyle bir şey yok. Net laboratuvar çalışmaları olmadığı için- ki bitki çayları benim yüksek lisans seminer konumdu- ‘şu çay şu kadar bardak tüketilmeli’ diyemiyoruz. Bununla ilgili ciddi çalışmalar yok. Ama yeşil çayı günlük iki fincan, kupa tavsiye ediyoruz. Yeşil çay, içtiğimiz siyah çayın yeşil halidir. Aynı bitkidir. Çünkü antioksidan miktarı yüksek. Yani kansere karşı koruyucudur. Fazlasına gerek yok. Karma bitki çaylarını hiçbir şekilde önermiyorum. Bitki çaylarının genel özelliği diüretik olmaları. Diüretik demek; vücuttan su kaybına sebep olmaları demek. Zaten, yaz aylarında vücut çok fazla susuz kalır. Terlemeyle vücuttan çok su atılır. O yüzden bitki çayları yaz dönemi için hiç uygun değil.

Hacer Zeren: Çok çabuk kilo alıp vermek neye işarettir?

Hasibe Altıntaş: Yanlış beslenmeye delalettir. Diyet Polikliniği’ne gelmeden, diyet yapmadan da kilo verebilirler. Ama sağlıklı bir kilo kaybı değildir o, su kaybıdır. Biz hızlı kilo veririz ‘evet diyetisyene geldiğiniz zaman haftada bir kilo verilecek, sağlıklı olan bu.’ Bizim 1 kilomuz yağdan verilen bir kilo. Onların verdiği su’dan 10 kiloya kat kat bedel. Aslında bu göreceli bir kilo kaybı, kilo vermiş sayılmıyorsunuz.

Hacer Zeren: Kişi çok su içmeyi sevmiyorsa, onu tamamlayacak ne yapabilir?

Hasibe Altıntaş: Biz çok su içmeyi seven bir toplum değiliz maalesef. Bizim kışın su içme alışkanlığımız yoktur. Biz de susayınca su içilir. Öyle bir anlayış var. Halbuki susama vücut için çok geç bir sinyal. Vücut susuz kalır ki ondan sonra susarsınız. Vücudu susuz bırakmaya hakkınız yok. Susamayı beklemeyeceğiz. Ben hastalara basit bir örnek veririm; bir ütüyü susuz çalıştır mıyorsunuz değil mi? Mekanizma yanar diyorsunuz. Ama vücudu susuz çalıştırıyorsunuz. Bu toksinler neyle atılacak? Nasıl bir boşaltım yöntemi düşünülüyor ya da böbrekler süzme için ne kullanıyor? Bütün organlar su kullanıyor. Vücudun % 75’i su. Çok ciddi bir oran bu. Bizim için de su içmek için belirli zamanlar vardır. Halbuki kış’ında vücut çalışır, organlar su tüketmeye devam eder. Özellikle yaz’ın günde 8-10 bardak su tüketilmeli. Diüretik dediğimiz, kafein içeren; kahve gibi, çok demlenmiş siyah çay tüketilmemeli. O yüzden kahve, çay gibi diüretik içeceklerden uzak durulmalı. Meyve kompostoları tercih edilebilir. Taze sıkılmış meyve suları olabilir. Süt, ayran, kefir yaz için özellikle sıvı ihtiyacımızı karşılamak adına tercih edilebilecek içecekler arasında.

Hacer Zeren: Limon suyu nasıl?

Hasibe Altıntaş: Taze sıkılmış limon suyu yaz için ideal bir içecek. O da vitamin dengenizi sağlar. Ama aç karna limon suyu değil. Yemek yedikten sonra, ara öğün de tercih edilebilir. Güzel bir tercihtir ama biz limon suyunu zayıflamak adına, aç karna, özellikle sıcak suya limon suyu yapıyorsak iyi değil. Çünkü zaten mide aç karna asittir. Siz iki asidi birleştirmiş oluyorsunuz. Limonu da aldığınız zaman gastrit, ülser gibi mide rahatsızlıklarıyla karşı karşıya kalıyorsunuz.

Hacer Zeren: Son zamanlarda internette limon suyu, sarımsak karışımının hem zayıflamaya yardımcı olduğu hem de sağlığa faydalı olduğuna dair çok şey okuyoruz. Bunlar doğru mu?

Hasibe Altıntaş: Sarımsak, soğan, pırasa kükürtlü aminoasitler içerdiği için onların metabolizmayı az da olsa hızlandırıcı etkisi var. Biz zaten demiyoruz ki; sizin sarımsak diyetinizde yasak, soğan yemeyin böyle bir şey yok. Yemeklerinizde, salatalarınızda kullanın. Ama bunu limonla birleştirin, asit miktarını daha da arttırın, 20 gün bekletin… Mide için sıkıntılı bileşimler bunlar.

Hacer Zeren: Bu tarifleri kim veriyor Hasibe Hanım?

Hasibe Altıntaş: Biz de diyetisyenden çok etrafta bu iş üzerinden işini yürüten insanlar var. Konuşanlara baktığınız zaman başka branşlardalar. Diyetisyenle alakası olmayan sektörlerde olanlar açıklama yapıyor. Zayıflama çok ciddi bir sektör. İnsanlar ilgi çekmeye çalışıyor. Aslında zaman zaman eleştirdiğim; ‘yoğurt tüketirseniz karın bölgesindeki yağları eritirsiniz. Şunu tüketirseniz basen bölgenizden incelme olur.’ Böyle bir şey yok. Hiçbir şekilde tek yönlü beslenme, şu besin şu bölgeye yarar gibi bir şey söz konusu değil. Tek yönlü beslenmeyin. Bizim 5 grubumuz var; sebze-meyve grubu, tahıl grubu, et, tavuk, kuru baklagiller, süt, yoğurt grubu. Bu grupları tamamladığınız zaman sağlıklı, dengeli beslenmiş oluyorsunuz. Polikliniğe geldikleri takdirde porsiyonları biz ayarlıyoruz.

Hacer Zeren: Polikliniğe gelmek neden önemli? Zayıflamak isteyenler neden buraya gelsinler?

Hasibe Altıntaş: Vücut analiz cihazımıza çıkartıp, kas, yağ oranlarının takibini yapıyoruz. Kan tahlilleri olmadan hiçbir hastaya diyet yazmıyoruz. Şu algıyı artık kıralım; polikliniğe gittim. ‘Hazır bir diyet çıkardı verdi, ben buna ikna olmadım.’ Hiçbir şekilde bizim polikliniğimize geldikleri zaman, ben dahil 3 diyetisyen arkadaşımız da, vücut analiz cihazına çıkartmadan, tahlil görmeden diyet yaptırmıyoruz. Kişiye özel beslenme programı ayarlıyoruz. Mutlaka ve mutlaka diyet polikliniğine başvurmaları gerekiyor. Kendi başlarına kilo verebilirler ama bu tek başına su kaybından başka bir şey değil. Vücutta çok ciddi sarkmalar olur. Su miktarını dengeleyemezlerse çok ciddi sıkıntılar yaşanır. O yüzden hastaların mutlaka polikliniğe başvurmalarını öneriyoruz.

Hacer Zeren: Peki son sorum; sporu zayıflamak için nasıl kullanmalıyız, ne tür sporlar yapmalıyız?

Hasibe Altıntaş: Bu işin uzmanları var, antrenörler var, çalıştıranlar var. Çok bizim alanımız olmamakla birlikte, gelen hastalarımıza fiziksel aktivite olarak- ki gelen yaş grubu önemlidir. Hangi yaş grubunda nasıl fiziksel aktivite yapılacağına göre değişir- genel olarak 35-40 yaşları üzerindeki hastalarımıza , dizlerde ve ayakta ciddi bir problem yoksa, 45 dakika aralıksız tempolu yürüyüş öneriyoruz. Genel olarak ‘benim yürüyüşüm günde 45 dakikayı bir saati buluyor’ diyor hasta. ‘nasıl buluyor’ diye sorduğumda, ’15 dakika sabah işe gidiyorum, 15 dakika öğle yemeğine gidiyorum, 15 dakika akşam eve gidiyorum 45 dakika yapıyor’ diyor. Bu, kesinlikle etkili bir fiziksel aktivite sınıflamasına girmiyor. Vücut yağ yakımını 20 dakikadan sonra başlatıyor. Vücut önce ısınacak ısındıktan sonra yağ yakımına başlayacak. Tam 20 dakika da vücudu ısıtıyorsunuz, 20 dakikada iş yerinize geldiniz, bitti. Oturan insana göre mutlaka kalori yakıyorsunuz ama çok yeterli ve etkili bir aktivite değil. O yüzden ara vermeden, 45 dakika fiziksel aktivite yapalım. Saati önemli midir? Hastalarımıza, halkımıza hak veriyorum. Çok bilgi karmaşası var. Akşam şu saatte yürürseniz çok etkili, sabah şu saatte çıkarsanız hiçbir anlamı yok deniyor. Bunların yine dikkat çekmek için yapılan şeyler olduğunu düşünüyorum.

Hacer Zeren: Bir bilgi kirliliği var.

Hasibe Altıntaş: Kesinlikle. Bu bilgi kirliliğinden kişinin kendisini koruması çok zor. Hayretle dinliyorum. Saati çok önemli değil. Ama aç karna ya da aşırı tok şekilde fiziksel aktivite önermiyoruz. Aç karna zaten kan şekeri düşmüş olur. Alt seviyelerde olur. Fiziksel aktivite ile kan şekerini daha da düşürmüş oluruz. Ciddi sıkıntıya

yol açabilir. Yemekten 1-1,5 saat sonra veya ara öğünden hemen sonra çıkılabilir. Akşam ya da sabah yürüyüş yapmanın hiçbir önemi yoktur. Sadece insanlar yaz sıcaklarına dikkat etsinler. Uzmanların söylediği 10.00-14.00 arası gibi aşırı etkili sıcakların olduğu zamanlarda yürüyüşe çıkmasınlar.

Hacer Zeren: Bunların haricinde yazın nasıl beslenilmeli ile ilgili neler eklemek istersiniz?

Hasibe Altıntaş: Yağlı besinlerden uzak durulması gerekiyor. Kızartmalar, aşırı yağlı gıdalar ve sakatatlar yerine ızgara, buğulama ve haşlama olarak hazırlanmış, yağsız etler tercih edilmeli. Yine yaz döneminde özellikle fazlaca yapılan mangal partilerini de atlamayalım. Etinizin ateşten en az 15 cm yukarıda olması kanserojen etki oluşmaması açısından önemlidir. Bu aynı zamanda et’ten damlayan et suyunun azalmasını sağlayacak ve vitamin ve mineral kaybı en aza inecektir. Etinizi ateşe çok yaklaştırmayın.

Dondurma, sütlü tatlı ve meyve tatlılarını tercih edin. Kan şekerinin hızla yükselip, hızla düşmesine sebep olan yağlı, şekerli ve ağır tatlılar yerine dondurma, sütlü tatlı ve meyve tatlıları tercih edilmeli. Tatlıları tüketirken de her besinde olduğu gibi porsiyon miktarlarına dikkat edilmelidir.

Hijyene önem verilmeli, besin zehirlenmelerine dikkat! Bakterilerin üremeleri için besin, sıcaklık ve nem yeterlidir. Bu sebeple kış aylarına göre daha dikkatli olunmalıdır. Sıcaklığın artmasıyla birlikte besinlerin bozulma hızı da hızı da artacaktır. Özellikle yaz aylarında dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin, tüketiminden kaçınmaya, çabuk bozulan potansiyel riskli besinleri (et, yumurta, süt, balık v.b.) açıkta bekletmemeye ve besinlerin satın alınması, hazırlanması ve pişirilmesi, özellikle saklama aşamalarında hijyene dikkat ediniz. Süt, krema, dondurma, mayonez gibi gıdalar yaz aylarında çok daha kolay bozulur. Bu nedenle mutlaka buzdolabında saklayın ve kullanma süresine dikkat edin.

 

YORUM YAZ

  • Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.
  • Henüz yorum yapılmamış.